Tavhid

Gönderen Konu: Muhammed bin Abdi'l-Vehhab'ın Ramazana giriş hutbesi  (Okunma sayısı 3260 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1772
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Hutbe: MUHAMMED BİN ABDU’L-VEHHAB (rha)

Tercüme ve Şerh: Abdullah Hanif

Hutebu'l-Minberiyye, 23-25, Şeyhu'l-İslam Muhammed bin Abdi'l-Vehhab, "Muellafatu'ş-Şeyh Muhammed bin Abdi'l-Vehhab" içerisinde1

بسم الله الرحمن الرحيم

ARAPÇA METNİ

خطبة عند دخول رمضان له أيضا
الحمد لله الذي خص بالفضل والتشريف بعض مخلوقاته، وأودع فيها من عجائب حكمه وبديع إتقانه، ما شهدت العقول السليمة بأنها  من أكبر آياته. خلق فقدر، ودبر فيسر. وربك أعلم حيث يجعل رسالاته، ويختص من شاء  بفضله وكراماته. أحمده حمد عبد يعلم أنه هو المحمود على جميع أقضيته وأحكامه وتدبيراته. وأشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شريك له، فيما يستحقه على العبد من طاعاته وعباداته.
وأشهد أن محمدا عبده ورسوله الذي أظهر الله به الإسلام بعد اندراس قواعده وأفول شموخه ونسيان آياته.
اللهم صل على محمد وعلى آله وأصحابه والتابعين له على دينه ومحبته وموالاته، وسلم تسليما كثيرا.
أما بعد فيا أيها الناس اتقوا الله تعالى حق تقاته. وسارعوا إلى مغفرته ومرضاته، قبل انصرام العمر وفوات أوقاته وساعاته. واعلموا أنه قد نزل بساحتكم شهر كريم، وموسم عظيم، خصه الله على سائر الشهور بالتشريف والتكريم، أنزل فيه القرآن العظيم، وفرض صيامه وجعله أحد أركان الإسلام التي لا يقوم بناؤه على غيرها ولا يستقيم. وسن قيامه نبيكم الكريم عليه أفضل الصلاة وأتم التسليم، ففي الحديث: "من صام رمضان إيمانا واحتسابا غفر له ما تقدم من ذنبه"). وفيه أيضا: "من قام رمضان إيمانا واحتسابا غفر له ما تقدم من ذنبه "). وفي الحديث: "صوموا لرؤيته وأفطروا لرؤيته، فإن غم عليكم فأكملوا عدة شعبان ثلاثين يوما ".
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ أَيَّاماً مَعْدُودَاتٍ فَمَنْ كَانَ
 مِنْكُمْ مَرِيضاً أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ وَأَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدىً لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ كَانَ مَرِيضاً أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ}. بارك الله لي ولكم في القرآن العظيم، ونفعني وإياكم بما فيه من الآيات والذكر الحكيم.
أقول قولي هذا وأستغفر الله العظيم الجليل لي ولكم ولسائر المسلمين من كل ذنب. فاستغفروه إنه هو الغفور الرحيم
.

TERCÜME

Allah’a hamd olsun, o Allah ki mahlûkatından bir kısmını şeref ve fazilet bakımından ayırmıştır (seçmiştir). O seçilmiş günlerde o şerefli faziletli günlerde hükmünün, hikmetinin harikuladeliklerinden insan hayret içerisinde kalır.

Selim akılların şehadet ettiği türden harikuladeliklere şehadet eder, şahitlik eder.
O Allah ki yaratmış ve takdir etmiştir. Ve tedbir etmiş, kolaylaştırmıştır. Ve rabbin kimi, resul tayin edeceğini en iyi bilendir. Dilediğini bu şekilde fazlı ve ikramıyla seçer. Ben öyle bir kulun hamdı ile Allah'a hamd ederim ki, O kul O'nun bütün verdiği emirlerde, hükümlerde ve işlerde hamde layık olduğunu bilir.

