Tavhid

Gönderen Konu: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE  (Okunma sayısı 1566 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« : 28 Haziran 2018, 20:54 »



الأربعين التي رواها ابن تيمية بالسند

İbnu Teymiyye’nin İsnâdı İle Rivâyet Ettiği 40 Hadîs

شيخ الإسلام ابن تيمية

Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh)




Hutbet'ul Ha'ce

Da'vet’imiz

İbnu Teymiyye’nin İsnâdı İle Rivâyet Ettiği 40 Hadîs

Mukaddime

Hadîs no: 1

Hadîs no: 2

Hadîs no: 3

Hadîs no: 4

Hadîs no: 5

Hadîs no: 6

Hadîs no: 7

Hadîs no: 8

Hadîs no: 9

Hadîs no: 10

Hadîs no: 11

Hadîs no: 12

Hadîs no: 13

Hadîs no: 14

Hadîs no: 15

Hadîs no: 16

Hadîs no: 17

Hadîs no: 18

Hadîs no: 19

Hadîs no: 20

Hadîs no: 21

Hadîs no: 22

Hadîs no: 23

Hadîs no: 24

Hadîs no: 25

Hadîs no: 26

Hadîs no: 27

Hadîs no: 28

Hadîs no: 29

Hadîs no: 30

Hadîs no: 31

Hadîs no: 32

Hadîs no: 33

Hadîs no: 34

Hadîs no: 35

Hadîs no: 36

Hadîs no: 37

Hadîs no: 38

Hadîs no: 39

Hadîs no: 40
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #1 : 28 Haziran 2018, 20:56 »


Hutbet’ul Hâce1

إن الحمدَ لله نحمدُه ونستعينه ونستغفره، ونعوذُ بالله من شرور أنفُسِنا ومن سيئات أعمالنا، من يهده الله فلا مضلَّ له، ومن يُضلل فلا هادي له
 
وأشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شريك له، وأشهد أن محمداً عبده ورسوله

يا أيها الذين آمنوا اتقوا الله حقَّ تقاته ولا تموتنَّ إلا وأنتم مسلمون

يا أيها الناس اتقوا ربكم الذي خلقكم من نفسٍ واحدة وخلق منها زوجها وبث منهما رجالاً كثيراً ونساء واتقوا الله الذي تساءلون به والأرحام إن الله كان عليكم رقيباً

يا أيها الذين آمنوا اتقوا الله وقولوا قولاً سديداً يُصلح لكم أعمالكم ويغفر لكم ذنوبكم ومن يُطع الله ورسوله فقد فاز فوزاً عظيماً


فإن أصدق الحديث كلامُ الله، وخير الهدي هديُ محمد، وشرَّ الأمور محدثاتُها، وكل محدثةٍ بدعة، وكل بدعة ضلالة، وكل ضلالة في النار

أما بعد

Hamd, ancak Allâh içindir. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüklerinden O’na sığınırız. Allâh kimi hidâyete erdirirse onu saptıracak, kimi de saptırırsa onu hidâyete erdirecek yoktur. Allâh’tan başka -ibâdete lâyık hak- ilah olmadığına şehâdet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve Rasûlü’dür.

“Ey îmân edenler! Allâh’tan korkulması gerektiği gibi korkun ve kesinlikle ancak müslümanlar olarak ölün!” (Âl-i İmrân 3/102);

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar meydana getiren Rabbinizden sakının! Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allâh’tan ve akrabâlık haklarına riâyetsizlikten sakının! Şüphesiz Allâh sizin üzerinize gözetleyicidir.” (en-Nisâ 4/1);

“Ey îmân edenler! Allâh’tan sakının ve sözün en doğrusunu söyleyin ki Allâh, amellerinizi ıslâh etsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Kim Allâh’a ve Rasûlü’ne itâat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (el-Ahzâb 33/70-71)

Emmâ ba’d; Muhakkak ki, sözlerin en hayırlısı Allâh’ın Kitâbı, yolların en hayırlısı ise Muhammed Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. (Sonradan uydurulup dine sokulan) her bid’at sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.



