Tavhid

Gönderen Konu: ŞEYH'UL ÜMME AHMED BİN HANBEL'İN AKÎDESİ  (Okunma sayısı 5052 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1113
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1113
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
AHMED BİN HANBEL'İN AKÂİD'E DAİR GÖRÜŞLERİ
« Yanıtla #1 : 13.06.2015, 08:55 »
Ahmed ibni Hanbel’in Akaide Dair Görüşleri*

Ahmed ibni Hanbel’e Tevekkül hakkında sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: “Halktan gelecek olandan ümidini kesmektir.” (İbni Ebi Ya‘la, Tabakat’ul Hanabile, 1/416)

Ahmed ibni Hanbel dedi ki: “Allah (subhanehu ve te’ala) hal-i hazırda Mütevekkilim'dir. Kur’an Allah Kelamı olup, hiçbir şekilde Mahluk (yaratılmış) değildir. Allah kendisini Tavsif ettiği şeyden başka bir şeyle nitelenemez.” (Hanbel ibni İshak, Kitab'ul Mihne/Zikru Mihneti İmam Ahmed ibni Hanbel, 68)

Ebu Bekr el-Mervezi: “Ahmed ibni Hanbel’e Cehmiyye’nin Sıfatlar, Allah’ı görme, İsra ve Arş hakkında İnkar ettikleri Hadisler'i sordum. Bu Hadisler'in Sahih olduklarını söyledikten sonra şöyle dedi: Ümmet bunu kabul etmiştir. Haberler geldiği gibi geçerlidir.” diye nakletmiştir. (İbni Ebi Ya‘la, Tabakat'ul Hanabile, 1/56)

Abdullah babası Ahmed ibni Hanbel’den es-Sünne’de şöyle rivayet etmiştir: “Kim Allah’ın konuşmadığını iddia ediyorsa o Kafir'dir. Ancak biz bu konudaki Hadisler'i olduğu gibi rivayet ediyoruz.” (Ahmed ibni Hanbel, es-Sünne, 71, #350)

Lalekai: “İmam Ahmed ibni Hanbel’e Allah’ı görme hakkındaki Hadisler sorulunca şöyle cevap verdi: Bu Hadisler Sahih'dir. Bunlara İman ettiğimizi İkrar ederiz. Biz Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den iyi bir İsnad'la rivayet edilen her şeye İman edip onu İkrar ederiz.” şeklinde rivayet etmiştir. (Lalikai, Şerhu İtikadi Ehlis Sünne ve’l Cema'a, 2/507)

Ahmed ibni Hanbel Müsedded’e yazdığı mektupta şöyle demiştir: “Allah (subhanehu ve te’ala)'yı, O’nun Kendisini Vasfettiği gibi Vasfederiz. Allah (subhanehu ve te’ala)'nın Kendisi hakkında Nefyettiğini siz de Nefyedin!..” (İbn’ul Cevzi, Menakıbu İmam Ahmed ibni Hanbel, 221)

Ahmed ibni Hanbel: “Cehm ibni Safvan, Allah (subhanehu ve te’ala)'yı Kitab’ında ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sünneti’nde nitelendiği gibi Tavsif eden kimsenin Müşebbihe'den sayılıp Kafir olacağını zannediyor.” dedi. (Ahmed ibni Hanbel, er-Red ale’l Cehmiyye, 104)

Ahmed ibni Hanbel: “Biz Allah (subhanehu ve te’ala)'nın, Arş'ı üzerinde, dilediği Keyfiyet'te, sınırlardan Münezzeh,  tüm Vasfediciler'in tanımlayamayacağı ve O'na sınır koyamayacağı bir halde olduğuna İman ediyoruz. Allah (subhanehu ve te’ala)'nın Sıfatı O’ndandır ve O’nundur. O kendisini Vasfettiği gibidir. O’nu gözler İdrak edemez.” demiştir. (İbni Teymiyye, Dar’u Tearuz'il Akli ve’n Nakl, 2/30)

Ahmed  ibni  Hanbel: “Kim Ahiret'te Allah’ın görülmeyeceğini zannediyorsa, o, Kur’an’ı yalanlayan bir Kafir'dir.” demiştir. (İbni Ebi Ya‘la, Tabakat'ul Hanabile, 1/59, 1/145)

Abdullah ibni Ahmed şöyle demiştir: “ Babama ‘Allah Musa (aleyhi selam)’a ses ile konuşmadı.’ diyen kimseler hakkındaki görüşünü sordum. Bana: Allah (subhanehu ve te’ala) Musa ile sesini duyurarak konuşmuştur, işte Hadisler, biz bunları bize geldiği gibi rivayet ediyoruz, dedi.” (İbni Ebi Ya‘la, Tabakat’ul Hanabile, 1/185)

Abdus ibni Malik el-Attar şöyle rivayet etmiştir: “Ahmed ibni Hanbel’i şöyle derken duydum: Kur’an Allah Kelamı'dır. Mahluk değildir. Sakın Mahluk değildir demekten çekinme. Zira Allah (subhanehu ve te’ala)'nın Kelamı Kendisindendir. O’ndan olan hiçbir şey Mahluk değildir.” (Lalikai, Şerhu İtikadi Ehl'is Sünne ve’l Cema'a, 1/157)

Ahmed ibni Hanbel, Müsedded’e yazdığı mektupta: “Kaderin Hayr'ına, Şerri'ne, acısına tatlısına İman ederiz.” demiştir. (İbn’ul Cevzi, Menakıbu İmam Ahmed ibni Hanbel, 165, 172)

Ebu Bekr el-Mervezi: “Ebu Abdullah’a (Ahmed ibni Hanbel’e) Kader hakkında soruldu. O da Hayır ve Şerr, kulların üzerine Takdir edilmiştir, dedi. Hayr'ı ve Şerr'i Allah (subhanehu ve te’ala) mı yaratmıştır diye sorulunca da: Evet Allah (subhanehu ve te’ala) Takdir etmiştir, dedi.” (el-Hallal, Kitab’us Sünne, 3/543, #900)

Muhammed ibni Ebi Harun ve Muhammed ibni Ca'fer Ebu’l Harisin kendilerine şöyle söylediğini rivayet etmiştir: “Ebu Abdullah’ı (Ahmed ibni Hanbel’i) şöyle söylerken duydum: Allah (subhanehu ve te’ala), İtaat'i ve Ma’siyet'i Takdir ettiği gibi, Hayr'ı ve Şerr'i de Takdir etti. Kim, Allah (subhanehu ve te’ala) katında ‘Sa'id’ yazılmışsa o Mü’mindir. Kim, ‘Şaki’ olarak yazılmışsa o da Kafir'dir.” (el-Hallal, Kitab’us Sünne, 3/537-538, #888)

Abdullah ibni Ahmed şöyle nakletmiştir: “Ali ibni el-Cehm, babama Kadercilikle ilgili konuşanların Kafir olup olmadıklarını sordu. Babam da eğer İlm'i İnkar ederse, Allah (subhanehu ve te’ala) yaratmadan önce ‘Alim’ değildi derse Allah’ın İlm'ini İnkar etmiş ve Küfr'e düşmüş olur.” (Abdullah ibni Ahmed ibni Hanbel, Kitab’us Sünne, 119, #667)

Abdullah ibni Ahmed: “Bir keresinde babama Kadercinin arkasında namaz kılınıp kılınmayacağını sordum. Bana: Eğer bunun için insanlarla Cedelleşiyor ve buna Da'vet ediyorsa, ardında namaz kılma dedi.” (Abdullah ibni Ahmed ibni Hanbel, Kitab’us Sünne, 119, #666)

Ahmed ibni Hanbel: “İman'ın en Fazilet'li hasleti, Allah (subhanehu ve te’ala) için sevmek ve Allah (subhanehu ve te’ala) için Buğzetmektir.” (İbni Ebi Ya‘la, Tabakat’ul Hanabile, 2/275)

Abdullah ibni Ahmed şöyle dedi: “Babama ‘İrca’ hakkında soru sorulurken duydum. Dedi ki: İman söz ve Amel'dir, artar ve eksilir. Kişi Zina ettiğinde, şarap içtiğinde İman'ı eksilir.” (Abdullah ibni Ahmed ibni Hanbel, Kitab’us Sünne, 81, #417)