Şehadet ederim ki Allahtan başka ilah yoktur, onun ortağı yoktur ve o tektir. Allahın ortağı yoktur, o tektir ve ondan başka ilah yoktur. Kulun ona ibadet etmekle, itaat etmekle yükümlü olduğu hususlarda (Allahın ortağı yoktur, o tektir ve ondan başka ilah yoktur). Ve şehadet ederim ki Muhammed (as) onun kulu ve resulüdür. O Muhammed (as) öyle bir kimsedir ki Allah onun vasıtasıyla İslamın esaslarının unutulduğu, hakkın güneşinin söndüğü ve ayetlerinin unutulduğu bir demde islamı izhar etmiş ve İslamı gün yüzüne çıkarmıştır

Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in âline ashabına salatu selam getirdikten sonra onlara din hususunda ve de sevgi ve dostluk hususunda uyanlar, onları sevip onları dost edinenlere de aynı şekilde salatu selam olsun…   

Ve de bolca selam olsun hepsine…

Bundan sonra; Ey insanlar! Allahtan korkulması gerektiği gibi korkun, Onun mağfiretine ve rızasına koşun, Ömrünüz zayii olmadan, zaman geçmeden, saat dolmadan bunu yapın,ömür sermayesi kısadır… Bilin ki sizin sahanıza, yani bu yaşadığınız yere, kerametli, faziletli bir ay inmiştir. Büyük bir mevsim gelmiştir. Allahu teala bu ramazan ayını diğer aylara üstün kılmıştır. Diğer aylardan şeref ve ikram bakımından ayırt etmiştir. Ve onda yani o ramazan ayında Kuran'u Azim’i, yüce Kuranı nazil buyurmuştur, indirmiştir. Ve onda oruç tutmayı farz kıldı. Ve orucu islamın şartlarından rükünlerinden bir tanesi kıldı. İslamın 5 rüknünden bir tanesi kıldı. Öyle ki bu islamın rükünleri olmasa içinde oruçta dâhil olmak üzere, islam binası ayakta durmaz ve o bina çöker. Ve de (Allah ramazan orucunu farz kıldığı gibi), bizim peygamberimiz (as)’da ramazanın kıyamını sünnet kılmıştır. Salatın en efdali, selamın en mükemmeli onun üzerine olsun.

Hadiste şöyle geçer:

“Kim ramazanı imanla ve de Allahtan dileyerek, Allaha boyun eğerek ve de sevabını Allahtan isteyerek oruçla geçirirse, onun gelmiş geçmiş günahları af olunur.” Aynı bölümde söyle geçer:

“Kim ramazanı kıyamda geçirirse, (ramazanı ayakta geçirirse yani, namaz kılarak geçirirse,) ramazanı namaz kılarak ihya ederse ve de ibadet ederek ihya ederse (tabi bununda şartı aynı şekilde) imanla ve sevabını Allahtan umarak ramazanı ihya ederse, Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar.”

“Onu (yani hilali) görünce oruç tutun ve onu görünce iftar edin, eğer size kapalı gelirse şabanın iddetini otuza tamamlayın”

Allahu teala Bakara suresinde şöyle buyurmaktadır:

"Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız. (Oruç) Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun) . Zor dayanabilenlerin üzerinde de bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır) . Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır. Ramazan ayı. İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onu tutsun. Kim de hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. (Bu kolaylığı) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz." (el-Bakara 2/183-185)

Allah okuduğumuz bu ayetleri okuduğumuz bu Kur’anı ve bu Kur’an da okuduğumuz hikmetli zikirleri bizim için bereketli kılsın bunlardan istifade etmeyi bize nasip eylesin, (Âmin)

Bu günkü sözlerimiz bu kadar gerek kendi günahlarım için gerekse burada bulunan bulunmayan bütün Müslümanların günahları için Allah'tan bağışlanma diliyorum. Sizde bağışlanma dileyin çünkü Allah tövbeleri kabul edendir, Gafur’dur Rahim’dir.


ŞERH

الحمد لله الذي خص بالفضل والتشريف بعض مخلوقات

Allah'a hamd olsun, o Allah ki mahlûkatından bir kısmını şeref ve fazilet bakımından ayırmıştır (seçmiştir).

