Tavhid

Gönderen Konu: EBU HANİFE (RH.A)’A NİSBET EDİLEN KİTAPLARIN SIHHATİ HAKKINDA  (Okunma sayısı 737 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1608
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0



Bismillahirrahmanirrahim,

Günümüzde Ebu Hanife’ye nisbet edilen ve onun tarafından telif edildiği ileri sürülen bazı risaleler neşredilmiş bulunmaktadır. Bizler inşallah bu yazımızda bu risalelerin Ebu Hanife’ye aidiyetinin ne kadar doğru olduğunu tesbit etmeye çalışacağız. Bu hususta el-Humeyyis’in –Allah hidayet etsin- “Usul’ud Din inde’l İmam Ebi Hanife” adlı eserinde geniş bilgi verilmiştir. Bu kitap Türkçe’de “Ebu Hanife’nin İtikad Esasları” ismiyle neşredilmiştir. (Guraba Yay, İst 2010) Bu kitabın 103 ila 130. Sayfaları arasına müracaat edilebilir. Biz geniş bilgi edinmek isteyenleri oraya havale ederek burada sadece alimlerin konuyla alakalı görüşlerine yer vermek istiyoruz.

Ebu Hanife’ye nisbet edilen kitapların tek tek değerlendirmesine geçmeden önce şunu ifade etmek istiyoruz ki işin aslında ortada bilinen manada Ebu Hanife’nin kitabı denilebilecek tarzda bir eser yoktur. Çünkü Ebu Hanife’nin özellikle bir kitap telif etmek amacıyla bizzat kendisinin bir şeyler yazdığı vaki değildir. Hatta onun devrindeki diğer alimlerin de bir çoğunun böyle bir kitap yazma alışkanlıkları yoktu. Zira İslam ilim tarihini bilenler, kitap yazma adetinin h. 150 senesinde vefat eden Ebu Hanife’den daha sonraki dönemlerde yaygınlaştığını bilirler. Bundan önce kitap yazanlar olmuşsa da bu nadirdir. Ebu Hanife’nin görüşleri de kendi çağdaşı olan bir çok alim gibi kendisinden rivayet eden talebeleri kanalıyla, bazen de talebelerine yazdırdığı kitaplar kanalıyla gelmiştir. Bundan dolayı Murtaza ez-Zebidi (v. 1790) Gazali’nin İhyasına yazdığı şerhte şöyle demektedir:

“İşin doğrusu şudur ki, bu kitaplarda zikredilen meseleler İmam’ın Hammad, Ebu Yusuf, Ebu Muti el-Hakem bin Abdillah el-Belhi ve Ebu Mukatil Hafs bin Müslim es-Semerkandi gibi ashabına imla ettirdiği, yazdırdığı şeylerdir. (…) Her kim bunları İmam’a nisbet ederse doğru söylemiştir zira bunlar, neticede İmam’ın imla ettirip yazdırdığı şeylerdir; her kim de bunları Ebu Muti el-Belhi veya onun tabakasında olanlardan ya da onlardan sonra gelenlerden başkalarına nisbet ederse o da doğru söylemiştir çünkü neticede bunlar onların derlediği şeylerdir.” (İthafu Sadetil Muttekin, 2/14)

Bu girişten sonra Ebu Hanife’ye nisbet edilen eserlerin sıhhati konusuna geçebiliriz.

1-el-Fıkh’ul Ekber:
Ebu Hanife’ye nisbet edilen kitaplar arasında en meşhurudur. Bunun iki tane rivayet yolu vardır. Birincisi Ebu Hanife’nin oğlu Hammad vasıtasıyla gelen nüshadır ki en meşhur olan el-Fıkh’ul Ekber nüshası budur. Molla Aliyy’ul Kari ve başka alimlerin şerh yazdığı ve el-Fıkh’ul Ekber deyince akla gelen kitap budur. Alimlerden bir çoğu bu kitabı Ebu Hanife’ye nisbet etmişlerdir. Bu alimlerin bir listesi Humeyyis’in kitabında yer almaktadır (sf 104) Ebu Hanife’ye nisbet edilen eserler arasında –diğerlerine nazaran- en sahih olanlardan birisi olmakla beraber bunun da isnadı tenkidden hali değildir. Humeyyis, bu risalenin ulaştığı bir nüshasında şu isnadı tesbit etmiştir:

Nasr bin Yahya>İbn Mukatil>İsam bin Yusuf>Hammad bin ebi Hanife>Ebu Hanife

Nasr bin Yahya el-Belhi hakkında bazı kitaplarda bilgi verilmiş olmakla beraber cerh ve tadil açısından bilgi veren kimse bilinmemektedir. Yani hali meçhul olan birisidir.

Muhammed bin Mukatil er-Razi hakkında Zehebi el-Mizan’da (4/47) “Aleyhinde konuşulmuş, ancak terkedilmemiştir” derken Tarih’ul İslam’da (5/1247) “Zayıf ve metruk (terkedilmiş) kimselerdendir” demiştir. İbn Hacer, Lisan’ul Mizan’da (7/518) Buhari’nin onun hakkında şöyle dediğini nakletmiştir: “Gökten yere düşmem, benim için ondan rivayette bulunmaktan daha sevimlidir” İbn Hacer diyor ki: Zannedersem, o bunu rey ehlinden olduğu için söylemiştir.

İsam bin Yusuf el-Belhi hakkında İbn Adiyy şöyle demiştir: O kendisine tabi olunmayacak hadisler rivayet ederdi. (el-Kamil, 7/87) İbn Hibban onu sika ve sebt (sağlam) saymış ancak bazen hata ettiğini belirtmiştir. El-Halili, saduk (doğru sözlü) demiş; İbn Sa’d ise onun alimler nezdinde hadis bakımından zayıf sayıldığını söylemiştir. (Bkz. Lisan’ul Mizan, 5/436)

Ebu Hanife’nin oğlu Hammad’a gelince; İbn Adiyy (el-Kamil,1/509) “Onun düzgün bir rivayetini bilmiyorum” derken Zehebi bu tenkidin hafıza yönünden olduğunu söylemiştir. (el-Mizan, 1/590)

