Tavhid

Gönderen Konu: KAFİRLERİN (ALLAHA YÖNELTTİKLERİ) İBADETLERİNE YARDIM ETMENİN HÜKMÜ NEDİR?  (Okunma sayısı 1714 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1770
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Alıntı
Musriklerin Allaha ibadetlerine yardim caizmidir?caizse delilleri nedir?

Bismillahirrahmanirrahim,

Bazı siyer ve tefsir kaynaklarında Hristiyanlardan oluşan Necran heyeti Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına geldiklerinde kendi namaz vakitleri girdiğinde Mescidi Nebevi’de Hristiyanların kıblesi olan doğuya doğru durarak namaz kıldıkları ve Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabına, bunlara ilişmemelerini emrettiği rivayet olunmaktadır. Taberi, Kurtubi, İbn Kesir ve diğer Tefsir kitaplarından Ali İmran suresinin iniş sebebini anlatan bölümlere müracaat edilebilir. İbn İshak, İbn Hişam, İslam Tarihi (Zehebi), Zadul Mead (İbn Kayyım) gibi Siyer ve tarih kitaplarında da hicretin 10. Senesinde yaşanan olayları ve Allah Rasulune gelen heyetleri anlatan bölümlerde bu kıssa zikredilmektedir. Hafız İbn Receb el Hanbeli (rh.a) “Feth’ul Bari” adlı Buhari şerhinde –ki bu İbn Hacer’in aynı isimli eserinden farklıdır- kilisede namaz kılmanın caiz olup olmayacağı meselesini ele almış ve buna cevaz veren alimlerden farklı olarak içindeki resim, heykel vb küfri unsurlardan dolayı Allahın gazabının buralara ineceğini zikrederek buralarda namaz kılmanın caiz olmadığı görüşünü tercih etmiştir. Bu görüşü delillendirme sadedinde meseleyi izah ederken Müslümanların kafirlerin mabedlerinde namaz kılamayacakları gibi kafirlerin de bizim mescidlerimizde namaz kılamayacakları görüşünü dile getirmiştir. Necran heyeti kıssasını delil getirerek buna itiraz edenlere de şu şekilde cevap vermiştir:


فإن قيل: فقد روي ما يدل على جواز إقرارهم على أن يصلوا صلواتهم في مساجد المسلمين، وإذا جاز الإقرار على ذلك جاز للمسلمين أن يصلوا في بيعهم وكنائسهم بطريق الأولى:
فروى ابن إسحاق، قال حدثني محمد بن جعفر بن الزبير، قال: قدموا على رسول الله - صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - المدينة - يعني: وفد نجران -، فدخلوا عليه مسجده حين صلى العصر، عليهم ثياب الحبرات: جنب وأردية، قال: يقول بعض من رآهم من أصحاب رسول الله - صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ -: ما رأينا بعدهم وفدا مثلهم، وقد حانت صلاتهم، فقاموا في مسجد رسول الله - صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - يصلون، فقال رسول الله - صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ -: ((دعوهم)) ، فصلوا إلى المشرق.
قيل: هذا منقطع ضعيف، لا يحتاج بمثله، ولو صح فإنه يحمل على أن النبي - صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - تألفهم بذلك في ذلك الوقت استجلابا لقلوبهم، وخشية لنفورهم عن الإسلام، ولما زالت الحاجة إلى مثل ذلك لم يجز الإقرار على مثله.
ولهذا شرط عليهم عمر - رضي الله عنه - عند عقد الذمة إخفاء دينهم، ومن جملة إلا يرفعوا أصواتهم في الصلاة، ولا القراءة في صلاتهم فيما يحضره المسلمون.

“Eğer denilirse ki: ‘Onların müslümanlara ait mescidlerde namaz kılmasına ses çıkarılmayacağına delalet eden bazı şeyler rivayet edilmiştir. Şu halde Müslümanların onlara ait sinagog ve kiliselerde namaz kılmasının caiz olduğu evla tarikinden caiz olur.’