Bu konuya İbni Kayyım (rahimehullah) "Zad'ul-Mead" adlı eserinde değiniyor. Zadul Mead'ın girişinde Allah'ın bazı kulları, bazı yerleri, mekânları, zamanları seçmesi ve diğer zamanlardan, diğer mekânlardan ve diğer kullardan ayırması, onlardan daha şerefli, onlardan daha faziletli kılması ile alakalı bahsediyor İbni Kayyım. Şeyh (rahimehullah) da duruma işaret etmiş yani bu bir ramazan hutbesi olduğu için Allahu teala'nın bazı ayları, diğer aylardan daha şerefli kıldığını bazı mekânları diğer mekânlardan daha şerefli kıldığını hatırlatarak konuya girmiş. Konumuz olan ramazan ayı diğer aylardan daha şerefli, daha faziletli kılınmıştır. Mescidi haram diğer mekânlardan daha faziletli kılınmıştır, Cuma diğer günlerden daha faziletli kılınmıştır. 

وأودع فيها من عجائب حكمه وبديع إتقانه

O seçilmiş günlerde o şerefli faziletli günlerde hükmünün, hikmetinin harikuladeliklerinden  insan hayret içerisinde kalır.

el-İzz bin Abdu’s-Selam şöyle der: "Zamanların ve mekanların üstün tutulmasi iki türlüdür: Geçici (dünyevi) üstünlük yahut ilahi (dini) üstünlük. Bu ikinciyle (dini üstünlük) üstünlükle alakalı, Allah (azze ve celle)’nin o zaman ve mekanlarda kullarına cömertliğiyle bahşettiği ve başka zaman/mekanlarda verdiğinden daha çok sevap verdiği tıpkı Ramazan Ayı’nda oruç tutanlara başka zamanlarda oruç tutanlardan daha fazla sevap verdiği ve yine Allah (azze ve celle)’nin kullarına karşı cömertliği ve lütfu sebebiyle Aşura Günü’nün fazileti (bu manada zikredilebilir)." (Kavaidu'l-Ahkam, 1/38)

Burada harikuladeliklerden kasıt, Allahu Teala'nın şaşkınlık uyandıran, hayret uyandıran fiilleridir. Yani insan tabiatta kâinatta bir takım olayları gördüğü zaman bunları nasıl muntazam yarattığı noktasında hayret içerisinde kalır ve rabbini tesbih eder, Bir de o şerefli kılınan günlerin kutsiyetlerinden, harikuladeliklerinden hayret eder.  Mesela Ramazandaki harikuladelikler… Yani buradaki harikuladelikden kasıd da aynı şekilde insanı Ramazan'da hayrete düşüren özelliklerdir. Hadiste dendiği gibi "Ramazanda şeytanlar bağlanır"2. Mesela günümüzde bir küfür diyarı olmasına rağmen ramazanda insanlar diğer aylara nazaran daha az haram işlerler. İnsanlar münafıkça da olsa en azından bu aya hürmet gösterirler. Zahirde dini tazim ederler yüceltirler, en alakasız görünen insanlar bile bunu yapmaktadır. Ve de ramazanda ve Allahın faziletli kıldığı diğer aylarda buna benzer daha birçok özellikler, hususiyetler vardır.

من أكبر آياته ما شهدت العقول السليمة بأنها

Selim akılların şehadet ettiği türden harikuladeliklere şehadet eder, şahitlik eder.

Yani aklıselim olan insanların müşahede ettiği ayetler. Ayetten kasıd da burada Allahın ayeti, delili, beyanı, mucizesi anlamındadır. Selim akıllar sağlıklı çalışan akıllar bu mucizelere bu hikmetlere, bu harikuladeliklere şehadet eder, şahitlik eder.   

خلق فقدر، ودبر فيسر

O Allah ki yaratmış ve takdir etmiştir. Ve tedbir etmiş, kolaylaştırmıştır.

Bunlar da Allahın Rububiyyet sıfatlarıdır. Devamında diyor ki;

وربك أعلم حيث يجعل رسالاته

Ve rabbin kimi, resul tayin edeceğini en iyi bilendir ki

Ve ardından diyor ki;

ويختص من شاء بفضله وكراماته

Dilediğini bu şekilde fazlı ve ikramıyla seçer.

O, Allahın elçiliğine, risalet vazifesine kimin layık olacağını daha iyi bilendir. Yani insanlardan dilediğini resul olarak seçer, çünkü Allah en iyi bilen olduğu için insanlardan kimin risalete layık olacağına, Allahın elçiliğine, risalet vazifesine layık olacağını daha iyi bilendir. O yüzden resullerini bu şekilde seçer.

