Tavhid

Gönderen Konu: ORTADOĞUDA TUTUŞAN FİTNE ATEŞİNE KARŞI TAVRIMIZ NE OLMALIDIR?  (Okunma sayısı 2022 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ziyaretci

  • Ziyaretçi
ESSELAMU ALEYKUM
Allahin rahmeti uzerinize olsun, sizden gundeme dair bir degerlendirme istiyorum, inancimiz cihad ettigini iddia edenlerin dinin aslini muhalif oldugunu biliyoruz sitenizdende faydalaniyoruz. Lakin musluman olmasalar bile bu gerek musul operasyonu olsun gerek digerleri butun birlesmesi ve insanlari katletmesi icimde bir acima ve rahatsizlik var bu olaylara nasil bakmaliyim bunla ilgili hikmetli yazilarinizi bekliyoruz. Allah hakka isabet ettirsin

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1743
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Bismillahirrahmanirrahim,

Vealeykum. Bizler kıyamete yakın ahir zaman diliminde yaşayan fertler olarak etrafımızdaki olaylara son derece soğukkanlı ve temkinli yaklaşmak durumundayız. Zira Allah Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ahir zamanda doğru ile yalanın birbirine karışacağını haber vermektedir. İbn Kesir’in “en-Nihaye fi’l Melahim ve’l Fiten” adlı eserinde naklettiğine göre İmam Ahmed b. Hanbel, Ebû Hüreyre'den şöyle rivayet etmiştir; Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Kıyametten önce aldatıcı seneler olacaktır. O senelerde doğrular yalan, yalancılar doğru söyler, güvenilir kimse hıyanet eder, hâin kimseye güvenilir ve değersiz kimseler söz sahibi olurlar." Ravilerden Şureyh dedi ki: "O senelerde değersiz kimseler işlere bakarlar." (İbn Kesir diyor ki:) Bu rivayetin senedi sağlamdır.

Bilhassa son yıllarda dünya çapında büyük oyunlar oynanmaktadır. Bazı bölgelerde düğmeye basılmış gibi ard arda savaşlar çıkmaktadır. Bu savaşların çoğuna baktığımızda kaos ve kargaşadan başka hiçbir amaca hizmet etmediği görülmektedir. Örneğin en iyimser yorumcular bile Suriye’deki iç savaşın ne zaman biteceğine dair bir tahmin yürütememektedir. Öyle zannediyoruz ki Ortadoğu’da ve dünya çapında bu çatışmaların fitilini ateşleyen mihraklar bununla bir çözümü değil ancak kargaşayı hedeflemektedirler. Planladıkları hedeflerine de ancak bu kaos ortamından sonra ulaşabileceklerini düşünmektedirler. Şu an dünyanın haritası yeniden şekillenmektedir. Dünyadaki siyasi gücü elinde bulunduran devletler ve odaklar dünya haritasına istedikleri şekli vermeden bu savaşı bitirmeye niyetli gözükmemektedirler. Basına sızan birtakım haritalardan ve haberlerden anlaşıldığı kadarıyla şu an dünyada mevcut devletlerin hepsi etnik ve dini esaslara göre bölünerek 1000 kadar devletçik oluşturulması planlanmaktadır. Bu oluşacak devletçiklerin hepsinin de birbiriyle sorunlu ve zayıf rejimler olacağı da izahtan varestedir. Kısacası hiç birisi küresel istikbara meydan okuyacak güçte olmayan bu yapılar da Yeni dünya düzeni namı diğer Yeni Deccal düzeni tarafından kolaylıkla yutulabilecektir. Bu yeni düzenin arkasında Deccal’in özel ordusu olan Yahudilerin olduğuna dair kuvvetli emareler vardır. Lakin Tarık suresinin sonunda da beyan edildiği üzere “Onlar bir tuzak kuruyorlar, ben de tuzak kuruyorum. Şu halde kafirlere az bir mühlet ver” Alemlerin Rabbi elbette ki onların bütün planlarını başlarına geçirecektir.

