Tavhid

Gönderen Konu: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI  (Okunma sayısı 3807 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ebu zeydd

  • Newbie
  • *
  • İleti: 1
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
SELAMUN ALEYKÜM TEVHİDİ YENİ ÖĞRENEN BİRİYİM VE YAZILARINIZ  ÇOK HOŞ VE  GERÇEK  BAZI KONULARDA KAFAM ÇOK KARIŞIK ALLAH İÇİN BENİMLE İLETİŞİME GEÇİN  ne yapacağımı bilmiyorum  ortalıkta inanılmaz bilgi kirliliği var herkes kendince haklı ....SİLSİLE TEKFİR HAKKINDA BİLGİ VERİRİMİSİNİZ DİNDE YERİ NEDİR ÇÜMKÜ SON ZAMANLARDA SİLSİLE TEKFİRİ KABUL ETMEYEN KAFİRDİR DİYORLAR.

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 712
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #1 : 20.04.2018, 05:20 »
Bismillahirrahmanirrahim.

Kendini tanıtmamışsın. Siteyi inceleme imkanın olmuşsa kendisini tanıtmayan kimselere yardımcı olamayacağımızı okumuş olman gerekiyordu. Okuduğun halde bunu yerine getirmemişsen sağlıklı iletişim kuramayız seninle..

Tevhidi yeni öğrendiğini ve aynı zamanda her kafadan bir ses çıktığı içinde kafanın karışık olduğunu yazmışsın. Allah'ın Kitab'ında ve Rasulün Sünnet'inde haşa fikir kirliliği (sen buna bilgi kirliliği de, akide kirliliği de yada başka şey de bahsettiğimiz şey bellidir) olamayacağına göre demek asıl kirlilik kişinin kendi kalbindedir. Allah'u teala insanı temiz bir fıtratla yani Tevhid'i anlayacak şekilde yarattığı halde insan dış etkilerden dolayı sapar ve saptırır. Kişi kusuru önce kendinde ve sonrada ilmi aldığı kaynaklarda araması gerekiyor. Ortalıkta fikir sahibi olanlar kimler? Bu kimseler dinde söz sahibi kimseler mi? Onların ortaya attıkları şeylerin geçmişi yani selefi var mı? Defalarca diyoruz kim ne derse desin şayet o dediği şeyin bir geçmişi yoksa o görüşü çöpe atın diye. Bakınız dinde alimler arasında -bidatçiler hariç- ne konuşulmuşsa mutlaka kendilerinden önce görüşlerinin bir selefi vardır. Sen alimleri bırakır ortalıkta dolaşan şarlatanlara kulak kabartırsan elbette şüpheye düşersin. Zaten kalbin bu şüphelere kapılmaya hazır. Yani temiz fıtratını bozmuşsun. Dünya süsünü sabah akşam sana sunup duruyor ve adeta cennet nimetlerinden daha üstün nimetlerin kendisinde olduğunu iddia ederek seni bunlara sahip olmak için kışkırtıyor. İnsan böyle bir ortamda elbette vahye teslim olmak yerine vahye teslim olma adına hevaya teslim olur. Sonrada fikir kirliliğinden şikayetçi olursun. Aslında buna hakkın yok çünkü suçlulardan biriside sensin. Düşünsene sen şu ana kadar din adına ne okudun? O seni şüpheye düşüren cehennem davetçilerinin bile okuduğu eserlerden hangisini okudun? Bunlar üzerinde düşün!!Sana ilme yeni başlayanların takip etmesi gereken usulle alakalı bir adres vereceğim orayı iyi oku ve tavsiye edilen şeyleri yerine getir öyle gel bize. Biz bile halen o merhaleleri sağlıklı şekilde aşmaya çalışıyoruz.

Bu başlığa tıklayın ve tavsiyeleri yerine getirin kafanızın karışıklığı merhaleleri aştıkça geçecektir inşaAllah. "TEVHİDİ ÖĞRENMEYE YENİ BAŞLAYANLARA BAZI UYARI VE TAVSİYELER" Hak ile batılın savaşı başladı başlayalı ortalıkta fikir kirliliğide hep devam ede gelmiştir. Kitabların indirilişi ve Rasullerin gönderiliş gayeside bu fikir kirliliğinin ortadan kaldırılması içindir. Alimlerin görevide budur zaten. Çünkü onlar rasullerin varisleridir. Kişi akidesini sağlam temeller üzerine bina etmedikten sonra hiç bir şüpheden etkilenmeden selamete çıkamaz. Günümüzde cehalet toplumun herkesimine öyle bulaşmışki boğazı geçmiş boylarını aşmıştır. Senden çok çok bilgili kimselerin kafası karışıkken senin kafanın karışması şaşılacak bir şey değildir. Düşün İlah, Rab, Tevhid, Din, İslam, İman, İbadet, Küfür, Şirk, Bidat, Haram, Günah vb. daha bir çok şeri kavramları okuyunca sende ne çağrıştırıyor. Bütün bunların manası ne? Ve hangi kavramların manaları diğer kavramların manaları ile bağlantılı? Aralarında ne gibi ilişkiler var? Tevhid dediğimiz zaman anladığımız şey ne? Şirk dediğimiz zaman neyi anlıyoruz yada asıl neyi anlamamız gerekli? Şirk işleyen kimse dinin hangi kısmını ihlal etmiş oluyor? Edince ne oluyor vs? Bir kişinin şüphelerden etkilenmeden müslüman olabilmesi için mutlaka bu bahsettiğim kavramları manaları ile beraber fıkh edip yerli yerine koyması ve gerekleri ile amel etmesi gerekir. Aksi halde müslüman olamaz ve fikir kirliliğinden de kurtulamaz. Örneğin benim din ve diğer hükümleri hakkında zerre şüphem yok neden acaba? Günümüzde kimse ilim sahibi olmak ilim tahsil etmek istemiyor bakkal, manav, berber, kahvanedeki adam mevzu din olunca müftü kesiliyor. Tabi Allah adına ilimsizce konuşup cehennem ateşlerine odun topladıklarını fıkh edemiyorlar. "ALLAH’IN DİNİ HAKKINDA RE’YE, ZANNA VE ASLI OLMAYAN KIYASLARA DAYANARAK İLİMSİZCE GÖRÜŞ BEYAN ETMENİN NEHYEDİLDİĞİNE DAİR GELEN HABERLER"