"Allah rahmetini dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir." (el-Bakara 2/105)

أحمده حمد عبد يعلم أنه هو المحمود على جميع أقضيته وأحكامه وتدبيراته

Ben öyle bir kulun hamdı ile Allah'a hamd ederim ki, O kul O'nun bütün verdiği emirlerde, hükümlerde ve işlerde hamde layık olduğunu bilir.

وأشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شريك له

Şehadet ederim ki Allahtan başka ilah yoktur, O'nun ortağı yoktur ve O tektir.

Diyor, bu da hutbenin sünnetlerinden birisidir, yani hutbede kelime-i şehadet getirmek. Ondan dolayı kelime-i şehadet getiriyor. 

فيما يستحقه على العبد من طاعاته وعباداته

Kulun O'na ibadet etmekle, itaat etmekle yükümlü olduğu hususlarda (Allah'ın ortağı yoktur, O tektir ve ondan başka ilah yoktur).

Kul O'na ibadet etmekle, itaat etmekle yükümlüdür. Allah bunu hak eder -tabiri caizse- işte o meşhur Muaz bin Cebel hadisinde söylenen olay yani "Allahın kullar üzerindeki hakkı, ona hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise, şirk koşmama karşısında o kula azab edilmemesidir. Allah bunu hak etmektedir. Yani bu Allahın hakkıdır. Çünkü bütün mahlûkatı yaratan odur, dolayısıyla ibadet ve itaati yalnızca o hak eder3.

وأشهد أن محمدا عبده ورسوله

Ve şehadet ederim ki Muhammed (as) O'nun kulu ve resulüdür.

الذي أظهر الله به الإسلام بعد اندراس قواعده وأفول شموخه ونسيان آياته

O Muhammed (as) öyle bir kimsedir ki Allah onun vasıtasıyla İslamın esaslarının unutulduğu, hakkın güneşinin söndüğü ve ayetlerinin unutulduğu bir demde islamı izhar etmiş ve İslamı gün yüzüne çıkarmıştır

Bu ne zaman olmuştur? İslamın kaidelerinin unutulup, ihmal edildiği bir dönemde; İslam derken kasdedilen Tevhid akidesidir. Zira Tevhid bütün peygamberlerin ortak davetidir. Allah resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında tevhidin kaideleri, Hanif dininin kaideleri, İbrahim (as)’ın hanif dininin kaideleri kuralları unutulmuştur ve Allahın ayetleri unutulmuştu, gerek kevni ayetleri ve gerekse de şer’i ayetleri unutulmuştu, Tevrat ve İncil tahrif edilmişti, onun haricinde de Allahın kâinattaki ayetlerine de kimse bakıp tefekkür etmiyordu ve islamın güneşi sönmüştü tevhidin güneşi sönmüştü ve Allahu teala Resululah (sallallahu aleyhi ve sellem) vasıtasıyla bu İslamı tekrar gün yüzüne çıkardı, Hanif dinini tekrar gün yüzüne çıkardı. Sonra yine hutbenin adabı gereği salatu selam getiriyor;

اللهم صل على محمد وعلى آله وأصحابه والتابعين له على دينه ومحبته وموالاته

Yani Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in âline ashabına salatu selam getirdikten sonra onlara din hususunda ve de sevgi ve dostluk hususunda uyanlar, onları sevip onları dost edinenlere de aynı şekilde salatu selam olsun…   

وسلم تسليما كثيرا.

Ve de bolca selam hepsine…

أما بعد

Bundan sonra;

Yani bundan sonra asıl konuya geçiyor, hutbenin asıl konusuna…

فيا أيها الناس اتقوا الله تعالى حق تقاته

Ey insanlar! Allahtan korkulması gerektiği gibi korkun,

Bu her hutbede olması gereken bir tavsiyedir yani insanlara takvayı tavsiye etmek Allahtan korkmayı tavsiye etmek. burada bir ayete işaret ediyor ki bu işaret ettiği ayet Al-i İmran suresi 102. ayetidir;

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

"Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin." (Al-i İmran 3/102)