Ahmed ibni Hanbel: “İman, haberde geldiği gibi artar ve eksilir: ‘İman'ı en olgun olan Mü’min, Ahlak'ı en güzel olandır.’” diyerek hakkında Hadis bulunan bir konuda yorum yapmamıştır. (İbn’ul Cevzi, Menakıbu İmam Ahmed ibni Hanbel, 153, 168, 173)

Ebu Davud Süleyman ibni Eş’as Ahmed ibni Hanbel’den şöyle rivayet etmiştir. “Namaz, Zekat, Hac ve Birr (iyilik) İman'dandır. Günahlar İman'ı eksiltir. Bir kişi namaz kılmam derse Kafir'dir.” (el-Hallal, Kitab’us Sünne, 3/584, #1020)

Abdullah ibni Ahmed: “Babama; İman söz ve Amel'dir, artar ve eksilir diyen fakat İstisna'da bulunmayan kimse Mürci midir? diye sordum. Bana: Umarım ki Mürci değildir, dedi. Daha sonra da şöyle devam etti: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Kabir Ehli için söylediği: ‘İnşallah biz de size yetişiciyiz/kavuşacağız.’ (Müslim, et-Tahare, #12; Cenaiz, #35) Hadis'i, İstisna yapmayan kimse aleyhine Delil'dir.” diyerek Ahmed ibni Hanbel’in İman'da İstisna hakkındaki görüşünü nakletmiştir. (Abdullah ibni Ahmed ibni Hanbel, Kitab’us Sünne, 81, #418)

Ahmed  ibni Hanbel: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Ashabı'nın  hepsinin iyiliklerinden bahsedip kötülüklerinden sözetmemek, aralarında çıkan anlaşmazlıkları körüklememek Sünnet'tendir. Onlardan herhangi birine dil uzatan kimse Bid’at Ehli ve bir Rafizi'dir. Allah (subhanehu ve te’ala), o aşırıya gidenlerin ne Nafile'sini ne de Farz'ını kabul edecektir. Ashabı sevmek Sünnet'tir. Onlara Dua etmek Allah (subhanehu ve te’ala)'ya yakınlıktır. Onlara tabi olmak Vesile'dir. Onların izinden gitmek Fazilet'tir. Hiç kimsenin onlardan herhangi birinin aleyhine konuşup onları yaralamaya ya da ayıplayıp eksik görmeye hakkı yoktur. Kim böyle yaparsa, Sultan’a onları cezalandırmak Vacib olur. Böyle kimselerin bağışlanmaları da Caiz değildir.” (İbn’ul Cevzi, Menakıbu İmam Ahmed ibni Hanbel, 170)

Ahmed ibni Hanbel Müsedded’e yazdığı mektupta Ashab hakkında şunları söylemiştir: “Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Sa’d, Abd'ur Rahman ibni Avf, Ebu Ubeyde el-Cerrah (radiyallahu anhuma ecmain), Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Cennet'le müjdelediği Sahabiler'dir. Biz de onların Cennetlik olduğuna İman ederiz.” (İbn’ul Cevzi, Menakıbu İmam Ahmed ibni Hanbel, 170)

Abdullah ibni Ahmed: “Babama, İmamlar hakkında sordum. Bana Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali (radiyallahu anhuma ecmain)'dir. dedi.” diye rivayet etmiştir. (Abdullah ibni Ahmed ibni Hanbel, Kitab’us Sünne, 235, #1275)
 
Abdullah ibni Ahmed babasına Ali (radiyallahu anh)’ın Halife olmadığını söyleyenler hakkında sorduğunda Ahmed ibni Hanbel: “Bu çok yanlış ve deli saçması bir sözdür.” dedi. (Abdullah ibni Ahmed ibni Hanbel, Kitab’us Sünne, 235, #1277)

Ahmed ibni Hanbel: “Ali ibni Ebi Talib (radiyallahu anh)’ın dördüncü Halife olduğunu kabul etmeyen kimse ile ne konuşun ne de Nikah yapın.” diyerek Hariciler'le münasebette bulunulmaması gerektiğini belirtmiştir. (İbni Ebi Ya‘la, Tabakat’ul Hanabile, 1/45)

Ubeydullah ibni Ahmed: “Babam bize şöyle Nasihat'te bulundu: “Sünnet’e, hadîse ve Allâh’ın sizi faydalandırdıklarına sarılın. Siz siz olun, sakın çekişme, cedel ve tartışmaya girmeyin, zîrâ kelâmı seven (kelâmcı) iflâh olmaz. Kelâm ihdâs edenlerin işlerinin sonu bid’atten başka bir şey değildir. Çünkü kelâm hayra da’vet etmez. Kelâmı da, çekişmeyi de cedeli de sevmiyorum. Sünnet’e, âsâr’a ve kendisinden yararlanacağınız fıkha sarılın. Cedeli, Ehli Zeyğ’in (kalplerinde eğrilik bulunanların) kelâmlarını ve tartışmayı bırakın. Öyle insanlara (selefe) yetiştik ki onlar bunu bilmiyor ve kelâm ehlinden içtinap ediyorlardı. Kelâmcılığın sonu hayra iletici değildir. Kendimiz ve sizin için fitnelerden Allâh’a sığınırız. Allâh (Subhânehu ve Teâlâ) bizi de size de her türlü helakten korusun. (Âmîn!)”” (İbnu Batta, el-İbâne 2/539)



Alıntı yapılan: dipnotlar
* HADİS EDEBİYATINDA KİTABܒS-SÜNNE’LER ve AHMED B. HANBEL’İN KİTABܒS SÜNNE’Sİ isimli bir yüksek lisans tezinden düzenlenerek alıntılanmıştır.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1113
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
EHL-İ SÜNNET'İN ESÂSLARI (USÛL'US SÜNNE)
« Yanıtla #2 : 13.06.2015, 09:37 »


Ehl-i Sünnet'in Esasları (Usul'us Sünne)

Müellif: İmam Ahmed bin Hanbel (H. 164-241)

Kadı Ebu'l Hüseyin Muhammad İbni Ebi Ya’la dedi ki: Ben Mübarek'e okuyarak şöyle dedim: Abd'ul Aziz el-Azci bize bildirdi; Ali İbni Buşran bize bildirdi; Osman (İbni Semak) bize bildirdi; Hasan İbni Abd'ul Vehhab bize bildirdi; Süleyman İbni Muhammed el-Munkari bize bildirdi; Abdus İbni Malik el-Attar bana bildirdi; Ben Ebu Abdullah Ahmed İbni Hanbel'i şöyle derken işittim:

“İndimizde (katımızda, yanımızda) Sünnet'in esasları şunlardır:

1- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Sahabeleri'nin üzerinde bulundukları şeye tutunmak.

2- Onları (ve bulundukları yolu) takip edilecek bir model olarak almak.

3- Bid'atlerin Terkedilmesidir ve her Bid'at Dalalet'tir (sapıklıktır).

4- (Bidat Ehli ile) tartışmaları/çekişmeleri Terketmek.

5- Heva Ehli ile oturmayı Terketmek.

6- Ve Dini hususlarda çekişmeyi, tartışmayı ve düşmanlığı Terketmek.

7- Ve bize göre Sünnet, Rasulullah (sallalahi aleyhi vesellem)'in Asarlar'ıdır (rivayetleridir) ve Sünnet Kur'an'ı Tefsir eder ve Kur’an’ın Delil'idir.

8- Sünnet Kur'an'ın manasına ve doğru Tefsir'ine dair Deliller ve yönlendirmeler içeren bir klavuzdur.

9- Sünnet'te Kıyas olmaz, ona Darb-ı Mesel yapılmaz; açıklamalar yahut benzetmeler yapılamaz.

10- Aynı zamanda Heva ve akıllar onu tam olarak kavrayamaz.

11- Aksine o, İtaati (ve ona uymayı) ve Heva'yı Terketmeyi gerektirir.

12- Sünnet'in gerekli ve zorunlu olmasından dolayı onun gereklerinden bir hasleti Terkeden, onu (tamamıyla) kabul etmemiştir, ona İman etmemiştir ve onun Ehli'nden değildir.

13- Kader'e Hayr'ı ve Şerr'i ile İman etmektir.

14- Bu konuda rivayet edilen Hadisler'i Tasdik etmek ve onlara İman etmektir. Onlara “niçin?” yahut “nasıl?” diye sormak değildir. Aksine bu Hadisler'in doğru olduğuna Şahidlik etmek ve onlara İman etmektir.

