Tavhid

Gönderen Konu: KÜFÜR SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA SORULAR VE CEVAPLARI  (Okunma sayısı 2964 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ebu ...

  • Ziyaretçi
Selamaleykum.

Ben su gaz elektrik telefon vs gibi şeyleri iptal ettirmek istiyorum çünkü küfür sözleşmeler olduğu için.

Siz bu konuda hangi alternatif suna bilirsiniz acaba?

Facebook veya email de silmek istiyorum. Burda alternatif var mı.  Facebook üzere çok faydalı davet oluyor.

Cevablarsaniz çok memnun olurum abi

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1762
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: KÜFÜR SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #1 : 12.09.2017, 18:14 »
Ve aleykum. Bismillahirrahmanirrahim. Kimin üzerinde küfür sözleşmeli herhangi bir şey varsa bunun derhal iptal edilmesi gerekir. Bunun için illa bir alternatif gerekmez. Zira küfre rıza küfürdür. Bir kimsenin bunlardaki küfrü gördüğü halde bu akitlere devam etmesi kalbinde iman olmadığını gösterir. İkrah dışında da hiçbir şey bu hükmü ortadan kaldırmaz. “Alternatifsizlik” ise ikrah değildir. Tabi bu söylediklerimiz din diye bir derdi olanlara yönelik sözlerdir. Elbette ki Allah Subhanehu kendi kitabında vaat ettiği üzere kendisinden korkanlara bir çıkış yolu gösterecektir, göstermiştir de.  Bunlara alternatif olarak neler yapılabileceği tarzındaki  şeyler –birileri için nerdeyse hayatın anlamını teşkil etse de- bizim için teferruattır ve duruma göre, kişiye, yaşanılan çevreye göre değişebilir ve bu surette caiz olan çeşitli alternatifler denenebilir. Bize yakınsınız atlar gelirsiniz bu meseleleri yüz yüze konuşuruz, böylesi daha iyi olur. Facebook ve emaile gelince; şu an facebook’la aynı fonksiyonu icra eden caiz bir sosyal medya sitesi veya caiz olan bir email hesabı bilmiyoruz. Olmaması da büyük bir kayıp ifade etmez. Facebook üzerinden bugüne kadar nasıl bir bereketli davet yapılmış ona da şahit olmuş değiliz. Facebook vs üzerinden gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmayan sanal cemaatler kurabilir veya karşı cinsten kişilerle daha kolay tanışıp çevreyi (!) genişletebilirsiniz ancak böyle rezil ortamlarda Allah’ın ismini anıp davet yaparak ne elde edilebilir düşünmek gerekir. Facebook ve sair sosyal medya ile alakalı hiçbir akidevi rahatsızlığı olmayan bir kısım davetçilerin dahi bu ortamlardan, buralara katılan İslam iddiasındaki kişilerin laçkalıklarından nasıl şikayetçi olduklarını yıllardır okuyoruz. Böyle yerlerden bir bereket, hayır gelmez ve zaten gelmemektedir. Şeytan ve hizbinin bu tür şeyleri adeta vazgeçilmez birer zaruretmiş gibi göstermesine rağmen bunlar zaruri ihtiyaçlar değildir; insanlık binlerce yıldır internet, sosyal medya vs olmadan hayatını idame ettirmiştir. Bunlar için imanını ve ahiretini feda etmeye gelince; bunu ancak İblis (aleyhilla’ne) ve hizbinin aldattığı kişiler yapar ki bunun neticesi ebedi hüsrandır. Allah’tan ayaklarımızı dini üzere sabit kılmasını dileriz. Vallahu a’lem. Ahiru da’vana en’il hamdu lillahi Rabb’il alemin.