Görüldüğü üzere Fıkh’ul Ekber’in ravileri arasında tenkide uğramamış hiç kimse yoktur. Ayrıca dikkati çeken bir husus vardır ki o da Fıkh’ul Ekber nüshalarındaki bizzat akideyi etkileyecek derecedeki farklılıklardır. Bunun misali, Fıkh’ul Ekber nüshalarının birçoğunda geçen “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in anne babası cahiliye üzere –bazı nüshalarda küfür üzere- öldüler” şeklindeki ifadedir. Zahid el Kevseri bu ibareye itiraz etmiş ve bunun bazı nüshalarda “ma mata ale’l kufr” yani “küfür üzere ölmediler” şeklinde olduğunu, fakat bazı müstensihlerin bu “ma”yı fazlalık addederek sildiklerini, böylece şu anki nüshalara “küfür üzere öldüler” şeklinde geçtiğini ileri sürmüş, hatta bazı nüshalarda bunun “fıtrat üzere öldüler” şeklinde olduğunu ve bazı kimselerin yazılış şeklinin benzerliğinden dolayı fıtrat ifadesini küfür olarak anlayıp öylece yazıya geçirdiğini iddia etmişlerdir. Kevseri’ye göre Molla Aliyy’ul Kari bu yanlışlığı (!) farkedemeyerek Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in anne ve babasının kafir olduğu kanaatine sahip olmuştur. (Marmara İlahiyat Yayınları tarafından neşredilen İmamı Azamın Beş Eseri adlı kitabın Arapça bölümünde Kevseri’nin yazdığı mukaddimeye bakılabilir.) Halbuki valideyn’in ateşte olduğu hususu bir iki alimin kavlinden ziyade bizzat sahih hadislerle sabittir, ne var ki Kevseri ve emsali, bidat ehli kelamcıların usulüne tabi olarak “haber-i vahid akidede delil olmaz” deyip bu rivayetleri geçiştirmişler yahut da hadislere birbirinden uzak açıklamalar getirmeye çalışmışlardır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in anne babasının hatta İbrahim as’a kadar bütün soyunun Müslüman olduğu türünden iddialar çok sonraki dönemlerde Rafiziler ve aşırı mutasavvıflar tarafından ortaya atılmış, kendisini Ehli sünnete nisbet eden bazı alimler ve avam tabakası da bu görüşü kabullenmişlerdir. Ebu Hanife’nin hatta Ebu Hanife zamanında kıble ehlinden hiç kimsenin böyle bir şey diyeceğini sanmıyorum. Öyle görünüyor ki Ebu Hanife’nin bu kavlini ağır (!) bulan bazı müstensihler, Fıkh’ul Ekber’deki bu ifadeyi kendilerince şekillendirmişler daha doğrusu tahrif etmişlerdir. İşte bundan dolayı Fıkh’ul Ekber kitabının sahih olduğu farz edilse dahi bu kitabın hangi nüshasına güvenileceği hususu büyük bir problemdir.

El-Fıkh’ul Ekber’in diğer rivayeti Ebu Muti el-Belhi kanalıyla gelmektedir ki bu daha çok “el-Fıkh’ul Ebsat” ismiyle meşhur olmuştur, o yüzden onu ayrı bir bölümde zikredeceğiz inşallah.

2- El-Fıkh’ul Ebsat: Bu kitabı Ebu Hanife’den rivayet eden öğrencisi Ebu Muti el-Belhi hakkında alimlerin görüşleri özetle şöyledir:

Yahya bin Main: Hatib el-Bağdadi’nin ondan isnadıyla naklettiğine göre Ebu Muti hakkında “zayıf” ve “hiçbir şey değil” demiştir. (Tarihu Bagdad, 9/123)
İbn Sa’d: Mürcii idi, alimlerin nezdinde hadis yönünden zayıf idi ve kendisinden uzaklaşılmıştı. (Tabakat, 7/263)

Ahmed bin Hanbel: Ondan herhangi bir şey rivayet etmek uygun olmaz, onun cennet ve cehennem yaratılmışlardır, o yüzden de yok olacaklardır dediği nakledilmiştir ki bu Cehm’in görüşüdür, ondan hiçbir şey rivayet edilmez. (Mevsuatu Akvali İmam Ahmed, no: 596 ayrıca Hatib, Tarihu Bagdad, 9/123’de kendisine ulaşan isnadıyla nakletmiştir.)

Ebu Davud: Sünen sahibi meşhur muhaddis onun hakkında şöyle demiştir: O Cehmi idi, onu terkettiler. (Tarihu Bagdad, 9/123)

İbn Adiyy: Buhari ve Nesai’nin onu zayıf addettiklerini nakletmiş ve ardından şöyle demiştir: Ebu Muti’ hadislerinde ve rivayet ettiği şeylerin birçoğunda zaaf içerisindedir, ona tabi olunmaz. (el-Kamil, 2/502-503)

İbn Hibban: O, Mürcie’nin reislerinden olup Sünnetlere buğzeden ve (ona rağmen) kendisini ona (yani Sünnete) nisbet eden birisi idi. (Nakleden Zehebi, el-Mizan, 1/574)

Alimlerin çoğu onu bu şekilde cerh etmesine rağmen, Abdullah bin Mübarek’ten ona dininden ve ilminden dolayı tazim ve hürmet ettiği rivayet olunmuştur. (Nakleden Zehebi, el-Mizan, 1/574)

Bu, Ebu Muti’nin yaptığı rivayetlere itibar edileceğini göstermez. Zira, İbn’ul Mübarek onun dinine yani abid ve zahid oluşuna keza ilmine yani fakih oluşuna hürmet göstermiştir. Abid ve zahid raviler ise ehlince malum olduğu üzere çoğu zaman zayıf ve uydurma haberlerin kaynağı durumundadırlar. Fakihlerden de kendi mezheplerini desteklemek için zayıf ve mevzu haberler nakletmeye teşebbüs edenler olmuştur. Kısacası bir kimsenin ibadet ve fıkıh ehli birisi olması ayrı bir şey, hadislerine itibar edilmesi ayrı bir şeydir.

Görüldüğü üzere Ebu Muti’ alimlerin birçoğu tarafından rivayetleri reddedilmiş olan birisidir. Bununla beraber güvenilir birisi dahi olsa, bu sözkonusu Fıkh’ul Ebsat kitabının Ebu Hanife’nin bizzat kendi kitabı olmasını gerektirmez. Çünkü, okuyanların da açıkça göreceği üzere bu, Ebu Muti ile hocası Ebu Hanife arasında sorulu cevaplı olarak geçen bir diyalogtan ibarettir. Neticede bu konuşmayı kitap haline getiren Ebu Muti’dir. Bundan dolayı alimlerden bir çoğu Fıkh’ul Ekber’in bu rivayetini Ebu Hanife’ye değil, ona nisbet etmişlerdir. Mesela Zehebi, onun hakkında “Fıkh’ul Ekber’in müellifidir” demiştir. (el-Uluvv, sf 134) Vallahu a’lem.

3-El- Alim Ve’l Muteallim: Bu risale, Ebu Hanife’nin öğrencisi Ebu Mukatil Hafs bin Selm es-Semerkandi’nin hocasına sorduğu sorular ve cevaplarından oluşmaktadır. İbn Adiyy, onun hakkında “Rivayetine itimad edilecek birisi değildir” demiştir. (el-Kamil, 3/296) Kuteybe bin Said onu şiddetli zayıf zaymış, İbn Mehdi de yalancılıkla itham etmiştir. İbrahim bin Tahman ise “Onun ibadetini alın, size yeter” demiştir. (Nakleden: Zehebi, el-Mizan, 1/557) Zehebi’nin aynı yerin devamında naklettiğine göre es-Suleymani şöyle demiştir: “Hafs bin Selm el Fezari, el-Alim ve’l Muteallim kitabının sahibidir, hadis uyduranlar arasında sayılmaktadır.” Bu alimin ifadesi, sözkonusu eserin Ebu Mukatil’e ait olduğunu göstermektedir. Zaten bu eser de tıpkı Fıkh’ul Ebsat gibi soru cevap şeklinde bir diyalogtur ve Ebu Hanife’nin kaleminden çıkmadığı, öğrencisine ait olduğu zaten bellidir. Ayrıca bu kitapta Ebu Hanife’nin diğer eserlerinde görülmeyen bazı acaiplikler vardır. Mesela kelam ilmini övmesi ve “ircanın aslı meleklere dayanır” gibi ifadelerle irca ismine sahip çıkması gibi. Halbuki –her ne kadar kelam ve irca ile itham edilse de- kendisi bunlara sahip çıkmayan birisi idi. Vallahu a’lem.