İşte bu noktada muvahhidlere düşen görev aceleci olmamak ve şeytan hizbinin planlarında maşalık yapmamaktır. Zaten sözkonusu savaşların tarafları neticede kafirlerdir. Müslümanlar bu kafirlerin hiç birisinin safında yer alamazlar. Taktik açıdan hangi kafirin daha az şerli olduğu bile duygusallığa yer verilmeden kılı kırk yararak düşünülmelidir. Gerek Musul operasyonu ve gerekse de buna benzer diğer olaylara bu şekilde ihtiyatla yaklaşılmalıdır. Elbette ki Musul’da ve sair bölgelerde birtakım din düşmanlarının –karşılarındaki hakiki müslüman olmadığı halde- Müslümanları katlettiklerini düşünerek  hareket etmeleri her müminin yüreğine saplanmaktadır. Ancak asıl imtihan da bundan sonra başlamaktadır. Birçok kimse vardır ki böyle duygularla gaza gelerek o bölgelerde soluğu almış ve nihayet daha önce iddia ettikleri akidelerini dahi terk ederek halis Mürcie saflarında kendilerini bulmuşlardır. O tür yerler asla bu tevhid davetini kaldırmaz. Şu an İslam düşmanlarının oyunlarını davet yoluyla deşifre etmek ve de Allah’tan bu düşmanların oyunlarını başlarına geçirmesini dilemek dışında sahada tevhid ehlinin yapabileceği bir şey yoktur. Saf tevhid akidesini neşretmek kısa vadede hiçbir işe yaramıyor gibi şeytan vesvese verse de uzun vadede bu oyunları alt üst edecek en etkili vasıta budur yani tevhid davetidir. Şeytan hizbinin bütün çabaları da tevhid davetinin önünü kesmek ve kitleselleşmesini engellemeye yöneliktir.

Musul operasyonunun detaylarına gelince; hizbuşşeytan aynı kaos stratejisini burada da yürürlüğe koymuştur. Birkaç sene önce doğru dürüst bir mermi bile atmadan Musul’u İŞİD’e terk eden Safevi Irak ordusu şimdilerde nasılsa birden cesaretlenmiş ve Musul’u ele geçirme planları yapmaya başlamıştır. Öyle zannediyoruz ki İŞİD’e bir müddet göz yumulması da şu an tasfiye edilmeye başlanması da aynı planın parçasıdır. Hizb’uşşeytan kendi uzun vadeli planları için kendisine en muhalif gözüken grubu dahi kullanabilir bunda şaşılacak bir şey yoktur. Hedef kaos olduktan sonra o kaos ortamına bilinçli ya da bilinçsiz hizmet etmeye aday olan her hareket bu çevreler tarafından desteklenebilir veya bir müddet göz yumulabilir. Musul operasyonunun büyük oranda Şii Sünni mezhep çatışmasına gebe olduğu gözükmektedir. Bu tip konularda asla soğukkanlılıktan vazgeçilmemeli ve deccaliyetin tuzağına düşülmemelidir. Şia’nın müşrik, bidatçı ve Ehli sünnet düşmanı olması ayrı bir şey; küfrün çıkarlarına hizmet edecek tarzda suni mezhep kavgalarına alet olmak ayrı bir şeydir. Şia veya başka herhangi bir şirk taifesiyle ne zaman nasıl savaşılacağına güçlü ve uyanık bir İslam cemaati karar verir. Şu an böyle bir yapı da mevcut değildir. Etrafımız tutarlı bir akidesi ve menheci olmayan, tv’den izlediği haberlerle, internetten indirdiği videolarla strateji belirleyen kullanılmaya müsait yapılarla ve kişilerle dolup taşmaktadır. Şiiler, Aleviler, Hristiyanlar ve sair güruh asırlardır bu coğrafyada yaşamaktadır. Eğer bir kimse bu fırkalarla neden dün değil de bugün çatışılması gerektiğini sorgulamazsa şeytan hizbinin maşası olmaya devam etmeye mahkumdur. Şu an maalesef tağuti güçler hangi rejimin devrileceğine, hangi grupla savaşılacağına karar vermekte ve müslümanım diyen insanlar da bu senaryolarda figüranlık yapmaktadırlar. Bu hususlarda belki daha çok söylenebilir lakin özetle kaos ve kargaşa ortamlarından uzak durmanın herkesin hayrına olacağını söyleyerek konuyu bitirmek istiyoruz. Vallahu a’lem bi’ssavab.

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 696
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
15 Yanıt
3969 Gösterim
Son İleti 30.11.2017, 22:02
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1234 Gösterim
Son İleti 09.11.2016, 20:37
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1267 Gösterim
Son İleti 14.11.2017, 05:06
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1365 Gösterim
Son İleti 05.04.2018, 04:15
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
2033 Gösterim
Son İleti 07.04.2018, 03:11
Gönderen: Tevhid Ehli