Tavhid

Gönderen Konu: Sünnet Namazlarının Hükmü Nedir? Terk Edilmesi Caizmidir?  (Okunma sayısı 2324 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AbdulAzim

  • Ziyaretçi
Soru:


Alıntı
Farz namazlardan önce yada sonra kılınan sünnet namazları vitir namazı: Sünnet namazlarını vitir namazlarını kılmak mecburimidir? iBNUL KAYYİM ZADUL MEAD ADLI ESERİNDEN SEÇİLMİŞ 30 KONU HAKKINDA MUHAMMEDİ YOL İSİMLİ KİTAPTA: Zaman zaman öğleden önce dört rekat kılardı. Öğleden sonraki iki rekat sünneti kılamadığı zaman ikindiden sonra kaza ederdi açıklaması mevcut.Bazı duyumlara göre ise öncelik olarak farz namazların eda edilmesi gerektiği söyleniyor. Sünnet namazları hakkında  bilgi alabilirmiyim lütfen. s.a


Allah'ın İzni ve İnayeti İle Vermeye Çalıştığımız Cevap:



!بسم الله والحمد لله الذي هدانا لدينه المرتضى، والصلاة والسلام على رسوله المصطفى وعلى آله وصحبه اجمعين
:وبعد



Allah’ın izni ve inayeti ile bu meselenin tefarruatı ile alakalı ihtilaflara girmeden bu meselede doğru, iman ehlinin ameline daha uygun, kabul edilebilir ve genel bazı şeylere alimlerin nakilleri altında değineceğiz.

Farz namazlar ile kılınan bu namazlara genel itibari ile Revatib sünnetleri denir. Hanbelilere ve Şafiilere göre bunların rek’at sayısı on veya [en fazla] on ikidir. Öğleden önce iki veya dört rekat, öğleden sonra iki rekat, akşamdan sonra iki rekat, yatsıdan sonra iki rekat ve sabah namazından önce iki rekat.  Vitir ise gecenin sonunda ya’ni en son kılınan namazdır. En azı bir en fazla on bir rekat olmak üzere kılınır ki, alimlerin cumhuru bu namazı revatib sünnetlerden saymıştır. Bu sayılan namazların hepsi -bazı ihtilaflar ile birlikte- müekked sünnet olan namazların içerisine dahildir. Bu namazların en önemli ve en faziletli olanları ise sabah namazının sünneti ve vitir namazıdır. Öyle ki Nebi Sallahu Aleyhi ve Sellem bunları seferde iken bile terk etmezdi. Bu namazların eda edilmesi -alimlerin cumhuruna göre- müstehaptır. Lakin mevzu bahis bu namazların eda edilmesine diğer müstehapların eda edilmesinden daha fazla teşvik edilir. Çünkü bu namazlar Rasulullah Sallahu Aleyhi ve Sellem’in sürekli kıldığı, hiç terk etmediği müekked sünnetlerdir. Her ne kadar müstehab için “Yapıldığında sevab, terk edildiğinde ikab/cezalandırma yoktur” denilse de; bu müstehab olan şey sünneti müekkede derecesine vardığı için; terk edilmesi ayıplamayı ve kerih görülmeyi gerektirir. Kısacası her müstehap olan şeyin terki aynı derecede değerlendirilmez. Aynı şekilde her sünnet de aynı derecede değildir. Bazı bazısından daha efdal olabilir, terk edildiğinde kerahiyyeti, ayıplamayı gerektirebilir veya gerektirmeyebilir. Bu ayrı bir meseledir…

Mevzu bahis bu namazları muhafaza etmeyi terk etmek, devamlılığı bırakmak, dinde gevkeşlik/ihmalkarlık doğurur. Hatta bu hasletin göstergesidir. Bu sebeple alimler herhangi bir özür olmaksızın sünnet namazlarında devamlılığı terk edenin şahitlik sıfatının reddolunacağını bildirmişlerdir. Bu namazların hangi şartlar altında terk edilip edilmeyeceği ise bu mesele ile alakalı özel bir konudur.  Şimdi alimlerin bu mesele ile alakalı sözlerine  biraz değinelim: 

İmam Nevevi Rahimehullah der ki:


مَنْ وَاظَبَ عَلَى تَرْكِ الرَّاتِبَةِ أَوْ تَسْبِيحَاتِ الرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ رُدَّتْ شَهَادَتُهُ لِتَهَاوُنِهِ بِالدِّينِ وَقَدْ ذَكَرَ أَصْحَابُنَا الْمَسْأَلَةَ فِي كِتَابِ الشَّهَادَاتِ