15- Hadis'in açıklamasını bilmeyen ve de ona akıl yetiremeyen, bunun Hükmü'ne İman etmek ve Teslim olmak ile yetinir çünkü Din'den olan herşey onun için mükemmelleştirilmiştir. Ve onun için gerekli olan İman etmek ve ona uymaktır tıpkı Kader konusunda ve benzerlerinde (rivayet edilen) Sadık'ul Masduk'un Hadis'inde olduğu gibi. 

16- Ayrıca tıpkı Rü'yet konusundaki Hadisler'de olduğu gibi, hepsine; hatta insanların işittiklerine aykırı olsa dahi ve hatta dinleyen kimse bununla İsyan ettiğine inansa ve bu görüşe karşı olsa dahi (hepsine İman etmek ve gereğine uymakla Mükellef'tir).

17- Şurası kesin ki; onlara İman etmek ve güvenilir Raviler tarafından Rivayet edilmiş olan; ne onlardan ne de benzerlerinden bir Kelime'yi dahi İnkar edip Reddetmemek onun için Zaruri'dir.

18- Ve o, hiç kimseyle bu konularda tartışmamak, kimseyle (bu hususlarda) İhtilaf'a düşmemek ayrıca bu konularda nasıl tartışılacağını öğrenmemekle de (yükümlüdür).
 
19- Şüphesiz; Kader, Rü’yet, Kur’an ve diğer başka meselelerde Kelam'a dalmak hoşlanılmayan ve yasaklanan hususlardandır.

20- Bunu yapan kimse, söylediği ile Hakk'a isabet etse dahi, bu şekilde tartışmayı Terkedinceye ve Asar'a (rivayetlere) Teslim olup İman edinceye kadar Ehli Sünnet Ashab'ından olamaz.

21- Kur’an Allah Kelamı'dır, Mahluk değildir. Kişi “O (Kur'an) Mahluk değildir” demekte, Allah Kelamı Allah’tan ayrı ve farklı birşey değildir demekte ve ondan tek bir şey bile yaratılmamıştır demekte gevşeklik göstermemelidir.

22- Ve bu konuda Bid'at uyduran ve de benim Kıraat'ım yaratılmıştır diyen yada buna benzer şeyler söyleyen kimse ile tartışmaktan sakın!

23- Ve bu hususta tereddüt edip ‘Mahluk mudur değil midir bilmem ancak o Allah Kelamı'dır’ diyen kimse de tıpkı ‘o (Kur'an) Mahluktur’ diyen kimse gibi Bid'atçidir.

24- Şüphesiz o (Kur'an) Allah Kelamı'dır ve yaratılmamıştır.

25- Kıyamet Günü'nde Rü’yet’e (Allah’ın Kıyamet Günü'nde Mü'min kulları tarafından görüleceğine) İman etmek Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den Sahih Hadisler'de Rivayet edilmiştir.

26- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Rabb'ini görmesi doğru ve Sahih'dir. Bunu Katade, İkrime’den, o da İbni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain)’den rivayet etti. el-Hakem, Eban’dan, o da İbni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain)’den rivayet etti. Yine Ali ibni Zeyd, Yusuf ibni Mahran’dan, o da İbni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain)’den rivayet etti.

27- Bu Hadis bizim katımızda Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den bize geldiği biçimde Zahiri üzere kabul edilir. Bu konuda Kelam'a dalmak Bid'attir. Lakin biz Hadis'e, Zahir'inde geldiği gibi İman eder, bu konuda kimseyle tartışmayız.

28- Bizlere Hadis'de geldiği üzere: ‘Kul Kıyamet Günü'nde tartılır da sivri sinek kadar ağırlık taşımaz.’, Kıyamet Günü'nde Mizan'a, İman etmek.

29- Ve kişinin Ameller'i tıpkı Asar'da rivayet edildiği üzere tartılır. Ona İman etmek ve onun doğruluğunu Tasdik etmek, bunu Kabul etmeyenden uzaklaşmak ve onunla tartışmayı Terketmek gerekir.

30- Allah’ın, Kıyamet Günü'nde kullarıyla arada bir tercüman olmadan konuşacağına İman etmek ve bunun doğruluğuna Şahidlik etmek gerekir.

31- Havz’a ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Kıyamet Günü'nde, Ümmet'inin ona uğrayıp (su içeceği), genişliği bir ayda seyahat edilebilecek ölçüde olan bir Havz'ı olduğuna İman etmek gerekir. İçme kaplarının sayısı, bu konudaki birden çok Sahih Hadis uyarınca, gökteki yıldızlar kadardır.

32- Kabir Azabı'na ve bu Ümmet'in Kabirler'inde imtihan olunacağına, İman'dan, İslam'dan, Rabb'inin kim olduğundan, peygamberinin kim olduğundan sorulacaklarına İman etmek gerekir.

33- Ve Allah nasıl dilemiş ve nasıl murad etmişse o şekilde Münker ve Nekir Melekler'inin kabirdeki kişiye geleceğine (de İman etmek gerekir). Buna İman etmek ve doğruluğuna Şahidlik etmek gerekir.

34- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Şefaat edeceğine (de İman etmek gerekir) ve Cehennem'de yandıktan sonra kömür gibi olmuş bir kavmin Cehennem'den (Şefaat ile) çıkarılacağına İman etmek gerekir. Nakilde işaret edildiği üzere onlara Cennet'in kapısındaki nehre girmeleri emrolunur. Bu Allah nasıl dilerse öyle olur. Buna ancak İman etmek ve doğruluğunu Tasdik etmek gerekir.

35- Mesih Deccal’in çıkacağına, iki gözünün arasında Kafir yazılı olacağına İman etmek gerekir. Onun (çıkışı) hakkındaki Hadislerler'e İman etmek gerekir. Bunların olacağına (da) İman etmek gerekir.

36- (Meryem oğlu) İsa (aleyhi selam)’ın Nüzul edeceğine ve Deccal'i, Lüd Kapısı’nda öldüreceğine İman etmek gerekir.

37- İman'ın söz ve Amel olduğuna (da İman etmek gerekir). Hadis'de de rivayet edildiği üzere “İman bakımından Mü'minlerin en Kamil'i, Ahlakça en güzel olanıdır”. İman artar ve eksilir.

38- Herkim namazı Terkederse, Kafir olur. Namazdan başka Terki Küfür olan Amel yoktur. Kim namazı Terkederse Kafir'dir. Nitekim Allah onun Katl'ini Helal kılmıştır.

39- Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra bu Ümmet'in en hayırlısı Ebu Bekr es-Sıddık (radıyallahu anh), sonra Ömer bin el-Hattab (radıyallahu anh), sonra Osman bin Affan (radıyallahu anh)'dır.

40- Tıpkı Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Ashabı'nın bu üçünü öne geçirdikleri gibi biz de bunları öne geçiririz. Bu konuda (Ashab) İhtilaf etmemişlerdir.

41- Bu üçünden sonra (Fazilet bakımından) beş Şura Ashabı; Ali ibni Ebi Talib (radıyallahu anh), Zübeyr (radıyallahu anh), Talha (radıyallahu an), Abd'ur Rahman ibni Avf (radıyallahu anh) ve Sa’d ibni Ebi Vakkas (radıyallahu anh) gelir. Bunların hepsi Hilafet için uygundur ve hepsi de İmam'dır.

42- Bu konuda Mezhebimiz İbni Ömer (radıyallahu anhuma ecmain) Hadis'idir; “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatta iken ve de Ashabı çok fazla iken, biz Ashabı şöyle sıralardık; (önce) Ebu Bekr, sonra Ömer, sonra Osman, sonra susardık.”

43- Beş Şura Ashabı'ndan sonra (Fazilet bakımından) Muhacir'den (olan) Bedir Ehli gelir. Daha sonra Ensar'dan olup Bedir'de savaşan Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Asha'bı gelir. Bundan sonrakiler Hicret'teki önceliklerine ve dine giriş sıralarına göre sıralanırlar.