4- Risaletu Ebi Hanife ila Osman el-Betti: Ebu Hanife’nin kendisi hakkındaki Mürcii ithamını reddetmek amacıyla Basra kadısı Osman el Betti’ye yazdığı söylenen bir risaledir. Şeyh’in en meşhur öğrencilerinden olan Ebu Yusuf kanalıyla rivayet edilmiştir. Humeyyis’in zikrettiği risalenin isnadında meşhur Hanefi fakihlerinin yanı sıra hakkında bilgi olmayan yani meçhul kişiler de vardır.

5- Vasiyyetu Ebi Hanife: Bu da aynı şekilde Ebu Yusuf’tan içinde meşhurların ve meçhullerin olduğu bir isnadla rivayet edilmiştir.

Görüldüğü üzere Ebu Hanife’ye atfedilen bu risaleler –ki hepsi İmam-ı Azamın Beş Eseri adı altında Türkçe’ye çevrilmiştir- rivayet ilimleri kriterlerine göre sahih olarak nitelendirilebilecek bir yoldan gelmemiştir. Hepsinin Ebu Hanife’ye aidiyetinde az veya çok şüphe söz konusudur. Bunların bütünüyle yok sayılması doğru olmasa da bu kitaplarda yazılan görüşleri kesin olarak İmam’a nisbet etmek ve de bunlardan hareketle onun lehinde ya da aleyhinde söz sarfetmek doğru olmaz. Ebu Hanife hakkında başka kitaplarda sahih isnatlarla rivayet edilen görüşleri ve isnadı olmasa da Tahavi akidesi gibi sahih yoldan gelmiş meşhur kitaplardaki görüşleri esas almak gerekir. (Zira İmam Tahavi bu akidenin Ebu Hanife ve öğrencilerine ait olduğunu ifade etmiştir.) Bu risaleler ise ancak ihtiyatlı olarak okunması ve gereken eserlerdir. Bunlardaki hak olan görüşler kabul edilir, batıl olanlar reddedilir. Hal böyleyken günümüzde bazı kimseler, diğer selef imamlarından sahih senedlerle ve meşhur kitaplarda rivayet edilen o kadar akide metnini ve akidevi rivayetleri bırakmışlar ve de selef akidesinin tek kaynağı Ebu Hanife’nin risaleleriymiş gibi bu senedi belli olmayan hatta metinlerinde dahi bir çok ihtilaf ve karışıklık bulunan risaleleri esas alarak buralarda yazılan şeyleri selefin icma ettiği bir akideymiş gibi lanse etmektedirler. Halbuki bu risalelerde iman meselesi başta olmak üzere selef itikadına muhalif olduğu gün gibi aşikar olan çokça kelam vardır. Bunların Ebu Hanife’ye aidiyeti kabul edilse dahi bunları kabul edip din edinmek caiz olmaz. Çünkü bizler, Ebu Hanife’nin fıkhi konular haricinde itikadi konularda da selef imamları tarafından eleştirildiğini bilmekteyiz. Yani Ebu Hanife bu risalelerde yer alan şeyleri söylemiş olsa bile diğer selef imamları onun bu görüşlerine katılmamışlardır. Buna dair nakilleri inşallah ilerde paylaşacağız. Son yıllarda  selef akidesi yayıldıkça iyice köşeye sıkışan birtakım dalalet ehlinin son kale olarak Ebu Hanife’ye atfedilen bu risalelere sığındıkları görülmektedir. Bu risalelerde dahi kendilerine muhalif bir çok şey olsa da onları görmezden gelerek yahut uzak tevillerle tevil ederek kendilerine uygun kısımlarını ön plana çıkartmakta ve bakın, işte selef de bizim gibi düşünüyor demeye getirmektedirler. Halbuki selef, Ebu Hanife’den ibaret değildir. Bizim için ölçü –alim de olsa-selef zamanında yaşayan tek tek muayyen fertler değil, bütün bir selefin üzerinde icma ettiği hususlardır. Sahabenin ve tabiinin üzerinde icma ettiği hususlara muhalefet eden birisinin Ebu Hanife de olsa sözü reddedilir. Bunun misali ameli imandan saymamasıdır. Selef onu bu hususta reddetmiş ve şiddetle kınamışlardır. Diğer meseleler de böyledir. O yüzden bu kitaplar ona ait olsa bile Ebu Hanife’nin eserlerinde yer alan selefe muhalif veya seleften bir başkasının dile getirmediği sözlere dayanarak selef akidesi budur, denilemez, bir tek kişinin sözlerini bütün selefe mal etmek ilmi bir metod da olmaz. Vallahu alem. Velhamdulillahi Rabbil alemin.



Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 655
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0

USULU'D-DİN İNDE'L-İMAM EBİ HANİFE

EBU HANİFE'NİN İTİKAT ESASLARI İSİMLİ KİTAPTAN ALINTI!

İMAM EBÛ HANİFE’NİN İTİKAT ESASLARIYLA İLGİLİ ESERLERİNE KISA BİR BAKIŞ (SAYFA 103-125)

PROF.DR MUHAMMED B. ABDURRAHMAN EL HUMEYYİS.

KAYNAK; GURABA YAYINLARI


İmam Ebû Hanîfe’ye nispet edilen kitaplar şunlardır:

1- eI-Fıkhu’l-Ekber, Hammad İbn Ebî Hanîfe rivayeti.

2- eI-Fıkhu’I-Ekber, Ebû Mutî’ el-Belhî rivayeti. Buna el-Fıkhu’l Ebsat da denmektedir.

3- eI-Âlim ve’l-Müteallim, Ebu Mukatil es-Semerkandî rivayeti.

4- Risaletü’I-İmam Ebi Hanîfe ile Osman eI-Bettî, Ebu Yusuf rivayeti.

5- el-Vasiyye, Ebu Yusuf rivayeti.

Aşağıda bu kitapların her biri, müellifine nispeti de beyan edilerek tanıtılacaktır. Böylece bu kitapların Ebû Hanîfe’ye nispeti doğru mudur, yanlış mıdır, bir sonuca varabileceğiz.1

1- EL-FIKHU'L-EKBER: HAMMAD İBN EBİ HANİFE RİVAYETİ

Bu; sıfatlar, iman, kader, nübüvvet ve ahiret gibi temel itikat esaslarını ihtiva eden bir risaledir. Kolay ve veciz bir ibaresi vardır. İki konu hariç tafsili delillere yer vermez:

Bunların birincisi, kelam sıfatı konusudur. Bu konu hakkında şu ayeti delil getirir: “Ve Allah, Musa ile gerçekten konuştu.” (Nisa, 164)

İkincisi
, Allah’ın sıfatlarının yaratılanların sıfatlarına benzemediği konusudur. Bu konuda da şu ayeti delil getirir: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.” (Şura, 11)

Bu risale, büyük bir şöhrete ulaşmıştır. İlim ehli pek çok kişi, onu şerh etmiştir. Hatta onun şerhlerinin sayısı on beşe ulaşmıştır.2  Aliyyu’l-Kari’nin ve el-Mağnisavî’nin şerhlerinin dışındakilerin çoğu, hala yazma haldedir. Bu ikisi ise basılmıştır.

Bu Eserin ismini Zikreden Yazarlar:


1- İbnu’n-Nedim, eI-Fihrist, s. 256.

2- el-Bağdadî, el-Fark Beyne’l-Firak, s. 220 ve Usulû’d-Din, s. 308.

3- Ebu’l-Muzaffer el-İsferayinî, Kitabu’t-Tebsîr fid-Din, s. 113-114.