Çevrimdışı ozan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 1
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: KÜFÜR SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #2 : 06.06.2018, 06:20 »
Selamın aleyküm babam ve 6 kız kardeşi bulundukları arslalarini daire karşılığı müteahhite verdiler. Fakat babamın 3 kardeşi bulunduğumuz yerde olmadıkları için babam beni vekil olarak gösterdi. Müteahhit in ise başlaması için ruhsat gerekiyordu. Biz sözleşme yapmadan bu işi halletmelrini söyledik. muteahhit kabul etti.  Ancak noter sözleşme olmadan ruhsatı veremeyeceklerini söylediler. Ayrıca inşaatın duracağını söylediler. Bundan dolayı ben vekil olduğum için imza attım. Allah sahid ki imza atmamakk için elimden geleni yaptım.  Noter deki yetkili kişiye benim yerime başka biri imza arsa olur mu diye sordum ancak kabul etmediler. En sonun tahrif etmeye çalıştım bunu görünce kağıdı yırtıp yenilediler. Ben zaten bu ortamlardan elimden geldigince uzak duruyorum. Ama bazi noktalar insani bu sekilde rahatsiz ediyor.Ben Allaha tövbe ediyorum. İnşallah Rabbim  kabul eder. Bu durumumun hükmü nedir. Sözleşmede yazanları asagida belirttim.

Bu sözleşmede yer almayan hususlar hakkında hukuk kurallarının genel hükümleri ve objektif iyi niyet kurallarının geçerli olacağını taraflar kabul etmiştir. Bu sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlıkları .... mahkemeleri yetkilidir.

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 709
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: KÜFÜR SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #3 : 06.06.2018, 08:55 »
Bismillahirrahmanirrahim.

Vealeykum. Kişi bir amel işlemeden önce ameli ile alakalı fıkhı şeriat nezdinde geçerli olacak şekilde gücü nisbetinde önceden araştırıp öğrenmekle mükelleftir. Fıkh, sözlükte anlamak, kavramak demektir. Günümüz taguti düzenlerde herkesin bildiği gibi hakim olan ve yürürlükte olan şey şirk kanunlarıdır. Bütün resmi işlerde bu esasa göre düzenlenir. Dolayısı ile kişi darulharb diyarında küfürle her an karşı karşıya kalabileceğini aklından çıkarmamalı ve uyanık olmalıdır. Küfürle karşı karşıya kaldığı yerden ateşe atılacakmış gibi uzaklaşmalıdır.

Enes'den (radiyallahu anh) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kimde şu üç şey bulunursa imanın tadına varır: Allah ve Rasulünü her şeyden daha fazla sevmek, sevdiğini yalnız Allah için sevmek, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmekten ateşe atılacakmışcasına hoşlanmamak." (Buhari İman: 9-14, İkrah: 1, Edeb: 42, Müslim İman: 66, Nesai İman: 2, 4)

Çünkü küfür ve şirk kişinin ameline bulaşırsa onun bütün amellerini boşa çıkarır.

Allahu teala şöyle buyuruyor:"Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.”(Zumer s. 65.a)

Küfür diyarlarında resmi işlemlere muhatab olan kişilerden direk şirki tazim etmek, onunla amel etmek istenirken bazende bu istenmemektedir. Müslüman bir kimse tağutu ve ehlini inkar etmek ve onları tekfir etmekle mükelleftir. Ayrıca tagutlardan ve ehlinden beri olmak esastır. Dinin aslını ihlal edecek anlamda şirkten ve ehlinden beri olmayan kimse zaten müslüman olamaz. Bunları bu çevrelerde çoğu kimse bilir lakin ilim kendisi ile amel edilendir. Kendisi ile amel edilmeyen ilim sahibi için ancak yüktür. Tevhide dair meseleler kişide düğümlenip bağlanan bir akideye dönüşmeyince imanda o kalpte yer etmez. Bu hal içinde olan kimse kendini müslüman zanneder lakin değildir. İlk imtihanda bizzat kendi kendisinin kim olduğuna kendisi şahitlik eder. Bütün bunlar uluhiyyet tevhidinin manasının hakiki manada anlaşılmamasından ve ayrıca anlaşıldığı halde kalplerde yer etmemesinden kaynaklanır. Kişi ibadet tevhidinin ilmini bilsede dünya ile ahiret arasında gitgeller yaşar ve ilk imtihanda peşin olan dünyalığı tercih eder ve ibadet tevhidini başka ilahlara yöneltir. İnsanı bu hale içinde bulunduğu nifak hali sürükler.