44- Bunlardan sonra insanların en üstünleri: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Ashab'ı, onun (sallallahu aleyhi ve sellem) gönderildiği nesil gelir. Onunla (sallallahu aleyhi ve sellem) bir sene, veya bir ay, veya bir gün veya bir saat sohbet/arkadaşlık eden yahut onu (sallallahu aleyhi ve sellem) gören her kimse Sahabe'dir. Sahabelik'i onun (sallallahu aleyhi ve sellem) ile arkadaşlık etmesine, birlikte zaman geçirmesine, onun (sallallahu aleyhi ve sellem) sözlerini işitmesine ve ona (sallallahu aleyhi ve sellem) bakmasına göre ölçülür. 

45- Dolayısı ile onlardan Sahabelik bakımından en altta olanı, topladığı bir çok Ameller'le Allah’a kavuşan ancak Rasululah (sallallahu aleyhi ve sellem)'i görmeyen kişilerden daha üstündür. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile arkadaşlık eden, onu (sallallahu aleyhi ve sellem) gören ve onu (sallallahu aleyhi ve sellem) dinleyen kimseler (Sahabe) ise bundan derece bakımından daha üstündür.

46- Onu (sallallahu aleyhi ve sellem) gözüyle görüp İman eden kimse, bir saatlik görse de, Sahabelik'i sebebiyle, bütün Hayır'ı toplamış olan Tabiin'den üstündür.

47- İyi de olsa, günahkar da olsa insanların (Ümmet'in) Hilafet hususunda karar verdikleri, etrafında toplanıp kendisinden Razı oldukları, Hilafet Makamı'na gelmiş liderleri ve Mü'minlerin Emiri'ni dinleyip, İtaat etmek gerekir.

48- Ayrıca Mü'minlerin Emiri olarak adlandırılıp Halife olana kadar insanlarla savaşan kimseyi de (Halife olduğunda dinleyip, İtaat etmek gerekir).

49- Kıyamet Günü'ne kadar iyi olsun Facir olsun Umera ile Gaza'ya çıkmak gerekir ve hiç bir şekilde terk edilemez. (Bunun gibi) Fey’in Taksim'i ve Hadler'in İkame'si de sonsuza kadar Terkedilemez. Hiç kimsenin İmamlar'a bu hususta hakaret etmesi veya onlarla çekişmesi Caiz değildir.

50- Yine Zekatlar'ı onlara vermek Caiz ve geçerlidir. Zekatı'nı onlara veren kimsenin Zekat'ı, İmamlar'ı iyi yada Facir olsun yerini bulur.

51- Halife'nin ve onun tayin ettiği kimsenin arkasında Cuma Namazı kılmak Caiz'dir, tamdır ve iki rekat olarak kılınır. Bu namazı (Facir İmam'ın veya Facir İmam'ın atadığı İmam'ın arkasında kıldığı için) eksik görüp iade eden Bid'atçidir, Asarlar'ı Terketmiş bir kimsedir ve Sünnet'e Muhalefet etmiştir. İmamlar'ın iyisinin ve Facir'inin ardında namaz kılmanın doğru olduğunu kabul edip bunu Caiz görmezse, o kimseye Cuma’nın Fazilet'inden bir Nasib yoktur.
 
52- Sünnet ise, namazı onlarla beraber iki rekat olarak kılmaktır. Bu eksiksiz bir namazdır, gönlünde bu hususta bir şüphe olmasın.

53- İster insanların Rıza'sı ve Kabul'ü ile, ister onlarla savaşarak İmamet'i ele geçirmiş ve insanların üzerinde anlaştıkları, etrafında toplandıkları, Hilafet'ini onayladıkları Müslümanlar'dan bir lidere karşı isyan eden kimse, Müslümanlar'ın birliğini bozmuş ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den gelen rivayetlere Muhalefet etmiş olur. Bu şekilde ölürse Cahiliye üzere ölmüş olur.
 
54- Sultan'ı öldürmek Helal değildir ve insanlardan hiç kimsenin onlara İsyan etmesi Caiz değildir. Kim böyle yaparsa Sünnet'in ve doğru yolun haricinde bir Bid'atçidir.

55- Kişinin canına ve malına saldırırlarsa, canını ve malını korumak için hırsızlara ve Hariciler'e karşı savaşmak Caiz'dir. Bu durumda gücü yettiği kadar onlara (hırsızlara ve isyancılara) karşı (onlara karşı savaşmak, kendisini ve malını korumak ve onları canından ve malından püskürtmek vb., şekillerde) kendini Müdafaa eder.

56- Ancak onlar kişiyi bırakıp giderlerse, kişinin araması (bulmaya çalışması) Caiz değildir. Yine onları takip etmesi (izlerini sürmesi) de İmam yahut Müslümanlar üzerinde otorite sahipleri dışında (Caiz değildir).

57- Kişi sadece bulunduğu yerde kendisini savunabilir ve onlara karşı duruşu ile kimseyi öldürmemeye Niyet etmesi gerekir. Şayet canını ve malını Müdafaa esnasında saldırganı öldürürse Allah öldürüleni (kendisinden ve her türlü Hayır'dan) uzak tutar. Şayet canını ve malını savunurken öldürülecek olursa, Hadisler'de geldiği gibi o kimsenin Şehid olmasını umarım.

58- Bu konudaki bütün Hadisler, saldırgan ile çarpışmayı emreder fakat, onu öldürmeyi, arkasını takip etmeyi yahut yere düşmesi yada yaralanması durumunda işini bitirmeyi emretmez.

59- Eğer onu esir alırsa onu öldürmemelidir ve de ona Had cezası da uygulamamalıdır. Ancak onun durumu Allah’ın kendisini atadığı ve kendisine yetki verdiği kimseye bu konuda Hükmetmesi için Havale edilir.

60- Ve (yine) Kıble Ehli'nden herhangi bir kimsenin işlediği bir Amel sebebiyle onun Cennetlik veya Cehennemlik olduğuna Şahidlik etmeyiz. Salih kimse için ümit besleriz ve günahkar kimse için de korkar, onun için Allah’ın Rahmet'ini umarız.

61- Herkim Allah’ın huzuruna Cehennemi gerektiren bir günahla çıkarsa ancak o günahtan Tevbe etmiş, o günaha tekrar dönmemiş (tekrar tekrar aynı günahı işlememiş) ve onda ısrar etmemiş ise, şüphesiz Allah onun Tevbe'sini kabul eder. O, kullarının Tevbe'sini kabul edendir, kötülüklerini bağışlayandır.

62- Ve herkim Allah’ın huzuruna bu işlediği günahtan dolayı dünyada kendisine Had cezası uygulanmış olarak çıkarsa, bu durumda Had, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den gelen Rivayet'te olduğu gibi, onun günahına keffaret olur.

63- Ve herkim de Allah’ın huzuruna Ceza'yı gerektirecek günahlarda ısrarcı olmuş ve de Tevbe etmemiş olarak çıkarsa bu durumda onun durumu Allah’a kalmıştır, Allah dilerse ona Azab eder, dilerse onu bağışlar.

64- Ve herkim de Allah’ın huzuruna Kafir olarak çıkarsa, Allah o kimseye Azab eder onu bağışlamaz.

65- Recm, kendisini (evlilik ile) koruma altına almış bir kimsenin Zina etmesi durumunda ister bunu kendisi itiraf etsin isterse ona karşı Deliller ile ispat olunsun, uygulanması gereken bir Hak'tır.

66- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Recm Cezası uygulamıştır, Raşid Halifeler de Recm Cezası'nı uygulamışlardır.

67- Ve herkim Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sahabeler'inden birini kötüler ve küçük görürse veya yaptığı bir şeyden dolayı onlardan birine Buğzeder yada onun eksikliklerini diline dolarsa, bu kişi bir Bid'atçidir.

68- O kişi, onların (Sahabeler'in) tümü için Allah’tan af dilemedikçe (onları Rahmet'le anmadıkça) ve kalbi onlar için samimi ve Selim olmadıkça bu konumda kalır.

69- Nifak'a gelince; Bir kimsenin Allah’ı İnkar etmesi ve (gizliden) Allah’tan başkalarına İbadet'te bulunması bununla beraber, tıpkı Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanındaki Münafıklar gibi, açıktan İslam’ını Beyan etmesi Küfür'dür.

70- Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in; “Şu üç şey kimde bulunursa o Münafık'tır” Hadis'ine gelince, bu vebalin ağırlığını anlatmak içindir. Bunları öylece Rivayet ederiz, yorum yapmayız. (Tıpkı) Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in; “Benden sonra birbirinizin boyunlarını vurarak tekrar Küfr'e dönmeyin” Hadis'i, “iki Müslüman kılıçlarıyla çarpışırsa öldüren de, öldürülen de ateştedir” Hadis'i ve “Müslüman'a sövmek Fısk, onu öldürmek Küfür'dür” Hadis'i, “Kim kardeşine ey Kafir derse bu Küfür ithamı ikisinden birini bulur” Hadis'i ve “Zayıf bir ihtimal ile dahi olsa Neseb'den uzak olduğunu belirtmek, Allah’ı İnkar'dır” Hadis'i ve buna benzer başka Hadisler Sahih'dir ve korunmuştur.

71- Ona yorumunu bilmesek de Teslim oluruz. Bunlar hakkında konuşup mücadeleye girmeyiz. Bu Hadisler'i ancak böyle Rivayet edilen Hadisler'le açıklarız. Bunları en uygun olan anlamına Hamlederiz.

72- Cennet ve Cehennem Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den gelen; “Cennet'e girdim ve orada bir köşk gördüm”, “Kevser'i gördüm”, “Cennet halkının çoğunun şunlar şunlar olduğuna Muttali oldum..”, “Cehennem’e şöyle Muttali oldum..” Hadisler'inde belirtildiği gibi yaratılmışlardır, şuan mevcutturlar.

73- Herkim onların yaratılmamış olduğunu iddia ederse Kur’an'ı ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Hadisler'ini yalanlamış olur. Böyle bir kimsenin Cennet'e ve Cehennem'e de inandığını sanmam.

74- Ve herkim Kıble Ehli bir Muvahhid olarak ölürse, onun Cenaze Namazı kılınır ve onun için bağışlanma dilenilir.

75- Onun için bağışlanma dilemekten geri durulmaz ve işlediği küçük yada büyük günah sebebiyle onun Cenaze Namazı'nı Terketmeyiz. Onun işi Allah’a Havale edilir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1113
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
EHL-İ SÜNNET VE’L CEMÂ'AT AKÎDESİ
« Yanıtla #3 : 13.06.2015, 10:21 »


Ehl-i Sünnet ve’l Cema'at Akidesi, İmam Ahmed ibni Hanbel (rahimehullah)

İbn’ul Cevzi, Menakib el-İmam Ahmed ibni Hanbel, 167-171

(Kaderiler'in) Kader, (Rafızileri'n) Rafz, (Mu'tezililer'in) İ'tizal, (Mürcie'nin) İrca ve (Mu'tezililer'in) Halk'ul Kur’an Fitne'si zamanında İmam Ebu'l Hasan Musedded İbni Mesahid ibni Mesarbil Esedi Basri (ö.228H), Ahmed ibni Hanbel’e Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sünnet'inden olan hususlara dair (bir mektup) yazıp gönderdi. Bu mektup İmam’a ulaştığında (İmam Ahmed) ağlayarak şöyle dedi:

Biz Allah'a aidiz ve muhakkak O'na döneceğiz. Bu Basri (Basralı manasında), İlim edinmek için yeterince mal sarfetmiş ancak onun İlm'i Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu hususlardaki Sünnet'ini öğrenmesine yetmemiş.

Daha sonra (İmam Ahmed) cevaben şöyle yazdı:

Hamd Allah’adır ki O; her çağda, sapmış topluluklara Hidayet Dav'etini ulaştırıp insanların (Şirk, Küfür ve Cehalet içerisinde) yıkımını durduran İlim Ehli'ni korumuştur. Onlar (manen) ölü olanı, Allah’ın Kitabı (Kur’an) ile hayata döndürmüş ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sünnet'i ile (Şirk, Küfür ve Cehalet içerisinde yok olmaktan) kurtarmışlardır. Şeytanın (manen) öldürdüğü nicelerini hayata döndürdüler, nice (yolunu şaşırıp) sapmışı (Allah’ın izni ile) Hidayet'e iletmişlerdir. Onların uğraşlarının sonucu Müslümanlar'ın yararına olmuştur. Bu kimseler aşırıların Tahrifler'ini ve Bid'ate tutularak Fitneler'i açığa vuran ve Umum'a yayan, Allah’ın Kitabı üzerinden ayrılığa düşerek bölük-pörçük olan Batıl Ehli'nin Hileler'ini izale etmişlerdir (ki) onlar Allah’a Buhtanlar İsnad etmişler ve O’nun hakkında sayısız şüpheleri yeşertmişlerdir. Onlar Allah’ın Kitabı hakkında İlimsizce konuştular. Bizler bu sapık Mezhebler'den Allah’a sığınırız. Allah’ın Salat ve Selam'ı peygamberinin üstüne olsun.     
 
Emma ba’d (bundan sonra);     

Allah bizlere O’nun Rıza'sını kazanma kabiliyeti versin ve bizleri Azabı'ndan korusun ve bizleri O’ndan korkan ve O’na dair İlim sahibi olanların yoluna iletsin.

Sana ve kendime Takva'yı, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sünnet'ini ve Müslümanlar'ın Cema'atinin Farzları'nı tavsiye ederim. Ona Muhalefet'te bulunan için kötü bir varış yeri ve onun gerekleriyle Amel eden için de iyi bir varış yeri olduğunu bilmekteyiz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu sözü bize ulaştı: Allah bir kulunu, bir Sünnet'de devamlılığı sebebiyle Cennet'ine sokar. 

Siz insanlara emrediyorum, hiçbirşeye Kur’an’dan öncelik vermeyin. Kur’an Allah’ın Kelamı'dır ve Allah’ın Kelamı'nı ulaştırdığı Vesileler yaratılmış değildir ve Lehv-i Mahfuz’da bulunanlar da yaratılmış değildir. Onun yatatılmış olduğunu söyleyen kimse Kafir'dir ve onları Tekfir etmeyen kişiler de (kendilerine Hüccet İkame edilmesinden sonra durumlarını değiştirmedikleri zaman) Kafir'dirler. 

Allah’ın Kitabı'ndan sonra, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sünneti, Hadisler'i ve (sonra da) Sahabe Kaviller'i ve (sonra da) Tabiin'(den olanların) sözleri gelir. Kurtuluş, Enbiya ve Rasuller'in sözlerine İttiba etmekte ve onları doğrulamaktadır. Bu hususlar, İlim Ehli'nin en önde gelen şahsiyetleri tarafından devamlı dile getirilmiştir.

Cehm ibni Safvan’ın fikirlerinden sakının. Alimlerimiz'e göre, Cehmiye Mezhebi üçe ayrılmaktadır:

1- (Cehmiyye Mezhebi'nden) bir grup Kur’an’ın Allah’ın Kelamı olduğunu ve yaratılmış olduğunu söyler.

2- İkinci grup Kur’an’ın Allah’ın Kelamı olduğunu söyler ve yaratılmış olup olmaması hakkında Sükut eder. Onlar Vegafiyye (Tevafuk edenler)'dir.

3- Üçüncü grup Kur’an Tilaveti sırasında söyediklerinin yaratılmış olduğunu söyler.

Bunların tümü Cehmiyye’dir ve Alimler bu görüşleri herkim dile getirir ve bunlardan Tevbe etmezse, onun elinin kestiğinin (hayvanın etinin) Helal olmayacağı ve bu kişinin görüşlerine itibar edilmeyeceği hususunda İcma etmişlerdir.
 
İman söz ve Ame'lden oluşur ve onda eksilme ve artma olur. Eğer Salih Ameller yaparsan (bu durumda) İman'da artma olur; eğer kötü Ameller'de bulunursan, (bu durumda İman'da) eksilme olur. Bir insanın İman olmaksızın İslam dairesi içerisinde kalması mümkün müdür? Eğer Tevbe ederse, İman etmiş olur ve bir kimseyi, Şirk (işlemesi) dışında yahut da Allah’ın Farzlar'ından birini İnkar ederek Kafir olması dışında hiçbirşey İslam dairesi dışına çıkarmaz. Eğer bu kimse tembellikten dolayı bir Ame'li Terkederse, onun bu durumu Allah’a kalmıştır; onu Cezalandırır yada Affeder.
 