4- Ali İbn Muhammed el-Pezdevî, Usûlu’I-Pezdevî, Keşfu’I-Esrar fî Şerhi Usuli’I-Pezdevî, 1/7-8.

5- İbn Teymiyye, Mecmmu’l-Fetava, 5/46.

6- İbnu’l-Kayyım, İctimau’I-Cuyûşi’l-İslamiyye, s. 138.

7- ez-Zehebi, el-Müştebeh, 1/137.

8- İbn Ebi’l-‘İz, Şerhu’l-Akideti’t-Tahaviyye, s. 3.

9- İsmail Bağdadî, Hediyyetu’l-Arifîn, 2/495.

10- Hacı Halife, Keşfu’z-Zünun, 2/1287.

11- Mahmut Şükrü el-Alûsî, Ğayetu’I-Emanî, 1/448.

Bu Eserin İsnadının İncelenmesi:

Ben, bu eserin isnadını Medine-i Münevvere’deki Şeyhülislam Arif Hikmet Kütüphanesi 234 numarada kayıtlı mecmuada muhafaza edilen yazma nüshadan inceledim. Bu nüshanın rivayet zinciri şöyledir: Nasr İbn Yahya -> İbn Mukatil -> Isam İbn Yusuf -> Hammad İbn Ebi Hanîfe -> babası Ebû Hanîfe.

Bu ravilerin kısa tanıtımları ise şöyledir:


1- Nasr İbn Yahya:

Nasr İbn Yahya el-Belhî’dir. Ebû Süleyman el-Cüzcanî’den fıkıh öğrenmiştir. Kendisinden Ebû Ğıyas el-Belhî rivayette bulunmuştur. Hicri 268 yılında vefat etmiştir.3 

2- Muhammed İbn Mukatil:

Muhammed İbn Mukatil er-Razî’dir. Fıkıhta önde gelen reycilerdendir. Süfyan İbn Uyeyne’den, Vekî’den ve Selim İbn el-Fadl’den rivayette bulunmuştur. Ondan da Muhammed İbn Eyyüb, Ahmed İbn Hâkim et-Tirmizi ve el-Huseyn İbn Ahmed rivayette bulunmuştur. Zehebî, onun hakkında eI-Muğnî'de: “Zayıftır”; eI-Mizan’da ise “Hakkında konuşulmuş, ancak hadisi terk edilmemiştir” der. H. 248’de vefat etmiştir.

3- İsam İbn Yusuf:


İsam İbn Yusuf el-Belhî’dir.5 Süfyan ve Şube’den rivayet etmiş olup ondan da Abdussamed İbn Süleyman ve daha başkaları rivayette bulunmuştur. İbn Sa’d, ondan şöyle söz eder: “Hadis ehli nazarında hadiste zayıftır.” İbn Adiy de el-Kâmil ’de şöyle der: “Sevrî’den ve diğerlerinden mutabii/şahidi olmayan hadisler rivayet etmiştir.” el-Halilî ise şöyle der: “O, sadûktur.” Hicri 215’te vefat etmiştir.6

4- Hammad İbn Ebî Hanîfe:

Hammad İbn Ebî Hanîfe en-Numan İbn Sabit el-Kufî (Ebu Hanife’nin oğlu). İbn Hallikan, onun hakkında şöyle demiştir: “Babasının mezhebindeydi. Salih ve hayırlı bir kişiydi.” İbn Ebi Hatim de el-Cerh ve’t-Tadil’de ondan söz eder ve onu cerh etmez. İbn Adiy de eI-Kâmil'de onun adını zikreder ve şöyle der: “Onun düzgün bir rivayeti olduğunu bilmiyorum.” Zehebî ise el Mizan’da onun hakkında şöyle der: “İbn Adiy ve başkaları, onu ezberi yönünden zayıf görmüşlerdir.” Hicri 176’da vefat etmiştir.7


Alıntı

1Bu kitapların Ebû Hanife'ye nispeti konusunda söz söyleyen çağdaş yazarlardan birisi Carl Brockelmann'dır. O, bu kitapların hiçbirinin Ebû Hanîfe'ye ait olduğunu kabul etmemektedir. Fuat Sezgin de bu konuda ona katılmıştır. Çünkü o, Risaletu'I-İmam Ebi Hanife ila Osman eI-Betti dışında bu kitapların onun öğrencilerinin bir çalışması olduğu, sadece bu risalenin Ebû Hanife'ye ait olduğu görüşündedir. A. J. Wensinck ise eI-Fıkhu'I-Ekber’în ona nispetini reddederken eI-Fıkhu'I-Ebsat’ın ona nispetinin doğru olduğunu kabul etmektedir. Muhammed Ebû Zehra da onun peşinden giderek eI-Fıkhu’I-Ekber’in İmam Ebû Hanîfe'ye nispeti konusundaki şüphelere katılmaktadır. Ahmed Emin ise elimizdeki eI-Fıkhu’l-Ekber’in aslının Ebû Hanife'ye nispetinin doğruluğunu kabul etmekte; fakat ona ilave yapıldığını söylemektedir. Bkz: Brockelmann, Tarihu’I-Edebi'I-Arabî, 3/237; Fuat Sezgin, Tarihu’t-Turas, 2/31-32; Akidetu’I-İslam, s. 116-123; Ebû Zehra, Ebü Hanîfe veArauhu’I-Fıkhiyye, s. 186-187: Ahmed Emin, Duha'I-İslam, 2/ 198.

2Bu şerhler için bkz: Keşfu'z-Zunun, 2/1287; ez-Zebîdî, Şerhu’l-ihya, 2/3; Tarihu’I-Edebi’l-Arabi 3/237; Tarihu’t-Turas, 2/31.
3Bkz: el-Cevahiru’l-Mudiyye, 3/546; eI-Fevaidu’I-Behiyye, s. 221. Hakkında herhangi bir cerh veya ta'dil sözü söylenmemiştir. Bu iki kaynağın dışında başka yerde de biyografisine rastlamadım.
4Bkz el-Muğni fi’d-Duafa, 2/635; Mizanu’I-İ’tidal, 4/47; Usanu’I-Mizan, 5/388.
5Belh'e nisbetle Belhî/Belhli denilmiştir. Belh, Horasan'da meşhur bir şehirdir. Horasan'ın en çok bilinen ve en iyi şehridir. Tirmiz ile arası on iki fersahtır. Ceyhun nehrine, Belh nehri de denilir. Bkz: Mu’cemu'I-Buldan, 1/479-480; Merasıdu’l-Ittıla', 1/217.
6İbn Adiy, eI-Kâmil, 5/208; Mizanu'I-İ'tidal, 3/67; Lisanu’l-Mizan, 4/167
7eI-Cerh ve’t-Ta'dil, 3/149; İbn Adiy, eI-Kâmil, 2/669; Tarihu Bağdad, 6/243; Vefeyatü'l-A'yan,  2/205; Mizanu’l-İ’tidal, 1/590; Lisanu'I-Mizan, 2/346.

“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 655
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
2- EL-FlKHU’L-EKBER:EBU MUTİ EL-BELHÎ RİVAYETİ

Bu, İmam Ebû Hanife’nin, öğrencisi Ebû Muti’ el-Belhî’nin sorularına verdiği cevapların bulunduğu bir risaledir. Hammad İbn Ebi Hanîfe rivayetinden tamamen farklıdır. Zira bu risale, Ebû Muti’nin sorularının ayrıntılı cevaplarından ibarettir. Hammad İbn Ebi Hanife’nin rivayeti olan eI-Fıkhu’I-Ekber ise temel itikat esaslarıyla ilgili meselelerin kısa ve sade bir sunumundan ibarettir.