Kısaca adresini verdiğim yerde ilim elde etmek için gerekli merhaleleri tek tek aşmadan bir şey öğrenemezsin, öğrensende o bilgiler sende dağınık vaziyette durur ve sana hiç bir fayda sağlamaz. Aksine bir şey bildiğini zannedersin ama en ufak şüphede ilmin yerle bir olur. Şüphe dediğimiz şeyde iman ile küfür arasında gidip gelmelerdir. Örneğin senin seviyen şu an silsile tekfir gibi konuları kaldırmaz. Sadece şunu bilsen yeterli. Şeytana müslüman diyen kim olursa olsun halkanın neresinden olursa olsun kafirse kafire kafir demeyende aynı şekilde kafirdir. Bunu anlarsan çok şeyide anlamış olursun gerisi ise lafı çoğaltmaktan başka ilim namına bir şey ifade etmez. Tafsilatınıda şu adresten okursun. "KAFİRE KAFİR DEMEYEN KAFİRDİR KAİDESİ (SİLSİLE TEKFİR MESELESİ)" Siteye soru sormadan önce herkes soracağı şeyi daha öncede soran kimse olmuşmu diye site içinde arama yaparak bunu tesbit etsin.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 712
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #2 : 21.04.2018, 02:16 »
Bismillah. Yukarıda anlayışı olan kimse için gerekli uyarıları yaptık. Biz insanları nass'lara göre değerlendiriyoruz dolayısı ile kimseye senin kulağın uzun, gözün kara, boyun kısa, saçın sarı demiyoruz. Dediğimiz ve bundan sonrada hep diyeceğimiz şey Allah'u tealanın kullar üzerindeki hakkı ile alakalıdır. Dolayısı ile kulluğu kabul eden herkese bu hakkı ihlal etmemesini tembih ediyoruz. Kullarda bunun terk edildiğini ihmal edildiğini gördüğümüzde kendi nefsimizde dahil gerekli nasihati yaparız. Eleştirilerimizde hep bu yöndedir. İlimden yüz çeviren kınanır. Konuyu açan kişiye tavsiyemiz bizimle çekişmek ve cedel yapmak yerine nasihatimizi tutup acilen ilim tahsil etmeye başlasın. Bizim yanımızda cahile söz hakkı düşmez. Cahile düşen acilen cehaletini gidermesidir. Bizde bizden üstün birisinin yanında ancak susarız ve dinler itaat ederiz. Her bilenin üstünde bir bilen vardır unutmayın ve işler ise ancak ehline verilir. Sen hem yazılarımızın hoş ve gerçek olduğunu söyleyip hemde verdiğimiz cevab hoşuna gitmedi diye şeriate göre değilde hevana göre bizi eleştirmeye kalkarsan kendinle çelişmiş olursun. O hoşunuza giden yazıları yazanlar kişiler hakkında yapacakları tesbitleri öyle rastgele yapmazlar bunu artık öğrenin. Bir insanı iki dakika önce övüp iki dakika sonra yermek ancak yahudi karakterli kimselerin mesleğidir. Buraya sen değil Suudlu Bin Baz yada Useyminde gelse onlara git önce üç esası oku gel deriz.. Useymin üç esası şerh ettide ne oldu ancak Necd davetine şirk bulaştırmaya çalıştı. Biz birisine sen şu kitabı okuman gerekiyor dedikmi artık aradan bin yılda geçse o kişi dediğimizi yapmadığı müddetçe başka merhaleye asla geçmez yine aynı kitabı öneririz. 
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimdışı Hamza

  • Newbie
  • *
  • İleti: 7
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #3 : 11.05.2018, 05:38 »
Esselamu alel menit tebeal huda.
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdulillahi rabbil alemin
Essalatu vesselamu ala rasulihi ve ala alihi ve sahbihi ecmain.ve ba'du...
Allahdan nefislerimiz şerrinden,ilim diye dalyan zandan,hak diye sözleyan batil ahlinden,jahenneme da'vat edyan deccallardan,sirotal-mustakim diye yöreyen zal yoldan,delil diye tutan hevamizdan Allaha siğıniriz.Allah sizin ilmini artdirsin.Ilminizdan amal etmeklige yardam bersin.Amin.
Ya Zeyd ben yeni konu açtım.Yani biz günümizde la ilaha illallah diysegam,Allah o kelime-i tevhidi bizden kabul etmegi ucin aslı kafirin,müşrigin(hatta o zat kelimesini aydıbersin,namaz kılıbersin,imanin 6 vacibi,islamin 5 rukni olan zaruri diye bilinen amalları kılibersin(anlamadan))etmeli şertleri bar.Yani ben bu konunu ne ucin diyen ya ahi,yani ben muvahhid yayinlarin sitesinde bir konu okadim,o hem"islamin hakikati"diye bilinen konunu okadim.Aslı kafir muslim olmak islese,ilki onun etmeli vecibesi kelimesi şehadet değil,tevbedir.Bu konunu ön hic bir yerde okamadim.Elhamdulillah.Allahdan bu dinde
sabir diliyorum.Nice kitap okasamda,musliman olmak ucin gerek bolan tevbe şertini bilmiyordum.Bildim,elhamdulillah tevbe etdim.Yani o konudan sözlemegimin sebabi ancak bir şerti berilipdir.ikinci şerti kelimei tevhidmidir?Yani ben muslim olmak istesem,benim ilki etmeli işim şirkden,şirk ahlinden,şirke riza olmaklikdan,şirk fiili etmesem hem o şirk fiili ancak şirk olan ucin
ondan razi olmamak,ondan nefret etmek,şirk fiili işeyani müşrik diymek(o bilsin bilmesin),bir okulun ya butun yanindan gecip gidemde hem ondan yani okuldan(şu okul yevreylerin,kafirlerin okulı diye nefret edip,kim şu okula cocuğuni berse,o kafir diye bilmam)nefret etmeklik,butdan nefret etmeklik,şirkden ve onun ahlinden beri ve nefret etmekligim,tagutlari tekfir etmekligim(yani ilmini bilip fakat mucerred değil),kim-de kim asli usuliddinde kufre,şirke düşdümi,et-tertib vet ta'kib onı müşrik bilmekligimdir,ancak bu şeyleri sözliyorumki ,ilmini bilenimdem son.Halbuki Allahu teala ilki fa'lem diydi,ondan dolayı benim ilki vecibam tevbe,daha sonra olsa kelime-i şehadet.Bu kelimanin hem 2 rukni yani nefyun ve isbatun.Nefyun hem 4 şeyden beri olmakligimi icab eder.Ilahlerden,kufrlerden,tagutlardan,endadlerden beri olmaklikden ve oları nefi etmekligimi icab eder.Ilah diyenimde-de,tam ilahleşdirilen sahte ilahleri nefi,ve olardan beri ve kim Allahdan gayri muşahhasi ilah edininse,ol kimse jehaletine ragmen müşrik sanmam gerekir.vs.vs.vs.Isbatun hem 4 şeye yakin olmakliğimi icab eder.Ibadata,tagata söygi bilen,ve huşu bilen,reca bilen Allaha tezellul ve muhabbet bile,ben kendim Allaha ibadat edem-de kendimin memlukdıgimi,abdigimi,ibadat etmekligin farz diye ibadat etmam,Allahin onunde alçalmam,tezellulum,ibadat etmesem Allah beni jahenneme sokar diye akida bile Allaha tevhid,sunnete ittiba bile yönelmam vacipdir.Muslim olamdan sonra,imanimi ihlal etmesizligin ucin şirkin,kufrun mahiyetini bilmam hem şertir.kimi tekfir etmeli,kimi etmeli değil,duşmanlarimi bilmekligim hem vacipdir.
Işte şu yokardakı tevbeden sonra kelimei tevhidin manısına idrak etmekligim,kendimin muslim olmakligima yetermi diyecekdim.Allahin huzurunda olsa,bundan-da daha işin ağiri halisanlillah gerekdir.Kusurlarim olsa ya ilma edep bile davranmadik olsam,mana tembihde bolunun,cunki bu ilim,laf meydançası değil.(iyi niyet bile düşünun).ahiru da'na enil hamdulillahi rabbil alemin.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1772
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #4 : 12.05.2018, 01:37 »
Bismillahirrahmanirrahim. Yazdıklarınızın belki bir kısmını anladık bir kısmını anlamadık ama attığınız başlıkta yer alan "kelime-i şehadetin kabul olması için gereken şartlar" meselesiyle alakalı bu vesileyle genel bazı şeyler söylemek istiyorum. Siz de umarım müşkilatınıza cevap bulursunuz, hala sorularınız varsa yine sorarsınız. Ehlince malum olduğu üzere Ehli sünnet imanı kalple tasdik, dille ikrar, azalarla amel olarak tarif etmiştir. İmanın aslı da kelime-i şehadet yani bu kelimenin içerdiği tevhidi ve risaleti tasdik olduğuna göre bu iman tarifi aynı zamanda kelime-i şehadetin tarifidir, onun geçerli olmasının şartlarını ifade etmektedir. Şöyle ki; bir insan 'Allahtan başka ilah yoktur, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Onun Rasülüdür" manasındaki şehadeteyni önce manasını bilip kalbiyle hiç bir şüpheye yer vermeden tasdik etmeli, bunu diliyle ikrar edip diliyle de buna muhalif herhangi bir küfür sözü söylememeli, nihayet bunun gerekleriyle yani tevhidle amel etmeli, tevhide muhalif herhangi bir şirk ve küfür ameli işlememelidir. İşte İslam ve iman budur. Bunun zıddı küfürdür. İslam'ın bu olduğunu bilmeyen, nasıl müslüman olunacağını, nasıl kafir olunacağını bilmeyen birisi de müslüman değildir. Çünkü bu kimse diliyle müslümanım dediği halde bilmediği bir şeyi söylemekte, küfrü ve şirki reddettiğini söylediği halde de bilmediği bir şeyi reddetmektedir. Bu ise aklen de şeran da batıl, geçersiz bir iman olur daha doğrusu buna iman denilmez. Şirkten tevbe dediğimiz şey zaten bunlardır, öyle farklı bir şey değildir.  Kelime-i şehadetin manası ve şartları Şeyh Abdurrahman bin Hasen'in La ilahe illallah'ın şartları adlı risalesinde, keza Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab'ın "Cevahir'ul Mudiyye" ismiyle neşrettiğimiz risalelerinde ve genel olarak neşrettiğimiz diğer kitaplarda izah edilmiştir. Sözkonusu eserleri içeren Tevhid Risaleleri serisini http://www.almuwahhid.org/referanslar.php adresinden indirebilirsiniz. Bu risaleler inşaallah yakın zamanda daha ilmi ve tahkikli bir neşirle yayınlanacaktır. İnşaallah bunları anlayarak okuyup bu hususta kişiyi müslüman kılacak ilmi elde edersiniz.Şunu da unutmayın ki tevhid akidesi öyle sadece okumakla elde edilecek bir ilim değildir. Bunun için ihlas ve kalbin tam anlamıyla Allaha teslim olması şarttır. Birçok insanda bu olmadığı için kitap da okusa okuduğu şeyleri anlamamakta, anlasa bile hayatına geçirmekte zorlanmaktadır. O yüzden bu bilgileri okuyup ezberlemek önemli olsa da kalbin temizlenmesi, niyetin düzeltilmesi şarttır vesselam.