Kişi bu nifak hastalığından ancak samimi tevbe ile kurtulabilir. Kişinin tevbe ettiği eski amellerine dönmemek üzere onlardan uzaklaşıp tevhidin gerekleri ile samimi bir şekilde amel ettiğinde anlaşılır. İslamı din edinip ehline yakınlaşır yani velayı müslümanlara gösterir kafirlerdende beri olur, onlarla içli dışlı olmazsa o zaman tevbe ettiğine hükmedilir. Müslüman olduğunu iddia eden her kişi kafirlerin gündemleri ile, onların işleri ile alakasını tümden kesmelidir. Ancak meşru olan sılayı rahim, anne ve babaya iyilik vs gibi ilişkiler bundan mustesnadır. Kaldıki bu tarz caiz olan amelleri bile işlerken diğer nasslar yani kafirlerden beri olmak onları sırdaş edinmemek gibi nassların hükümleri göz önünde bulundurulmalıdır. Kısaca müslüman kafirleri sırdaş edinemez. Bahsetmiş olduğumuz meseleleri daha iyi fıkh edip amel etmek isteyen kimse vela ve berayı açıklayan ayetlerin tefsirlerine ve ilgili hadis şerhlerine ve yine bu konuda yazılmış mustakil kitaplara baksın.

Sormuş olduğunuz sorunun cevabına gelince siz acilen işlediğiniz küfür amelden tevbe edin. Tevbe ettiğinizi beyan etmişsiniz ama daha açık etmelisiniz. Yani işlediğiniz amelin küfür olduğuna itikad etmeli ve bundan dolayı küfre girdiğinizi kabul edip küfürden tevbe etmelisiniz. Tevbenizde şek olmamalıdır.Ayrıca tevbenin gereği olarak kendinizi vekillikten resmi olarak azletmeniz gerekir. Fiilin nasıl gerçekleştiği değil neticesi bizi ilgilendirir. Yani kişi küfre kalbini açtıktan sonra ileri sürdüğü kendince samimi itirafların şeriat nezdinde bir değeri olmadığı gibi verilecek hükmede tesiri yoktur. Küfür sözleşmesine imza atmamak için mucadele ettiğinize göre işlemiş olduğunuz amelin hükmü hakkında belliki ilim sahibiydiniz. Anlaşılan siz küfür olarak itikad ettiğiniz ameli bile bile işlediniz. İhtilaf anında tağuta muhakeme olmanın hükmünü bilmeyen zaten müslüman olamaz. Küfür sözleşmelerine rıza göstermek küfürden razı olmak manasına gelirki küfürden razı olduğu ortaya çıkan kimse ise icma ile kafirdir ve bu mesele ihtilaf kaldırabilecek bir meselede değildir. Bu meseleye muhalefet eden kimse kafirdir. Bu verdiğimiz cevablar itiraf ettiğiniz amel ile alakalıdır.

Müslüman bir kimsenin darulküfür diyarlarında küfre ve harama bulaşmadan resmi olarak ticaret yapması, şirket kurması, mütahitçilik yapması, inşaat yapması ve hatta davet dernekleri açması vs nerede ise imkansızdır. Bir ihtimal tağutların otoritesinin çok gevşek olduğu diyarlarda mümkün olabilir. Günümüzde cemaatler beşeri kanunlara tabi olup cengizhanın yesak kanunları ile amel edip işlerini yürütmekte bütün bunlardan sakınan bizim gibi müslümanlarlada dalga geçmektedirler. Bu şeytanın askeri olmuş cemaatler bizim gibi kimseler yüzünden işlediği fiillere kılıf bulmak için türlü fetvalar uydurmaktadırlar. En radıkal cemaatler şirk küfür dedikleri amellere yahudi alimleri gibi cevazlar uydurup dünyalık işlerini tıkırında yürütmektedirler. Sözleşmemi var ya bağlamaz der ya tahrif diye bir şey uydurur amel eder. Bırak sözleşmeyi bu kimseler bizzat tağuta muhakeme olmaya cevaz vermek için uydurmadıkları usul kalmamış. Böyle kimseler elbette mucahid olmak yerine mutahitte olur, tağuta askerlik küfür der ama tağuta askerde olur memurda amirde. Şu an bütün cemaatlerin çocukları hangi okullarda okuyup hangi makamları küfür şirk (!) işlemeden (!) işgal ediyor acaba? Kızı tağutların okulunda okumayan radıkal bir islamcı kalmışmıdır? Bizde kalkmış küfür sözleşmesi imzalamanın, onaylamanın küfür olduğunu bu millete anlatacağız.!! Tevhidi ilgilendiren hangi meselede ittifak ettik ki bu meseledede ittifak edelim? Selam olsun tüm batıl düzenlere muhalefet edip hakkı ayakta tutanlara.! Yazıklar olsun dinini çok ucuza satanlara.!