Alıntı
Dipnotlar:

1- Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye Rahimehullâh’ın “İslâm nizâmının ve îmânın düğümü” (Mecmû’ul Fetâvâ, 14/223) olarak nitelediği “Hutbet’ul Hâce (İhtiyâç Hutbesi)” isimli bu du’âyı, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hutbelerinin girişinde okurdu. Bu hutbenin çeşitli kısımları Nesâ’î, Hadîs no: 3278, Müslim, Hadîs no: 868; Ebû Dâvud, Hadîs no: 2118; Tirmizî, Hadîs no: 1105 ve diğer hadîs mecmû’alarında değişik lafızlarla nakledilmiştir.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #2 : 28 Haziran 2018, 20:59 »


بسم الله الرحمن الرحيم
Dâ’vetimiz

Gâyemiz Âdem Aleyh’is Selâm’dan başlayarak Hatem’ul Enbiyâ Muhammed Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e kadar bütün Rasûl ve Nebîler’in ortak dâ’veti olan tevhîd akîdesini, ulaşabildiğimiz her yere neşretmek, tevhîdi bozan bütün küfür ve şirk çeşitleriyle mücâdele etmek ve insanları kendisine kulluk etmeye dâ’vet eden bütün sahte ilahları yani tâğûtları deşifre etmektir. Allâhu Teâlâ bu husûsta şöyle buyurmaktadır:

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلّٰهِ
“Fitne (şirk) ortadan kalkıncaya ve dîn tamamen Allâh’ın oluncaya kadar onlarla savaşın!” (el-Enfâl 8/39)

Yine tevhîdin içerisinde yer alan önemli bir rükûn olan “Velâ-Berâ (Dostluk-Düşmanlık)” akîdesi ve buna bağlı olarak müşriklerin tekfîri ve de bu sûrette İmân-Küfür saflarının netleşmesi husûsu da dâ’vetimizin mihenk taşlarından birisidir.
İmân-Küfür meseleleri başta olmak üzere akîde konuları hakkında bâtıl dâ’vetçileri tarafından ortaya atılan şüphelerin izâlesi temel hedeflerimizden birisidir. Bu konularda Ehl-i Sünnet’in ifrât ve tefrîtten uzak vasat akîdesini ortaya koymak esâs gâyemizdir.

Tevhîd’den sonra dâ’vet ettiğimiz en önemli mesele ise sünnet’tir. Akîdevî konular başta olmak üzere tüm İslâmî meseleleri Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ve ashâbının anlattıkları ve yaşadıkları şekilde kabûl edip hayata aktarmak ve de onlardan sonra çıkmış olan bütün bid’atleri reddetmektir.
 
Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem sahîh hadîs’te ümmetinin yetmiş üç fırkaya bölüneceğini ve bunlardan sadece bir tanesinin kurtuluşa ereceğini beyân etmiş ve bu Fırka-i Nâciye’nin (Kurtulan Fırka’nın) yolunu şöyle ta’rif etmiştir:


مَا أَنَا عَلَيْهِ وَأَصْحَابِي
“Benim ve ashâbımın yolu üzere olan...”2

Bu yolu devâm ettiren yegâne fırka ise Ehl-i Sünnet ve’l Cemâ’attir.

Hiçbir kişi ve topluluk kendisine Ehl-i Sünnet ismini vermekle bu kurtulan fırkaya dâhil olmaz. Ehl-i Sünnet’in en bâriz vasfı hayırlı ilk üç nesil olan Selef-i Sâlihin’e tâbi olmak ve onlardan sonrakilerin sözlerine karşı temkînli olmak, halefin çıkarttığı bid’at ve münkerlerden uzak durmaktır.
 
Buhârî’de İmrân bin Husayn Radiyallâhu Anhumâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:


خَيْرُ أُمَّتِي قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، - قَالَ عِمْرَانُ فَلاَ أَدْرِي: أَذَكَرَ بَعْدَ قَرْنِهِ قَرْنَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا - ثُمَّ إِنَّ بَعْدَكُمْ قَوْمًا يَشْهَدُونَ وَلاَ يُسْتَشْهَدُونَ وَيَخُونُونَ وَلاَ يُؤْتَمَنُونَ، وَيَنْذُرُونَ وَلاَ يَفُونَ، وَيَظْهَرُ فِيهِمُ السِّمَنُ
“Ümmetimin en hayırlısı benim çağımdır. Sonra onların ardından gelenler. Onlardan sonra daha sonra gelenlerdir. -İmrân Radiyallâhu Anh, Rasûlullâh kendi çağından sonra iki nesil mi yoksa üç nesil mi zikretti bilmiyorum, der- Onlardan sonra şâhitliği istenmediği hâlde şâhitlik yapan: hıyânet eden ve kendisine güvenilmeyen: adak adayan, fakat yerine getirmeyen ve aralarında şişmanlık (yeme-içme düşkünlüğü) baş gösteren bir toplum gelecektir.”3

Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ve ashâbından sonra, Tevhîd’e ve Sünnet’e dâ’vet vazîfesini ise Rabbânî Ulemâ -şu hadîs gereğince- devralmıştır:

إِنَّ الْعُلَمَاءَ هُمْ وَرَثَةُ الْأَنْبِيَاءِ
“Şüphesiz âlimler peygamberlerin vârislerinin ta kendileridir.”4

İşte bu noktada hedefimiz, Rasûller’den sonra; Tevhîd’e ve Sünnet’e dâ’vet görevini üstlenmiş olan Rabbânî âlimlerin ilmî mîrâsını günümüz insanlarına ulaştırarak insanlarla ilim arasında köprü vazîfesi görmektir.
 
O ilim ki kaynağı; Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e ardından da Cibrîl-i Emîn Aleyh’is Selâm’a ve nihâyetinde de âlemlerin Rabbi Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya ulaşır. Bu ilim, âlimler tarafından kıyâmete kadar temsîl edilmeye devâm edecektir. Zîrâ Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:


لاَ يَزَالُ مِنْ أُمَّتِي أُمَّةٌ قَائِمَةٌ بِأَمْرِ اللّٰهِ، لاَ يَضُرُّهُمْ مَنْ خَذَلَهُمْ، وَلاَ مَنْ خَالَفَهُمْ، حَتَّى يَأْتِيَهُمْ أَمْرُ اللّٰهِ وَهُمْ عَلَى ذٰلِكَ
“Ümmetimden Allâh’ın emrini ayakta tutan bir topluluk hep var olacaktır. Ne onları terk edip gidenler, ne de onlara muhâlefet edenler -onlar bu hâl üzere iken Allâh’ın emri onlara gelinceye kadar- onlara bir zarar veremeyeceklerdir.”5

Bu sebeple, tarih boyu Ehl-i Sünnet ve’l Cemâ’at akîdesine bayraktârlık etmiş olan ulemânın eserlerini ve Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’den mîrâs almış oldukları ilmi yaymak temel gâyemizdir.

Bu gâyemize ulaşmak için bilhâssa Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem tarafından övülen hayırlı ilk üç nesil olan Selef-i Sâlihîn’in menhecini esâs alacağız ve kelâmî, felsefî cereyânlardan etkilenmemiş, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in ve ashâbının akîdesi üzere sebât eden, kısacası; “Fırka-i Nâciye (Kurtulan Fırka)” ve “Tâifet’ul Mansûra (Yardıma Mazhar Olunmuş Taife)” mensûbu olan hadîs ve sünnet ehli imâmların mîrâsını nakletmeye çalışacağız.

Hedefimiz asla insanları seleften bir aslı olmayan şahsî kanaatlerimize veya câhiliye asabiyetiyle oluşturulmuş hiziplere dâ’vet etmek değildir. Bilakis hedefimiz Allâh’ın izni ve yardımıyla yalnızca Tevhîd’e ve Sünnet’e hizmet olacaktır.

Tevfîk Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dan...



Alıntı
Dipnotlar:

2- Tirmizî, Hadîs no: 2641.

3- Buhârî, Hadîs no: 3650.

4- İbnu Mâce, Hadîs no: 223; Tirmizî, Hadîs no: 2682; Ebû Dâvud, Hadîs no: 3641.

5- Buhârî, Hadîs no: 3641.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #3 : 28 Haziran 2018, 21:12 »


Mukaddime6

بسم الله الرحمن الرحيم
Rahmân ve Rahîm Olan Allâh’ın adıyla…

Ey Rabbim, bana (“İbnu Teymiyye’nin İsnâdı İle Rivâyet Ettiği 40 Hadîs” isimli eseri rivâyet etmekte) yardım et!

ez-Zeyn Ebû Muhammed Abd’ur Rahmân İbn’ul İmâd Ebû Bekir bin Zurayk el-Hanbelî bize kitâbından birkaç defa haber verdi; Ebu'l Abbâs Ahmed bin Ebû Bekir bin Ahmed bin Abd’ul Hamîd el-Makdisî bize haber verdi. Ondan Safer’in 24’ü Cumartesi 797H senesinde şu üç şeyhe; Ebû İshâk el-Harmelî, Ebû Muhammed el-Bakarî ve Ebû'l Abbâs er-Raslânî’ye şöyle dediklerini yazdığını işittik: el-Hâfız Ebû Abdullâh Muhammed bin Ahmed bin Osmân ez-Zehebî mutlak izinle bize haber verdi. O ikisi dediler ki: eş-Şeyh, el-İmâm, el-Âlim, el-Allâme, el-Bari (yetenekli) ve el-Evhad’ul Kuduvve (önder olan), el-Hâfız Ebû'l Abbâs Ahmed bin Abd’ul Halîm bin Abd’us Selâm bin Teymiyye bize haber verdi. ez-Zehebî dedi ki: Bunu Cemâdîy’el Âhir, 721H senesinde kendisine okudum. Şöyle dedi,