Mu’tezile’ye dair Alimlerimiz İcma etmişlerdir ki, onlar günahlardan dolayı Müslümanı Tekfir etmeyi yeğlemişlerdir. Mu’tezile’den herkim böyleyse, bundan dolayı Adem (aleyhi selam)’ın günah işleyerek Küfr'e de düştüğünü ve Yusuf (aleyhi selam)’ın kardeşleri babalarına yalan söylediklerinde Küfr'e de düştüklerine inanır. Mu’tezile mensupları hırsızlık yapan kimsenin Cehennemlik olduğu ve karısının da onu boşamakla yükümlü oldukları Akide'sinde İcma etmişlerdir. Eğer önceden Hac yükümlülüğünü yerine getirmişse, onu İade etmelidir. Bu tür sözler söyleyen kimse Küfr'e bulaşmıştır. Onlar hakkındaki Hüküm, onlar bu Akide'den Tevbe edinceye kadar; onlara Selam verilmeyeceği, ve de onlarla konuşulmayacağı ne de onların boğazladığı hayvanın etinden yenilmeyeceğidir.

Rafıziler’e dair Alimlerimiz onların Akide'sinin; Ali (radiyallahu anh)’ın Ebu Bekir (radiyallahu anh) ve Ömer (radiyallahu anh)’dan daha Fazilet'li olduğu ve Ali (radiyallahu anh)’ın Ebu Bekir (radiyallahu anh)’dan daha önce Müslüman olduğu şeklinde olduğunda İcma etmişlerdir. Bu görüşü tercih eden kimse Kitab'ı ve Sünnet'i açıktan yalanlamaktadır. Allah (subhanehu ve te'ala) şöyle buyurmaktadır:
مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ ۚ وَالَّذِينَ مَعَهُ “Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar…” (el-Fetih 48/29)

Bu Ayet-i Kerime de Allah (azze ve celle), Ali (radiyallahu anh)’a değil Ebu Bekir (radiyallahu anh)’a Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra öncelik vermiştir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Eğer bir dost edinecek olsaydım Ebu Bekir'i dost edinirdim; ne var ki,  Allah beni kendisine dost edindi.” (Buhari; Müslim; Tirmizi; Ahmed, el-Müsned) buyurmuştur. Herkim Ali (radiyallahu anh)’ın Ebu Bekir (radiyallahu anh)’dan önce Müslüman olduğuna inanırsa, hata ve yanılgı üzeredir çünkü (Ebu Bekir) otuzbeş yaşındayken Müslüman olmuştur ve o zaman Ali (radiyallahu anh) daha yedi yaşında bir çocuktu. İslam’ın Hükümler'i, Hadler ve Dini yükümlülükler ona uygulanmamaktaydı.

Müslüman için Hayr'ı ve Şerr'i ile Kaza ve Kader'e İman etmek ve Kaza ve Kader’in kabul edilen ve kabul edilmeyen tüm yönleriyle Allah’tan olduğuna İman etmesi zorunludur. Allah (subhanehu ve te'ala) Cennet'i Mahlukat'ı yaratmadan yaratmıştır ve onu hakedenleri yaratmıştır. Onun Ni'metleri süreklidir. Herkim Cennet'in bazı kısımlarının atıl olduğunu düşünürse Kafir'dir hakeza Allah Cehennem'i ve varislerini de yaratmıştır. Cezası süreklidir Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Şefaati ile Cehennem'den çıkanlar olacaktır. Rü’yetullah (Allah’ın Cennet'te Mü’min kulları tarafından görülmesi), Allah’ın Musa (aleyhi selam) ile konuşması ve O’nun İbrahim (aleyhi selam)’ı Halil edinmesi inancı muhafaza edilmelidir. 
 
Mizan Hak'tır, Sırat (Köprüsü) Hak'tır, Peygamberler Hak'tır, İsa (aleyhi selam) Allah’ın kulu ve elçisidir. Havz’a, Şefaat'e, Arş'a, Kürsi'ye, Çlüm Melek'inin Ruhlar'ı aldığına ve (Ruhlar'ın) vücutlara döndürülüp İman'dan, Tevhid'den ve peygamberden sorulacağına İman etmek gerekir. İsrafil’in üfleyeceği Sur’a İman etmek gerekir. Ayrıca, Medine’de bulunan Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, Ebu Bekir (radiyallahu anh)’ın ve Ömer (radiyallahu anh)’ın mezarlarının onlara ait olduğuna da İman etmek gerekir. Mü’minin kalbinin Allah’ın iki parmağı arasında olduğu gerçeğine (de) İman etmek gerekir. Deccal, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Ümmet'inde ortaya çıkacak ve İsa (aleyhi selam) Lud (Kapısın)'da gelerek onu öldürecektir. (Bunlar) Ehl-i Sünnet Alimleri(nin görüşleridir) bundan her neyi İnkar ederlerse, onlar İnkarcıdır, Bi'atlerden sakının! 

Bu Ümmet'te Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra hiç kimse Ebu Bekir (radiyallahu anh)’dan daha Fazilet'li değildir. Ondan sonra Ömer (radiyalalhu anh)’dan daha Fazilet'li hiç kimse yoktur ve Ömer (radiyallahu anh)’dan sonra Osman (radiyallahu anh)’dan daha Fazilet'li hiç kimse yoktur. Bu bizim üç Halife hakkındaki sözümüzdür, Ali (radiyallahu anh) hakkında Sükut ederiz. Abdullah ibni Ömer (radiyallahu anhuma ecmain)’in onların üstünlükleri ve tercih edilmeleriyle alakalı rivayetleri Sahih'dir. Dört Halife’nin herbiri Raşid Mehdiyin’dir. Bizler (Cennet'le müjdelenen) on kişi hakkında Şehadet etmekteyiz ki, onlar Cennet Ehli'ndendir ve isimleri: Ebu Bekir (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh), Osman (radiyallahu anh), Ali (radiyallahu anh), Talha (radiyallahu anh), Zubeyir (radiyallahu anh), Sa’d (radiyallahu anh), Sa’id (radiyallahu anh), Abd'ur Rahman ibni Avf (radiyallahu anh) ve Ebu Ubeyde ibni el-Cerrah (radiyallahu anh)’dır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Cennet'le müjdeledikleri kimselerdir ve biz de onların Cennet Ehli olduğunu Tasdik (ederek beyan) ederiz.

Bizim nazarımızda Ref'ul Yedeyn (namazda Rüku'dan önce ve sonra Tekbirler'den sonra elleri kaldırmak) ve (namazda Fatiha okunduktan sonra) Amin sözünü açıktan yüksek sesle söylemek Hayr'ı arttırmanın bir Vesilesi'dir. Yöneticilerin Hayırlı, metanetli ve dürüstlüğü için Dua edilmelidir. Onlara kılıç çekilmemeli, onlara İhtilaf'lı meselelerde savaş açılmamalı, ne de bir kimse şu ve şu Cennet Ehli'ndendir demek zorunda bırakılmalıdır. Ancak, bu Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Cennetle müjdelediği Aşere-i Mübeşşere (den olan on kişi) için söylenebilir. 

Ancak Allah (subhanehu ve te'ala)’nın Kendisi hakkında belirttiği Sıfatlar'a değin ve Allah’ın Kendisini Tenzih ettiği şeylerden Allah’ı Tenzih et. Heva Ehli ile tartışmaktan sakın. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Ashabı'nın hatalarını dile getirmekten kendini alıkoy, onların Faziletler'inden bahset ve onların aralarındaki karşılıklı İhtilaftar hakkında Sükut et. Dini meseleleri Ehli Bid'atten olanlardan danışma ne de onlarla birlikte seyahet et. Meşru Nikah için Veli, (Nikah için verilen) Hutbe'yi dinleyen kimseler ve iki Adil Şahid şartı vardır. Mut'a (nikah'ı) Hesap Günü'ne kadar Haram'dır. Her Salih kimsenin ve de Fasık olan kimsenin dahi arkasında namazını kıl. Kıble Ehli olan her kimsenin Cenaze Namazı'nı kıl, çünkü onun işi Allah’a kalmıştır. Her İmam ve Emir'e İtaat et. (Onlarla birlikte) Cihad'a ve Hacc'a iştirak et.

