Tavhid

Gönderen Konu: ORUCUN HİKMETİ VE FARZ KILINIŞI.  (Okunma sayısı 1369 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 709
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
ORUCUN HİKMETİ VE FARZ KILINIŞI.
« : 15.05.2018, 02:45 »
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

ZADU'L MEAD

İBN KAYYIM EL-CEVZİYYE (691 h. /1292 m. Doğ. 723 h. /1323 m.Öl.)

ORUÇ

ALLAH RASULÜNÜN (sallallahu aleyhi ve sellem) ORUÇ TUTUŞU

A) ORUCUN HİKMETİ VE FARZ KILINIŞI


1— Orucun Hikmeti:



Oruçtan beklenen gaye, nefsi şehevî arzulardan alıkoymak, alışkın olduğu şeylerden koparmak ve şehevî gücünü düzene sokmak suretiyle onun, içinde mutluluk ve rahatının zirvesi bulunan şeyi arama ve ebedî hayatı sözkonusu olan, kendisini arındıracak şeyleri kabul etme istidadı elde etmesini sağlamadır. Açlık ve susuzluk nefsin hiddet ve şiddetini kırar, açlıktan ciğerleri yanan yoksulların halini düşündürür. Yenen ve içilen şeylerin yollarının daralmasıyla şeytanın insandaki dolaşım alanları daralır. Organlarda bulunan güçlerin dünya ve âhiret hayatında bu organlara zararlı olacak şekilde tabiatın hükmüne boyun eğmeleri engellenmiş olur. Oruç, her bir organı ve her bir gücü yatıştırır, sahibine isyan edemez hale getirir ve organlar oruç gemi île gemlenir. Oruç, takva sahiplerinin gemi, muhariblerin kalkanı, iyilerin ve Allah'a yakın olanların riyazetidir. Diğer ameller arasında halisane olanı âlemlerin Rabbi için tutulan oruçtur. Çünkü oruçlu hiçbir şey yapmaz; yalnızca şehvetini, yemesini ve içmesini Mâbud'u için terkeder. Oruç, Allah sevgisini ve rızasını tercih edip nefsin sevdiği ve lezzet aldığı şeyleri terketmektir. Oruç, kul ile Rabbi arasında bir sırdır, O'ndan başkası bu sırdan haberdar olamaz. Kullar, görünüşte oruç bozucu şeyleri kişinin terketmiş olmasına muttalî olabilirler. Ama yemesini, içmesini ve şehvetini Mâbud'u için terketmiş olması hiçbir insanın muttalî olamayacağı bir şeydir. İşte orucun hakikati.

Orucun, görünen organların ve iç güçlerin korunmasında, istilâ ettikleri vakit bu organ ve güçleri ifsad eden zararlı maddeleri kendisine çeken karışımdan onları muhafaza etmede ve onların sıhhatine engel pis maddelerin boşaltımında insanı hayrette bırakan bir tesiri vardır. Oruç, kalbin ve organların sıhhatini muhafaza eder; şehvet ellerinin onlardan çekip aldıkları şeyi onlara geri iade eder. Oruç, takvaya en büyük yardımcılardandır. Nitekim Allah Teâlâ buyuruyor ki: "Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, takva sahibi olasınız (Allah'a karşı gelmekten konmasınız) diye size de farz kılındı.(Bakara suresi:183.ayet)

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): "Oruç kalkandır." buyurdu.[Buhari-müslim] Ve şehevî arzusu kabarıp da evlenmeye gücü yetmeyenlere oruç tutmayı emretti, orucu bu şehvetin kırıcısı olarak nitelendirdi.[Buhari-müslim]

Sözün özü; sağlıklı akıllar ve düzgün fıtratlar tarafından orucun faydalarına tanık olununca Allah, kullarına bir rahmet, bir ihsan, bir perhiz ve bir kalkan olmak üzere orucu meşru kıldı.

