Tavhid

Gönderen Konu: SARHOŞKEN KÜFÜR SÖZ SÖYLEYEN KİŞİNİN TEKFİRİNDE İCMA VAR MI?  (Okunma sayısı 3467 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1767
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Alıntı
Selamun Aleykum...

Hamza (radiyallahu anh) içki haram olmadan önce içki içip sarhoş olduğunda Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ve onunla beraber olanlara:

“Siz ancak benim ve babamın kölelerisiniz” dedi. (Buhari)

Hamza (radiyallahu anh) söylediği bu sözü sarhoş değilken söylese idi küfre girerdi.

İbni Kayyım bu konuda şöyle demiştir:

“Hamza (radiyallahu anh) sarhoşken söylediği sözü sarhoş değilken söylese idi mürted ve kafir olurdu. Fakat Hamza (radiyallahu anh) söylemiş olduğu bu sözü sarhoşken söylediğinden dolayı sorumlu tutulmadı.” [El-Hedy (Zadul Mead, 5/190)]

Bazilari diyor ki bu Hamza.r.anhin sözü küfür degildir bunu ibn Kayyim ya yanlis anlamis yada ona iftiradir. çünkü sarhoş, sarhoş iken eger küfür sözü soyler ise"icmaen"kafir olur!Böyle bir icma'a varmidir?

Bismillahirrahmanirrahim,

Bu insanların hatası tamamen kendi reylerine ve de zanlarına göre yanlış bir asıl belirleyip ondan sonra o fasit aslın üzerine birçok hüküm bina etmeleridir. Şimdi ne hikmetse İbn Kayyım'ın bile meseleyi yanlış anlama ihtimali olurken bu şahısların asla yanılma ihtimalleri olmamaktadır (haşa) Öyle ki bu kişiler kendi anlayışlarını mutlak hakikat olarak bir esas yapıyorlar ve de ilim, din hatta tarih namına ne varsa bu adamların anlayışına göre tekrar tashih edilmesi gerekiyor!! Bu tipler üstelik bunu yaparken hiç bir ilme sahip olmadıkları halde yapıyorlar! Bütün bunları Allaha havale ederek asıl konuya geçmek istiyoruz. Şimdi bu kimselerin öncelikle küfür söz söyleyen sarhoşun kafir sayılacağına dair iddia ettikleri icmayı yakin ilimle ortaya koymaları gerekir. Bu icma nerede geçmektedir, hangi alim bu icmayı nakletmiştir? Bilakis biz bunun aksine delalet eden şeyler görüyoruz. Bu minvalde İbn Hazm’ın el-Muhalla’da selef alimlerinden naklettiği şu görüşleri zikredebiliriz:


وَقَالَ مَالِكٌ: طَلَاقُ السَّكْرَانِ وَنِكَاحُهُ وَجَمِيعُ أَفْعَالِهِ جَائِزَةٌ إلَّا الرِّدَّةُ فَقَطْ، فَلَا يُحْكَمُ لَهُ فِي شَيْءٍ مِنْ أُمُورِهِ بِحُكْمِ الْمُرْتَدِّ.

Malik demiştir ki: Sarhoşun boşanması ve sair bütün fiilleri geçerlidir, ancak irtidad hariç. Sarhoşa mürted ahkamından hiç birisi uygulanmaz.

وَقَالَ أَبُو حَنِيفَةَ، وَأَصْحَابُهُ: يَجُوزُ طَلَاقُهُ، وَجَمِيعُ أَفْعَالِهِ إلَّا الرِّدَّةُ.

Ebu Hanife ve ashabı ise şöyle demiştir: Sarhoşun boşanması ve sair bütün fiilleri geçerlidir, ancak irtidad hariç.    (el-Muhalla, 9/473)

Görüldüğü üzere sarhoşun irtidadının geçerli olduğu hususundaki icma iddiası asılsızdır. Çünkü seleften sarhoşun irtidadının geçerli olmadığına dair kaviller gelmiştir. Zaten meselenin çıkış noktası üzerinde düşünen kimse bu hususta ihtilafın neden caiz olduğunu anlar. Zira sarhoş aklı gitmiş olan kimsedir ve sarhoşluğun haram kılınma illetlerinden en önemlisi de aklı gidermesidir. Aklı başında olmayan birisi de esas itibariyle yaptıklarından mesul değildir. Burada bazı alimleri sarhoşluğu mazeret saymamaya iten sebeb ise kişinin haram olduğunu bilerek içki içmiş olmasıdır ve böylece onlar sarhoşun irtidad ve sair fillerini bir nevi yaptığı işe ceza olarak geçerli saymışlardır. İbn Hacer bununla alakalı şöyle demektedir:


زَاد بن جُرَيْجٍ وَذَلِكَ قَبْلَ تَحْرِيمِ الْخَمْرِ أَيْ وَلِذَلِكَ لَمْ يُؤَاخِذِ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَمْزَةَ بِقَوْلِهِ وَفِي هَذِهِ الزِّيَادَةِ رَدٌّ عَلَى مَنِ احْتَجَّ بِهَذِهِ الْقِصَّةِ عَلَى أَنَّ طَلَاقَ السَّكْرَانِ لَا يَقَعُ فَإِنَّهُ إِذَا عَرَفَ أَنَّ ذَلِك كَانَ قبل تَحْرِيم الْخمر كات تَرْكُ الْمُؤَاخَذَةِ لِكَوْنِهِ لَمْ يُدْخِلْ عَلَى نَفْسِهِ الضَّرَرَ وَالَّذِي يَقُولُ يَقَعُ طَلَاقُ السَّكْرَانِ يَحْتَجُّ بِأَنَّهُ أَدْخَلَ عَلَى نَفْسِهِ السُّكْرَ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْهِ فَعُوقِبَ بِإِمْضَاءِ الطَّلَاقِ عَلَيْهِ