الحمد لله، نحمده ونستعينه، ونستهديه ونستغفره، ونعوذ بالله من شرور أنفسنا، ومن سيئات أعمالنا، من يهده الله فلا مضل له، ومن يضلل فلا هادي له
‏ ونشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شريك له، ونشهد أن محمدًا عبده ورسوله، أرسله بالهدي ودين الحق ليظهره على الدين كله ولو كره المشركون‏.‏ وصلى الله على محمد وآله وصحبه وسلم تسليما

Hamd Allâh’a mahsustur. O'na hamd eder, O'ndan yardım ister, O'ndan hidâyet ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh'a sığınırız. Allâh kimi hidâyete erdirirse onu saptıracak, kimi de saptırırsa onu hidâyete erdirecek yoktur.

Allâh’tan başka -ibâdete lâyık hak- ilâh olmadığına şehâdet ederiz. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehâdet ederiz ki, Muhammed O’nun kulu ve Rasûlü’dür. Allâh onu “hidâyet ve hak olan dîn -müşrikler hoşlanmasa da- bütün dînlere gâlip gelsin”7 diye gönderdi. Allâh Muhammed'e, âl'ine ve sahâbelerine salât ve selâm etsin. (Âmîn!)



Alıntı
Dipnotlar:

6- “İbnu Teymiyye’nin İsnâdı İle Rivâyet Ettiği 40 Hadîs” isimli bu eseri bir cemâ’at, İmâm Zehebî (Rahimehullâh)’dan dinlemiştir.

7- Şeyh (Rahimehullâh) şu âyete atıfta bulunmaktadır,


هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ
“Elçilerini hidâyet ve hak dîn üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak dîn olan İslâm'ı) bütün dînlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile...” (es-Saf 61/9)
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #4 : 18 Temmuz 2018, 16:06 »


Birinci Hadîs

Bize İmâm Zeyn’ud Dîn Ebu’l Abbâs Ahmed bin Abd’id Dâ’im bin Ni`met bin Ahmed el-Makdisî haber verdi (rivâyet etti) ki -ona bu hadîs okundu ve ben ondan bu hadîsi 667H senesinde işittim- Ebu’l Ferec Abd’ul Mun’im bin Abd’il Vehhâb bin Sa’d bin Kuleyb bu hadîsin ona okunduğunu haber verdi, bize Ebu’l Kâsim Alî bin Ahmed bin Muhammed bin Beyân er-Rezzâr bu hadîsin ona okunduğunu haber verdi, Ebu’l Hasen Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin İbrâhîm bin Muhalled el-Bezzâz haber verdi, Ebû Alî Ismâ’îl bin Muhammed bin Ismâ’îl es-Saffâr bize haber verdi, Hasen bin Arafet bin Yezîd el-Abdî rivâyet etti, Ebû Bekir bin Ayyâş, Ebû Ishâk es-Sebi’î’den bana rivâyet etti ki o da el-Ber⒠bin Âzib (Radiyallâhu Anh)’dan şöyle dediğini rivâyet etti:

Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ve ashâbı hacc için yola çıktı ve biz hacc için ihrâma girdik. Ber⒠bin Âzib (Radiyallâhu Anh) dedi ki, Mekke'ye vardığımızda Rasûlullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:


‏اجْعَلُوا حَجَّكُمْ عُمْرَةً قَالَ: فَقَالَ النَّاسُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ أَحْرَمْنَا بِالْحَجِّ فَكَيْفَ نَجْعَلُهَا عُمْرَةً؟ . قَالَ: فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اُنْظُرُوا الَّذِي آمُرُكُمْ بِهِ فَافْعَلُوا قَالَ: فَرَدُّوا عَلَيْهِ الْقَوْلَ فَغَضِبَ ثُمَّ انْطَلَقَ حَتَّى دَخَلَ عَلَى عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا غَضْبَانَ فَرَأَتْ الْغَضَبَ فِي وَجْهِهِ فَقَالَتْ: مَنْ أَغْضَبَك أَغْضَبَهُ اللَّهُ قَالَ: وَمَالِي لَا أَغْضَبُ وَأَنَا آمِرٌ بِالْأَمْرِ وَلَا أُتْبَعُ
“Haccınızı umreye çevirin!” Ber⒠bin Âzib (Radiyallâhu Anh) dedi ki, bunun üzerine insânlar şöyle dediler: “Ya Rasûlullâh, biz hacc için ihrâma girmiştik (şimdi haccımızı) umreye nasıl çevirelim?” Ber⒠bin Âzib (Radiyallâhu Anh) dedi ki, bunun üzerine Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Size emrettiğim şeye bakın ve onu yapın!” Ber⒠bin Âzib (Radiyallâhu Anh) dedi ki: İnsânlar itâ’at göstermedi (soruyu tekrar sordular). Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) hiddetlenip kızdı, sonra Rasûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) uzaklaştı, ta ki Âişe (Radiyallâhu Anhâ)'nın yanına çok kızgın bir şekilde girdi. Âişe (Radiyallâhu Anhâ) da Rasûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in yüzünde kızgınlığı gördü ve bunun üzerine şöyle dedi: “Seni kim hiddetlendirip kızdırdıysa Allâh da onu hiddetlendirip kızdırsın.” Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Nasıl kızmamayım ki? Ben bir şeyi emrediyorum da (emrime itâ’at gösterilip) uyulmuyor!”

Nesâ’î ve İbnu Mâce, Ebu Bekir bin Ayyâş hadîsi olarak rivâyet etmişlerdir.

(Ebu Bekir bin Ayyâş) Safer 575H de doğmuştur ve Pazartesi günü 8 Receb 668H senesinde vefât etmiştir.8



Alıntı
Dipnotlar:

8- Şeyh’ul İslâm, İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) hadîsi zikrettikten sonra kimi yerde hadîsi kendisinden dinlediği şeyhin hem doğum ve ölüm târîhini veya sadece doğum yahut sadece ölüm târîhini zikretmektedir.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #5 : 11 Eylül 2018, 02:25 »


İkinci Hadîs

Şeyh’ul Musned Kemâl’ud Dîn Ebû Nasr Abd’ul Azîz bin Abd’ul Mu’n’im İbn’ul Hızır bin Şibl bin Abd’ul Harisî bizlere ona yapılan kır’aâti haber verdi ve ben Şabân’ın altısı Cuma günü 669 senesinde Dimeşk Camisi’nde onu dinledim. El-Hâfız Ebû Muhammed el-Kâsım İbn’ul Hâfız Ebû’l Kâsım Alî İbn’ul Hasan bin Hibbetillâh İbnu Asâkir bizlere 695 senesinde Rabî’ el-Âhir’de ona yapılan kır’aâti haber verdi, (o dedi ki) Ebû’l Fedâ’il Nâsır bin Mahmûd bin Alî el-Kudsî es-Sâ’iğ bizi haberdar etti. Ebû’l Kâsım Nasr bin Ahmed bin Mukâtil es-Sûsî de bize o ikisi üzerine kır’aât edildiğini haber verdi. Dediler ki: Ebû’l Hasan Alî bin Ahmed bin Zuheyr el-Mâlikî bize haber verdi, (o dedi ki) Ebû’l Hasan Alî bin Muhammad İbnu Şucc⒠er-Rab’î el-Mâlikî bize haber verdi: Ebû Bekir Muhammed bin Abd’ur Rahmân bin Ubeydullâh el-Kattân bize haber verdi, (o şöyle dedi) Heyseme bize rivâyet etti: Abbâs İbn’ul Velîd bize rivâyet etti: Ukbe bin Alkame bize rivâyet etti, (o şöyle dedi:) Sa’îd bin Abd’ul Azîz bize Atiyye bin Kays’dan ve o Abdullâh bin Amr (Radiyallâhu Anhuma)’dan rivâyet etti, o da şöyle dedi: Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi va Sellem) şöyle buyurdu:

إني رأيت عمود الكتاب انْتُزِعَ من تحت وسادتي، فنظرت فإذا هو نور ساطع، عُمِدَ به إلى الشام ألا إن الإيمان - إذا وقعت الفتن - بالشام
“Muhakkak ki ben kitâb yığınlarının yastığımın altından çekildiğini gördüm, bunun üzerine ona baktım ki o parlak olan bir nûrmuş, o (nûr) Şâm’ın üzerine gidiyordu. Dikkat edin ki îmân -fitneler çıktığı zamân- Şâm'da olacaktır.”