Allah Rasûlü'nün (s.a.) bu. konudaki tutumu, maksadı en muazzam şekilde elde etmeyi sağlayan, nefislere en kolay gelen en mükemmel bir tutumdur.


2— Orucun Farz Kılınışı:


Nefisleri alıştıkları şeylerden, şehevî arzulardan çekip koparmak en meşakkatli, en zor işlerden olduğundan orucun farz kılınışı, nefislerin tevhid ve namaz üzerinde karar kılıp Kur'an'ın emirlerine ısındığı vakte, İslâm'ın ortasına, hicretten sonraya kadar gecikti. Farz oluncaya kadar çeşitli aşamalar geçirdi.

Oruç, hicretin ikinci senesi (624 m.) farz kılındı. Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde dokuz Ramazan oruç tutmuştu. İlk olarak oruç, dileyen tutar dileyen de her bir gün için bir yoksulu doyurur denilerek iki şık arasında serbest bırakılmak suretiyle farz kılındı. Sonra bu serbest bırakmadan orucun kesin bir şekilde farz kılınışına geçildi ve yemek yedirme hakkı oruç tutmaya güç yetiremeyen aşırı yaşlı erkek ve kadınlara tanındı. Bunlar oruç tutmazlar ve her bir gün için bir yoksulu doyururlar. Hasta veya yolcu olan kimselerin orucu bozup sonra kaza etmelerine izin verdi. Kendilerine bir zarar gelmesinden korkan hamile yahut emzikli kadınlara da aynı izni verdi. Hamile yahut emzikli kadınlar çocuklarına bir zarar gelmesinden korkarlarsa hem kaza ederler ve hem de her bir gün için bir yoksulu doyururlar. Çünkü bunların oruç yemeleri bir hastalık korkusuyla değildir. Sıhhatli oldukları halde orucu bozmaktadırlar. Bu yüzden de İslâm'ın evvelinde sıhhatli kimsenin oruç tutmamasında olduğu gibi burada da bir yoksulu doyurmak zorunlu sayılmıştır.

Oruç üç aşamadan geçmiştir:


1) Oruç tutmak veya bîr fakiri doyurmak arasında serbest bırakılma özelliği taşımak suretiyle farz kılınışı:

2) Kesin farz kılınışı: Ancak oruçlu kimse yemek yemeden uyursa ertesi geceye kadar yemesi içmesi haramdı. Ancak bu haramlık üçüncü aşamada neshedildi.

3),Son Aşama: Kıyamete kadar meşru olarak kalan da bu şeklidir.


Kaynak; Zadu'l Mead iklim yayınları 2.cilt sayfa 41-44
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 709
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: ORUCUN HİKMETİ VE FARZ KILINIŞI.
« Yanıtla #1 : 15.05.2018, 03:11 »
C) RAMAZAN HİLÂLİNİN GÖRÜLMESİ (RÜ'YET-İ HİLÂL)


1— Hilâl Görülünce Oruca Başlaması:


Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ancak, ya hilâlin muhakkak bir surette (herkes tarafından) görülmesiyle ya da bir tek şahidin tanıklığı ile Ramazan orucuna başlardı. Nitekim bir keresinde İbn Ömer'in şahidliği ile ve bir keresinde de bir bedevînin şahidliği ile oruca başlamıştı. Onların haberlerine itimad etmiş ve "Şahidlik ederim" sözünü söylemelerini teklif etmemiştir. Şayet bu iş bir ihbar ise Ramazan'da bir tek kişinin haberi ile yetinmiş demektir; eğer şahidlik konusu ise şahide, "Şahidlik ederim" demesini teklif etmemiştir.