"Takva" islami bir kavramdır, Allah korkusu gerektiği gibi olmalıdır. Yani yoksa bu herkesin kendine göre bir takva anlayışı oluşturup da onu yapması anlamında değildir. Bu takva şeriatın istediği anlamda bir takva olmalıdır. Ayette ki; حَقَّ تُقَاتِهِ yani korkulması gerektiği gibi korkun ifadesi buna işaret eder. Fakat insanların çoğu kendilerine göre bir takva anlayışı oluşturmaktadırlar. Belli sabiteler kriterler oluşturup o kriterler doğrultusunda hareket ediyorlar. Ve takva kriterleri belirliyorlar, kendilerine göre, zaten bu takvayla alakası olmayan daha çok saplantı türü bir davranıştır. Bazı insanlar kendilerine göre bazı saplantılar edinirler, onun adını da din koyarlar, o konularda çok titizlik gösterirler. Fakat dinin en temel hükümleri noktasında bakarsın ki aynı o titiz insan hiç bir titizliği yok alakasız davranışlar sergiliyor. Bu da o kişinin şeriata göre hareket etmediğini gösterir. Yani bu ayetteki kapsama girmediğini gösterir,kısacası takva Kuran ve Sünnet ölçüsü üzere hareket etmektir, sıratı müstakim üzere hareket etmektir.

وسارعوا إلى مغفرته ومرضاته

O'nun mağfiretine ve rızasına koşun,

Takvayı tavsiye ettikten sonra böyle diyor. O'nun bağışlamasına ve rızasını elde etmeye çalışın. Yani hedefiniz bu olsun başka hedef olmasın.

قبل انصرام العمر وفوات أوقاته وساعاته

Ömrünüz zayii olmadan, zaman geçmeden, saat dolmadan bunu yapın,

Zira ömür sermayesi kısadır. Allah bu ömrü tüketmeden, bu ömrünüz tükenmeden, bu denilenleri yapın, takvaya koşun. Allah korkusuna koşun icabet edin.        

واعلموا أنه قد نزل بساحتكم شهر كريم

Bilin ki sizin sahanıza, yani bu yaşadığınız yere, kerametli, faziletli bir ay gelmiştir.

Yani Ramazan Ayı...

وموسم عظيم

Büyük bir mevsim gelmiştir.

Büyük bir dönem gelmiş çatmıştır. Bu da Ramazan Ayı'dır.

خصه الله على سائر الشهور بالتشريف والتكريم

Allahu Teala bu Ramazan Ayı'nı diğer aylara üstün kılmıştır. Diğer aylardan şeref ve ikram bakımından ayırt etmiştir.

Bu da hutbenin en başında değindiği mevzunun tevilidir, açıklamasıdır.

أنزل فيه القرآن العظيم

Ve onda yani o Ramazan Ayı'nda Kuran'u Azim’i, yüce Kuran'ı nazil buyurmuştur, indirmiştir.

İşte Ramazan Ayı'nın faziletli kılınmış olması da burdan yani Kuran'ın bu ayda nazil olmasından ileri gelir. Kuran-ı Kerim rivayete göre Ramazan Ayı'nda topluca dünya semasına nazil oldu. Daha sonra da 21 sene içerisinde ayetleri peyderpey Allah resulüne (sallallahu aleyhi ve sellem) nazil oldu. Bundan dolayı Ramazan Kuran'ın indiği aydır ayetlerde de bu şekilde anlatılır:

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

"Ramazan Ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi." (el-Bakara 2/185) 

وفرض صيامه وجعله أحد أركان الإسلام التي لا يقوم بناؤه على غيرها ولايستقيم

Ve onda oruç tutmayı farz kıldı. Ve orucu islamın şartlarından rükünlerinden bir tanesi kıldı. İslamın 5 rüknünden bir tanesi kıldı. Öyle ki bu islamın rükünleri olmasa içinde oruçta dâhil olmak üzere, islam binası ayakta durmaz ve o bina çöker.

Zaten hadiste de -mealen-;

İbn-i Ömer (ra)'den Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İslam beş şey üzerine bina olmuştur: Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şehadet etmek, namazı gerektiği gibi kılmak, zekâtı vermek, haccetmek, ramazan orucunu tutmak."4 

"İslam beş şart üzerine bina edilmiştir." Yani bunlar islamın temelidir, rüknüdür. Rükün demek, temel demektir yani bir şeyin rüknü, temeli, kaidesi anlamına gelir. Yani bu beş temel olmasa islam binası çöker. Ya o anda çöker ve yahut da bu beş şartı ihmal eden kimse zamanla küfre düşer anlamında yani bunlar olmadan gerçek anlamda İslam olmaz. 