Şeyh (Rahimehullâh) 589H de doğmuştur ve Şa'bân 672H senesinde vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #6 : 23 Eylül 2018, 00:13 »


Üçüncü Hadîs

İmâm Takiyy’ud Dîn Ebû Muhammed İsmâîl bin İbrâhîm bin Ebû’l Yusr’it Tennûhî ona okunduğunu bize haber verdi ve ben, 669H yılında dinledim. Ebû Tâhir Berakât bin İbrâhîm el-Huşû’î ona okunduğunu bize haber verdi. Ebû Muhammed Abd’ul Kerîm bin Hamza İbn’ul Hazir es-Sulemî bize haber verdi, Ebû’l Huseyn Tâhir bin Ahmed bin Alî bin Mahmûd el-Mahmûdî el-Ânî bize haber verdi, Ebû’l Fazıl Mansûr bin Nasr bin Abd’ur Rahîm bin Bint’il Kâğıdî bize haber verdi, Ebû Amir el-Hasan bin Alî İbn’ul Hasan el-Attâr bize rivâyet etti, İbrâhîm bin Abdullâh bin Ömer bin Bekîr İbn’ul Hâris el-Kaysî bize rivâyet etti, Veki’ İbn’ul Cerrâh bin Muleyh er-Ruvâsî, el-’meş’den, o Ebû Sâlih’den, o da Ebû Sa’îd el-Hudrî (Radiyallâhu Anh)’dan tahdis etti ki, o şöyle demiştir:

يدعي نوح يوم القيامة، فيقال له‏:‏ هل بلغت‏؟‏ فيقول‏:‏ نعم، فيدعي قومه فيقال لهم‏:‏ هل بلغكم‏؟‏ فيقولون‏:‏ ما أتانا من نذير وما أتانا من أحد، فيقال لنوح‏:‏ من يشهد لك‏؟‏ فيقول‏:‏ محمد وأمته فذلك قوله
“Nûh (Aleyh’is Selâm) Kıyâmet Günü’nde (Allâhu Te’âlâ’nın huzuruna) çağırılacak ve ona şöyle denilecek: ‘(Allâhu Te’âlâ’nın da’vetini) tebliğ ettin mi?’ Nûh (Aleyh’is Selâm) diyecek ki: ‘Evet (ben Allâhu Te’âlâ’nın da’vetini tebliğ ettim).’ Ondan sonra kavmi (Allâhu Te’âlâ’nın huzuruna) çağırılacak ve onlara şöyle denilecek: ‘Size tebliğ edildi mi (Nûh, Allâh’ın da’vetini size tebliğ etti mi)?’ Onlar da diyecekler ki: ‘Bize ne uyarıcı geldi nede bir başkası geldi...’ Sonra Nûh (Aleyh’is Selâm)’a denilecek ki: ‘Kim senin için şehâdet (şahitlik) edecek?’ Nûh (Aleyh’is Selâm) diyecek ki: ‘Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ve ümmeti (benim için şehâdet edecektir).’ Zira bu Allâhu Te’âlâ’nın kavli (nde olduğu gibi) dir:

وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا
“Böylece biz sizi, vasat bir ümmet kıldık…” (el-Bakara 2/143)

Dedi ki: bu Âyetteki “الوسط el-Vasat (orta yol)”, “العدل el-Adl (adil olan)” ma’nâsındadır.

Şeyh (Rahimehullâh), 589H’de doğmuş ve Safer 672H de vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #7 : 29 Eylül 2018, 01:32 »