Diyorsunuz ki;"Noter deki yetkili kişiye benim yerime başka biri imza arsa olur mu diye sordum ancak kabul etmediler." Babanızın vekaleti sizin adınıza olduğu ve evraktada sizin adınız yazdığı halde sizin adınıza başkası imzalasa bu neyi değiştirirki. Hukuken sorumlu kişi yine siz olmaktasınız yerinize imza atan kişi değil. Akıl nassa tabi olursa işe yarar nassa muhalefet ederse işe yaramaz. Sizde meseleyi fıkh etmek yerine nasslara teslim olmayan bir akılcılık sergilemişsiniz. Günümüzde hemen hemen tüm fırkaların ortak hastalığı meseleleri kendi akılları ile izah etmeye kalkmalarıdır. Sapıklıktan bu yüzden kurtulamıyorlar. Siz küfür olan o metne imza atmayıp sizin adınıza başkasına imza attırsanızda sonuç itibari ile sizde çok iyi bilmektesiniz ki resmi evrakta ihtilaf anında tağuta muhakeme olmaya rıza gösteren kimse sizsiniz. Kafirin kendi adına attığı imza ile sizin adınıza attığı imza arasında fark var. Sizin anlamadığınız yer burası olsa gerek. Yine diyorsunuz ki;"En sonun tahrif etmeye çalıştım bunu görünce kağıdı yırtıp yenilediler." Küfür içeren evrakların tahrifle küfür olmaktan çıktığına itikad ediyorsanız sizinle meselenin usulünde ihtilafımız var demektir. İlk önce hiç bir delile dayanmayan ve Allahın dini ve kendi nefsiniz hakkında vereceğiniz yada verdiğiniz fetvalardan tevbe etmelisiniz. Sizde şahit oldunuzki resmi evraklarda tahrif geçerli değildir. Bile bile işlemiş olduğunuz bu küfre düşme sebebiniz meselelerin ilminde sabit bir usulünüzün olmayışıdır. Küfür sözleşmelerinde tahrifin geçerli olduğunamı inanıyorsunuz?

Sizin iyiliğinizi düşünen biri olarak Allah'ın rızasını gözeterek cevablarımı verip nasihatlerimi ettim. Siz bundan dolayı bana ne derseniz deyin lakin nefsinize daha fazla zulm etmeyin ve içinde bulunduğunuz halden derhal tevbe edin. İlme yönelin ben biliyorum deyip kestirip atmayın. Sadece bu amel için uyarmıyorum sizin hastalığınız daha derinlerdedir. Şifası ise nasuh bir tevbe ve kendisi ile amel edilen bir ilme sahip olmaktır. Ömer b. Abdulaziz (rahimehullah) dedi ki:"Her kim, ilimsizce amel edecek olursa, onun ifsad edeceği islah edeceğinden fazla olur."( İbni Ebu Şeybe, Musannef, İmam Ahmed, zühd) O halde bu duruma düşmekten Allaha sığınmamız gerekir. Kişi ilme tek başına bir kaç kitab okuması ve bazı siteleri takip etmesi ile ulaşamaz. İlim ancak ilim sahibi kimselerin gözetiminde karşılıklı müzakere usulü ile talim ederek elde edilebilir. İlim kimsenin ayağına gitmez ilmi taleb eden ilmin ayağına gider. O yüzden ilim için yola çıkan övülmüştür. Müslümanlarla birlik olmayan, cemaatle namaz kılmayan, onlarla üzülüp onlarla sevinmeyen kimseler bu amelleri ile hidayeti elde edemezler etselerde elde tutamazlar. Düşünün şu düştüğünüz duruma kimler için düştünüz? Kafirlerin işleri için değilmi? Allahu teala size gerçek anlamda tevbe etmeyi nasip etsin amin.

