Tavhid

Gönderen Konu: MÜRTEDLERE, ZINDIKLARA, MÜNAFIKLARA, HİCRETİNDEN DÖNENLERE... AÇIK DAVET  (Okunma sayısı 1422 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1115
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Mürtedlere, Zındıklara, Münafıklara, Hicretinden Dönenlere Açık Davet

Besmele, hamdele ve salveleden sonra;

Selam müminlerin üzerinedir ve hayırlı akibet de takva sahiplerinindir. Düşmanlık ise Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in kendileriyle savaşmak üzere gönderildiği dört taife olan; mürtedlere, münafık ve zındıklar ile kafirlere ve müşrikleredir.

Ey mürtedler! Ey zındıklar! Ey münafıklar! Ey hicretinden dönenler!

İnsan yeryüzündeki üç günlük seyahati boyunca elde edeceği hayır yahut şer mukabilince ödüllendirilecek yahut cezelandırılacaktır. Dünya insanı her yandan kendisine bağlanmaya davet ediyor. Bir tutam et parçası için yoldan sapan; iş, araba, mertebe ve geçici dünya hayatının diğer zevkleri ile oyalanıp dünyayı fethettiği vehmine kapılanlar elbetteki ilahi adalet karşısında ahirette Allah'a hesap verecek ve layıkıyla muamele edileceklerdir. Kişi kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı, yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği o gün yerle bir olmayı severek-isteyecek ve ellerini hınçla ısırarak, yana yakıla şöyle diyecektir:

Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim!.. Keşke dünyaya bir daha geri çevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık. Bizim bir kere daha dünyaya dönüşümüz mümkün olsaydı da iman edenlerden olabilseydik. Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım. Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim. Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Rasûl'e itaat etseydik. Allah yanında kullukta yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun bana doğrusu ben, Allah'ın dinini inkar edip onunla alay edenlerdendim!..

Oysa o gün gelmeden önce insan yeryüzünde gezip dolaşsa böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görse... Kendilerinden güç bakımından daha üstün olan ve yeryzünü kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar edenlerin kalıntılılarını görse; yine elçilerin kendilerine açık delillerle geldiğine kulak verse bilecek ki, kendi nefsine zulmeden kendisinden başkası değildir. Yeryüzünde gezip dolaşın ve sizden önce yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün... Uyarıcı/korkutucu, müjdeleyici elçiler ile onlara tabi olanlarla, önceki ümmetler arasındaki mücadeleyi göz önünde tutmayan; şirk, küfür, nifak, zındıklık, zeyğ, irtidat, tuğyan (haddi aşmak ve taşkınlık), zulüm, yeryüzünde bozgunculuk, ekini ve nesli helak etmek, fısk ve fücur sebebiyle helak olan kavimlerden ders almayan suçlu-günahkarlar; azgınlık ve hakka tecavüzde bulunmaları ve dünya hayatında işlediklerinin vebalini tadmak üzere Kıyamet saatinin kopacağı gün umutsuzca yıkılırlar... Dünyada yaptıkları onulmaz hasretlerle kendilerine gösterilecektir. Artık o gün, zulmedenlerin mazeretleri de onlara bir yarar sağlayamayacaktır. Allah'ın va'di haktır; Allah, vadinden geri dönmez.

Dünyadaki rezillik ve rüsvay oluş da er geç kendini gösterecektir. Dünya zevkine dalan, dünyaya bağlanan ve buna karşın hak yol üzere olduğunu iddia eden kimsenin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Yine kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki o isabet ettiği ekini helak etmiştir. Karada ve denizde ortaya çıkan fesad insanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyladır. Zira zulmedenler, hiçbir bilgiye dayanmaksızın kendi hevalarına uymuşlardır ve dünya hayatından yalnızca dışta olanı bilirler, ahiretten ise gafil olanlardır.

İnkâr edenler, insanları Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır ve bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır. O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık olan kesin bir delil vermek mi istiyorsunuz?