“İbn Cureyc bu hadise şöyle bir ziyadede bulunmuştur: “Bu, (yani Hamza’nın olayı) içkinin haram kılınmasından önce idi.” (Buhari: 2375) Yani Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in  Hamza’yı söylediği sözden dolayı cezalandırmaması bu sebeble idi. Bu ziyadede bu kıssadan yola çıkarak sarhoşun boşamasının geçerli olmayacağını söyleyenlere reddiye vardır. Zira bunun içki haram kılınmadan önce yaşandığı bilindiği zaman cezalandırmayı terk etmesinin sebebinin onun (Hamza’nın) kendi nefsine (bilerek) zarar vermiş olmamasından kaynaklandığı ortaya çıkar. Sarhoşun boşamasının geçerli olduğunu söyleyenler ise bu kimsenin haram olduğu halde kendi nefsini (bilerek) sarhoşluğa soktuğunu ve boşamasının geçerli sayılarak cezalandırıldığını ifade ederler.” (Fethul Bari, 6/201)
 
Yani sarhoşluğu küfür vs’de mazeret saymayanlar bunun haram oluşundan ötürü bu görüşe varmışlardır. Aksi takdirde delilik vb nasıl cezaya engel sayılıyorsa sarhoşluk da aklı gideren diğer şeyler gibi tekfirin ve diğer hükümlerin manisi addedilecekti. Çünkü bütün bunlarda iradenin ortadan kalkması mevzu bahistir ve tıpkı hata, unutma, ikrah vb iradeyi ve kasdı ortadan kaldıran durumlarda kişi sorumlu değilse sarhoşlukta da haram kılınmadan önce durum böyledir. İbn Kayyım gibi bazı alimler ise haram kılındıktan sonra da bunu hükmün engeli olarak addetmeye devam etmiştir. İbn Kayyım konuyu izah ettiği başka bir yerde şöyle demektedir:


وكذلك الصحابي الذي قرأ: "قل يا أيها الكافرون أعبد ما تعبدون، ونحن نعبد ما تعبدون"  وكان ذلك قبل تحريم الخمر، ولم يُعدّ بذلك كافرًا، لعدم القَصْد وجَرَيَان اللفظ على اللسان من غير إرادة لمعناه

"Kafirun suresini “De ki ey kafirler! Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet ederim ve biz de sizin ibadet ettiklerinize ibadet ederiz” şeklinde (sarhoş olduklarından dolayı la olumsuzluk edatını düşürerek) okuyan sahabelerin durumu da böyledir. Bu da içkinin haram kılınmasından önce idi ve bundan dolayı kafir addedilmediler. Bunun sebebi kasıd olmaması ve sözkonusu lafzın dilde (küfür olan) manası kasdedilmeden cereyan etmesidir."  (İlamul Muvakkiin, 4/433)

Görüldüğü üzere sarhoşun irtidadının geçerli olmadığına getirilen tek delil Hamza (ra) kıssası değildir. Bazı sahabelerin içki haram kılınmadan önce sarhoş vaziyette namaza durup Kafirun suresindeki “Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem” ifadesini “ederim” şeklinde okumaları sözkonusu idi ki bu diğerinden daha açık bir küfür sözüdür ve hiçbir tevile ihtimali yoktur. Bu kıssa Ebu Davud ve diğerlerinde geçmekte olup “sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın” mealindeki Nisa: 43 ayetinin iniş sebebi olarak zikredilmektedir. Bütün bu kıssalarda sahabenin tekfir edilmeme sebebi ise bu küfür sözünün tıpkı ikrah gibi kişinin kasdı ve iradesi olmadan yani başka bir tabirle küfre rızası olmadan, kalbini küfre açmadan ağızdan çıkmış olmasıdır. Burayı fıkheden kişi meselenin özünü anlamış olur. İçki haram kılındıktan sonra bunun bazı alimler tarafından mazeret addedilmemesi ise içkinin haram oluşu ve haramlığının zaruri bir ilim olarak herkes tarafından yaygın olarak bilinmesinden ve kişinin şeriat tarafından uyarıldığı halde nefsini bile bile tehlikeye atmasından dolayıdır. Esasında bu husustaki ihtilaf meşhurdur, hangi görüşün racih olduğu ve meselenin genel anlamda tahkiki ise bizim konumuz değildir. Ahiru da’vana en’il hamdu lillahi Rabbil alemin.


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
4901 Gösterim
Son İleti 11.06.2015, 03:18
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
2253 Gösterim
Son İleti 21.04.2016, 23:40
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
611 Gösterim
Son İleti 21.09.2018, 01:58
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
999 Gösterim
Son İleti 18.10.2018, 03:22
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1493 Gösterim
Son İleti 23.11.2018, 20:01
Gönderen: Yahya Selefy