Çevrimdışı Hamza

  • Newbie
  • *
  • İleti: 7
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #5 : 12.05.2018, 05:37 »
Esselamu alel menit tebeal huda.
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdulillahi rabbil alemin
Essalatu vesselamu ala rasulihi ve ala alihi ve sahbihi ecmain.ve ba'du...
Allah subhanehu teala bizin kadamlarimizi işte bu dininde sabit kılsin.Amin
1.Hocam ben şu anda sizin diye şeylerinizi anladım ve ben bu sitenizi tam 1 senedir takib ediyorum.Iman,kufur,islam,tagut,ibadat,tekfir buları idrak etdim.Şirkimden,kufrumden vazgeçtim,red etdim,kendilerini hem tekfir etdim(ilmini bilip)ve Islama tevbe,teslim halda marifetullahi anlap,iman edip
girdim.Biiznillah(Allaha hamdlar olsun sizi bana musebbeb kılani ucin)Ama "Islamin
hakikati"diye bir risalanizin devami yokmidir?
2.Bizin vatanimizi siz cok iyi biliyorsiniz(demokratik),Şu anda benim hem sizden basga muslim diye bilyan birisi zaten yokdur.Eğer ben bu vatanda mukrih,mukreh ve mukrehun aleyh olsam,ben kendim ne yapmali?Sizin ikrah hakkindaki risalanizi okadim,ama umum lafiz olani ucin daha iyi anlamadim.Yani ben tevriye,kast,mecazi diye bilinen kapali lafizlarimi kullanacağim yogsa hapisami atilacagim?Kim-de kim din dolayı hapisa atıldimi,kendisine çıkiş yolı bulamaz,cunki bu vatan beyle vatan ki,1000 kişini öldürerin islam dinine gireninden daha evla.Ben sizden bana bu ülkede kufur,şirk işlemekligime cevaz soramiyorun,ancak din duşmanlari bizzat benden şirk,kufur talap ediyorlarsa ne yapmalim?Ama kendileri size hic bir şey yapmayor,dokunmayor yani ne mukreh,ne muhrih,ne-de muhrehun aleyh söz konusi olmuyor.Pratkikada şayat olduk,ondan dolayi sözledim.Sizden ricam hakki bana bildirmekliginiz,ben bu durumda ne yapacagim?
3.   5 sene ön ben evlendim.Ben kendim ve zevcam muslim değildik.(namaz kiliyorduk,ama asli usuliddini bilmiyorduk,silsile tekfir gibi meseleleri)
.Elhamdulillah islami anlamana başladik.Şimdi biz nikahimizi yenilemelimi?eger yenilesek bir muslim yokki,kime nikah kıldirip bilerin?Şayat yok,muteber muslim yok,olsa-da bilmiyorum,Şimdi ne yapacagim?
4.Her cuma güni ben kendimi cok üzgünüm göriyorum,cunki 3 kişi yok.Eger ben kendisine tevhidi anlatdim,kendileri hem kabul ediyorlar,ancak birinin kufri cocuguni okula beriyor,birinin kufri jehaletin dolayi.Şimdi ben kendileri bile cuma namaz kılıp bilerinmi?
5. Insan cehaletinden dolayi akida etmeli şeyinden mahrum kaldi,(silsile tekfir meselesinden mahrum kaldi,hic bilmiyor,ama yarin bildi)ama kufur işlemiyor,meselem;ben kendim şirkimden tevbe etdim,ma'buduma ne rububiyetinde ne-de uluhiyyetinde,esma ve sifatinda şirk goşmayorum.Ancak ben bir ilimden jahil ola
bilerinmi ya tam bir ilim bile şehadatimi sözlemelimi?Asli usuliddinden habarli ancak bugün bir şey bildim,yarin bir bildim,şimdi ben hergün imanimi yenilemelimi?Akidamda;kim şu şeyleri bilmese silsile tekfir gibi şeyleri,o benim nezdimde kafir.Ben yukarda bir hata yapmişam,o hata,ol kişi silsile tekfirden hic habari yok,ama şirk işlemiyor deyipdim.Bu bir kufr söz.Estagfirullah.Cunki ol kufurden,şirkden şek ediyor diymekdir.Anladip bildimmi?turki dilim cok iyi değil.Bundan dolayi sikinti çekiyorum.Şimdi buna ben kafir diyip,ondan beri olmalimi ya buna islama da'vat edip tam bir şekilde islam bile terbiye etmelimi?
Ahiru da'vana enil hamdulillahi rabbil alemin.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1772
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #6 : 13.05.2018, 01:20 »
Bismillahirrahmanirrahim,

Sorularınıza anlayabildiğim kadarıyla cevap vermeye gayret edeceğim inşallah.

“1.Hocam ben şu anda sizin diye şeylerinizi anladım ve ben bu sitenizi tam 1 senedir takib ediyorum.Iman,kufur,islam,tagut,ibadat,tekfir buları idrak etdim.Şirkimden,kufrumden vazgeçtim,red etdim,kendilerini hem tekfir etdim(ilmini bilip)ve Islama tevbe,teslim halda marifetullahi anlap,iman edip girdim.Biiznillah(Allaha hamdlar olsun sizi bana musebbeb kılani ucin)Ama "Islamin hakikati"diye bir risalanizin devami yokmidir?”

İnşallah söylediklerinizin hakkını verirsiniz. Bu devirde bunları idrak edebilmek bir mesele, bunlarla amel edebilmek daha büyük bir meseledir. İslamın hakikati risalesi derken  ve devamı yok mu derken neyi kasdediyorsunuz? Eğer şu risaleyi kasdediyorsanız: http://tavhid.org/tr/forum/index.php?topic=1047.0 Bu risalenin devamı henüz yoktur, olsa zaten Allahın izniyle geciktirmeden yayınlamaya gayret ederiz. Kanaatimizce o risalede anlatılanlar da şimdilik hikmet sahibi olan birisi için yeterlidir.

