Tavhid

Gönderen Konu: BEN (ALLÂH’A MUHTAÇ OLAN) FAKÎRİM... ŞEYH’UL İSLÂM İBNU TEYMİYYE  (Okunma sayısı 3735 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 205
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
Ben (Allâh’a Muhtaç olan) Fakîrim...1
Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh)2

Ben (Allâh’a Muhtaç olan) Fakîrim3

Şeyh’ul İslâm İbn’ul Kayyim (Rahimehullâh), Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) hakkında şöyle dedi:

وَبَعَثَ إِلَيَّ فِي آخِرِ عُمُرِهِ قَاعِدَةً فِي التَّفْسِيرِ بِخَطِّهِ، وَعَلَى ظَهْرِهَا أَبْيَاتٌ بِخَطِّهِ مِنْ نَظْمِهِ

“Ömrünün sonuna doğru bana el yazısıyla yazmış olduğu bir tefsîr kâ’idesi yazıp göndermişti. Arkasında da, el yazısıyla yazmış olduğu kendisine ait olan şu beyitler yazılıydı:4

أَنَا الْفَقِيرُ إِلَى رَبِّ الْبَرِيَّاتِ ... أَنَا الْمُسَيْكِينُ فِي مَجْمُوعِ حَالَاتِي
“Ben mahlukâtın5 Rabbine (muhtâç olan) fakîrim,
Ben her hâlimde (Allâh’a karşı yoksul ve çaresiz olan) bir küçük miskînim.

أَنَا الظَّلُومُ لِنَفْسِي وَهِيَ ظَالِمَتِي ... وَالْخَيْرُ إِنْ يَأْتِنَا مِنْ عِنْدِهِ يَأْتِي
Ben nefsime çok zulmedenim, o da bana zulmeder.
Bize bir hayır geldiğinde6, Allâh'tan gelir.

لَا أَسْتَطِيعُ لِنَفْسِي جَلْبَ مَنْفَعَةٍ ... وَلَا عَنِ النَّفْسِ لِي دَفْعُ الْمَضَرَّاتِ
Ben ne nefsim için menfa’âtleri celb edebilirim (kendime yarar sağlayabilirim),
Ne de nefsimden zarârları def edebilirim.

وَلَيْسَ لِي دُونَهُ مَوْلًى يُدَبِّرُنِي ... وَلَا شَفِيعٌ إِذَا حَاطَتْ خَطِيئَاتِي
O'ndan başka beni idâre edecek bir Mevlâ’m yoktur.
O'ndan başka bir şefa’âtçim de yoktur günahlarım beni kuşattığında.7

إِلَّا بِإِذْنٍ مِنَ الرَّحْمَنِ خَالِقِنَا ... إِلَى الشَّفِيعِ كَمَا قَدْ جَاءَ فِي الْآيَاتِ
Yaratıcımız er-Rahmân’ın izin vermesi müstesnâ,
Şefa’âtcıya8, âyetlerde geldiği (buyurulduğu) gibi.

وَلَسْتُ أَمْلِكُ شَيْئًا دُونَهُ أَبَدًا ... وَلَا شَرِيكٌ أَنَا فِي بَعْضِ ذَرَّاتِ
Ebediyyen O’nsuz bir şeye mâlik olamam,
Hiçbir zerreye de ortaklığım yoktur.

وَلَا ظُهَيْرٌ لَهُ كَيْ يَسْتَعِينَ بِهِ ... كَمَا يَكُونُ لِأَرْبَابِ الْوِلَايَاتِ
O’na yardım eden bir yardımcısı da9 değilim,
(Yeryüzündeki) idâre sâhibleri için sözkonusu olduğu gibi (değildir),

وَالْفَقْرُ لِي وَصْفُ ذَاتِ لَازِمٍ أَبَدًا ... كَمَا الْغِنَى أَبَدًا وَصْفٌ لَهُ ذَاتِي
Fakr, benim için zâtımdan ayrılmaz (aslî) ebedî vasfımdır.
Ebedî zenginliğin O’nun Zâtı’nın ayrılmaz bir sıfâtı olduğu gibi.

وَهَذِهِ الْحَالُ حَالُ الْخَلْقِ أَجْمَعِهِمْ ... وَكُلُّهُمْ عِنْدَهُ عَبْدٌ لَهُ آتِي
İşte bu hâl, mahlukâtın tümünün hâlidir.
Mahlukâtın tümü Allah'ın katında -benim de (kölesi) olduğum gibi- O'nun kölesidir.

فَمَنْ بَغَى مَطْلَبًا مِنْ غَيْرِ خَالِقِهِ ... فَهُوَ الْجَهُولُ الظَّلُومُ الْمُشْرِكُ الْعَاتِي
Herkim Hâliki dışında bir başkasını, kendisinden istenilecek makâmına getirerek, (Allâh’a karşı haddi aşarak) isyân ederse,
O kimse en câhil, en zâlim, müşrik ve alçaktır.