Kişiyi bundan sonra bekleyen ise; aciz bırakan kader, kahredici bir teslimiyet, ibret verici bir ceza, karşı gelinemeyen büyük bir yenilgi, dünya hayatındaki aşağılanma, kendisinden asla kaçınılamayan azab dolu bir buluşma, bir kuşatma yeri olan cehennem, korkutucu/korkunç bir yıkım, büyük bir pişmanlık, acıklı ve şiddetli bir ceza, ateşten bir ebedilik yurdu, çılgınca kaynar sular, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su, yakıcı ve acıklı, alçaltıcı bir azab sağanağı, çaresizce diz üstü çöktüren dayanılmaz bir sarsıntı, yüzlerden ve sırtlardan ateşin püskürtülemeyeceği ve hiç yardım alınamayacağı hüsran, ateşten elbiselerin biçilip; başları üstünden de kaynar su dökülmesi, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğraması; dehşetten allak bullak olması, yüzü simsiyah kesilmiş olarak kişinin kahrından yutkundukça yutkunması, büyük bir hezimet, Allah'ın meleklerin, insanların ve bütün lanet edicilerin lanetlerinin üzerine olmasıdır... Ahiret için cehennem onlara müjdelenir. Öyleyse bu durumda olanlar, kazandıklarının cezası olarak az gülüp çok ağlasınlar.

Yaşananlar gösteriyorki sizler bilgi sahibi olmayı ilim sahibi olmak zannettiniz; kibir ve hased sebebiyle büyüklendiniz, haddinizi aştınız, kendi kendinize yeteceğinizi vehmettiniz. Allah'a ve şeri'ate teslim olmaktan kaçtınız. Başınıza gelen bütün bunlar (felaket demek dahi yetersiz kalır) en başta Allah'ın dinini ve hak akideyi bilmemek, onu anlamamak, ona teslim olmamak, ona uygun bir hayat tarzı içerisinde yaşamamak, işittik itaat ettik kavline tabi olmamak, müslümanlara bera uygulayıp müşrikleri dostlar edinmek yine İslam boyunduruğunu boynunuzdan çıkarıp cahiliye ölümü ile ölmeye doğru yol almanız ve bilgi sahibi olmayı ilim sahibi olmak zannetmeniz; kibir ve hased sebebiyle büyüklenip haddinizi aşmanız, kendi kendinize yeteceğinizi vehmetmenizdir. Amele dönüşmeyen bilgi ilim değildir. Arama motorundan elde edilen malumat bilgidir, ilim ise bu malumat/bilgi ile amel etmektir. Hicretinizden geri döndünüz, itaatten çıktınız. Kibir ve hased sebebiyle olmadık kişilerle düşüp kalktınız, olmadık kişileri dost edindiniz. Bugün ne onların ne de sizin esameniz okunmamaktadır. Zira hak geldiğinde batıl yok olmaya mahkumdur. Bu vürümlerden sadece birini, birkaçını yahut hepsini işlediniz.

Sizi böyle aşağılık kılan, ahiret ve dünya hayatını yitirmenize yolaçan bütün bu icraatlarınız yerine Allah'a ve şeri'ate teslim olup, sabır gösterip, işittik itaat ettik kavline tabi olsaydınız Allah sizlere elbette bir çıkış yolu yaratacak, emri bil maruf nehyi anil münker düsturunu yerine getirseydiniz, belki de sizlerin eliyle eğik olan düzeltilmiş olacak, zulüm yerini adalete bırakacaktı. Birşeyleri değiştirmeye gücünüz yetmediğinde de göstereceğiniz sabır, hem günahlarınıza keffaret olacak hem de cennetteki derecelerinizin yükselmesi için bir vesile olacaktı. Bunları sizin iddia ettiğiniz şeylerin doğruluğuna inanarak yazmıyorum. Aksine sizin mantık ve inanç açısından böyle bir durumla karşılaştığınızda nasıl hareket etmeniz gerektiğine dair bir yol haritası olarak dile getiriyorum. Bu hususu gözden kaçırmayın!

Gelinen noktada sizi kurtaracak olan, ahiret ve dünya saadetine eriştirecek olan nasuh tevbe ederek arınmak, geçmişte işlenen cürümlerden uzaklaşıp bir olan ve ortağı bulunmayan Allah'a yönelip, O'na sığınmak, O'na tevekkül etmek kısacası bütün ibadet çeşitlerini yalnızca Allah'a yapmak, Allah’a ibadeti emredip buna teşvik etmek ve dostluğu bunun üzerine bina ederek, bunu terk edenleri tekfir etmektir. Keza Allah’a ibadet hususunda şirk koşmaktan sakındırıp, bu hususta sert davranmak ve düşmanlığı bundan dolayı yapıp şirk işleyenleri tekfir etmektir. Şirkten ve şirk ehlinden uzaklaşıp onları tekfir etmektir.

İyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmaktan ve hayra dua ettiği gibi, şerre de dua edenlerden olmaktan sakının! Kendinizi, ehlinizi ve yakınlarınızı -üzerinde oldukça sert, güçlü melekler bulunan- cehennem ateşinden koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır! Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın! Düşünüp batıl bir ölçü tespit edip de neticesinde kahrolmaya mahkum olanlardan olmayın! Kendilerine hak ulaştıktan sonra sapanlardan, imanı tanıdıktan sonra onu inkar ederek yüzçeviren böylelikle küfrünü arttıranlardan olmayın! Göğsünü irtidata ve inkara açanlardan olmayın. Yeryüzünde fesad çıkardıkları halde biz ıslah edicileriz diyenlerden olmayın! Kibirlenerek, “düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim” diyenlerden olmayın! Kalpleri ve kulakları mühürlenenlerden; gözleri perdelenenlerden, kalpleri taş gibi katılaşanlardan bundan dolayı da akıl erdiremeyenlerden olmayın! Hidayete karşılık sapıklığı satın alanlardan olmayın! Hakka karşı sağır, dilsiz ve kör olmayın! Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlardan olmayın! Gerçeği bildikleri halde hakkı batıl ile örtüp hakkı gizleyenlerden olmayın! Hakkı batıla karıştıranlardan, hakka batıl batıla da hak elbisesi giydirenlerden olmayın! Ahireti verip dünya hayatını satın alanlardan olmayın! Hakka baş kaldırarak Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini kötü ve değersiz birşeye karşılık satanlardan olmayın! İnkarları yüzünden tağutlara ve sahte ilahlara bağlılık kalplerine sindirilenlerden ve sevdirilenlerden olmayın! Geçici dünya hayatına karşı ihtiras besleyenlerden olmayın! Hasedin nefislerini kuşattıklarından olmayın! Davet ulaştıktan ve onu bilip anladıktan sonra topukları üzerinde gerisin geri dönenlerden olmayın! Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenlerden olmayın! İsyan edip haddi aştıkları için Allah tarafından gazaba uğratılarak kendilerine zillet ve zorluk damgası vurulanlardan, üzerlerine aşağılanma damgası vurulanlardan olmayın! Yaptıkları sebebiyle helak olanlardan, umutları suya düşmüşler olarak tepesi aşağı getirilip de geri döndürülenlerden olmayın! Kendi nefislerini helaka sürükleyenlerden olmayın. Yaptıkları kötü şeylerde bile bile ısrar edenlerden olmayın! Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyenlerden olmayın! Yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananlardan olmayın! Gazaba uğrayanlardan ve sapmışlardan olmayın! Dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek, ‘Dinledik ve karşı geldik’ diyenlerden olmayın!.. Kafirlerin iman edenlerden daha doğru bir yolda olduğunu söyleyenlerden olmayın!.. İnkara saptıkları gibi başkalarını da inkâra saptırmak isteyenlerden, Allah’ın yolunda çarpıklık arayanlardan, hem haktan alıkoyan hem de ondan kaçanlardan olmayın. Hainlerin savunucusu olmayın. Nefislerine ihanet edenlerden, ihanette ilerlemiş mücrimlerden olmayın. Hakka ve hak ehline karşı komplo ve tuzak kurup onlara karşı plan yapanlardan olmayın!.. Bir hata veya günah kazanp bunu bir suçsuza yükleyenlerden olmayın. Yaptıkları/yapmadıkları, söyledikleri/söylemedikleri ile kendi aleyhinde Allah'a apaçık bir delil verenlerden olmayın. Günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız katanlardan olmayın. Dayanılmaz zorluk, yoksulluk ve sıkıntılarla sınandıklarında Allah’a yönelmeyip kalpleri katılaştıkça katılaşanlardan olmayın. Ağızlarıyla hoşnut kılan, kalbleri ise karşı koyanlardan olmayın! Kendi şirk ve inkârlarına bizzat kendileri şahidler olanlardan olmayın. Bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklid edip duranlardan olmayın. Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmeye çalışanlardan olmayın. İnsanların mallarını haksız yere yiyen ve Allah’ın yolundan alıkoymaya çalışanlardan olmayın. Yaptıklarının kötülüğü kendilerine çekici ve süslü gösterilenlerden olmayın. Kötülüğü emrederlerden, iyilikten alıkoyanlardan olmayın. Allah'ı unutanlar; Allah’ın da kendilerini unuttuklarından olmayın. Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, Allah’ın kendisiyle karşılaşacakları güne kadar, nifakı köklü bir duygu olarak kalplerinde yerleşik kıldıklarından olmayın. Binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanandan olmayın. Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzen, Allah’ın ayetlerini yalanlayan, ayetler konusunda hileli bir düzen kurup entrika çevirmeyi bir edinim ve kötü alışkanlığa çevirenlerden olmayın. Her inatçı zorbaya uyup onların emri ardınca yürüyenlerden olmayın. Her türlü kötülüğü örgütleyip düzenledikleri için yerin dibine geçirilenlerden olmayın. Gaflet içerisinde yüzçevirenlerden olmayın. Hiç bir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışıp-duranlardan olmayın. Azabın çarçabuk getirilmesini isteyenlerden olmayın. Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemeyenlerden olmayın. İşlerini kendi aralarında farklı kitaplar halinde böldükten sonra; her bir grubun kendi ellerinde olanla yetinip sevindiği kimselerden olmayın. Kur'an'ı terkedilmiş bir kitap olarak bırakanlardan olmayın!.. Yaptıkları kendilerine süslenmiş, böylece körlük içinde şaşkınca dolaşanlardan olmayın. İnsanları Allah’ın adı ile aldatanlardan olmayın. Allah'ın adını kullanan aldatıcılar tarafından aldatılanlardan olmayın. Yeryüzünde haksız yere şımarıp-azan ve azgınca ölçüyü taşıranlardan olmayın. İşitme, görme duyuları ve derilerinin aleyhlerinde şahitlik ettiği kimselerden olmayın. Rabbleri hakkında beslediği zanlarının kendilerini yıkıma uğrattığı, böylelikle hüsrana uğrayan kimselerden olmayın. Rahman olan Allah’ın zikrini görmezlikten geldikleri için, bir şeytanın üzerini kabukla bağlayıp da onun bir yakın dostu olduğu kimselerden olmayın. Şeytanların, onları yoldan alıkoyduğu halde kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sananlardan olmayın. Kendileri için azabın ertelenmediği kimselerden olmayın. Gerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olanlardan olmayın. Allah’ın rahmetinden uzaklaştıkları için kendilerine kaçacak bir yer bulunmayanlardan olmayın. İman edenleri ele geçirdiklerinde, düşman kesilen, ellerini ve dillerini kötülükle uzatan ve onların da inkâr etmelerini içten arzu edenlerden olmayın!.. Güce ve sayıya tapanlardan olmayın. Dosdoğru rüşd yolunu gördüklerinde onu yol olarak benimsemeyip, azgınlık yolunu gördüklerinde onu yol olarak benimseyenlerden olmayın.