Cenaze Namazı'nın Tekbirler'i dörttür, eğer İmam beş defa Tekbir getirirse, sen de (İmam'a uyarak) Ali (radiyallahu anh)’ın yaptığı gibi beş defa Tekbir getir. İmam’ın Tekbir getirdiği kadar Tekbir getirmek Abdullah İbni Me’sud (radiyallahu anh)’ın sözüdür ancak (İmam) Şafi’i bu hususta bana Muhalefet etmiştir. (İmam Şafi’i) eğer İmam dörtten fazla Tekbir getirirse kişinin namazı İade etmesi gerektiğini söyler ve bana İsnadı'yla birlikte Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Cenaze Namazı'nda dört Tekbir getirdiği bir Hadis sundu.
 
Çoraplar üzerine Mesh etmek (Seferi için) üç gün ve gece, Mukim için bir gün ve gecedir. Nafile namaz iki Rek'attır. Bayram Namazı'ndan önce kılınan bir namaz yoktur. Her (hangi bir) Mescid'e girersen oturmadan iki Rek'at (Tahiyyet’ul Mescid; Mescid Namazı) namazı kıl. Vitir (namazı) tek Rek'attir. (Farz Namazlar'dan önce) İkamet (getirmek) Vacib'dir. 

Ehl-i Sünnet mensuplarını, her ne hataları olursa olsun, Heva Ehli'nden üstün tutarım. Allah sana ve bizlere İslam ve Sünnet üzere ölmeyi Nasib etsin ve (Sünnet'in) İlm'ini bizlere versin!

Şeyh'ul İslam Herevi sürgün edildiğinde bütün Kitablarını bırakmış ancak bu Risale'yi yanına almıştır. İbni Mendeh şöyle demiştir: Herkim bu Nasihati dinler ve (gereğiyle) Amel ederse, o kimse için şu Ayet(de vurgulanan hususa) layık olur:
إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ “Doğrusu Ben'im (İhlas'lı) kullarım üzerinde senin (ey İblis) hiçbir Sulta'n (hakimiyetin) yoktur.” (el-İsra 17/65; el-Hicr 15/42) Hutbeler'ine başlarken (İbni Mendeh) bu Risale'yi sıkça okurdu. Hafız İbni Kayyım Kitablarının çoğuna bu Risale ile başlardı.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1113
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0


Ehl-i Sünnet ve'l Cema'atten olan Mü’minin Özellikleri

Müellif: İmam Ahmed ibni Hanbel (H. 164-241)

Ebu Ya'la, Tabakat'ul Hanabile, 1/294-295

مُحَمَّد بن حبيب الأندراني نقل عَنْ إمامنا أشياء:
منها رسالة فِي السنة فقال: سمعت أَحْمَد بن حنبل يقول صفة المؤمن من أهل السنة والجماعة من يشهد أن لا إله إلا اللَّه وحده لا شريك له وأن محمدًا عبده ورسوله وأقر بجميع ما أتت به الأنبياء والرسل وعقد عليه عَلَى ما أظهر ولم يشك فِي إيمانه ولم يكفر أحدًا من أهل التوحيد بذنب وأرجأ ما غاب عنه من الأمور إلى اللَّه عَزَّ وَجَلَّ وفوض أمره إلى اللَّه عَزَّ وَجَلَّ ولم يقطع بالذنوب العصمة من عند اللَّه وعلم أن كل شيء بقضاء اللَّه وقدره والخير والشر جميعا ورجا لمحسن أمة محمد - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - وتخوف عَلَى مسيئهم ولم ينزل أحدًا من أمة مُحَمَّد جنة ولا نارًا بإحسان اكتسبه ولا بذنب اكتسبه حتى يكون الله عز وجل الذي ينزل خلقه حيث يشاء وعرف حق السلف الذين اختارهم اللَّه لصحبة نبيه وقدم أبا بكر وعمر وعثمان وعرف حق عَلِيّ بْن أبي طالب وطلحة والزبير وعَبْد الرَّحْمَنِ بْن عوف وسعد بْن أبي وقاص وسعيد بْن زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْن نفيل عَلَى سائر الصحابة فإن هؤلاء التسعة الذين كانوا مع النَّبِيّ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - عَلَى جبل حراء فقَالَ: النَّبِيُّ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ -: " اسكن حراء فما عليك إلا نَبِيّ أو صديق أو شهيد " والنبي - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - عاشرهم وترحم عَلَى جميع أصحاب مُحَمَّد صغيرهم وكبيرهم وحدث بفضائلهم وأمسك عما شجر بينهم وصلاة العيدين والخوف والجمعة والجماعات مع كل أمير بر أو فاجر والمسح عَلَى الخفين فِي السفروالحضر والقصر فِي السفر والقرآن كلام اللَّه وتنزيله وليس بمخلوق والإيمان قول وعمل يَزِيد وينقص والجهاد ماض منذ بعث اللَّه محمدًا - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - إلى آخر عصبة يقاتلون الدجال لا يضرهم جور جائر والشراء والبيع حلال إلى يوم القيامة عَلَى حكم الكتاب والسنة والتكبير عَلَى الجنائز أربعا والدعاء لأئمة المسلمين بالصلاح ولا تخرج عليهم بسيفك ولا تقاتل فِي فتنة والزم بيتك والإيمان بعذاب القبر والإيمان بمنكر ونكير والإيمان بالحوض والشفاعة والإيمان أن أهل الجنة يرون ربهم تَبَارَكَ وَتَعَالَى والإيمان أن الموحدين يخرجون من النار بعد ما امتحشوا كما جاءت الأحاديث فِي هذه الأشياء عَنِ النَّبِيّ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - نؤمن بتصديقها ولا نضرب لها الأمثال هذا ما اجتمع عليه العلماء فِي جميع الآفاق.


Muhammed İbni Habib el-Anderi şöyle dedi: “İmam Ahmed İbni Hanbel’in şöyle dediğini işittim: Ehli Sünnet ve’l Cema'atten olan bir Mü’minin özellikleri şudur:

1- Allah’tan başka kendisine tapılmaya layık İlah olmadığına ve O’nun tek ve ortaksız olduğuna ve de Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna Şehadet eden her kimse (Ehli Sünnet ve’l Cema'atten olan bir Mü’mindir).

2- Bütün Nebi ve Rasuller'in geldiği şeyi hayatına aksettirir. O, dili ile söylediğine kalben İman eder.

3- İman'ından şüpheye düşmez.

4- Tevhid Ehli'nden hiç kimseyi günahından dolayı Tekfir etmez. Ancak bilinmeyen şeylerin hükmünü Aziz ve Celil olan Allah’a Havale eder. O, Aziz ve Celil olan Allah’a Tevekkül eder. Günahtan dolayı Aziz ve Celil olan Allah’ın Selamet'ini garanti etmez.

5- Herşeyin; yinin, kötünün tümüyle, Allah’ın Kaza ve Kade'ri ile olduğuna inanır.
 
6- Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Ümmet'inden Muhsinler (İhsan sahibi; Salih Amel işleyenler) için (Hay'rı) ümid eder, Fasık olan (kişinin sonu) için korkar.

7- Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Ümmet'inden hiçkimseyi İhsan (işlediği iyi) veya kötü Amel sebebi ile Cennet'e yada Naar'a (ateşe; Cehennem'e) sokmaz. Aziz ve Celil olan Allah kullarını dilediği yere yerleştirecek olandır.

8- Allah’ın (Peygamber'e) katılmak için kendilerini seçtiği Sahabe'den, Selef'in Haklar'ını bilir (Haklar'ına riayet eder).

9- (Sahabe arasında) Ebu Bekir (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh) ve Osman (radiyallahu anh)’a öncelik verir. Ali İbni Ebi Talib (radiyallahu anh)’ın, Talha (radiyallahu anh)’ın, Zubeyir (radiyallahu anh)’ın, Abd'u Rrahman İbni Avf (radiyallahu anh)’ın, Sad İbni Ebi Vakkas (radiyallahu anh)’ın, Sa'id İbni Zeyd İbni Amr İbni Nufeyl (radiyallahu anh)’ın diğer Sahabeler üzerindeki üstünlüğünü bilir. Şüphesiz onlar, Hira Dağı'nda Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikteydi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunda: “Sakin ol ey Hira! Çünkü üzerinde bir Nebi, bir Sıddık ve bir Şehid bulundurmaktasın." Nebi sallallahu aleyhi ve sellem onların onuncusu idi.

10- Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bütün Sahabeler'ine karşı, küçüğüne/gencine büyüğüne/yaşlısına, Rahmet eder. Onların Faziletler'inden bahseder ve onların aralarında cereyan eden (olumsuz) şeylerden (bahsetmekten) kaçınır.
 