وَالْحَمْدُ لِلَّهِ مِلْءَ الْكَوْنِ أَجْمَعِهِ ... مَا كَانَ مِنْهُ وَمَا مِنْ بَعْدُ قَدْ يَاتِي
Allâh’a kainat dolusunca hamd olsun,
Şimdiye kadar yaratılmış ve bundan sonra yaratılacak olanlar sayısınca.”10


Alıntı
Dipnotlar:

1- Allâh Te’âlâ şöyle buyurmaktadır:

يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَنتُمُ الْفُقَرَاء إِلَى اللَّهِ وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ
“Ey insânlar, siz Allâh'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allâh ise, Ğaniy’dir (hiç bir şeye ihtiyâcı olmayandır), Hamîd’dir (övülmeye layıktır).” (Fâtir 35/15)

2- Bu beyitlere yakın lafızlarla İbnu Receb el-Hanbelî’nin “el-Câmi’u li Tefsîru el-İmâm İbnu Receb el-Hanbelî” isimli eserinde (2/206), ayrıca “İhtiyâr el-Ûlâ fi Şerh Hadîs İhtisâm el-Mele’ el-A’l┠isimli eserinde (1/117), Emîr es-San’ânî’nin “et-Tehbîr li Yedâh Me’âni’it Teysîr” isimli eserinde (1/130-131), Mahmûd Şükrî el-Alûsî’nin “Ğâyet’ul Emânî” isimli eserinde (2/289 dipnot 1), “el-Müstedrak fî Mecmû’ Fetevâ Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye” isimli eserde (1/144) ve başka kaynaklarda -tamamıyla yahut kısmen- yerverilmiştir. Biz, Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh)’ın talebeleri olan İbn’ul Kayyim (Rahimehullâh) ile İbnu ‘Abd’il Hâdî (Rahimehullâh)’ın eserlerinde alıntıladıkları metinlerin karşılaştırmalı tercümesine yervereceğiz inşallâh.

3- İbn’ul Kayyim, Medâric’us Sâlikîn 1/520; İbnu ‘Abd’il Hâdî, el-‘Ukûd’ud Diriyye 1/391.

4- Şeyh İbnu ‘Abd’il Hâdî (Rahimehullâh), Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) hakkında şöyle demektedir:

وَقد وجد بِخَط الشَّيْخ أَبْيَات قَالَهَا بالقلعة وَهِي

“(…) Şeyh’in hapishanedeyken söylemiş olduğu, kendi el yazısıyla yazdığı bazı beyitler bulunmuştur, şöyle demektedir:”

5- İbnu ‘Abd’il Hâdî (Rahimehullâh)’ın nüshasında bu beyit şöyle ifade edilmiştir:

أَنا الْفَقِير إِلَى رب السَّمَاوَات
“Ben semâların (göklerin) Rabbine (muhtâç olan) fakîrim,

6- İbn’ul Kayyim (Rahimehullâh)’ın nüshasında yeralan “يَأْتِنَا” kelimesi, İbnu ‘Abd’il Hâdî (Rahimehullâh) nüshasında “جَاءَنَا” şeklinde ifâde edilmiştir. Her iki kelimede ma’nâ açısından ciddi farlılıklar bulunmaması sebebiyle tercümede de farklılığa yer verilmemiştir. Vallâhu A’lem!

7- İbnu ‘Abd’il Hâdî (Rahimehullâh)’ın nüshasında bu beyit şöyle ifade edilmiştir:

وَلَا شَفِيع إِلَى رب البريات
Yarattıklarının Rabbine bir Şefa’âtçi de yoktur.

8- İbnu ‘Abd’il Hâdî (Rahimehullâh)’ın nüshasında bu beyit şöyle ifade edilmiştir:

رب السَّمَاء كَمَا قد جَاءَ فِي الْآيَات
Semâ’nın Rabbi; tıpkı âyetlerde geldiği (buyurulduğu) gibi.

9- İbn’ul Kayyim (Rahimehullâh)’ın nüshasında yeralan “كَيْ يَسْتَعِينَ بِهِ” ifâdesi, İbnu ‘Abd’il Hâdî (Rahimehullâh) nüshasında “كَيْمَا أعاونه” şeklinde ifâde edilmiştir. Her iki kelimede ma’nâ açısından ciddi farlılıklar bulunmaması sebebiyle tercümede de farklılığa yer verilmemiştir. Vallâhu A’lem!

10- İbnu ‘Abd’il Hâdî (Rahimehullâh)’ın nüshasında şi’ir şu ziyâde beyitler ile sona ermektedir:

ثمَّ الصَّلَاة على الْمُخْتَار من مُضر ... خير الْبَريَّة من مَاض وَمن آتِي
Salât üzerine olsun Mudar kabilesinin arasından seçilen,
Geçmişte yaratılmış ve gelecekte yaratılacak olan mahlukâtın en hayırlısına (Muhammed Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e).”
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
16 Yanıt
9076 Gösterim
Son İleti 18.01.2019, 15:47
Gönderen: Uhey
26 Yanıt
10430 Gösterim
Son İleti 17.11.2015, 19:31
Gönderen: İbn Teymiyye
10 Yanıt
8188 Gösterim
Son İleti 12.12.2015, 03:08
Gönderen: İbn Teymiyye
15 Yanıt
7260 Gösterim
Son İleti 27.11.2018, 06:22
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
2981 Gösterim
Son İleti 17.11.2018, 01:44
Gönderen: Izhâr'ud Dîn