“2.Bizin vatanimizi siz cok iyi biliyorsiniz(demokratik),Şu anda benim hem sizden basga muslim diye bilyan birisi zaten yokdur.Eğer ben bu vatanda mukrih,mukreh ve mukrehun aleyh olsam,ben kendim ne yapmali?Sizin ikrah hakkindaki risalanizi okadim,ama umum lafiz olani ucin daha iyi anlamadim.Yani ben tevriye,kast,mecazi diye bilinen kapali lafizlarimi kullanacağim yogsa hapisami atilacagim?Kim-de kim din dolayı hapisa atıldimi,kendisine çıkiş yolı bulamaz,cunki bu vatan beyle vatan ki,1000 kişini öldürerin islam dinine gireninden daha evla.Ben sizden bana bu ülkede kufur,şirk işlemekligime cevaz soramiyorun,ancak din duşmanlari bizzat benden şirk,kufur talap ediyorlarsa ne yapmalim?Ama kendileri size hic bir şey yapmayor,dokunmayor yani ne mukreh,ne muhrih,ne-de muhrehun aleyh söz konusi olmuyor.Pratkikada şayat olduk,ondan dolayi sözledim.Sizden ricam hakki bana bildirmekliginiz,ben bu durumda ne yapacagim?”


Ne kasdettiğiniz çok fazla anlaşılmıyor. İslam’da ikrah ruhsatının sınırları bellidir. Bir kimse sizden küfür bir söz ve fiil istiyorsa ve de yapmadığınız takdirde canınıza ve bedeninize bir zarar geleceği zannı galiple kesinse o takdirde onların istediklerini yapabilirsiniz. Bunun dışında bunu yapmazsam şöyle şöyle olabilir gibi tahminlerle küfür işlemek caiz olmaz, küfür olur. Yani tehlikenin kesin veya kesine yakın bir şey olması gerekir. Bu durumda yani ikrah halinde bile bazı alimler küfür sözünün ancak tevriye yoluyla yani çift manalı sözlerle veya başka şeyi kasdederek söyleneceğini söylemişlerdir. Mesela Muhammed’i inkar ediyorum derken Muhammed isminde başka birinin kalpten kasdedilmesi gerekir, bunun gibi. Şunu da belirtelim ki günümüzde hemen hiç bir devlette bu tür konularda ikrah durumu yoktur. Ancak insanların cehaletten ve meseleyi öyle anlamak istediklerinden dolayı ikrah zannettikleri şeyler vardır. Lakin söylediğimiz gibi kişi sözkonusu küfrü işlediği zaman gerçekleşmesi kesin bir tehlikeden kurtulacaksa ikrah sözkonusu olur. Yoksa muhakeme örneğinde olduğu gibi küfre girdiği halde tehlike devam edecekse veya ortada kesin bir tehlike yoksa ikrahtan bahsedilemez.

“3.   5 sene ön ben evlendim.Ben kendim ve zevcam muslim değildik.(namaz kiliyorduk,ama asli usuliddini bilmiyorduk,silsile tekfir gibi meseleleri)
.Elhamdulillah islami anlamana başladik.Şimdi biz nikahimizi yenilemelimi?eger yenilesek bir muslim yokki,kime nikah kıldirip bilerin?Şayat yok,muteber muslim yok,olsa-da bilmiyorum,Şimdi ne yapacagim?”


Karı koca beraber Müslüman oldularsa nikahlarını yenilemelerine gerek yoktur. Cahiliyedeki nikah üzere devam ederler. Nitekim sahabeler de böyle yapmış ve İslama girdikten sonra yeni nikah kıymamışlardır.

“4.Her cuma güni ben kendimi cok üzgünüm göriyorum,cunki 3 kişi yok.Eger ben kendisine tevhidi anlatdim,kendileri hem kabul ediyorlar,ancak birinin kufri cocuguni okula beriyor,birinin kufri jehaletin dolayi.Şimdi ben kendileri bile cuma namaz kılıp bilerinmi?”

Bu bahsettiğiniz türde kişiler zaten Müslüman olmadığı için bunlarla cemaat teşkil edilmez. Cumanın farz olması ve de sahih olması için namazla mükellef olan bir cemaat gerekir. Kafirle cemaat teşkil etmek hem caiz değildir, hem de sahih değildir. Cuma kılamadığı için üzülmek elbette güzel bir şeydir, lakin bundan önce asıl dert edilecek şey kişinin kendisinin ve ailesinin imanıdır. Kişi önce hakiki imanı elde etmek için ihlasla gayret etmelidir, bunu yaptığı zaman Allahu Teala ona ummadığı yerlerden yardımını gönderir.

“5. Insan cehaletinden dolayi akida etmeli şeyinden mahrum kaldi,(silsile tekfir meselesinden mahrum kaldi,hic bilmiyor,ama yarin bildi)ama kufur işlemiyor,meselem;ben kendim şirkimden tevbe etdim,ma'buduma ne rububiyetinde ne-de uluhiyyetinde,esma ve sifatinda şirk goşmayorum.Ancak ben bir ilimden jahil ola bilerinmi ya tam bir ilim bile şehadatimi sözlemelimi?Asli usuliddinden habarli ancak bugün bir şey bildim,yarin bir bildim,şimdi ben hergün imanimi yenilemelimi?Akidamda;kim şu şeyleri bilmese silsile tekfir gibi şeyleri,o benim nezdimde kafir.Ben yukarda bir hata yapmişam,o hata,ol kişi silsile tekfirden hic habari yok,ama şirk işlemiyor deyipdim.Bu bir kufr söz.Estagfirullah.Cunki ol kufurden,şirkden şek ediyor diymekdir.Anladip bildimmi?turki dilim cok iyi değil.Bundan dolayi sikinti çekiyorum.Şimdi buna ben kafir diyip,ondan beri olmalimi ya buna islama da'vat edip tam bir şekilde islam bile terbiye etmelimi?”