Bu adresten mesele ile alakalı ilgili yazıları okuyabilirsiniz. KÜFÜR İÇEREN SÖZLEŞME VE BENZERİ BELGELERİ ONAYLAMANIN HÜKMÜ  Yeri gelmişken şunuda belirtmek isterim. Bu gün bize yaklaşmayanların çoğu sırf bu sözleşmeler yüzünden yaklaşmamaktadır. Onlara göre bu mesele olmasa bizden iyisi yok. Oysa bu mesele tevhid ehli ile küfür ehlinin arasını ayıran bir alamettir. Mesele cengizhanın yesakına tabi olup olmama meselesidir. Öyle laf kalpazanlıkları ile geçiştirilecek bir mesele değildir. Bize bu konuda buğz edenler bizimle bu meseleyi müzakere etmeye bile cesaret edemiyorlar. Çünkü elde ettikleri dünya nimetleri cengizhanın yesakına bağlıda ondan. İman iddiası öyle kuru bir laf değildir. Oy kullanmak şirk oluyorda beşeri bir yasaya muhakeme olmayı kabul etmek neden şirk olmuyor acaba? Oy kullanan kimselerin getirdikleri tevilleri kabul etmiyorsunuzda iş küfür sözleşmelerine gelince bu amelleri işleyenlerin tevillerini niye kabul ediyorsunuz arada ne gibi bir fark var? Alışmış millet özgürlüğe hayatını kısıtlıyan dini din edinirmi hiç.!Burada bahsettiğim şeylerin azı soru sahibine geriye kalanı ise genele yöneliktir.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimdışı ismailyucedag