Bu risalenin ihtiva ettiği görüşler, ona nispet edilen diğer risalelerdeki görüşlerden farklı değildir. Ancak kaza ve kader meseleleriyle iman meseleleri daha ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Yüce Allah daha iyi bilir; ama doğrudan İmam Ebu Hanîfe tarafından telif edilmediği açıktır. Aksine öğrencisi Ebû Muti el-Belhî tarafından telif edilmiş olup o, hocasının notlarını ve sözlerini bu eserde bir araya getirmiştir.

Bu sebepledir ki Zehebî, Ebû Muti' el-Belhî'den söz ederken “el Fıkhu’I-Ekber kitabının sahibi” diye söz eder.9  Bu sözüyle o, bu kitabın, İmam Ebu Hanîfe’nin değil, Ebû Muti el-Belhî’nin telifi olduğuna işaret etmektedir.

el-Leknevî de şöyle der: “Ebû Muti el-Belhî, Ebû Hanîfe’nin öğrencisidir ve el-Fıkhu’I-Ekber’in müellifidir.” 10

Bu Eserin İsnadının İncelenmesi:

Ben, bu eserin isnadını Daru’l-Kütüb’te muhafaza edilen mecmua (64-215)’nın içindeki yazma nüshadan inceledim. Bu nüshanın rivayet zinciri şöyledir?11  Şeyh Ebu Bekir el-Kasanî 12 -> el-Ala es Semerkandî -> Ebu’l-Muîn en-Nesefi -> el-Fadl diye bilinen Ebû Abdullah el-Hüseyin İbn Ali -> Ebû Malik Nasran İbn Nasr el-Hatelî13  -> Ebu'l-Hasen Ali İbn Ahmed el-Fâris -> Nasr İbn Yahya -> Ebû Mutî el-Hakem İbn Abdullah eI-Belhî -> İmam Ebû Hanîfe. Bu nüshanın isnadındaki kişilerin biyografileri şöyledir:

1- Ebû Bekir el-Kasanî:

Ebû Bekir İbn Mesud İbn Ahmed Alauddin el-Kasanî. Bedâiu’s Sanaî isimli kitabın sahibidir. Alauddin Muhammed es-Semerkandî'den fıkıh öğrenmiş ve hocasının fakihe olan kızı Fatıma ile evlenmiştir. Semerkandî’nin Kitabu’t-Tuhfe’sini kızının mehri olarak şerh etmiş ve eI-Bedaî’ diye isimlendirmiştir. es-Sultanu’I-Mübin fî Usuli’d-Din gibi başka eserleri de vardır. H. 587 ’de vefat etmiştir.14
 
2- el-AIau’s-Semerkandî:

Muhammed İbn Ahmed İbn Ebi Ahmed Alauddin es-Semerkandî’dir. Ebu’l-Muin Meymun el-Mekhulî’den ve Ebu’l-Yüsr el-Pezdevî’den fıkıh öğrenmiş; Ebu Bekir İbn Mesud el-Kasanî’ye ve daha başkalarına da fıkıh öğretmiştir. Vefat tarihini bulamadım.15 

3- Ebu'I-Muîn en-Nesefî:

Meymun İbn Muhammed Mu’temed İbn Mekhul İbn Ebi’l-Fadl Ebu’l-Muin en-Nesefî el-Mekhulî’dir. Tebsıratu’I-Edille ve et-Temhîd Ii Kavaidi’t-Tevhid isimli kitapların sahibidir. H. 508’de vefat etmiştir. 16

4- Vaiz Ebû Abdullah eI-Huseyn İbn AII el-Elmeî el-Kaşğarî; 17

Zehebî, onun hakkında: “Yalancılıkla itham edildi” demiştir. Es Sem’anî de onunla ilgili olarak şöyle demiştir: “Fazilet sahibi bir hoca ve vaizdir. Fakat rivayetlerinin ve hadislerinin çoğu münkerdir. İsmi Hüseyin’dir; fakat el-Fadl diye bilinir. Hadis konusunda pek çok eser telif etmiştir. Belki bunların sayısı 120’yi geçer; fakat geneli münkerdir. Hadisi, Ebü Abdullah Muhammed İbn Ali es-Sûri ve Muhammed İbn Muhamed el-Ğaylan’dan rivayet etmiştir. Ondan da Muhamed İbn Mahmut eş-Şücâî hadis rivayet etmiştir. Hicri 484’te vefat etmiştir.” 18
 
5- Ebû Malik Nasran ibn Nasr el-Hatelî:

Zehebî, onu el-Müştebeh’te zikretmiş ve ondan şöyle söz etmiştir: “Ebü Malik Nasr İbn Nasr el-Hatelî. El Fıkhu’l-Ekber’i Ali İbn el Hüseyin el-Ğazzal’dan, o da Ebü Abdullah el-Huseyn el-Kaşgarî’den rivayet etmiştir.”

6- Ebu’I-Hasen Ali ibn Ahmed el-Faris
: Hakkında bilgi bulamadım.

7- Nasr İbn Yahya: Daha önce geçti.

8- Ebû Mutî' eI-Belhî:
el-Hakem İbn Abdullah İbn Müslim Ebü Mutî’ el-Belhî el Horasanî’dir.19  Ebü Hanîfe’nin öğrencisidir. Hişam İbn Hassan’dan ve İbn Avn’dan rivayette bulunmuştur. Ondan da Ahmed İbn Menî’ ve Hallad İbn Eslem es-Saffar rivayet etmiştir. H. 199’da vefat etmiştir.

İbn Maîn, ondan, “Bir işe yaramaz” diye söz eder. Ahmed İbn Hanbel de “Ondan bir şey rivayet etmeye uygun değildir.” der. Ebü Davud ise “Onun hadisini terk ettiler, O Cehmî idi.” demiştir. Ebü Hatim de “Mürcîîdir, hadisi zayıftır. Buhârî ve Nesâî, onun zayıf olduğunu söylemişlerdir” der. İbn Hibban: “Mücie'nin ileri gelenlerinden, sünnete ve onu benimseyenlere buğz eden biridir” der. İbn Adiy ise “Zayıf olduğu aşikârdır; rivayetlerinin genelinin mütabii/şahidi yoktur.” der.

Zehebî ve İbn Hacer de şöyle der: “İbnu’l-Mübarek, onu yüceltir, dini ve ilmi nedeniyle ona saygı gösterirdi.”20

Ben, derim ki: Zehebi’nin, “dini” derken kastettiği şey, onun ibadetidir. “İlmi” derken kastettiği ise büyük ihtimalle onun fıkhıdır. Yoksa ilim ehli, onun itham edilmesi nedeniyle rivayetinin delil olamayacağı konusunda ittifak halindedirler. Hatta Ebû Hatim, onu yalancılıkla suçlamış; ilim ehli de birbiri ardınca onun zayıflığını ifade etmişlerdir. Dolayısıyla da onun gibisinin rivayetine güvenilmez.

Bu sebeple ben, onun kitabına sadece Cehmîlik ve Mürciîlik konusundaki bid’atine muhalif konularda veya Ebû Hanîfe’nin diğer kitaplarında söylediklerini ya da Tahâvi’nin Beyanu İ’tikad-ı Ehli’s-Sünne ve ’I-Cemâa ala Mezhebi Ebi Hanîfe ve Sâhibeyh isimli eserinde verdiği bilgileri destekleyecek bir şey bulduğum zaman müracaat ettim ve bu takdirde onu bir delil olarak zikrettim.