Soru sormuşsunuz, az sonra cevabını kendiniz vermişsiniz. La ilahe illallah’ın geçerli olmasının birinci şartı ilim yani marifettir. Kişi iman ve küfür sınırlarını bilmiyorsa zaten Müslüman değildir. Böyle birinin hayatında şirk olup olmamasının bir önemi yoktur. Dinin aslı dediğimiz şey bir bütündür, bunlardan herhangi birisi olmadığı zaman zaten imandan bahsedilemez. Asluddin parça parça öğrenilecek bir şey değildir. Bir insan bizzat imanın aslıyla alakalı meseleleri parça parça öğreniyorsa bu insan Allah’a iman etmemiş demektir ve böyle birinin ihlasında, samimiyetinde de problem vardır. Çünkü sahabelerin yaptığı gibi kişi Allaha teslim olur ve iman kalbine girer, o andan itibaren de kalbindeki iman kişiye ne yapacağını gösterir. Bir kimsenin kalbinde iman varsa bu kimse zaten müşriklerle dostluğunu keser, onların batıl yolda olduklarını bilir yani tekfir eder ilh. Bunların hepsi fıtri olan şeylerdir. Bir kimse bunları bilmiyorsa veya uygulamıyorsa zaten Allaha geçerli bir imanla iman etmediği için yerine getirmiyordur. Günümüzde maalesef çoğu insan iman denilen şeyden habersiz olup tevhidi öğrenseler bile ancak bir bilgi yani marifet olarak bunu öğreniyorlar, o yüzden de meseleler bir türlü oturmuyor, akide haline gelmiyor. Halbuki tevhidi mücerred ezberlemeyi bıraksalar da bunun yanında asıl yapılması gereken şeyi yapıp tevhide iman etseler bütün meseleleri o iman ettikleri anda çözecekler. Bu sözler iman diye bir şeyi hayatında tatmamış olan günümüz insanlığının kahir ekseriyetine tuhaf gelebilir ama bu gerçekten böyledir. Günümüzde her yer kitaplarla dolup taştığı halde insanların iman edememesi, iman iddialarına muhalif ameller sergilemeleri; geçmişte ise Kuran dahi kitap haline getirilmediği halde insanların iman edip dünyayı fethetmeleri bu dediğimiz şeyle alakalıdır. Bu mühim bir meseledir ama burada sadece işaret etmekle yetinelim. Kısacası mesele yine dönüp dolaşıp niyetlerin halis olmasına geliyor. Rabbim sizlere hidayetini ihsan etsin ve o hidayet üzere sebat etmeyi nasip etsin amin.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1772
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #7 : 14.05.2018, 02:41 »
Bismillahirrahmanirrahim. Yine bir çok şey sormuşsunuz, birbiriyle çelişen bir çok şey yazmışsınız. Biz sözü artık daha fazla uzatmayacağız. Siz tevhidi öğrenmeye devam edin, göründüğü kadarıyla daha öğrenmeniz gereken çok şey var. Öğrendikten sonra da en önemli şey bu öğrendiklerinizi akide edinmektir. Akide kelimesi düğümleyip bağlamak demektir. Bugün çoğu insanda bilgisizlik problemi değil akidesizlik problemi vardır. Yani insanlar dini bir şekilde öğreniyorlar ama öğrendiklerine şüpheden uzak kesin bir ilimle inanıp bu dine bağlanmıyorlar, bunu akide edinip önlerine çıkan her meseleye tatbik etmiyorlar hep sallantıda gidiyor. Bu da niyetlerdeki bozukluktan, Allaha tam teslim olmamaktan kaynaklanıyor. Rabbim size de ailenize de hidayet nasip etsin amin. Size tavsiyemiz yaşadığınız diyarda tevhidi öğrenip amel etmeye çalışın. Şehirde yapamıyorsanız köyde, köyde yapamıyorsanız dağın başında bunu yapın. Türkiye şu an yabancı ülkelerden gelen İslami eğilimli kişiler için çok güvenli bir yer sayılmaz. Bilhassa son yıllarda yaşanan (DAİŞ vb) bazı olaylardan dolayı Kafkas ve Orta Asya ülkelerinden gelen kişilere artık iyi gözle bakılmıyor. Hatta genel olarak buradaki bizim halimiz de sizden çok farklı değil. O yüzden tavsiyemiz şu an için maslahatı gözeterek bulunduğunuz yerde akideyi öğrenip muhafaza etmeye çalışmanızdır. Eğer Allah'tan hakkıyla korkarsanız size bir çıkış yolu yaratacaktır vesselam.

Çevrimdışı Hamza

  • Newbie
  • *
  • İleti: 7
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #8 : 19.05.2018, 08:54 »
Esselamu alel menit tebeal huda
Vessalatu vesselamu ala rasulihi ve ala alihi vesahbihi ecmain.ve ba'du:
Hocam şu ibare ne manaya geliyor,anlayamadim?
Kurtubi, "Tezkire" adlı eserinde der ki: "' İmandandır' kısmına gelince; hadisteki bu
ifade 'imanla ilgili amellerdendir' demektir. Bu da, organlarla işlenen ameller
anlamındadır. Burada salih amellerin imandan olduğuna işaret vardır. Çünkü
buradaki "iman" ifadesinden kastedilen, bizim söylediğimizdir. Yoksa bu tevhidin kendisi demek olan ortak koşulan şeyleri redd ve “la ilahe illallah” kavlinde ihlaslı
olmak manasına gelen mücerred iman demek değildir. Ki şu hadiste anlatılan iman
budur: “Allah subhanehu cehennemi avuçlar ve hiçbir hayır işlememiş bir kavmi
oradan çıkartır” Burada amellerden bağımsız olarak mücerred tevhid
kasdedilmektedir.
Beyan etseniz,bende anlasam...
Ahiru da'vana enil hamdulillahi rabbil alemin

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1772
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #9 : 20.05.2018, 03:04 »
Bismillah. Öncelikle bize sürekli aynı şeyleri yazmanıza ve akideyi ne kadar anladığınıza dair beyanatta bulunmanıza gerek yoktur. Sizden bunu talep eden kimse de olmadı. Sizi burada imtihana çeken veya ne kadar ilerlediğinizi soran kimse yok, o yüzden bize kendi bilgi seviyenizden bahsetmenize de gerek yoktur. Siz siteyi okuyun, akideye dair eserleri okuyun müslüman da olsanız kafir de olsanız hesabınızı öncelikle Rabbinize vereceksiniz, gerçekten iman ehli iseniz zaten müminlerle yollarınız bir gün kesişir Allahın izniyle. Ayrıca sorunuz varsa sorun dediysek sizi yakından ilgilendiren, dinin asıllarıyla alakalı hayati soruları kasdettik. Yoksa kitaplarda geçen her müşkil ibareyi sorun demedik. Şu sorduğunuz ibareyi anlamasanız şu an için çok fazla bir şey kaybetmezsiniz. Şimdi bu naklin geçtiği Kitabuttevhid şerhi Abdurrahman bin Hasen ve Süleyman bin Abdillah isimli iki alime aittir. Muvahhid yayınlarının telifi değildir, bir kitap okumadan önce kimin kitabı olduğunu bilmeniz gerekir. Biz, tevhid ilmini öğrenirken takip edilecek basamaklarla alakalı risalemizde Kitabut Tevhid ve şerhlerini ikinci basamakta zikretmişiz. http://tavhid.org/tr/forum/index.php?topic=69.0 Çünkü bunlar sizin gibi ilk başlayanlar için ağır gelebilecek olan eserlerdir. Siz eğer bu sitede yazılanlara itibar ettiğinizi söylüyorsanız o zaman burada verilen tavsiyeleri yerine getirmeniz gerekir. Bahsettiğiniz ibare gerçekten ilk okuyuşta anlaşılması zor olan bir ifadedir. Bu tip şeylere çok kafayı takmaya gerek yoktur. Orada bahsedilen şey cehennemden kalbinde hardal tanesi kadar iman olan kimseleri çıkartın mealindeki hadisten maksadın amel sahibi olan kimseler olduğu anlatılmaktadır. Çünkü Ehli sünnete göre amel imanın sıhhat şartıdır. Az veya çok salih ameli olmayan kimse mümin değildir. Yani bir kimse tevhidin her rüknünü yerine getirse bile namaz, oruç, zekat gibi amellerin hiç birini yapmıyorsa yine mümin olamaz. Dolayısıyla orada kasdedilen bu anlamda amel sahibi olan herkesi cehennemden çıkartın, demektir.  Siz dediğimiz gibi bu kitabı şimdilik erteleyin. Tevhidi öğrenmeye yeni başlayanların okuyacağı eserlere yönelin ve tevhidin temel kavramları üzerinde çalışın ve de daha önce de ifade ettiğimiz gibi bilginin yanı sıra kalbinizi de temizlemeye çalışın vesselam.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1772
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: TEVHİD AKİDESİYLE ALAKALI SORULAR VE CEVAPLARI
« Yanıtla #10 : 24.02.2019, 02:39 »
Alıntı
İyi günler, İsmim (...), (...) Yaşındayım

Benim bazı sorularım olacaktı. Cevaplarsanız çok memnun olurum.

Sorularım şunlar:

1- Halkın ve hatta piyasada tanınan davetçilerin dahi tevhidi bilmediğini söylüyorsunuz. Peki, tevhid nedir? Veya tevhidi anlamak ne demektir Kişi, ne yaptığı takdirde tevhidi anlamış ve tevhid ehli olmuş olur?

2- Kişinin Müslüman olabilmesi için müşrikleri tekfir etmesi gerektiğinin delili nedir? Ve bu kapsama bütün müşrikler (asli olsun, kendisini İslam'a nispet eden olsun, demokrat olsun, sofi/kabirperest olsun vs.) dahil midir?