11- Birr (iyi) olsun Fasık olsun her Emir ile Namazları; iki Bayram (Namazı'nı), Korku (Namazı'nı), Cuma (Namazı'nı) ve Cema'at (Namazları'nı) kılar.

12- Sefer'de olsun Hazar'da (Mukim olarak) olsun Mestler'in üzerine Mesh eder.

13- Sefer'de (namazları) Kasr eder (kısaltır).

14- Kur’an Allah’ın Kelamı ve indirdiği (Vahyi)'dir ve Mahluk değildir (yaratılmamıştır).

15- İman; Kavl (söz) ve Amel'dir, artar ve eksilir.

16- Cihad Allah’ın Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i gönderdiği zamandan Deccal’a karşı savaşacak son grubun zamanına kadar devam edecektir. Kınayanların kınaması onlara zarar vermeyecektir.

17- Kur’an ve Sünnet Hkmü'ne uygun alışveriş Kıyamet Günü'ne kadar Caiz'dir.

18- Cenaze üzerine dört Tekbir (Allah-u Ekber; Allah en büyüktür!) demek.

19- Müslümanları'n İmamları'nın Salah'ı için Dua etmek. Onlara karşı kılıcın ile isyan etme (ayaklanma); Fitne olduğunda savaşma, evinde kal.

20- Kabir Azabı'na İman.

21- Münker ve Nekir (isimli Sorgu Melekleri'ne) İman.

22- Havz’a ve Şefaat'e İman.

23- (Rü’yet’e) Cennet Ehli'nin Rableri Tebareke ve Te'ala'yı göreceklerine İman.

24- Muvahhidler'in, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Hadisleri'nin bunları aktardığı gibi, Cehennem'de yandıktan sonra oradan çıkacağına İman.

25- Biz bunların doğru olduğunu Tasdik ederek İman ediyor ve bunlar hakkında tartışmaya dalmıyoruz.

26- Bu, bütün şehirlerin Alimleri'nin (Ehli Sünnet ve'l Cema'atten olan Mü’minin Özellikleri olarak) üzerinde anlaştıklarıdır."
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1113
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0


Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Vefat Ettiğinde Üzerinde Bulunduğu Sünneti

Müellif: İmam Ahmed ibni Hanbel (H. 164-241)

Kaynak: Ebu Ya'la, Tabakat'ul Hanabile, 1/131

سمع عبد الرحمن الفهري وغيره وروى عَنْ إمامنا أشياء
منها ما أَنْبَأَنَا المبارك قَالَ: أَخْبَرَنَا عبد العزيز الأزجي حَدَّثَنَا أبو بكر المفيد حَدَّثَنَا الحسن بْن إِسْمَاعِيلَ الربعي قَالَ: قَالَ لي أَحْمَد بن حنبل إمام أهل السنة والصابر تحت المحنة أجمع تسعون رجلا من التابعين وأئمة المسلمين وأئمة السلف وفقهاء الأمصار عَلَى أن السنة التي توفي عنها رَسُول اللَّهِ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - أولها الرضا بقضاء اللَّه عَزَّ وَجَلَّ والتسليم لأمره والصبر عَلَى حكمه والأخذ بما أمر اللَّه به والانتهاء عما نهي اللَّه عنه والإيمان بالقدر خيره وشره وترك المراء والجدال فِي الدين والمسح عَلَى الخفين والجهاد مع كل خليفة بر وفاجر والصلاة عَلَى من مات من أهل القبلة والإيمان قول وعمل يَزِيد بالطاعة وينقص بالمعصية والقرآن كلام اللَّه منزل عَلَى قلب نبيه مُحَمَّد - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - غير مخلوق من حيثما تلى والصبر تحت لواء السلطان عَلَى ما كان فيه من عدل أو جور وأن لا نخرج عَلَى الأمراء بالسيف وإن جاروا وان لا نكفر أحدًا من أهل التوحيد وإن عملوا الكبائر والكف عما شجر بين أصحاب رَسُول اللَّهِ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - وأفضل الناس بعد رَسُول اللَّهِ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - أبو بكر وعمر وعثمان وعلي ابن عم رَسُول اللَّهِ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - والترحم عَلَى جميع أصحاب رَسُول اللَّهِ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - وعلى أولاده وأزواجه وأصهاره رضوان اللَّه عليهم أجمعين فهذه السنة الزموها تسلموا أخذها هدى وتركها ضلالة.


Ebu’l Hüseyin Muhammed İbni Ebi Ya’la dedi ki: Mübarek bize şöyle dedi: Abd'ul Aziz el-Azci bize şöyle dedi: Ebu Bekir el-Müfid bize nakletti ki: Hasan İbni İsmail er-Rabiy bize nakletti ki: Ehli Sünnet’in İmam'ı ve Mihne (şiddetli sınanma) karşısında Sabır gösteren Ahmed İbni Hanbel (rahimehullah) bana dedi ki:

“Tabiin'den, Müslümanlar'ın İmamlar'ından ve Selef İmamlar'ından ve değişik şehirlerin Fakihleri'nden doksan kişi İcma etmişlerdir ki; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vefat ettiğinde üzerinde bulunduğu Sünnet'i şudur:

1- İlki: Aziz ve Celil olan Allah’ın Kazası'ndan Razı olmak ve O’nun Emri'ne uymak, O’nun Hükmü'ne karşı Sabır göstermek, Allah'ın emrettiğini yapmak ve Allah'ın Nehy ettiğinden (yasakladığından) sakınmak.

2- Kader'e; Hayr'ı ve Şerr'i ile İman etmek.

3- Din'de Cedel (çekişme) ve tartışmadan kaçınmak.

4- Mestler üzerine Mesh etmek.

5- Birr (iyi) olsun Facir olsun her Halife ile Cihad'a katılmak.

6- Ehli Kıble’den herkim ölürse onun için (Cenaze) namazı kılmak.

7- İman'ın; söz ve Amel'den oluştuğuna, Taat ile arttığına ve Ma'siyet ile azaldığına İman.

8- Kur’an’ın Allah’ın, Nebi'si Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in kalbine ilka ettiği Kelam'ı olduğuna (İman). O (Kur’an) her ne şekilde Kıraat edilse yahut ezbere okunsa da Mahluk değildir (yaratılmamıştır).
 
9- Adil olsun Zalim olsun, Sultan'ın (otorite sahibi olan kişinin) Hükmü altında Sabır'lı olmak.

10- Zalim ve zorba olsalar dahi yöneticilere karşı kılıçla isyan etmediğimize (İman).

11- Kebair (büyük günah) işleseler dahi Tevhid Ehli'nden hiçkimseyi Tekfir etmediğimize (İman).

12- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sahabeler'i arasında cereyan eden olaylar hakkında konuşmaktan kaçınmak.

13- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra insanoğlunun en şereflileri: Ebu Bekir (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh), Osman (radiyallahu anh) ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in amcasının oğlu Ali (radiyallahu anh) olduğuna (İman).

14- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sahabeleri'nin tümü, ayrıca onun (sallallahu aleyhi ve sellem) soyu, eşleri ve evlilik yolu ile edindiği akrabaları için Allah’tan Rahmet'te bulunmasını istemek, Allah onların tümünden Razı olsun.

Bu Sünnet'tir, ona sıkıca tutun, kurtuluşa erersin. Ona uymak Hidayet, onu Terketmek ise Dalalet'dir (sapkınlıktır).”
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1113
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: ŞEYH'UL ÜMME AHMED BİN HANBEL'İN AKÎDESİ
« Yanıtla #6 : 07.07.2019, 15:40 »


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allâh'ın Adıyla,

Şeyh'ul Ümme Ahmed bin Hanbel Rahimehullâh'ın Akîdesi'ne dair muhtelif Akîde metinlerini ihtivâ eden bu eseri aşağıdaki linkten PDF formatında indirebilirsiniz:



Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
4 Yanıt
7219 Gösterim
Son İleti 08.02.2019, 01:04
Gönderen: Uhey
2 Yanıt
2246 Gösterim
Son İleti 19.06.2015, 21:26
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
1972 Gösterim
Son İleti 01.09.2015, 14:49
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1708 Gösterim
Son İleti 01.09.2015, 15:29
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
3189 Gösterim
Son İleti 02.11.2016, 22:44
Gönderen: Tevhid Ehli