Önden, arkadan, sağdan ve soldan sokulan şeytana teslim olmayın ona karşı uyanık olun!.. Bu yol ne kötü bir yoldur!... Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o!.. Şüphesiz şeytan uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister!.. Hiç şüphesiz, şeytan büyük bir düşmandır ancak şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.

Tertemiz bir hal üzere yaratıldığınız fıtratınıza dönün, ahirete odaklanın ki hüsrana uğrayanlardan olmayın! Vakit gelip geçmeden azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Emanetleri ehline teslim edin ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmedin. Adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. Adaletli olmak takvaya yakın olandır. Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır. Hayır adına her ne yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın ve yarışın, dönüş Allah'adır. Allah'a ve elçisine karşı içten bağlı kalıp hayra çağırın bu durumda Allah sizlere güven duygusu ve huzur indirecektir.

Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile!.. Allah'tan bağışlanma dileyin. Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister... Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Bağışlayıcı olarak Allah yeter. Unutmayın ki, Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. Kişinin nefsinin kazandığı lehine, kazandırdıkları da aleyhinedir... Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Kurtuluş ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için halis kılanlar içindir. Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Rasûlü'ne icabet edin. İşte o zaman Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve furkan, hikmet, feraset ve basiret, fehm ve anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Unutmayın ki, bir topluluk, kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Gerçekten Allah, kendi nefislerinde olanı değiştirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı değiştirip-bozmaz.