3- Kişinin Müslüman olabilmesi için tağutu inkar şartına dair neleri yerine getirmesi gerekir? Kişi günümüzde tağut kapsamına giren herkesi tekfir etmek zorunda mıdır?

Aynı şekilde kişi, La ilahe illallah'ın anlamıyla ilgili olarak neyi, ne kadar bilmelidir? Örneğin; kişi, ibadet edilecek yegane varlığın Allah, O'nun dışında ibadet edilenlerin de batıl olduğunu bilse ancak ilahın ibadet edilen anlamında olduğunu ve ibadet çeşitlerini (dua, itaat, istiğase vs.) bilmese de Müslüman sayılır mı? Yoksa ilah ve ibadet kavramlarını tafsilatlı olarak bilmek zorunda mıdır?

Ayrıca tağutu inkar, La ilahe illallah'a şehadetten ayrı bir şart mıdır, yoksa La ilahe illallah'ın içinde olan bir şart mıdır? Buna göre La ilahe illallah'a doğru bir şekilde şehadet eden biri tağut kavramını bilmese veya eksik bilse de Müslüman olabilir mi?

4- Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyen yöneticilerin tağut olduğunun delili nedir? Eğer Nisa, 60 ise buradaki tağuttan kasıt; Allah ve Rasulü dışında kendisine muhakeme olunan (örneğin, günümüzdeki hakimler gibi) kimseler değil midir?

5- Askerlik ve polisliğin, rejimi koruyup ayakta tuttuğunu nasıl ispatlayabilir ve bunların küfür olduğunu çevremizdeki insanlara nasıl anlatabiliriz? Zira bazı insanlar askerlik hakkında askerliğin; rejime değil, vatana yapılan bir hizmet olduğunu ve dolayısıyla küfür olmadığını söylüyor veya "asker olmasa bizi ve vatanı kim koruyacak?", "Asker olmasa düşman, topraklarımızı işgal eder" şeklinde itiraz edebiliyorlar. Bu insanlara nasıl cevap verebiliriz?

Polislik ile ilgili olarak da polisliğin her birimi rejimi koruyup ayakta tutmakta mıdır? Örneğin; çocuk, narkotik veya trafik polisleri zahiren rejimi koruyup ayakta tutmamakta gibi. Bu konuyu açıklayabilir misiniz?

Sorularım biraz uzun, hakkınızı helal edin ama cevaplamanızı rica ediyorum.

Allah (subhanehu ve teala) canınızı, razı olacağı şekilde alsın inşallah.

Allahumme amin ecmanin.

Vesselam...

Bismillahirrahmanirrahim. (...) Size öncelikli tavsiyemiz şu adreste zikri geçen kitapları okumanız yönünde olacaktır. http://www.almuwahhid.org/makale.php?id=17  Yine siteyi de baştan sona incelemenizi, bilhassa usul’uddin bölümündeki risaleleri iyice kavrayarak okumanızı tavsiye ediyorum. Çünkü sorduğunuz soruların cevapları gerek kitaplarda gerekse sitede mevcuttur. Böyle tek tek meseleler üzerinde durmak yerine bütün bu konuları ihtiva eden risaleleri okumanız daha yerinde bir davranış olacaktır. Zaten bu surette cevaplarınızı da almış olursunuz. Şimdi birçok soru sormuşsunuz, siz de teslim edersiniz ki bu sorulara tek tek tafsilatlı cevap vermek demek bütün akideyi baştan sona anlatmak, bu muhtevada bir risale yazmak manasına geliyor. Bunu yapamasak da sizi hakka doğru yönlendirebilecek mahiyette özet bazı şeyler yazmak istiyorum. Lakin siz bunlarla yetinmeyin, yukarda yazdığımız tavsiyeleri yerine getirin ve ondan sonra tekrar görüşelim diye düşünüyorum. Sorduğunuz meselere gelince;

S1- Halkın ve hatta piyasada tanınan davetçilerin dahi tevhidi bilmediğini söylüyorsunuz. Peki, tevhid nedir? Veya tevhidi anlamak ne demektir Kişi, ne yaptığı takdirde tevhidi anlamış ve tevhid ehli olmuş olur?

C1- Tevhid; Allahu Teala’yı kendisine has olan şeylerde birlemek demektir. Allaha has olan şeyler ise rububiyet, uluhiyet ve de en güzel isimler ve en yüce sıfatlar demektir. Bunları hakkıyla Allaha has kılan kişi muvahhid olmuş olur. Davetçilerden ve avamdan bir çoğu bunu bilse dahi fıkhetmediklerinden, hakkıyla kavramadıklarından ötürü tevhide muhalif bir çok kanaate sahip olabilmektedirler.  Bir şeyi bilmek ayrı, kavramak ayrı şeydir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Buhari ve başkalarının rivayet etmiş olduğu sahih hadiste “Allah kimin için hayır dilerse onu dinde fakih, kavrayış sahibi yapar” buyurmaktadır. Tevhidi kavramak da ancak meselelere ihlasla, Allahın rızasını talep ederek yaklaşan; Allahın kendisi için hayır ve hidayet dilediği kimselere bahşedilen bir özelliktir. Bir insan ne kadar ilim sahibi hatta zeki olursa olsun, eğer ki onda samimiyet yoksa kolay kolay dinin aslını kavrayamaz, kavrasa bile amel etmez ve iman etmediği için de Allahtan korkmadan sırf menfaatleri için bu bildiklerine aykırı fetvalar verebilir. Mesela bugün alim geçinen bir çoğu tağuta muhakemenin şirk olduğunu kabul ettikleri halde başka alternatif olmadığı gerekçesiyle buna cevaz vermektedirler. Halbuki ikrah yani gerçek zorlama hali müstesna küfür olan bir fiili işlemek caiz değildir. Birçoğu aslında bunu da bilirler, lakin kah dünya menfaatlerinden dolayı, bazen de halk nezdinde marjinal duruma düşmemek için bu şirke cevaz verirler, bazen kendileri de yaparlar. Bu tarz tahrifatı yapanlar ya tevhidi anlamadıklarından ya da bir ihtimal anladıkları halde bile bile hakkı gizleyerek bunu yapmaktadırlar, her ikisi de ihtimal dahilindedir. Ama biz genel kavram olarak bunlar tevhidi bilmiyor diyoruz, çünkü neticede tevhide muhalif olan herkes tevhidin cahilidir, tıpkı Amr bin Hişam’ın (lanetullahi aleyh) tevhidi bugünkü birçok Müslümanım diyen kişiden daha iyi bildiği halde Ebu Cehl yani cehaletin babası ünvanı aldığı gibi. Umarım anlatabilmişimdir. Şu an Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a)’ın Tevhid akidesine giriş mahiyetindeki risalelerinden oluşan bir mecmua hazırlıyoruz, orada inşallah akidenin esaslarına dair özet de olsa açıklamalara ulaşabilirsiniz, kitap yakın zamanda neşredilir inşaallah.

2- Kişinin Müslüman olabilmesi için müşrikleri tekfir etmesi gerektiğinin delili nedir? Ve bu kapsama bütün müşrikler (asli olsun, kendisini İslam’a nispet eden olsun, demokrat olsun, sofi/kabirperest olsun vs.) dahil midir?