وسن قيامه نبيكم الكريم عليه أفضل الصلاة وأتم التسليم

Ve de (Allah Ramazan orucunu farz kıldığı gibi), bizim peygamberimiz (as)’da Ramazan'ın kıyamını sünnet kılmıştır. Salatın en efdali, selamın en mükemmeli onun üzerine olsun.

Ramazan'ın kıyamı Ramazan gecelerini ibadetle geçirmek anlamına gelir. Teravih ve ve de teravihin haricinde de genel anlamda ramazan gecelerini ibadetle, Kuran okumakla vb. şeylerle geçirmek ve ihya etmek; bizim peygamberimiz de bunu sünnet kılmıştır. Salatu selam onun üzerine olsun…

ففي الحديث:

Hadiste şöyle geçer:

İmam Buhari’nin İman babında rivayet ettiği hadiste şöyle geçer:

من صام رمضان إيمانا واحتسابا غفر له ما تقدم من ذنبه

“Kim Ramazan'ı imanla ve de Allah'tan dileyerek, Allah'a boyun eğerek ve de sevabını Allah'tan isteyerek oruçla geçirirse, onun gelmiş geçmiş günahları af olunur.”5 diyor.

وفيه أيضا:

Aynı bölümde söyle geçer:

Ve yine Buhari de aynı bölümde söyle geçer:

من قام رمضان إيمانا واحتسابا غفر له ما تقدم من ذنبه

“Kim Ramazan'ı kıyamda geçirirse, (Ramazan'ı ayakta geçirirse yani, namaz kılarak geçirirse,) Ramazan'ı namaz kılarak ihya ederse ve de ibadet ederek ihya ederse (tabi bununda şartı aynı şekilde) imanla ve sevabını Allah'tan umarak Ramazan'ı ihya ederse, Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar.”6 

وفي الحديث: "صوموا لرؤيته وأفطروا لرؤيته، فإن غم عليكم فأكملوا عدة شعبان ثلاثين يوما"

“onu görünce oruç tutun ve onu görünce iptal edin, eğer size kapalı gelirse şaban'ın iddetini otuza tamamlayın”7

Burada ondan kasıt; hilaldir. Hilalden kasıd da; Ramazan hilalidir. Yani bazı şartlardan dolayı hilal görünmezse Şaban'ı otuza tamamlayın, diyor. Bu da aynı şekilde Buhari'de geçen bir hadistir. Elbette bunun birçok fıkhi tafsilatı vardır. Burada Ramazan'ın faziletini belirtmek için almış bu hadisleri. Ramazan'ın faziletiyle alakalı bu hadislerden sonra Ramazanla alakalı ayet olan Bakara suresi 183–185. ayetlerden bahsediyor. 

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ
لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ {183}


"Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı) Umulur ki sakınırsınız." (el-Bakara 2/183)8

Sizden önceki ümmetlere Yahudilere, Hıristiyanlara ve diğerlerine oruç nasıl farz kılındıysa, size aynı şekilde farz kılınmıştır. Tabiî ki burada ki “onlara farz kılındığı gibi size de farz kılındı” ibaresinden kasıt bütün ahkâmı veya muhteviyatıyla değildir. Yani orucun mahiyeti, nasıl tutulacağı, hangi ayda tutulacağı, ne şekilde tutulacağı bizden önceki ümmetlerde farklıydı, bizde farklıdır. Fakat farz kılınması açısından aynıdır. Onlara nasıl farz kılındıysa, bize de aynı şekilde farz kılınmıştır.