Alıntı
8  Bu, Hammad İbn Ebi Hanife'nin rivayeti olan eI-Fıkhu’I-Ekber’den ayırt edilmesi Için el FIkhu’I-Ebsat ismiyle basılmıştır. eI-Fıkhu'I-Ebsat ismi sadece Beyazi (İşâretu'I-Meram s 28) ve Zebidî (Ithafus-Sadeti'I-Müttekin, 2/14) gibi bazı son dönem Hanefî âlimlerince kullanılmıştır. İbn Teymiyye el-Hameviyye'de (Mecmûu'l-Fetava içinde, 5/46); İbn Kudame, eI-Uluvv, 101 'de, İbnu'I-Kayyım, İctimau'l-Cüyûş, s. 73'te, Zehebi, eI-Uluvv, s. 101 'de ondan alıntı yapmışlar ve onu eI-Fıkhu'I-Ekber diye Isimlendirmişlerdir. Muhammed Zahid eI-Kevserî, onu hicri 1368 yılında Kahire'de neşretmiştir. Hicri 1321 yılında da Hindistan'da Muhammed İbn Mahmud el-Hanefî es-Semerkandî'nin şerhiyle birlikte basılmıştır. Ayrıca Ubeydullalı el-Müftî tarafından telif edilen bir başka şerhi daha vardır ki ismi Nazmu’d-Dürerfi şerhi’l Fıkhı'I-Ekberdir; h. 1405'te basılmıştır.

9eI-Uluvv, s. 101.
10eI-Fevaidu’I-Behiyye, s. 68
11Ben, bu isnadı Zahid eI-Kevserî’nin eI-Âlim ve’I-Müteallim'e yazdığı mukaddimedeki sözleri vasıtasıyla öğrenmiş oldum. Bunu el-Fıkhu’I-Ekber şarihi Ubeydullah eI-Müftî, Nazmu'd Dürer, s. 87-88'de zikreder.
12Türkistan’da Seyhun ve Şaş nehirlerinin arkasında büyük bir şehir olan Kasan’a nisbetle böyle anılmıştır. Ahsiket vadisine bakan korunaklı bir kalesi vardır. Bkz: Merasıdu'l-lttıla. 3/1 143.
13Hikmet Arif Kütüphanesi'nde muhafaza edilen nüshadaki isnat zinciri şöyledir: Nasran ibn el-Hatelî -> eI-Hasen ibn Ali ibn eI-Huseyn el-Gazzal -> Ali ibn Ahmed el-Faris.
14Tacu’t-Teracim, s. 84-85. Bkz: eI-Cevahiru’I-Mudiyye, 14/25-28; eI-Fevaidu'I-Behiyye, s. S3: Taşköprüzade, Tabakatu'I-Fukaha, s. 102-103. İlim ehli, onun hakkında cerh ve ta'dille ilgili bir şey söylememişlerdir.
15Tacu’t-Teracim, s. 60; eI-Cevahiru’I-Mudiyye, 3/18; eI-Fevaidu’I-Behiyye, s. 158. Taşköprüzade Tabakatu’I-Fukaha, s. 95. Hiçbiri, onun hakkında cerh ve ta’dille ilgili bir şey söylememiştir.
16Tacu’t-Teracim, s. 78; eI-Cevahiru’I-Mudiyye, 3/527; eI-Fevaidu’I-Behiyye, s. 216. Hiçbirisi onunla ilgili cerh ve ta’dilde bulunmadı.
17Türk beldelerinin ortasında (Türkistan'da) bir şehir olan Kaşgar'a nisbetle Kaşgarî denilmiştir. Oraya Semerkand’dan gidilir. Bkz: Merasıdu'l-lttıla, 3/1143.
18el-Ensab. 1 1/22; el-Lubab n TehzibI’I-Ensab, 3/76; el-Mizan, 1/544; Llsanu'I-Mizan, 2/305-306.
19Hindistan ve Irak arasındaki geniş bir ülke olan Horasan’a nispeten böyle anılmıştır. Horasan'ın en önemli şehirleri: Neysabur, Herat, Belh, Talkan, Nesa ve Serahs’tır.
20Bkz: Tarihu İbn Main, 4/356; en-Nesaî, ed-Duafa ve'I-Metrukîn, s. 259; İbn Hibban, el Mecruhin, 1/250; eI-Cerh ve't-Ta’dil, 3/122; İbn Adiy, eI-Kâmil, 2/631; eI-Mizan, 1/574; el-Lisan 2/334.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 655
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
3- EL-ALiM VE’L-MÜTEALLİM

Bu risale, İmam Ebû Hanîfe’nin öğrencisi Ebü Mukatil Hafs İbn Selm es-Semerkandî’nin sorularına verdiği cevapları içeren bir risaledir. Başlangıç kısmında ilim ve amelin önemine, amelin ilme tâbi olduğuna ve ilimle yapılan az amelin, ilimsiz yapılan çok amelden daha faydalı olduğuna işaret eder.

Sonra kelam ilmini bilmenin önemini açıklar, adalet ve zulmü şerh eder, sonra zina eden kişinin imandan çıktığına dair bazı fırkaların görüşlerine işaret eder. Daha sonra şeriat ile din arasındaki farka değinir. Şöyle ki din, tevhiddir. Tevhid, Allah Teâlâ’nın, peygamberlerine kendisine çağırmalarını emrettiği değişmez tek ilah inancıdır. Sonra iman konusundaki görüşünü ve onun amelle irtibatı olup olmadığını açıklar.

Bu risalede, Ebû Hanîfe’ye nispet edilen diğer risalelerden farklı olarak ondan sabit olan itikadî meselelere uymayan bilgiler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

a) Kelam ilmini yüceltmesi ve onu bilmenin zorunlu olduğunu açıklaması.21 

b) Akide meselelerinde kıyası kullanması.22

c) Hakiki Mürciîliği savunması. Mesela şu sözü buna örnektir: “Dili ile söylemediği halde kalbi île iman eden kimse, Allah Teâlâ katında mü’mindir.” 23

d) Şu sözü: “Mürciîliğin aslı, meleklere dayanmaktadır.”24

Yüce Allah daha iyi bilir, ama anlaşılan o ki bu risale, İmam Ebû Hanîfe’nin değil, talebesi Ebû Mukatil Hafs İbn Selm es-Semerkandî ’nin telifidir. Bu sebepledir ki Lisanu’I-Mizan’da Ebû Mukatil’in biyografisi anlatılırken geçtiği üzere es-Süleymanî, onun hakkında şöyle demektedir: “el-Alim ve’l-Müteallim kitabının sahibidir; hadis uyduranların içinde yer alır. ” İbn Hacer25 de  onu tasdik eder. Bu, eI-Alim ve’l Müteallim kitabının Ebû Hanîfe’ye ait olmadığına ve Ebu Mukatil’in telifi olduğuna bir işarettir.