Her kim ratibe(sünnet)leri veya ruku’ ve secdede okunan tesbihatları terk etmeye devam ederse, dinde ki ihmalkarlığından dolayı şehadeti reddedilir. Ashabımız (Şafiiler) bu meseleyi “şahitlikler kitabın”da zikretmişlerdir. [el-Mecmu’ Şerhu’l-Muhezzeb 4/30]

İbn Teymiyye Rahimehullah der ki:


وَسُئِلَ - رَحِمَهُ اللَّهُ -:
عَمَّنْ لَا يُوَاظِبُ عَلَى السُّنَنِ الرَّوَاتِبِ؟ .
فَأَجَابَ:
مَنْ أَصَرَّ عَلَى تَرْكِهَا دَلَّ ذَلِكَ عَلَى قِلَّةِ دِينِهِ وَرُدَّتْ شَهَادَتُهُ فِي مَذْهَبِ أَحْمَد وَالشَّافِعِيِّ وَغَيْرِهِمَا

Şeyhu’l-İslam’a “Revatib sünnetlere devam etmeyen kimsenin durumu” soruldu şöyle cevap verdi:
 
Her kim bunları terk etme hususunda ısrar ederse; bu o kişinin dininin azlığına delalet eder, Ahmed’in, Şafiinin ve bu ikisi dışındakilerin mezhebine göre o kişinin şehadeti reddedilir. [Mecmu’u’l-Fetava 23/127/]


وقال أحمد: من ترك الوتر فهو رجل سوء؛ هوَ سنة سنها رسول الله - صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ -.
وقال - في رواية جعفر بن محمد: هوَ رجل سوء، لا شهادة لهُ.
فاختلف أصحابنا في وجه ذلك:
فمنهم من حمله على أنه أراد أنه واجب، كما قاله أبو بكر ابن جعفر، وهو بعيد؛ فإن أحمد صرح بأنه سنة.
 ومنهم من قال: أراد إن داوم على تركه أو أكثر منه؛ فإنه ترد شهادته بذلك؛ لما فيه من التهاون بالسنن المؤكدة. وكذا حكم سائر السنن الرواتب، وهذا قول المحققين من أصحابنا.
ومنهم من قال: هو يدل على أن ترك المستحبات المؤكدة يلحق بها إثم دون إثم ترك الفرائض.
وقال القاضي أبو يعلى: من داوم على ترك السنن الرواتب أثم.

İbn Receb el-Hanbeli Rahimehullah der ki:

Ahmed (b. Hanbel) dedi ki: “Her kim vitri terk ederse o kötü bir adamdır. Bu vitir Rasulullah Sallahu Aleyhi ve Sellem’in edindiği bir sünnetir.” Ca’fer b. Muhammed’in rivayetinde “Kötü bir adamdır. Şehadeti geçersizdir.”
Ashabımız bu vecih üzerine ihtilaf ettiler.

Onlardan kimisi: Ahmed’in muradının vacip olduğuna hamletmişlerdir. Tıpkı Ebu Bekir b. İbn Ca’fer’in dediği gibi. Lakin bu uzak bir ihtimaldir. Gerçekten Ahmed vitrin saraheten sünnet olduğunu beyan etmiştir.

Onlardan kimisi de: Bununla bu namazı veya daha fazlasını terk edilmesi hususuna devam edilmesini kast etmektedir. O kişinin bununla şehadeti reddolunur. Çünkü burada sünnet-i müekked hususunda bir ihmalkarlık/gevşeklik vardır. Diğer sair revatib sünnetlerde hakeza bu şekildedir. İşte bu ashabımızdan muhakkik olanların sözüdür.

Onlardan şunu diyenlerde olmuştur: “Bu müstehab olan müekked sünnetleri terk edene işaret ediyor. Böylelikle kişiye farzları terk etmenin günahı altında olan bir günaha ilhak etmiş oluyor.”

Kadı Ebu Ya’la der ki:

“Her kim revatib sünnetleri terk etmeye devam ederse günahkar olmuş olur.” [İbn Receb el-Hanbeli, Fethu’l-Bari 9/121-122]

İbn Kayyım  Rahimehullah der ki:


"وكان من هديه صلى الله عليه وسلم في سفره الاقتصار على الفرض، ولم يُحفظ عنه أنه صلى سنة الصلاة قبلها ولا بعدها؛ إلا ما كان من الوتر وسنة الفجر