İbn İshak şöyle rivayet etmiştir: ‘Bize Muhammed bin Ca’fer bin Zubeyr şöyle haber vermiştir: Medine’de Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına Necran heyeti geldi. Onlar ikindi namazı kılındığı esnada mescide geldiler. Üzerlerinde bir çeşit Yemen elbisesi olan hibârları, cübbe ve ridâları vardı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'ın ashabı: Biz onlar gibi güzel ve heybetli bir başka heyet görmedik, dediler. Onların kendi namaz (veya dua) vakitleri girince kalktılar ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'ın mescidinde doğuya doğru ibadet ettiler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): "Onlara ilişmeyin" buyurdu.’

Buna cevaben şöyle denilir: Bu, munkatı’ (senedi kopuk) ve zayıf bir rivayettir. Böyle rivayetlerle delil getirilemez. Eğer bu haber sahih olsa bile şuna hamledilir: Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) o vakitte onları (İslama) ısındırmak ve kalplerini meylettirmek için ve de İslam’dan nefret edecekleri korkusuyla böyle yapmıştır. Ancak bu tarz şeylere duyulan  ihtiyaç ortadan kalktığı zaman bunu (yani mescidde kendi ibadetlerini yapmalarını) kabul etmek caiz olmaz. Bundan dolayıdır ki Ömer (ra) onlarla zimmet akdi yaparken dinlerini gizlemelerini şart koşmuştur. Namazda seslerini yükseltmemeleri ve Müslümanların hazır bulunduğu meclislerde namaz kılarken kıraatte bulunmamaları da bu cümledendir (yani nehyedilmiştir.)"
(İbn Receb, Feth’ul Bari, 3/244)

Şimdi sözkonusu Necran kıssası tesbit edebildiğimiz kadarıyla İbn İshak’ın kopuk senediyle nakledilmiştir. Onun haberi kendisinden rivayet ettiği Muhammed bin Ca’fer tabiinden haber nakleden bir zattır ancak haberi kimden aldığı belli değildir. Ancak buna rağmen İbn Kayyım belki kendi nezdindeki bilmediğimiz bir sebebten ötürü bu haberin sahih olduğunu söylemiştir.  (Ahkamu Ehliz Zimme, 1/397)

Bu rivayet birçok kitapta nakledilerek şöhret bulmuştur. İbn Receb’in de işaret ettiği gibi hadisin zayıf olması kafirlerin mescide girip mescidde namaz kılmalarının tebliğ, davet gibi bir ihtiyaca mebni olarak caiz olmasına engel teşkil etmez. Nitekim ilim ehlinden bir çoğu da kafirlerin mescidlere girmesinin Müslümanların izniyle ve de bir ihtiyaç sebebiyle caiz olacağını beyan etmiştir ki İbn Receb’in kavli de bu anlamdadır, zira o kafirlerin mescidlere girmeyeceğini beyan ettikten sonra bu istisnayı getirmiştir.

Bu yaptığımız nakillerin sorduğunuz meseleyle alakası ise şöyledir: Siz müşriklerin Allaha yaptıkları ibadete yardımcı olmanın caiz olup olmadığını sordunuz. Bu yaptığımız nakiller Hristiyanlar gibi kafirlerin müslümanlara ait mescidlerde kendi kıblelerine yönelerek ibadet etmelerine İslamdan nefret ettirmemek gibi gerekçelerle cevaz verildiğini ifade etmektedir. Sizin sorduğunuz sorudaki kişiler ise bunlar gibi tamamen batıl bir dine ait şiarları değil, bilakis İslam kaynaklı bir ibadeti yapmaktadırlar. Bunlara evlerde veya mescidlerde –müslümanlardan ayrı kılmaları şartıyla- namaz kılma izni verilmesi bilhassa da İslama ısındırılmalarının sözkonusu olduğu durumlarda daha evladır. Onlara namaz müsaadesi vermek ayrı, namaz kılmalarına yardımcı olmak ayrı şeylerdir gibi kelamlara gerek yoktur. Çünkü Müslümanların onları namaz kılmaktan hatta mescide girmekten men etmeye güçleri yettiği halde bunu yapmamışlardır ki bu Necran hadisesi Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’in vefatına yakın Müslümanların güçlü olduğu bir dönemde cereyan etmiştir. Neticede bu da onların ibadetine aracılık etmektir. Bu tamamen haram olan hatta bazı cahillerin zannettiği gibi küfür olan bir şey olsaydı buna hiçbir zaman cevaz verilmezdi.