“Ta ki sakınasınız!” yani orucun sakınmaya takvaya yol açtığını söylüyor ayette. İşte bir hadiste de –mealen- “Gücünüz yetiyorsa evlenin, gücünüz yetmiyorsa da oruç tutun.”9 buyurulmaktadır. Çünkü oruç nefsi dizginlediği için, yani kişi yemekten içmekten uzak durduğu için, dolayısıyla şehvetten de, nefsani arzulardan da uzaklaşır haliyle, çünkü bu nefsani arzuları yemek kabartır. Bundan dolayı oruç vasıtasıyla insan bu tarz şeylerden sakınır. Ve de aynı zaman da orucun getirdiği manevi havayla da insan daha çok ibadete kendisini verir. Ve bu suretle oruç hadiste söylenen tabirle bir kalkan olur yani müminin kalkanı, zırhı, olur bir nevi günahlara karşı ve küfre şirke karşı koruyan bir kalkan vazifesi görür.10 Oradan ayet devam ediyor:

أَيَّاماً مَّعْدُودَاتٍ

Sayılı günler

فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضاً أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ

“Sizden her kim hasta ve yolculukta bulunursa diğer günler de kaza etsin.
Yani ramazandan sonra tutamadığı müddetçe kaza etsin.”


وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ

Ve gücü yetenlere bir miskin, bir yoksul doyuracak kadar fidye gerekir.

Bu ayetin tefsiri hakkında bazı ihtilaflar var, yani bazıları bu ayetin islamın ilk dönemlerinde olduğunu söylüyor, yani islamın ilk dönemlerinde ramazan orucunun farz olmadığını, müstehap olduğunu insanların yoksulu doyurmakla oruç tutmak arasında muhayyer olduklarını söyleyenler var, fakat daha sonra bu ayet nesh edilip ramazan orucu muhkem kılınıyor, ramazan orucu farz kılınıyor. Bazı âlimler bu şekilde açıklıyor, bazıları ise burada ki يُطِيقُونَهُ ibaresinin başına bir LA getiriyorlar. LA takdir ediyorlar. Yani bu suretle de buna gücü yetmeyenler yani oruca gücü yetmeyenler bir yoksul doyumu fidye versinler şeklinde oluyor ayetin tefsiri, onun ayrıntısı tefsirler de bulunabilir…

فَمَن تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُ

Kim kendiliğinden bir iyilik, kendi rızasıyla bir iyilik işlerse, tabi ki bu onun için daha iyidir.
 
وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ {184}

"Oruç tutmanız sizin için daha iyidir, eğer bilirseniz." (el-Bakara 2/184)

Yani kişi hasta, yolculukta veya başka mazerette bulunsa bile, -oruç tutmanın caiz olmadığı kadınların bazı durumları gibi haller haricinde- kişinin hasta olması vs. mazeretler bile olsa oruç tutması onun için daha hayırlıdır. Tabi bu konuda bazı tafsilatlar ve değişik ihtilaflar vardır.

شَهْرُرَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

Ramazan Ayı içinde Kuran'ın nazil olduğu aydır. O Kuran ki insanlara hidayet kaynağı ve hidayetiyle Furkanı (hakkı batıldan ayıran hususları) açıklayan bir beyyinedir (açıklamadır).

فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ

Sizin içinizden her kim bu aya şahit olursa, yani Ramazan'a şahit olursa Ramazan'a kavuşursa onda oruç tutsun.

Zaten bir önceki hadiste aslında buna işaret edilmiştir. Kim onu görürse yani Ramazan hilalini görürse oruç tutsun, şevval hilalini görürse iftar etsin. Bundan maksat da Ramazan'ı tespit etmektir. İçinizden kim Ramazan'a şahit olursa onu tespit ederse onu oruç tutarak geçirsin.

وَمَن كَانَ مَرِيضاً أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ
                                    
Kim hasta ve yolculukta olursa diğer günlerde onu kaza etsin, Ramazan haricinde ki günlerde

يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ

Allah size kolaylık diler zorluk dilemez,

Yani Ramazan insana her ne kadar zor gibi görünse de, aslında Allah insanlara bir zorluk bir güçlük dilemez. İnsanlara kolaylık diler. Yani Ramazanda oruç tutmak zahiren sıkıntı meşakkat gibi görünse de bu sonuçta ahirette mükâfatla neticelenecektir.

وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَاهَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ {185}

"Ve iddeti tamamlamanız, Allahı size hidayet ettiği için tekbir etmeniz, yüceltmeniz. İçin bu ramazan ayının bitmesini söylüyor."11
   
Yani Ramazan iddetini tamamlamanız, Ramazan müddetini tamamlamanız için.

وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَاهَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ.