Şayet hilâli görmez ve hiç kimse de hilâli gördüğüne şahidlik etmezse, Şaban ayını otuza tamamlardı. Otuzuncu gece görüş alanına bir sis yahut bulut girer de hilâli göremezse Şaban ayını otuza tamamlar, sonra oruç tutardı. Hava bulutlu olduğu gün oruç tutmaz, oruç tutulmasını da emretmezdi. Aksine hava bulutlu olduğunda Şaban ayının günlerinin sayısını otuza tamamlamayı emreder, aynen öyle de yapardı. İşte yaptığı, işte emri! Bu, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) "Eğer hava kapalı olur, hilâli görmenize bir engel bulunursa hilâl için takdir yapın." buyurmasıyla çelişmez. Çünkü takdir, burada ölçüp hesap etme demektir. Bundan maksat da ikmâl etme, tamamlamadır. Nitekim hadis-i şerifte: "Sayıyı ikmâl edin (tamamlayın)." buyurulmuştur. İkmâlden maksat da hava kapalı bulunan ayın günlerinin sayısını (otuza) tamamlamaktır. Nitekim Buharî'nin rivayet ettiği sahih hadiste Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): "Şaban ayının sayısını tamamlayın." buyurmuştur. Yine bir hadiste: "Hilâli (yani Ramazan hilâlini) görünceye kadar oruç tutmayın ve hilâli (yani Şevval hilâlini) görünceye kadar da orucu bozmayın. Şayet hava kapalı olursa sayıyı tamamlayın." buyurulmuştur. Sayısını tamamlamayı emrettiği ay, gerek oruca başlarken gerekse oruçtan çıkıp bayram yaparken kapalı olan aydır. Şu hadis bundan daha açıktır: "Bir ay yirmi dokuz (gündür). Hilâli görmedikçe oruç tutmayınız. Şayet hava kapalı olursa sayıyı (otuza) tamamlayın."Bu hadis, lafzı itibariyle ayın evveline, mânâsı itibariyle de ayın sonuna varan bir anlam ifade etmektedir. Lafzın delâlet ettiğini hükümsüz sayıp mâna bakımından delâlet ettiği şeye itibar etmek caiz değildir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): "Ay otuz da çeker, yirmi dokuz da. Hava kapalı olursa otuz sayın." buyurmuştur.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Ramazan'dan önce oruç tutmayın. Hilâli görünce oruç tutun ve (öteki) hilâli görünce orucu bozun. Eğer hilâlle aranıza bir bulut girerse otuza tamamlayın. "

"Hilâli görünceye veya sayıyı tamamlayıncaya kadar öne geçip aya başlamayın. Hilâli görürseniz yahut sayıyı tamamlarsanız orucu tutun."

Âişe(radiyallahu anha) diyor ki: "Allah Rasûlü (s.a.), Şaban hilâlinden öyle sakımr-dı ki, ondan başkasından hiç o kadar sakınmazdı. Hilâli görünce oruç tutardı. Hava kapalı olursa Şaban ayını otuz gün sayar ve sonra oruç tutardı." Dârakutnî ve İbn Hibbân, bu hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: "Hilâli görünce oruç tutun ve (öteki) hilâli görünce orucu bozun. Hava kapalı olursa otuz takdir edin."

"Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın ve (öteki) hilâli görünceye kadar orucu bozmayın. Hava kapalı olursa takdir yapın."

"Bir veya iki gün önceden oruca başlamak suretiyle Ramazan'a başlamayın —yahut Ramazan'ın önüne geçmeyin.— Ancak bir kimsenin âdeti olan orucu o günlere rastlarsa işte o kimse oruç tutsun."


Havanın kapalı olduğu günün de bu yasağa dahil olduğunun delili, İbn Abbas'ın Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet ettiği şu hadistir: "Ramazan'dan önce oruç tutmayın. Hilâli görünce oruç tutun ve (öteki) hilâli görünce orucu bozun. Eğer hilâlle aranıza bir bulut girerse otuza tamamlayın." Bu hadisi İbn Hibbân, Sahih'inde rivayet etmiştir.