Günümüzde cahiller nasslarda bildirilen şeylerle yetinmeyip dinde nehyedilen şekilde derine daldıkça dalmışlar ve selef zamanında olmayan bir çok görüş ihdas etmişlerdir. Bu cümleden olmak üzere kafire seccade uzatmak küfür mü, kıble göstermek küfür mü vb bir çok bidat tartışmalar zuhur etmiştir ki bunların hepsi günümüzde ortaya çıkmış muhdes fikirlerdir, bu hususlarda asla ne seleften ne de haleften bir kelime dahi getirilemez. İman küfür sınırları bellidir ve böyle şeylerle tekfir gibi ağır bir hüküm sabit olmaz.

Kısacası müşriklere Allaha ibadet hususunda yardımcı olmak caiz midir sorusu, tafsilat isteyen bir meseledir. Bu kişinin sahip olduğu niyet, itikad ve fiiline göre küfür, haram veya mübah olabilir. Bunu yapan bir kişi (veya yapmasa da fark etmez) kafirlerin Müslümanlığına itikad ediyor veya bu hususta şüphe ediyorsa kafirdir, keza kafirlerin amellerinin boşa gideceğine dair nassları tekzib ediyorsa yine kafirdir. Bunların hiç birisini inkar etmediği halde kafirlere yaranmak, onlara karşı düşmanlığını gizlemek, onları tekfir ettiğini saklamak amacıyla yapıyorsa bu da haram olan müdahenedir. Bunların hiç birisini yapmayan ve kafirlere karşı dinini izhar etmiş olan bir kimsenin insanları nefret ettirmemek vb çeşitli maslahatlardan dolayı kafirlere namaz, abdest vb konularda yardımcı olduğu takdirde kafir ya da fasık addedilmesine dair delil yoktur. Şurası da vardır ki bu tarz tartışmalar daha çok kafirlerle ilişkisini kesmemiş ve zillet içinde kafirler arasında yaşayan kimselerin kendi aralarında yürüttükleri protokol tartışmalarıdır. Zira herkes kafirlere müdahene, yağcılık konusunda ittifak etmiş, kimse müşriklerle içli dışlı olmasını sorgulamıyor sadece bu işin dozajı üzerinde anlaşamıyorlar! Hakiki muvahhidler böyle şeylerle ilgilenmez, kafirlerle nadiren bir araya geldiğinde de izzet içerisinde hareket eder, kafire seccade bile uzatsa herkes bunun misafirperverlikten kaynaklanan bir fiil olduğunu bilir, kafirler de acaba bize müslüman mı demeye başladı gibi bir ümide kapılmaz, zira o zaten onlara tavrını net olarak koymuştur!

Vallahu a’lem. Velhamdulillahi Rabbil alemin.


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
2589 Gösterim
Son İleti 23.06.2015, 02:27
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1795 Gösterim
Son İleti 22.07.2015, 19:59
Gönderen: Uhey
5 Yanıt
3032 Gösterim
Son İleti 10.06.2019, 22:14
Gönderen: İbn Umer
0 Yanıt
1331 Gösterim
Son İleti 11.11.2015, 10:59
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1230 Gösterim
Son İleti 10.02.2018, 03:37
Gönderen: Tevhid Ehli