Ayrıca el-Alim ve’I-Mü tealIim kitabı, öğrencilerin herhangi bir ilmî mesele hakkında hocalarına sordukları soruların cevaplarından oluşan mesail kitapları gibi bir kitaptır. Ki bu kitapları öğrenciler kaleme alır ve sorular da onlara nispet edilir. Örneğin Ebu Dâvûd’un Es’iletu’I-Acurrî’si, ed-Darakutnî’nin Es’iletu’I-Burkanî’si ve İmam Ahmed’in Mesailu Ebi Dâvad’u gibi. Bu kitapların hocalara nispet edilmeleri caiz olmadığı gibi (Nitekim biz, ‘Mesailu Ebi Dâvud, İmam Ahmed’in telifidir’ vs. deriz) aynı şekilde el-Alim ve’l-Müteallim’de geçen cevapların da İmam Ebû Hanîfe’ye nispet edilmesi caiz olmaz. Hele de bu kitabın müellifi, hadisçiler tarafından yalancı ve uydurmacı olduğu söylenen Ebû Mukatil es-Semerkandî iken. Dolayısıyla da bu kitapta yer alan bilgilere karşı dikkatli olmamız gerekir. Bu bilgiler, İmam Ebu Hanife’nin akidesini anlatan diğer kaynaklardaki bilgilere uygun olmadıkça kabul edilmemelidir.

Bu Kitabın İsmini Zikreden Yazarlar:

1- İbnu’n-Nedim, eI-Fihrist, s. 256.

2- Ali İbn Muhammed el-Pezdevî, Kenzü’I-Vusul ila Marifeti’l Usül, 1/ 8.

3- Alauddin İbn Abdulaziz el-Buharî, Keşfü’l-Esrar, 1/8.

4- Ebu’l-Muzaffer el-İsferayinî, et-Tebsîr, s. 113. 5el-Beyadî, İşarâtu’I-Merâm, s. 21.

6- ez-Zebidî, İthafu’s-Sâdeti’I-Muttekîn, 2/ 14.

7- Taşköprüzade, Miftahu’s-Saâde, 2/203.

8- İsmail el-Bağdadî, Hediyyetu’I-Arifîn, 2/495.

9- Hacı Halife, Keşfü’z-Zunan, 2/ 1437.


Bu Eserin İsnadının İncelenmesi:

Bu eserin iki nüshasına ait iki ayrı isnad üzerinde inceleme yaptım:

Birinci Nüsha: Daru’l-Kütübi’l-Mısriyye’de 34148 numarada kayıtlı nüshadır. Bu nüshanın senedi26  şöyledir: eş-Şeyh Ebu’l-Hasen Ali İbn Halil ed-Dımeşkî -> Ebu’l-Hasen Burhanuddin Ali İbn el-Hasen el-Belhî -> Ebu’l-Muîn en-Nesefî -> babası Muhammed en-Nesefî -> Abdulkerim Ibn Musa el-Pezdevî en-Nesefî -> Ebü Mansur el-Maturidî -> Ebü Bekir Ahmed İbn İshak el-Cüzcanî -> Ebü Süleyman Musa İbn Süleyman el-Cüzcanî -> Muhammed İbn Mukatil er-Razî. Bu son ikisi Ebü Mutî el-Hakem İbn Abdullah ve Ebü ‘Isme Isam İbn Yusuf el-Belhî’den; bu ikisi de Ebü Mukatil Hafs İbn Selm es-Semerkandi’den; O da Ebü Hanîfe’den.

Bu nüshanın isnadındaki kişilerin biyografileri şöyledir:

1- Ebu'l-Hasen Ali İbn Halil ed-Dımeşkî: Ali İbn Halil İbn el-Huseyn ed-Dımeşkî Ebu’l-Hasen’dir. İbn Kadi’l asker diye meşhurdur. Edebiyatçı ve fakihtir. H. 608’de Dımeşk’te doğmuş ve h. 651’de vefat etmiştir. Şerhu’I-Camiu’I-Kebir isimli bir eseri vardır.27

2- Ebu’l-Hasen Burhanuddin Ali ibn Hasen el-Belhî: Ali İbn el-Hasen İbn Muhammed İbn Ebi Cafer’dir. el-Burhan el Belhî diye bilinir. Zehebî onun hakkında şöyle der: “Zâhiddi, dünyadan yüz çevirmişti. Halep’te -Şiîlerin ezana eklediği- ‘hayye ala hayri’l amel’ cümlesini kaldırmak için çalışmıştı.”

el-Leknevî de şöyle der: “Usulde ve fıkıhta maharetliydi. Dımeşk’e geldi ve orada ders verdi.” Hicri 548’de vefat etti. 28

3- Ebu’l-Muin en-Nesefı: Biyografisi daha önce geçti.

4- Muhammed en-Nesefi: Biyografisini bulamadım.

5- Abdulkerim İbn Musa el-Pezdevî en-Nesefî: Abdulkerim İbn Musa İbn İsa el-Pezdevi’dir. Nesef’ten29 altı  fersah uzaklıkta Pezda kalesine nisbetle Pezdevî diye anılır. Fahru’l-İslam el Pezdevî’nin dedesidir. Ebû Mansur el-Maturidî’den fıkıh öğrenmiştir. Hicri 390’da vefat etmiştir.30 

6- Ebû Mansur el-Maturidî: Muhammed İbn Muhammed İbn Mahmud Ebû Mansur elMaturidî’dir. Ma’turid’e31  nispetle Maturidî diye anılır. Maturid, Semerkand’da32  bir yer adıdır. İslam âlemindeki mevcut Maturidîlik adlı kelamî mezhep ona nispet edilir. Ebû Bekir Ahmed el-Cüzcanî’den ve Ebû Nasr Ahmed İbn el-Abbas el-Iyad’dan fıkıh öğrenmiştir. İshak İbn Muhammed es-Semerkandî, Ebû Muhammed Abdulkerim İbn Musa el-Pezdevî ve daha başkaları da kendisinden fıkıh öğrenmişlerdir. Kitabu’t-Tevhid, Te’vilatu’I-Kur’ân gibi eserleri vardır. Hicri 333’te, Ebu’l-Hasen el-Eş’arî’nin ölümünden dokuz sene sonra vefat etmiştir.33  

7- Ebû BekirAhmed İbn İshak el-Cüzcanî: Belh’in ilerisinde bir belde olan Cüzcân’a34  nispetle Cüzcanî diye anılır. Ebû Süleyman el-Cüzcanî’den fıkıh öğrenmiştir. eI-Cevahiru’l Mudıyye kitabının sahibi el-Kuraşî onun hakkında şöyle der: “Usul ilmiyle fûrû ilminin arasını birleştirenlerdendi. Çeşitli ilimlerde yüksek bir dereceye sahipti. Kitabu’l-Fark ve’t-Temyiz, Kitabu’t-Tevbe ve başka kitapların müellifîdir.” Vefat tarihini bulamadım.35

8- Ebû Süleyman Musa İbn Süleyman el-Cüzcânî: Musa İbn Süleyman el-Cüzcânî’dir. Abdullah İbnu’l-Mübarek’ten, Ebü Yusuf Yakub İbn İbrahim el-Ensarî’den ve Muhammed İbn el-Hasen eş-Şeybanî’den ilim öğrenmiştir. Abdullah İbn Hasen el-Haşimî, Ahmed İbn Muhammed el-Burtî ondan rivayette bulunmuştur. el-Hatib, onun hakkında şöyle der: “Fakihti, reyde uzmandı. Kur’ân hakkındaki görüşü ehl-i sünnetin görüşüydü.” İbn Ebi Hatim de şöyle der: “Kur’ân’ın mahlûk olduğunu söyleyenleri tekfir ederdi. Onun anlattıklarını babam yazardı. Babama onun hakkında soru sorulunca şöyle dedi: Rey sahibiydi ve sadûk/ çok doğru bir kişiydi.”36