Sefer esnasında farz namazları kısaltmak Nebi Sallahu Aleyhi ve Sellem’in yolunda/izinde olan bir husustur. Ondan bu sefer halinde, vitir ve sabahın sünneti dışında, (farz olan) bir namazın öncesinde veya sonrasında bir sünnet kıldığı hıfz edilmemiştir. [Za’du’l Mead, 1/473]

İşte bunlar mevzu bahis sünnet namazları hakkında genel i’tibari ile alimlerin sözleridir. Sünnetleri terk edenler ile alakalı vahameti gözler önüne sermektedirler. Oysa insana düşen ilk şey imanın sıhhatini elde etmesi, ondan sonra imanını kemale ulaştırması için hayır yollarına, imanını artıracak işlere başvurmasıdır. Bu gün ne imanın sıhhatini elde etmeye çalışanlar var, ne de imanını artırmada sebat edenler var.

Hakeza bahsetmiş olduğunuz; İbn Kayyım’ın Za’du’l Mead adlı eserinde bu konular ile alakalı hadislerin hemen hemen hepsi bir arada bulunmaktadır. Bu tarz meseleler de doğru bilgi elde etmenin yolu ise ilmihal bazında fakihlere ait bir fıkıh kitabından bu tarz meseleleri öğrenip, uygulamaya geçilmesidir.

Son olarak demişsiniz ki:

Bazı duyumlara göre ise öncelik olarak farz namazların eda edilmesi gerektiği söyleniyor.

Bu sözler, duyumlar veya yazılar artık menşei ne ise; kesinlikle ilmi ortaya koyma ve Rasulullah Sallahu Aleyhi ve Sellem'in sünnetlerine ittiba etme amaçlı sarf edilen şeyler değildir. Bu sözler cahiliyyenin karanlıklarında yetişen kişi ve kuruluşlar tarafından “insanları sünnetlerle meşgul etmeme, doğrudan büyük işlere yönlendirme, sünneti küçümseme, imanı olgunlaştırmama, sünnetleri olsada olur olmasada olur havasında gösterme, sevabı arzu etmeme, Allah’tan ümit kesme, sünnetleri alaya alma” gibi daha bir çok batıl amaçla söylenmiş sözlerdir. Kulaklara düşen duyulan bu batıl şeyleri diğer kulaktan atıp; yukarıda naklettiğimizi gibi vahyin yoluna tabi olan ve insanları da o yola çağıran Rabbani alimlerin sözlerini duyması ve duyduğu bu bilgiyi insanın diğer azalarına aktarması ve amel için harekete geçirmesidir.

Aynı şekilde bu lafları taşıyan, sağ da solda yayan insanlar; alimlerin bahsettiği kötü karakterli insanlardır. Denemek bedava deneyin! Bu insanların ne kadar kötü insanlar olduklarını göreceksiniz! Tabi sizde bu insanlar gibi iseniz sizinde ne kadar kötü insanlar olduğunuz da görülecek! Bu gibi insanların ve bu insanlar tarafından sarf edilen bu duyumları, kelamları, yazıları, makaleleri; bu ümmetin hayırlı selefinde tek bir örneğini bulamazsınız.

Düşünün! Bir sünneti eda edemediğinden dolayı terk ettiği için, bir hayrı yerine getiremediği için, üzülen, ağalayan, rabbine karşı korkusundan bayılıp düşen bir selef ümmeti  “Öncelikli ameller farz amelleridir! Sünnetler nasılsa müstehap yapsan da olur yapmasan da olur. ” gibi bir söz sarfedebilirmi?. Şayet hayırlı selef ümmetinin bu sözleri sarf etmeleri mümkün değil ve güzel olan da bu sünnettlere teşvik etmek, sünnetten uzaklaştırmak değil ise; o zaman hayırlı selef ümmetinin sözlerine ve menheclerine muhalif olarak bu tarz sözler sarf ediliyor, sarf edenlere kulak veriliyorsa o zaman bu dilleri ve kulakları taşıyanlarda büyük bir kötülük, dinde gevşeklik ve zalimlik var demektir.  Allah en doğrusunu bilendir.

Rabbimizden dileğimiz bizi bu kötü insanlardan kılmaması, üzerimizdeki kötülüğü iyiliğe çevirmesi ve insanları hidayete erdirmesidir. Amin

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1607 Gösterim
Son İleti 10.06.2015, 17:06
Gönderen: AbdulAzim
0 Yanıt
1275 Gösterim
Son İleti 11.11.2015, 10:59
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1718 Gösterim
Son İleti 25.02.2016, 22:33
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
2246 Gösterim
Son İleti 15.01.2017, 23:45
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
2409 Gösterim
Son İleti 05.04.2017, 03:56
Gönderen: Tevhid Ehli