Göklerde ve yerde bulunan herşeyin Allah'a teslim olduğunu ve O'na döndürüleceklerini biliyorken Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorsunuz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Şüphesiz, bütün kuvvet ve onur, Allah'ındır. Allah'tan sakının ve doğrularla birlikte olun. Rabbinize dualar ile yönelin. Kim ahiret ekinini isterse, Allah ona kendi ekininde arttırmalar yapar. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan verir; ancak onun ahirette bir nasibi yoktur. Sabah akşam Allah'ın rızasını isteyerek Rabbinize açıktan ve gizliden gizliye O’na yalvararak, korkarak ve umut taşıyarak dua edin:

"Rabbimiz bizden tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin. Rabbimiz şüphesiz Sen, kulun Sana dua ile yöneldiğinde icabet edensin." diyerek dua edin. "Rabbimiz Sen ne yücesin. Sana tevbe ettik." diyerek dua edin. "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin." diyerek dua edin. “Senden başka ilah yoktur, Sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum. Rabbim, gerçekten, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla." diyerek dua edin. "Rabbimiz, bizi affet, bizi bağışla, bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın..." diyerek dua edin. "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım. Ve onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım." diyerek dua edin. "Rabbimiz bağışlamanı dileriz. Varış ancak Sana'dır." diyerek dua edin. "Rabbimiz, iman ettik, Sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın." diyerek dua edin. "Rabbim, bana verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat." diyerek dua edin. "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım." diyerek dua edin. “Ben Sana dua etmekle mutsuz olmadım." diyerek dua edin. "Rabbimiz, bizi sana teslim olmuş müslümanlar kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş müslüman bir ümmet ver. Bize ibadet yöntemlerini göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin." diyerek dua edin. "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp-sardın, tevbe edenler ve Sen’in yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru." diyerek dua edin.

Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçeği yalanlarsanız; artık bilin ki, bunun azabı da kaçınılmaz olacaktır. Doğrusu Allah’a ibadet etmekten büyüklenen müstekbirler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. Kötülüğün karşılığı, onun misli olan kötülüktür. Kötülüğü en güzel olan bir tarzda uzaklaştırın. İyilikle kötülük eşit olmaz. İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır?

Bu yola giriş ancak bu yoldan çıkış yaptığınız yerden olacaktır. Allah’a karşı işlediğiniz cürümlere bizzat nefisleriniz tanıklık etmektedir. Bunları açık yüreklilikle, ihlasla dile getirip nasuh bir tevbe ederek Allah’a yönelmeniz sizin hayrınızadır. Allah’ı Mucib, Tevvab, Rahman, Rahim, Rauf, Gafur, Vehhab ve Afuvv olarak bulacaksınız. Hep birlikte Allah'a tevbe edin, umulur ki felah bulursunuz. Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır; yok eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Allah'ı elbette aciz bırakacak değilsiniz.

Unutmayın ki tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değildir. Böyleleri için Allah acı bir azab hazırlamıştır. O halde ölüm gelip çatmadan tevbenizi edin. Firavun’u, onun tevbe ve duasını, acıklı ibret dolu sonunu düşünün... Dayanılmaz-azabı gördükleri zaman, artık iman etmeleri onlara hiç bir yarar sağlamaz. Kafirlerin duası, çıkmazda olmaktan başkası değildir. Bu, Allah'ın kulları arasında sürüp-giden sünnetidir ve kafirler hüsrana uğramışlardır.
 
Tevbe etmeniz ve müslüman olmanız ne Allah’a ne de bizlere karşı bir minnet etme vesilesi değildir. Aksine bundan dolayı Allah’a hamd ve şükür yöneltmelisiniz. Hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için atın adımınızı. Davranış bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanlar dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sananlardır. Gaflet uykusundan uyanın.