C2- Müşrikleri tekfir etmenin dinin aslından yani olmazsa olmazlarından olduğuna dair delil ve nakilleri şu adresteki yazıda zikretmiştik: http://www.almuwahhid.org/makale.php?id=321 O yüzden burada tekrar etmeye gerek duymuyorum. Ayrıca Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a)’ın “İslam Dininin Aslı” isimli risalesine torunu Şeyh Abdurrahman bin Hasen (rh.a)’ın yazdığı bir şerh var ve bu şerh, Türkçede de “Tevhid ve Sünnet yayınları” tarafından –Allah onlara hidayet etsin ve bastıkları kitapları anlamayı nasip etsin!- basılmıştır, orada tekfirin dinin aslına dahil olduğuna dair Kur’an’dan deliller ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Ama ben size özet olarak şunu söylerim: Tekfirin imanın şartı olduğuna dair en büyük delil “La ilahe illallah” kelimesidir. Çünkü bu kelime, Allahtan başka ibadet edilen ilahları reddetmeyi içerdiği gibi, bu ilahlara ibadet edenleri reddetmeyi de içermektedir. Zaten iyi düşünüldüğünde bu ikisinin birbirinin ayrılmaz parçası olduğu anlaşılır. Müşrikleri dost ve kardeş olarak görmeye devam eden birisi şirki reddettiğini nasıl iddia edebilir ki? Zira müşrikleri Müslüman görmeye devam etmesi, İslamla şirki eşit gördüğünü, şirke İslam adını verdiğini ve aslında şirke de buğzetmediğini gösterir. Hristiyanların da aslında Allahın yolunda olduğunu söyleyen, bütün din mensuplarının kardeş olduğunu iddia eden dinler arası diyalogcularla İslama nisbet edilen şirk ehlini din kardeşi Müslüman olarak gören kimselerin durumu aynıdır. Asli kafirleri tekfir etmeyenlerle, İslama müntesip kafirleri tekfir etmeyenlerin durumunun farklı olduğunu idddia edenlerin dayandıkları şeri bir delil olmadığı gibi, alimlerden bir nakil de yoktur. Bu, mücerred şahsi görüşe dayalı söylenmiş bir sözden ibarettir. Tabi, burada kasdımız İslam iddiasında olup da sizin de misal verdiğiniz açık küfür işleyenlerdir. Yoksa kapalı ve ihtimalli fiiller işleyenlerden bahsetmiyoruz.

S3- Kişinin Müslüman olabilmesi için tağutu inkar şartına dair neleri yerine getirmesi gerekir? Kişi günümüzde tağut kapsamına giren herkesi tekfir etmek zorunda mıdır?

Aynı şekilde kişi, La ilahe illallah’ın anlamıyla ilgili olarak neyi, ne kadar bilmelidir? Örneğin; kişi, ibadet edilecek yegane varlığın Allah, O’nun dışında ibadet edilenlerin de batıl olduğunu bilse ancak ilahın ibadet edilen anlamında olduğunu ve ibadet çeşitlerini (dua, itaat, istiğase vs.) bilmese de Müslüman sayılır mı? Yoksa ilah ve ibadet kavramlarını tafsilatlı olarak bilmek zorunda mıdır?

Ayrıca tağutu inkar, La ilahe illallah’a şehadetten ayrı bir şart mıdır, yoksa La ilahe illallah’ın içinde olan bir şart mıdır? Buna göre La ilahe illallah’a doğru bir şekilde şehadet eden biri tağut kavramını bilmese veya eksik bilse de Müslüman olabilir mi?


C3- Tağutu inkar dediğimiz şey, La ilahe illallah’ın geçerlilik şartıdır hatta bizzat kendisidir. Çünkü tağut, Allahtan başka ibadet edilen her şeyin genel ismidir. La ilahe illallah yani Allahtan başka ilah yoktur sözü ise bu manada tağutun reddini zaten içermektedir. Kısacası tağutu reddetmek, “La ilahe/İlah yoktur” demektir ki bu red kısmıdır. “İllallah/Allah hariç” ifadesi ise Allaha imandır ki bu da kabul kısmıdır. Bütün bunlar Bakara: 256. Ayette “Kim tağutu reddeder, Allaha iman ederse sağlam kulpa yapışmış olur” şeklinde ifade edilmiştir.

Tağutu inkar ise öncelikle şirkten uzaklaşmak ve de müşriklerden uzaklaşmak şeklinde cereyan etmesi gerekir. Müşriklerden uzaklaşmak ise ancak onları tekfir ederek olur. Müşrikleri tekfir etmeyen, onlara Müslüman diyen birisinin ise onlardan beri olması sözkonusu değildir. Çünkü Müslüman, Müslümanın kardeşidir ve bir kimse Müslüman dediği birisinden beri olmuş sayılmaz! Tağuttan kasıd, kendisine ibadet edilen ve bu ibadetten razı olan akıl sahibi bir varlık yani cin ya da insan ise bunun kafir olduğu muhakkaktır. İlahlığını iddia eden böyle birini tekfir etmek ise elbette ki imanın şartıdır. Böyle birini tekfir etmek gerekmediğini söyleyen kişi ise eşekten bile daha şaşkın bir kimsedir. Put, inek, kabir vb cansız varlıklara da bazen insanları azdırmaları hasebiyle tağut ismi verilir. Bunları tekfir etmenin vacip olup olmadığını tartışmak ise boş ve gereksiz bir iştir, çünkü kafir olmak ancak akıl sahibi varlıklarla alakalı bir şeydir. Kısacası insanları kendisine kul olmaya çağıran tağutları tekfir etmek imanın şartıdır. Burada insana vacib olan şey; Allahtan başka kendisine ibadete çağıran kimselerin kafir olduğunu bilmesidir. Yoksa tek tek bütün tağutları tanıması ve isim isim tekfir etmesi değildir. Mesela bir kimse Trump’u tanımayabilir, ismini de duymamış olabilir. Lakin Trump’un taşıdığı vasıflardaki birisinin kafir olduğunu bilmesi gerekir. Trump’u tanıyorsa, bu küfür vasıflara sahip olduğunu da biliyorsa ve buna rağmen tekfir etmiyorsa bu kimse de küfre iman ismini verdiği için kafirdir. Kısacası tekfir meselesinde muayyen kişilerden ziyade vasıflara hüküm vermek önceliklidir. Bundan dolayı insanlara bütün tağutları tek tek tanıtmak gerekmez, tağutun genel vasıflarını anlatmak ve onlardan bunu talep etmek gerekir.

Tağut, ilah, ibadet vb kavramların manasını bilmeye gelince; bir kimse Müslüman olabilmesi için bu kavramların ihtiva ettiği şeyi elbette ki bilmesi gerekir. Zira Allahtan başka kulluk edilen, tapılan varlıkları reddetmesi gerekir. Lakin bunları şuurlu şekilde reddeden birisi bu Arapça kavramları bilmese dahi Müslümandır. Yani farzedelim ki kişinin dili tağut kavramına dönmüyor ama Allahtan başka ibadet edilen varlıkları reddetmek gerektiğini biliyor ve bu bilgiyle de amel ediyor, bu kimse Müslümandır. İslam’da önemli olan isimler değil, isimlerin ihtiva ettiği manalardır. Bununla beraber bir vakıa olarak bu tarz İslami kavramları bilmeme işi genellikle dinden ve ilimden yüz çevirmiş olan kişilerde vuku bulmaktadır ve böyle birisinin de İslama girmesi zor bir şeydir. Çünkü bu toplum kendisini İslama nisbet etmektedir ve bu kavramlar her ne kadar Arapça olsa da toplumda yayılmıştır ya da ulaşma imkanı kolaydır. İbadet çeşitlerini bilmeye gelince; bir kimse Müslüman olabilmesi için ibadet çeşitlerini tek tek bilmesi gerekmez. İbadetin ihtiva ettiği anlamı bilmesi gerekir ki o da kulluk ve tapınma demektir. Bu da kişinin mutlak bir itaat ve bağlılıkla, sınırsız bir sevgiyle, tam bir tazim ve alçalmayla mabuduna yönelmesi demektir. Bu manayı ihtiva eden her fiil, ister Kuran ve sünnette ismi zikredilsin ister zikredilmesin ibadettir. Mesela yoga ya da şimdiki ismiyle rabıta, Kuranda geçmediği halde bir ibadettir ve şirktir. Keza saygı duruşu bir ibadettir. Kişi bu temel vasfı bildikten sonra zaten karşısına çıkan her ibadeti tanır ve ona göre hükmünü verir.