Bu hadis, hilâl görülmeksizin ve ayın günleri otuza tamamlanmaksızın havanın kapalı olduğu günde tutulan orucun, Ramazan'dan önce tutulan bir oruç demek olduğu konusunda açıktır.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: "Hilâli görünceye veya sayıyı tamamlayıncaya kadar öne geçip aya başlamayın. Hilâli görürseniz yahut sayıyı tamamlarsanız orucu tutun."

"Hilâli görünce oruç tutun ve (öteki) hilâli görünce orucu bozun. Şayet hilâlle aranıza bir bulut girerse sayıyı otuza tamamlayın, ayı karşılamayın."
Tirmizî: "Bu hadis, hasen-sahihtir." diyor.

Nesâî'nin, Yunus — Simâk — İkrime — İbn Abbas senediyle rivayetine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): "Hilâli görünce oruç tutun ve (öteki) hilâli görünce orucu bozun. Şayet hava kapalı olursa ayı otuz sayın, sonra oruç tutun. Ondan önce bir gün oruç tutmayın. Şayet hilâlle aranıza bir bulut girerse sayıyı, Şaban'ın sayısını (otuza) tamamlayın." buyurmuştur.'[105]

Simâk'ın îkrime'den rivayetine göre İbn Abbas anlatıyor: İnsanlar, Ramazan hilâlinin görülmesi konusunda tartışmaya giriştiler. Kimileri "bugün" ve kimileri de "yarın" dediler. Bir bedevî çıkageldi ve Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) hilâli gördüğünü söyledi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: "Allah'tan başka hak bir ilahın bulunmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Peygamberi olduğuna tanıklık eder misin?" diye sordu. Bedevî: "Evet" cevabını verince Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Bilâl'e insanlar arasında "Oruç tutun" diye nida etmesini emretti ve sonra şöyle buyurdu: "Hilâli görünce oruç tutun ve (öteki) hilâli görünce orucu bozun. Şayet hava kapalı olursa sayıyı otuza tamamlayın, sonra oruç tutun. Ondan önce bir gün oruç tutmayın. "

Bütün bu hadisler sahihtir. Bir kısmı Sahihayn'da ve bir kısmı da İbn Hibbân'ın Sahih'inde, Hâkim(in Müstedrekinde)de ve başka hadis kitaplarında rivayet edilmiştir. Maamafih, tamamı ile istidlalde bulunmanın sıhhatine bir kusur getirmeyecek şekilde bazıları illetli görülmüştür. Bu hadisler, birbirlerini tefsir etmekte ve bir kısmı diğer bir kısmıyla birlikte itibara alınmaktadır. Hepsi de birbirini doğrulamaktadır. Hepsinde anlatılmak istenen de birdir.


Kaynak: zadul Mead. sayfa 53-56 ya kadar. İklim yayınları. hadislerin geçtiği yerleri ilgili kaynağın dip notlarında bulabilirsiniz.

“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 709
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: ORUCUN HİKMETİ VE FARZ KILINIŞI.
« Yanıtla #2 : 17.05.2018, 16:42 »
D)HZ. PEYGAMBERİN (S.A.) İFTAR EDİŞİ


1— İftar Edişi:


Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) halka, bir tek rriüslüman erkeğin şahitliği ile oruca başlamayı ve iki kişinin şahitliği ile de oruçtan çıkmayı emrederdi.

Bayram (namazı) vakti çıktıktan sonra iki şahit Şevval hilâlini gördüklerine tanıklık etseler Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) orucu bozar ve insanlara da oruçlarım bozmayı emreder, ertesi günü bayram namazını vaktinde kıldırırdı.

İftarda acele eder ve acele davramlmasını teşvik ederdi. Kendisi sahur yemeği yer, sahur yemeği yenilmesini tavsiye ederdi. Sahuru geciktirir, geciktirilmesini de teşvik ederdi.