Bilin ki, siz Allah'a hiç bir şeyle zarar veremezsiniz. Siz Allah'a karşı fakir olan muhtaç kimselersiniz; Allah ise, Ğaniy’dir (hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır), Hamid’dir (övülmeye layıktır). Allah inkâr edenlerin inkar çağrılarını alçaltır. Bütün genişliğine rağmen yeryüzü sizlere dar gelir. Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, biz size öğüt vermek istesek de, öğüdümüzün size yararı olmaz. Bizim istediğimiz, gücümüz oranında yalnızca ıslah etmektir. Bizim başarımız ancak Allah iledir; O'na tevekkül ettik ve O'na içten yönelip-döneriz. Bize düşen yalnızca tebliğdir ve hesap da Allah’a aittir. Zira her bir nefsin ne kazandığını bilen Allah’tır. Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Kulak, göz ve kalb, bunların hepsi sorumlu tutulacaktır. Yine bilin ki her ne yaparsanız yapın Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Gerçekten Allah, inkâr edenleri hor ve aşağılık kılıcıdır. Yakında yenilgiye uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz. Ne kötü yataktır o!..

Allah, uğrunda cihad edenlere, şüphesiz yollarını gösterir. Sizler gönülden katıksız bağlılar olarak, Allah'a yönelin, O'ndan korkup-sakının ve sakın müşriklerden olmayın. Dini yalnızca Allah'a halis kılanlar olarak Allah'a dua (kulluk) edin.

Bizler sizi, şiddetli bir azabın öncesinde  uyarıyoruz. Tebliğden başka bir yükümlülüğümüz yoktur. Biliyoruz ki, ölülere duyuramayız ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramayız. Kendi sapıklıkları içinde kör olanları da doğruya iletici değiliz. Yalnızca, iman edenlere duyurabiliriz. Allah açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da bilir. Sizin üzerinizde gözetleyici de değiliz. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olur görmek istemezse kendi aleyhinedir. Uyardığımız halde hakka dönmediler diye, Rabbimiz, içimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? Rabbimiz, eğer onları azablandırırsan, şüphesiz onlar Sen’in kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Aziz olan, Hakim olan Sen'sin Sen.

Uyarmamıza karşılık biz sizden bir ücret istemiyoruz ve kendiliğimizden bir yükümlülük getirenlerden de değiliz; ecrimiz ve ücretimiz yalnızca alemlerin Rabbi’ne aittir. Biz size Rabbimiz’in risaletini tebliğ ettik ve size öğüt verdik. Eğer yüz çevirecek olursanız, şimdi biz, inkâra sapan bir topluluğa nasıl üzülebiliriz? Diyeceğimiz şudur: Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan  kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz. Bizler, kendi sapıklıkları içinde kör olanları doğruya iletici değiliz. Biz yalnızca, ayetlere iman edenlere duyurabiliriz ki onlar müslümanlardır. Kur'an, diri olanları uyarıp korkutmak ve kâfirlerin üzerine sözün hak olması için indirilmiştir.

Dileğimiz Allah’tan size hidayet vermesidir. Yok bu sizler için takdir edilmediyse; Allah bizim ellerimizle düşmanlarını azablandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı bize zafer versin, mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun... Kesin olarak Allah, O'nun Rasûlü ve müminler; kafirlerden, müşriklerden, münafıklardan ve mürtedlerden uzaktır... Allah dininden geri dönüp irtidat edenlerin yerine; Allah’ın kendilerini sevdiği, onların da Allah’ı sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise güçlü ve onurlu, Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Velhasıl; helak olacak kişi apaçık bir delilden sonra helak olsun, diri kalacak kişi apaçık bir delilden sonra hayatta kalsın. Allah kimi saptırırsa, artık onun için hiç bir kurtukluş yolu yoktur.

Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Rasûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. Önceki selefleriniz gibi haktan yüzçevirip tehditler savurursanız diyeceğimiz şudur: Siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz diye, şimdi o zikri; öğüt ve hatırlatma dolu Kur'an'ı sizden uzaklaştırıp bir yana mı bırakalım? Siz, Allah’ın haklarında hiç bir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmaktan korkmazken, biz ne diye sizlerden ve sizin şirk koştuklarınızdan korkalım? Allah'ın ve haktan inmiş olanın zikri için kalplerinizin saygı ve korku ile yumuşamasının zamanı gelmedi mi?