Dördüncü Hadîs

El-Fakîh Seyf’ud Dîn Ebû Zekeriyyâ Yahyâ bin Abd’ur Rahmân bin Necm bin Abd’ul Vehhâb el-Hanbelî bize haber verdi ki ona okunmuş –ki ben de ondan Cuma günü Şevvâl ayının 10’unda hicri 669 yılında dinledim ve Ebû Abdullâh Muhammed bin Abd’ul Mün’im İbn’ul Kavvâs ve Mu’ammil bin Muhammed el-Bâlisî ve Ebû Abdullâh Muhammed bin Ebû Bekir el-Âmirî (kendi kitâbı) “et-Tarîh”de ve Ebû’l Abbâs Ahmed bin Şeybân ve Ebû Bekir bin Muhammed el-Herevî ve Ebû Zekeriyyâ Yahyâ bin Ebû Mansûr İbn’us Sayrafî ve Ebû’l Ferec Abd’ur Rahmân bin Süleymân el-Bağdâdî ve eş-Şems bin Zeyn ve Kemâl Abdu’r Rahîm ve İbn’ul Askalânî ve Zeyneb Bint Mekkî ve Sitt’ul Arab, onların birincisi dedi ki, İbnu Şeybân ve Zeyneb dediler ki: Ebû Hafs Ömer bin Muhammed İbnu Teberzez bize haber verdi ki ve el-Bâkûn ve İbnu Şeybân dediler ki, Zeyd İbn’ul Hasan el-Kindî bize haber verdi ki, Zade İbn’us Sayrafî, o şöyle dedi ve Ebû Muhammed Abd’ul Azîz bin Me’âlî bin Ğunayme bin Meniyyinâ (bize haber verdi) ki ona okunmuş, onlar dediler ki el-Kâdî Ebû Bekir Muhammed bin Abd’ul Bâkî bin Muhammed bin Abdullâh el-Ensârî bize haber verdi, (o da) Ebû Ishâk İbrâhîm bin Ömer bin Ahmed el-Bermekî’den bize haber verdi, (o da) Ebû Muhammed Abdullâh bin İbrâhîm bin Eyyûb bin Mâsî(den) bize haber verdi, Ebû Müslim İbrâhîm bin Abdullâh bin Müslim el-Kecî bize haber verdi ki, Muhammed bin Abdullâh el-Ensârî bize haber verdi, Humeyd bana Enes (Radıyallâhu Anh)’dan haber verdi, Enes’in halası er-Rubey bint’un Nadr, bir câriyeye tokat attı, bunun üzerine onun dişi kırıldı. (er-Rubey’in akrabâları) onlara (câriyenin akrabâlarına) Erş’i (azâlara yönelik yaralamalarda ödenmesi gereken tazmînâtı) kabûl ederler diye teklîf etti, onlar ise bunu reddettiler. Sonra onlardan bağışlamalarını istediler, fakat onu da reddettiler. Bunun üzerine onlar Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gittiler. Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) kısâs yapılmasını emretti.  Ondan sonra er-Rubey’in abisi olan Enes İbn’un Nadr geldi ve şöyle dedi, “Yâ Rasûlullâh! er-Rubey’in dişi mi kırılacak? Seni hak ile gönderene yemin ederim ki onun dişi kırılmayacak!" Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sallem) şöyle dedi, “Ey Enes! Kitâbullâh kısâs(ı emrediyor).” Bundan sonra kavmi razı oldu ve (câriyenin akrabâları) onu affettiler. Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bunun üzerine şöyle buyurdu,

إنَّ مِنْ عِبَادِ اللَّه مَنْ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّه لَأَبَرَّهُ
“Şüphesiz Allâh'ın öyle kulları vardır ki, onlar Allâh adına yemin ederler, Allâh da onları doğru çıkarır.”

Bunu Buhârî, (Muhammed bin Abdullâh) el-Ensârî’den rivâyet etmişdir. Şeyh'in doğum târihi 592H’dir, ve 672H’nin Şevvâl’inde vefât etti.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #8 : 06 Ekim 2018, 00:37 »


Beşinci Hadîs

el-Hâcc’ul Musned Ebû Muhammed Ebû Bekir bin Muhammed bin Ebû Bekir bin Abd’il Vâsi el-Heravî bize 668 (Hicrî) senesinde Rabî’ul Evvel’in dördünde -zikredilenler el-Ensârî’ye kadar senedi ile- haber verdi, o da, Humeyd’den o da Enes (Radiyallâhu Anh)’dan rivâyet etti ve dedi ki: Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

اُنْصُرْ أَخَاك ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا قَالَ: قُلْت: يَا رَسُولَ اللَّه أَنْصُرُهُ مَظْلُومًا فَكَيْفَ أَنْصُرُهُ ظَالِمًا؟ قَالَ: تَمْنَعُهُ مِنْ الظُّلْمِ فَذَاكَ نَصْرُك إيَّاهُ
“Zâlim de olsa, mazlûm da olsa kardeşine yardım et!” Enes dedi ki, ben şöyle dedim, “Yâ Rasûlullâh! O mazlûm olduğunda ona yardım ederim, ama zâlimken ona nasıl yardım ederim?” Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Onu zulmetmekten engelleyerek ki bu da ona yapacağın yardımdır.”

Buhârî ve Müslim aynı manâ ile Abd’ul Azîz bin Suheyb’den o da Enes (Radiyallâhu Anh)’dan rivâyet ettiler.