Ve de Allah'ı size hidayet ettiği için tekbir etmeniz, yüceltmeniz için

بارك الله لي ولكم في القرآن العظيم، ونفعني وإياكم بما فيه من الآيات والذكر الحكيم

Rabbimiz bizi cehennem ateşinden korusun ve bizi cennetine ulaştırsın. Allah okuduğumuz bu ayetleri okuduğumuz bu Kur’anı ve bu Kur’an da okuduğumuz hikmetli zikirleri bizim için bereketli kılsın bunlardan istifade etmeyi bize nasip eylesin, (Âmin)

أقول قولي هذا وأستغفر الله العظيم الجليل لي ولكم ولسائر المسلمين من كل ذنب فاستغفروه إنه هو الغفور الرحيم

Bu günkü sözlerimiz bu kadar gereken kendi günahlarım için gerekse burada bulunan bulunmayan bütün Müslümanların günahları için Allah'tan bağışlanma diliyorum. Siz de bağışlanma dileyin çünkü Allah tövbeleri kabul edendir, Gafur’dur Rahim’dir.

وأستغفر الله العظيم…




1- Bu okuduğumuz hutbe Muhammed b. Abdu'l-Vehhab'ın (rha) Huteb'ul Minberiyye adlı eserindeki Ramazan'a giriş hutbesidir. Şeyh muhtemelen bu hutbeyi Ramazan'ın ilk günlerinde veya Ramazan'a birkaç gün kala Cuma namazlarında irad ediyordu.

2- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:) "Ramazan ayı girdiği zaman Cennet kapılan açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur." (Buhârî; Müslim; Nesâî; Mâlik; Ahmed; Dârimî; İbni Huzeyme, #1882; Abdu'r-Rezzâk, #7384; İbni Hibban, #3425;  Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, 2/41)

3- Mu'âz bin Cebel radıyallahu anh şöyle anlatmaktadır: "Bir merkep üzerinde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında oturuyordum. Bana: «Ey Mu'âz, Allah'ın kullar üzerindeki hakkı ve kulların Allah üzerindeki hakkı nedir, biliyor musun?» dedi. Ben, "Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler" dedim. Şöyle buyurdu: «Allah'ın kullar üzerindeki hakkı, O'na ibadet etmeleri, hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise, kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayanlara azab etmemesidir.» "Ey Allah'ın Rasûlü, insanlara bu haberin müjdesini vermeyeyim mi?" dedim. «Onlara müjde verme ki, güvene kapılmasınlar!» buyurdu." (Buharî; Müslim; Tirmizî; Nesâî, Kuba, 5877; İbni Mace; Ahmed; İbni Hibbân, 210, 362)

4- Buhari, İman: 1

5- Buhari, İman: 28

6- Buhari, İman: 27

7- Buhari, Savm: 11

8- (el-Bakara 2/183)

9- Hadisin tamamı şöyledir: Alkame İbnii Kays en-Nehaî şöyle demiştir: Abdullah İbni Me'sûd (ra) ile birlikte yürüyordum. Bu sırada şöyle dedi: "Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisi ile beraber bulunduğumuz bir sırada şöyle buyurdu: "Evlenmeye gücü yeten ve imkanı olan kimse hemen evlensin. Çünkü gözü ve namusu (haramdan) korumada evlilik en etkili yoldur. Evlenmeye gücü yetmeyen ve imkanı olmayanlar ise oruç tutsunlar. Çünkü oruç kişinin şehvetini kırar." (Buhari, Savm: 10)

10- "Oruç bir kalkandır. İlh.." Hadisin tamamı Buhari, Savm: 1'de geçmektedir. Hadisin açıklaması için Fethu'l-Bari'den ilgili yere bakılabilir.

11- (el-Bakara 2/185)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 205
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: Muhammed bin Abdi'l-Vehhab'ın Ramazana giriş hutbesi
« Yanıtla #1 : 03.05.2019, 20:11 »
Bismillâh,

Hatırlatma!
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
4233 Gösterim
Son İleti 23.02.2017, 07:16
Gönderen: Uhey
6 Yanıt
2493 Gösterim
Son İleti 11.06.2018, 10:06
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
0 Yanıt
2480 Gösterim
Son İleti 15.06.2018, 09:41
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
1 Yanıt
2011 Gösterim
Son İleti 02.08.2019, 04:17
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
1 Yanıt
1758 Gösterim
Son İleti 12.08.2019, 00:40
Gönderen: Izhâr'ud Dîn