İslam’dan irtidat ettiniz, nifakınız zındıklığa vardı ve aşikar oldu, hicretinizden geri döndünüz, itaatten çıktınız İslam’ın boyunduruğunu çıkardınız... Ancak bilin ki, bu şerli amelleri işlemiş olmanız -tevbe etmeniz durumunda- Allah’ı Mucib, Tevvab, Rahman, Rahim, Rauf, Gafur, Vehhab ve Afuvv olarak bulacağınız gerçeğini zedelemez.

Bir tarafta Firavun’un kabul edilmeyen tevbesi diğer yanda daha önce müslüman olmasına karşın Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in uzun süren hastalığı neticesinde ortaya çıkan yalancı peygamberlerden üçüncüsü olan Tuleyha’nın tevbesi. Talha (irtidad edince “Tuleyha” olarak isimlendirildi) bin Huveylid bin Nevfel el-Esedi isimli bu şahıs Mudar kabilelerinden Beni Esed’in kahin ve reislerinden olup Araplar arasında kahramanlığı, savaş yeteneği ve şairliği ile bilinirdi. Gatafan Seferinde müslümanlara karşı savaşmış, Hendek Savaşı’nda Kureyş müşrikleri ile müslümanlara karşı ittifak kurmuş, Hicri 9 yılında bir heyet ile Medineye gelerek İslam’ı kabul etmiş, hemen sonrasında Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) henüz hayattayken irtidad etmiş ve Necid bölgesinde peygamberliğini ilan etmiştir. Ebu Bekir (radiyallahu anh) ona karşı öncü birlikler göndermiş, Tuleyha taraftarları öncü birliğin iki komutanı olan Sabit bin Erkam (radiyallahu anh) ve Ukkaşe bin Mihsan (radiyallahu anh)’ı şehid etmiştir. Halid bin Velid (radiyallahu anh) komutasındaki İslam orduları Tuleyha’nın birliklerini bozguna uğratmış bunun üzerine Tuleyha Şam’a kaçmıştır. Ardından tevbe ederek yazdığı bir şiiri Ebu Bekir (radiyallahu anh)’a göndermiştir. Ebu Bekir (radiyallahu anh) bu şiirden çok duygulanmış, savaşta ona danışılmasını ve onunla istişare edilmesini ama onun komutan yapılmamasını emretmiştir. Tuleyha  ardından Umre için Mekke’ye gitmiştir. Ömer İbn’ul Hattab (radiyallahu anh) dönemindeki Kadısiye ve Nihavend gibi büyük savaşlarda çok üstün başarı göstermiştir. Bin süvariye eşit değerli bir savaşçı olduğu söylenir. Nihavend Savaşı’nda şehid olduğu rivayet edilmektedir.

Bir tarafta Firavun’un kabul edilmeyen tevbesi diğer yanda ise kavminin büyük kahini Secah isimli yalancı peygamberliğini ilan eden kadının tevbesi. Secah, güzel sözler söylemesi ve kahine olması sebebiyle Beni Temim kabilesinin önderi konumdaydı. O da Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in vefatından sonra yalancı peygamberlik iddia edenler safına katılmıştı. Kadın olması onu diğerlerinden ayırmaktadır. Secah üst üste askeri hezimete uğramış ve etki alanını kaybetmesi sebebiyle durumu kurtarmak amacıyla Müseylime ile işbirliği yapmış ancak başarı elde edemeden izini kaybettirmiştir. Muaviye (radiyallahu anh) döneminde İslam’ı benimseyip iyi bir müslüman olduğu ve bu hal üzere öldüğü rivayet edilmektedir.

Ey mürtedler, ey zındıklar, ey münafıklar, ey hicretinden dönenler! Bu size açık bir davet ve açık bir uyarıdır. Sizleri davet ettiğimize, uyarıp-korkuttuğumuza ve sizlere müjdeler verdiğimize şahitler olun. Velhamdulillahi Rabbil Alemin!..
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 708
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
4053 Gösterim
Son İleti 10.06.2015, 14:36
Gönderen: Leys b. Sad
0 Yanıt
1953 Gösterim
Son İleti 22.06.2017, 07:08
Gönderen: İbn Teymiyye
2 Yanıt
2423 Gösterim
Son İleti 24.05.2018, 16:53
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
2204 Gösterim
Son İleti 07.04.2018, 03:11
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1728 Gösterim
Son İleti 16.05.2018, 17:35
Gönderen: İbn Teymiyye