Şeyh, 602H senesinde doğmuştur, (altı yüz) üçü de denilmiştir ve Receb 677H’de vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #9 : 15 Ekim 2018, 00:05 »


Altıncı Hadîs

Eş-Şeyh’ul Musned Zeyn’ud Dîn Ebu’l Abbâs el-Mu’ammel bin Muhammed bin Ali bin Ali İbnu Mensûr bin Mu’ammel el-Bâlisî bize -zikredilenlerden el-Ensârî’ye giden senedleri ile- ona okunduğunu haber verdi ve ben onu 669H senesinde dinledim, o dedi ki, Süleymân et-Teymî bize tahdîs etti, o da Enes bin Mâlik (Radiyallâhu Anh)’dan ki o dedi ki: Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

مَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنْ النَّارِ
“Kim bana bile bile iftirâ atarsa, kendine ateşteki (cehennemdeki) yerini hazırlasın!..”

Buhârî ve Müslim aynı manâ ile Abd’ul Azîz bin Suheyb’den o da Enes (Radiyallâhu Anh)’dan rivâyet ettiler.

Şeyh, 602H senesinde doğmuştur, (altı yüz) üçü de denilmiştir ve Receb 677H’de vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 128
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #10 : 21 Ekim 2018, 02:41 »


Yedinci Hadîs

Eş-Şeyh’ul Adl Reşîd’ud Dîn Ebû Abdullâh Muhammed bin Ebû Bekir Muhammed bin Muhammed bin Süleymân el-Âmırî bize ona okunduğunu haber verdi ve ben de 669H’de onu dinledim, zikredilenler kendi senedleri ile el-Ensârî’den rivâyet etti ki o dedi ki: et-Teymî bana Enes bin Mâlik (Radiyallâhu Anh)’dan tahdîs etti ki o şöyle dedi:

عَطَسَ عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلَانِ فَشَمَّتَ - أَوْ فَشَمَّتَ - أَحَدَهُمَا وَلَمْ يُشَمِّتْ الْآخَرَ - أَوْ فَشَمَّتَهُ وَلَمْ يُشَمِّتْ الْآخَرَ - فَقِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ عَطَسَ عِنْدَك رَجُلَانِ فَشَمَّتَ أَحَدَهُمَا وَلَمْ تُشَمِّتْ الْآخَرَ - أَوْ فَشَمَّتَهُ وَلَمْ تُشَمِّتْ الْآخَرَ - فَقَالَ: إنَّ هَذَا حَمِدَ اللَّهَ فَشَمَّتّه وَأَنَّ هَذَا لَمْ يَحْمَدْ اللَّهَ فَلَمْ أُشَمِّتْهُ
“İki adam Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in yanında hapşırdı. Bunun üzerine Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) birine şemmet yaptı (Yerhamukellâh -Allâh sana rahmet etsin!) dedi.

Veya Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Yerhemukellâh dedi birinciye ama öbürüne Yerhemukellâh demedi.

Veya Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Yerhemukellâh dedi ama diğerine Yerhemukellâh demedi.

Bunun üzerine Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e denildi ki: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Huzurunda iki adam hapşırdı ama sen onlardan birine Yerhemukellâh dedin ama diğerine Yerhemukellâh demedin!?

Veya ona Yerhemukellâh dedin ama diğerine Yerhemukellâh demedin!?”

Rasûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurdu: “Bu Allâh’a hamd etti ondan ona Yerhemukellâh dedim, şu ise Allâh’a hamd etmedi ondan ona Yerhemukellâh demedim.”

Buhâri Muhammed İbnu Kesîr’den o da Süfyân es-Sevrî’den bunu rivâyet etti (Hadîs no: 6221), Müslim de Muhammed bin Abdullâh bin Numeyr’den, o da Hafs İbnu Giyâs’dan nakletti (Hadîs no: 2991); her ikisi de (Süleymân) et-Teymî’den nakletti.

Şeyh, 682H yılında Zu’l Hicce’de vefât etti.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
27 Yanıt
5871 Gösterim
Son İleti 21 Kasım 2015, 23:32
Gönderen: İbn Umer
10 Yanıt
4189 Gösterim
Son İleti 12 Aralık 2015, 03:08
Gönderen: İbn Teymiyye
14 Yanıt
3048 Gösterim
Son İleti 03 Haziran 2018, 08:07
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
865 Gösterim
Son İleti 02 Ağustos 2018, 02:15
Gönderen: Tullab'ul Ilm
0 Yanıt
36 Gösterim
Son İleti Bugün, 01:44
Gönderen: Tullab'ul Ilm