İftarı, hurma ile, bulunmazsa su ile açmayı teşvik ederdi. Bu Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetine şefkatinin ve onlar için hayır istemesinin ne denli tam olduğunu gösterir. Çünkü mide boş iken tabiata tatlı şeyi vermek, o şeyi tabiatın kabul etmesine ve güçlerin, özellikle de görme gücünün, ondan yararlanmasına daha iyi sebep olur. Güçler (yahut görme gücü) tatlı şey ile kuvvet kazanır. Medine'nin tatlısı ve reçeli hurmadır. Medineliler yanında hurma gıdadır, katıktır; yaş hurma meyvedir. Suya gelince: Oruç tutunca ciğerde bir tür kuruluk meydana gelir. Su ile ıslatıldığında bundan sonra gıdadan yararlanması doruk noktada olur. Bu yüzden susamış aç kimsenin yemekten önce biraz su içip sonra yemek yemesi daha uygundur. Maamafih hurma ve suda, kalbin iyileşmesine tesir eden bir Özellik vardır ki, bunu ancak kalp doktorları bilirler.

2— İftar Duaları:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) akşam namazını kılmadan Önce iftar ederdi. Bulursa birkaç yaş hurma ile, onu bulamazsa birkaç kuru hurma ile, onu da bulamazsa birkaç yudum su ile orucunu açardı.

Orucunu açarken: "Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttum. Rızkınla orucumu açtım. Oruçlarımızı kabul et. Sen şüphesiz herşeyi işitir ve bilirsin." diye dua okuduğu rivayet edilmekteyse de bu rivayet sağlam değildir.

Yine Peygamberin (sallallahu aleyhi ve sellem):"Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttum. Rızkınla orucumu açtım." diye dua ettiği rivayet edilmektedir. Ebu Davud'un, Muaz b. Zehra'dan rivayetine göre Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) böyle dediği onun kulağına ulaşmıştır.

Rivayete göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) orucunu açtığı zaman: "Susuzluk gitti, damarlar ıslandı ve inşâllahu teâlâ ecir sabit oldu." derdi. Ebu Davud bu hadisi, Hüseyn b. Vâkıd — Mervân b. Salim el-Mukaffa' — İbn Ömer senediyle rivayet etmiştir.

Rivayete göre, "Oruçlunun iftar vakti yaptığı bir dua vardır ki, o dua reddolunmaz." buyurmuştur. Bu hadisi İbn Mâce rivayet etmiştir.

Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem): "Gece şu taraftan (yani doğudan) yönelip geldiği ve gündüz de şu taraftan (yani batıdan) arkasını dönüp gittiği vakit oruçlu, orucunu bozmuştur." buyurduğu sahihtir. Bu hadis, iki türlü tefsir olunarak denmiştir ki: Niyet etmese de hükmen orucunu bozmuş olur, demektir yahut "sabahladı" ve "akşamladı" sözlerinde olduğu gibi iftar etme vakti girmiş olur demektir.

3— Oruçlunun Sakınacağı Şeyler:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) oruçlunun, cinsel ilişki ifade eden çirkin sözler söylemesini, şamata etmesini, sövmesini ve kendisine sövüldüğünde karşılık vermesini yasaklamış; onun, söven kimseye "Ben oruçluyum." diye cevap vermesini emretmiştir. Âlimlerden kimileri, bu sözü diliyle söyler diyor —ki daha açık görünen budur—, kimileri, kendisine oruçlu olduğunu hatırlatmak için kalbiyle söyler diyor ve kimileri de farz oruç tutuyorsa diliyle, nafile oruç tutuyorsa içinden söyler; çünkü bu, gösterişten daha uzaktır diyorlar.


“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 198
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: ORUCUN HİKMETİ VE FARZ KILINIŞI.
« Yanıtla #3 : 05.05.2019, 09:39 »
Bismillâh,

Hatırlatma!
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2797 Gösterim
Son İleti 05.05.2019, 09:39
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
0 Yanıt
1588 Gösterim
Son İleti 09.06.2017, 02:47
Gönderen: Leys b. Sad