S 4- Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyen yöneticilerin tağut olduğunun delili nedir? Eğer Nisa, 60 ise buradaki tağuttan kasıt; Allah ve Rasulü dışında kendisine muhakeme olunan (örneğin, günümüzdeki hakimler gibi) kimseler değil midir?


C 4- İslam şeriatına  muhalif yasalar yapan ve de bu yasalarla hükmeden yöneticilerin tağut ve kafir olduğunun delili de yine bizzat La ilahe illallah sözüdür. Çünkü hakimiyet ve hüküm koymak Rububiyet vasıflarından, Rabbe has olan özelliklerdendir. Keza bir kimsenin verdiği hükme mutlak itaat ve teslimiyet de ibadet çeşitlerinden olup bu da ancak ilaha karşı yapılacak bir fiildir. Hükmünde ortağı olmayan Allaha karşı gelerek hüküm koymaya çalışan birisi ilahlık ve rabblik konusunda Onunla çekişiyor demektir ki bu da tağutluğun en bariz vasfıdır. Nisa 60, Maide 44 vb ayetler ancak La ilahe illallah kelime-i tevhidinde yer alan bu hakikati tekrar hatırlatmak için inen şeri delillerdir. Yani ihbari mahiyettedirler, yeni bir hüküm getiren inşai deliller değildirler. Günümüzde birçok kişi bu amellerin küfür olduğunun ancak bu tür ayetlerden çıktığını zannederler. Halbuki İslama muhalif kanun yapmak manasındaki teşri şirki ve diğer şirk amelleri Kuran inmeden önce de indikten sonra da şirkti. Kuran sadece bunların şirk ve küfür olduğunu insanlara hatırlatmak için nazil oldu. Hüküm şirkiyle alakalı üç tane mesele vardır. Birincisi bu hükümleri icad eden yani müşerri/kanun koyucu; ikincisi bu hükümlerle hükmeden hakimler; yöneticiler ve kadılar; üçüncüsü de bu hükümlere muhakeme olan fertler. Bunların hepsi de kafirdirler. Zira kanunu icad edenler hükmünde Allaha ortak koşmuş, diğerleri de bu şirki tasdik etmişlerdir. Bunların hepsi de Allahtan başka ilah ve rabbler edinerek La ilahe illallah’ı çiğnemişlerdir. Nitekim Tevbe: 31. Ayette sözkonusu edilen haham ve rahipler kendi hevalarına göre haram ve helaller belirlemişler, onlara muhakeme olan ahali ve geçmişte konulmuş olan bu batıl hükümleri uygulamaktan başka bir kabahati olmayan Yahudi ve Hristiyan önderleri de aynı şekilde kafir addedilmiştir. Maide: 44. Ayetin iniş sebebi olan meselede, geçmişte recm cezasını kaldırıp yerine başka ceza getiren Yahudi liderleri kafir sayıldığı gibi, daha önceden konulmuş olan bu batıl şeriatı devam ettiren Yahudi tebaa da bu küfre tabi oldukları için kafir addedilmiştir. Günümüzdeki batıl yasalara tabi olanların, bunlarla hükmedenlerin durumu da aynıdır.

S 5- (Küfür sistemindeki) Askerlik ve polisliğin, (tağuti) rejimi koruyup ayakta tuttuğunu nasıl ispatlayabilir ve bunların küfür olduğunu çevremizdeki insanlara nasıl anlatabiliriz? Zira bazı insanlar askerlik hakkında askerliğin; rejime değil, vatana yapılan bir hizmet olduğunu ve dolayısıyla küfür olmadığını söylüyor veya “asker olmasa bizi ve vatanı kim koruyacak?”, “Asker olmasa düşman, topraklarımızı işgal eder” şeklinde itiraz edebiliyorlar. Bu insanlara nasıl cevap verebiliriz?Polislik ile ilgili olarak da polisliğin her birimi rejimi koruyup ayakta tutmakta mıdır? Örneğin; çocuk, narkotik veya trafik polisleri zahiren rejimi koruyup ayakta tutmamakta gibi. Bu konuyu açıklayabilir misiniz?(Parantez içi ifadeler konunun daha iyi anlaşılması için tarafımızdan eklenmiştir. Admin)

C5- Evvela, günümüzde insanlara anlatılacak mesele; askerliğin veya polisliğin durumu değildir. Bugün davetçiler davetlerini bu tür muayyen meselelerde yoğunlaştırdıkları için insanlar iflah olmamaktadır. Kendisine davet edilecek şey, rasullerin ortak daveti olan La ilahe illallah kelimesidir. Bu kelimeyi hakkıyla anlayan birisi bu bahsettiğiniz meseleleri de anlar. Çünkü yukarda bahsettiğimiz üzere bu kelime Allahtan başka hüküm koymaya yeltenen bütün tağutların reddini içerir. Küfür sistemi içinde yer alan bahsettiğiniz kurumlar tağutun hizmetçisi olmaktan öte bizzat kendisidirler. Zira insanları şirk kanunlarına itaat etmeye yani Allahtan başkasına ibadet etmeye bizzat silahla zorlayan kimselerdir, belki birçok sivil tağuttan daha şerlidirler. Küfür ahkamını koruyup kollama vazifesini üstlendikleri müddetçe, bahsettiğiniz diğer “asayişi sağlama, vatanı koruma” vb özellikler onları küfürden kurtarmaz. Kaldı ki bu görevleri de yine küfür kanunlarını esas alarak, onlarla hükmederek yaparlar. Kanuna dayalı olmayan bir iş yapmaları zaten sözkonusu değildir. Bunların hepsi kendi çaplarında tağut yasalarını uygulamakla mükelleftirler. Bu meseleler tevhidi kavramış olan kimseler nezdinde açıktır. Lakin tevhidi bilmeyen kişilerle bu tip konuları tartışmanın bir manası yoktur. Düşünün ki siz, zihniyet olarak bu tağutlardan farklı olmayan kimselere bunların tağut olduğunu anlatmaya çalışıyorsunuz. Bunlara gerek yoktur, bunun yerine önce siz kendiniz tevhidi bahsettiğimiz sahih kaynaklardan öğrenip, sonra eğer davet etme ehliyetine ve ilmine sahip olursanız davet etmeye girişirsiniz, aksi takdirde ilimsizce yapılan bir davetin kimseye faydası olmaz. Son olarak bazı İslamcı ve muhafazakar çevrelerin devlet ayrı rejim ayrı ya da vatan ayrı rejim ayrı gibi söylemleri tam bir demagoji ve çarpıtma örneğidir. Zira alimler İslam vatanının yani Darul islamın rejimi değiştiğinde, oraya küfür ahkamı galip olduğunda o bölgenin darul harp yani küfür diyarı olacağını söylemişlerdir. Yani rejim bizim değilse devlet de vatan da bizim değildir. Bunun aksi sözleri ancak kavmiyetçi zihniyette kimseler söyler. Kaldı ki vatan bekçisi denilen kimseler aynı zamanda şirk kanunlarının da bekçiliğini yapmaktadırlar. Bizim söyleyeceklerimiz özet olarak böyle. Görüşmek üzere vesselam.


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
8324 Gösterim
Son İleti 30.01.2019, 15:45
Gönderen: İbn Teymiyye
4 Yanıt
1724 Gösterim
Son İleti 05.07.2015, 20:07
Gönderen: Tevhid Ehli
4 Yanıt
4759 Gösterim
Son İleti 10.04.2016, 21:13
Gönderen: Tevhid Ehli
20 Yanıt
3520 Gösterim
Son İleti 06.07.2018, 12:14
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1113 Gösterim
Son İleti 16.03.2019, 14:52
Gönderen: Tevhid Ehli