  • Newbie
  • *
  • İleti: 2
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: KÜFÜR SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #4 : 27.01.2019, 20:39 »
Es selamu aleykum, adım İsmail soyadım yücedağ, babam (...), dedem (...)dir. (...) ili (...)  ilçesi doğumluyum. Yaşım (...) Şuan ... ili (...) ilçesi (...) mahallesinde oturmaktayım. sizden aldığım nasihatleri Allah'ın (celle celaluhu) izniyle uyguluyorum.Bir yandan Tevhidi öğrenip bir yandan Küfrü ve şirki hayatımdan atmaya çalışıyorum.Küfür sözleşmeleri hakkında bir sorum olacaktı.Önceden açmış olduğum email adresinin şifresini malesef hatırlamıyorum ve bu hesabımı silemiyorum bu konuda epey girişimim oldu ve en sonunda hesabım engellendi.Hatırlamadığım ve kendisini silmek istediğim bu sözleşmelerden sorumlu olur muyum?  Bu aşamada ne yaparsam yapayım silemediğim takdirde küfür hala üzerimde mi kalır?  Yardımlarınızı bekliyorum. Allah(C.C) sizi hayırla mükafatlandırsın.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1762
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: KÜFÜR SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #5 : 29.01.2019, 02:18 »
Ve aleykum. Evvela hoşgeldiniz, Rabbim sizlere yeterince faydalı olmayı bize ihsan etsin amin. Mevzuya geçmeden önce şunu belirtmek isterim ki biz burada "küfür sözleşmeleri" veya bunların iptali üzerine bir davet tesis etmiş değiliz. Burada “resmi sözleşmeleri iptal edenler” veya buna benzer bir ekol teşkil etmedik, insanlarla dostluk ve düşmanlığımızı da bunun üzerine bina etmedik! Bir kimse kelime-i tevhidin manasını anlayıp fıkhetmedikçe, bunlarla amel etmedikçe bizim dostumuz olamaz; isterse bütün sözleşmelerini iptal etsin hatta dağa çıksın dağda yaşasın farketmez! Piyasada tevhidi bırakıp “kimlik” “resmi nikah” “savunma” gibi güncel meseleler üzerinden hizipleşen, vela-berayı bunlar üzerine bina eden fırkalar olabilir, biz bu zihniyetten tamamen beriyiz. Bizim asıl davetimiz Rasullerin de daveti olan tevhid akidesine ve imanın asıllarına yönelik bir davettir. Küfür sözleşmeleri denilen mesele bunun sadece çok küçük bir cüzüdür ve Şeytan hizbinin son asırlarda dünya çapında kurdukları laik dinsiz yönetimlerin yaptıkları bir dayatmadan ibarettir. Bizler birileri gibi tağutların hayatın her alanına sokmuş oldukları bu akitlerin iptalini hayatın sonu olarak görmüyoruz ve şirk düzeninin bu tür dayatmalarını kale almadan alternatif şekillerde hayatımızı sürdürüyoruz. O yüzden bu konuyu takıntı haline de getirmiyor, akidenin en büyük konusu da yapmıyoruz. Ama maalesef bugün bizim davetimizi anlamayan birçok kimse kendilerini tevhid akidesini kavramış muvahhid müslümanlar olarak görmekte ve bizim davetimizle karşılaşınca da adeta hayatlarındaki yegane problemin bu sözleşme meselesi olduğunu zannetmekte ve de akidenin bu kadar meselesi varken onlarla ilgilenmeyip sabah akşam bu sözleşmelerle yatıp kalkmakta, bunlardan kurtulunca müslüman olacaklarını zannetmektedirler. Halbuki bugün kendisini tevhide nisbet edenler de dahil olmak üzere insanların tek problemi üzerlerindeki küfür sözleşmeleri değildir. İnsanlık bir bütün olarak dinden yüz çevirmiş, yaratılış gayesini unutmuş, tevhid hakkında cehalete gark olmuş vaziyettedir. Zaten açık bir şekilde Allah'tan başka hüküm koyuculuk iddiasında bulunan tağutları Rabb edinme manasına geldiği halde sözkonusu akitlerin küfür olduğunu çözememeleri de bundan yani imansızlıktan, Allahın sınırları hakkındaki cehaletten kaynaklanmaktadır. O yüzden size ve bu konularla alakalı kafa karışıklığı yaşayan herkese tavsiyemiz sakın ola ki üç beş tane akdi iptal ederek tevhidi tamama erdirdikleri zehabına kapılmasınlar. Bu da şeytanın oyunlarından birisidir. Şeytan aleyhillane insanların böyle ufak tefek salih ameller ve tabiri caizse öze dokunmadan makyaj tarzı değişiklikler yapmasını sağlar, lakin deyim yerindeyse büyük resmi görmelerine mani olur. Böylece kişi tevhide dair bir tane doğru dürüst kitap okumadan, imanı küfrü fıkhetmeden, Alemlerin Rabbi hakkında cahil olduğu halde göstermelik düzenlemelerle tevhide girdiğini zanneder ve öylece küfür üzere yaşayıp gider. Bu dediğimiz sadece sözleşme konusuyla değil güncel itikadi meseleler denilen okul, askerlik, mahkeme vs bütün konularla alakalı geçerlidir. Müslümanım diyen insanların büyük çoğunluğunun dinin asıllarına, kelime-i tevhidin nefy ve isbat ettiği şeylere dair hiçbir meseleyle ilgilenmeyip lakin mevzu bu tarz meselelere gelince sözü uzatmaları, mücadeleyi ve tartışmayı çoğaltmaları bu açılardan gerçekten manidar ve ibretliktir.

Sorduğunuz meseleye gelecek olursak; açık konuşmak gerekirse imanın küfrün ne olduğunu bilen birisi bu tarz şeyleri sormaması gerekir. Çünkü küfür ancak kişinin kalbini küfre açması ve ondan razı olması ile meydana gelen bir şeydir. Bir kimse küfürden kurtulmak için her tür çabayı olması gereken şekilde sarfettikten sonra artık gücünün yetmediği şeylerden sorumlu olmaz. Zira Bakara suresinin son ayetinde de belirtildiği gibi “Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemez” Şu halde bir kimse daha önce tağut mahkemelerinin yetkili kılındığı bir akit yapmışsa ve sonra tevbe edip bu akdi iptal etmek için elinden gelen çabayı sarfettiği halde çeşitli nedenlerden ötürü bunu başaramadıysa bundan dolayı bir sorumluluğu olmaz. Orada üzerinde düşünülmesi gereken tek şey sadece bu konuda yapılabilecek her şeyi gerçekten yapıp yapmadığıdır. Kişi bu noktada kendisinden eminse artık Allaha tevekkül eder ve gücünü aşan şeylerde Allahın affına sığınır. Buna benzer bütün meselelerde kaide de budur. Vallahu a’lem. Velhamdulillahi Rabbil alemin.

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 709
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
504 Gösterim
Son İleti 06.02.2019, 19:00
Gönderen: İbn Teymiyye