9- Muhammed İbn Mukatil er-Razi.37

10. Ebû Mufî’ eI-Hakem ibn Abdillah.
38

11- Ebû Isme Isam ibn Yusuf eI-Belhî.
39

12- Ebû Mukatil es-Semerkandî: Hafs İbn Selm Ebû Mukatil es-Semerkandî’dir. Hişam İbn Urve’den rivayette bulunmuş; Atîk İbn Muhammed de ondan rivayette bulunmuştur. es-Süleymanî, onun hakkında şöyle der: “el-Alim ve’I-Müteallim Kitabının sahibidir. Hadis uyduranlardandır.” 40

el-Hakim de onun hakkında şöyle demiştir: “Ubeydullah ibn Ömer’den, Eyyub’tan, Mus’ir’den ve diğerlerinden mevzu/uydurma hadisler rivayet etmiştir. Vekî İbn el-Cerrah, Kufe’de onu yalanlamıştır.”41 

Kuteybe de ona çok yüklenir ve onun çok zayıf birisi olduğunu söylerdi. Nitekim o, şöyle demiştir: “Ne söylediğinine rivayet ettiğini bilmezdi.”42  el-Cûzcanî de onun hakkında şöyle demiştir: “Bana Ebû Mukatil’in güzel bir söz için sened uydurduğu söylendi.”43

Ebû Nuaym ise şöyle der: “Eyyub es-Sahtiyanî’den, Ubeydullah İbn Ömer’den ve Mus’îr’den münker rivayetlerde bulunmuştur. Vekî onu terk etmiş ve yalancılıkla itham etmiştir.”44  Abdurrahman İbn Mehdi de şöyle demiştir: “Vallahi ondan rivayette bulunmak helal değildir.”45

İbn Receb, el-Carudî es-Sülemî’nin şöyle dediğini zikreder: Ebû Muaviye ed-Darîr’in yanında bulunuyorduk. Ona Ebü Mukatil’in Süfyan es-Sevrî b. A’meş b. Ebü Dabyan yoluyla naklettiği şu hadis aktarıldı: “Ali’ye yaban anlarının kovanları hakkında soruldu. 0 da şöyle dedi: Hiçbir sakınca yoktur; onlar, deniz avı mesabesindedir.” Bunun üzerine Ebû Muaviye dedi ki: “Sizin arkadaşınızın yalancı olduğunu söylemiyorum; ancak bu hadis, yalandır/uydurmadır.”46

Ben derim ki: Bu adam, sadece ibadet ehli bir kişiydi. İlim onun işi değildi. Nitekim İbnu’l-Mübarek de şöyle demiştir: “Ebû Mukatil’in sadece ibadetini alın; yeter.”47  İbrahim İbn Tahman da şöyle der: “Onun yalnızca ibadetini alın, yeter.”48 

Ben derim ki: İlim adamlarınca da bilinmektedir ki ibadet ehli kimseler, dalgındırlar ve hadis uydururlar. Bunun sebebi de nafile ibadetlerle çokça meşgul oldukları için ilim öğrenmeyi ve onunla meşguliyeti ihmal etmeleridir.

Nitekim Müslim, Sahih’inin mukaddimesinde49  Muhammed İbn Yahya Ibn Said el-Kattan’dan babasmm şöyle dediğini rivayet eder: “Siz, hadis konusunda, salihler kadar yalana düşen kimseyi göremezsiniz.”

İbn Mehdi de şöyle demiştir: “Meysera İbn Abdirabbih’e: Bu hadisleri nereden aldm? diye sordum. Dedi ki: İnsanları onlara teşvik etmek için kendim uydurdum.”50  Hafız İbn Mende de şöyle demiştir: “Bir hadiste: Bize filan zahid kişi rivayet etti, sözünü gördüğün zaman ondan uzak dur.”51

Bunların yanı sıra Ebû Mukatil, hadis usulüne de önem vermez ve dikkat etmezdi. Nitekim -yukarıda geçenyaban arılarının kovanları ile ilgili hadisi, İbn Adiy de senediyle Kuteybe İbn Said yoluyla Ebû Mukatil’den nakletmiştir. Bu rivayette şöyle geçer: “İbn Kuteybe, dedi ki: Ey Ebû Mukatil! Bu, mevzu/uydurma bir hadistir. Ebû Mukatil dedi ki: Bu, benim kitabımda bir konu başlığıdır; sense ona mevzu diyorsun. Kuteybe dedi ki: Evet, onu senin kitabına koymuşlar.”52

Tirmizî’nin el-‘İIeIu’s-Sağir’de tahric ettiği şu haber de Ebu Mukatil’in gaflet ve ahmaklığının büyüklüğünün bir delilidir. Tirmizi, Şöyle demiştir:

“Bana Musa İbn Hizam haber verdi; o dedi ki: Salih İbn Abdillah’m Şöyle dediğini duydum: Ebû Mukatil es-Semerkandî’nin yanında bulunuyorduk. Avn İbn Ebi Şeddad’dan uzun uzun hadisler rivayet etmeye başladı. Bunlar, Lokman’ın vasiyeti, Said İbn Cubeyr’in öldürülmesi ve benzerî hadislerdi. Eba Mukatil’in yeğeni dedi ki: Amca! Bize rivayet etti, deme. Çünkü sen, bunların hiçbirisini duymuş değilsin. Bunun üzerine Ebû Mukatil es-Semerkandî: Yavrucuğum! Ama o, güzel bir sözdür, dedi.” 53

Ben derim ki: Bu kıssanın isnadı sahihtir ve o, Ebu Mukatil’in hadis rivayetindeki sorumsuzluğuna delalet etmektedir. İşte ilim ehlinin de belirttiği üzere Ebû Mukatil’in durumu budur. Bu halde olan bir kimsenin ne hadisi kabul edilir, ne de rivayeti. el-Halilî ise onun hakkında söylediği “Doğrulukla meşhurdur, rivayetlerine sahih hadis kitaplarında yer verilmemiştir.”54 sözünde yalnız kalmıştır.


Alıntı

21Bu,onun karar kıldığı son görüşüne aykırıdır. Nitekim o, kelamdan ve din konusundaki tartışmalardan kaçınmayı emrederdi. Bkz: Birinci bölüm, ikinci fasıl.
22Bkz: s. 15-18.
23Bkz: s. 10-13-22.
24Bkz: s. 22
25Lisanu’l-Mizan, 2/323.
26 Tacu’t-Teracim, s. 43; eI-Cevahiru'l-Mudiyye. 2/568
27ez- zehebi, eI-Iber, 3/6; eI-Fevaidu'I-Behiyye, s. 120-121
28Ceyhun ve Semerkand arasında yer alan büyük bir şehirdir. Pek çok kasabaları vardır. Bkz: Mucemu’I-Buldan, 5/285.
29eI-Cevahiru’I-Mudiyye, 2/458; eI-Fevaidu’l-Behiyye, s. 101.
30Matürid: Semerkand şehrinde yer alır. Ebû Mansur el-Maturidî buraya nispet edilmiştir. Kendisi Maturidî Hanefîlerin imamıdır. Bkz: eI-Ensab, 2/12; eI-Lübab, 3/140; eI-Fevaidu’l Behiyye, s. 195.
31Semerkand: Horasan-Maveraunnehir şehirlerinden büyük bir şehirdir. Bolşevik Rus ihtilalinin boyunduruğundan yakın zamanda kurtulmuştur. Bkz: Mu’cemu’I-Büldan, 3/246; Mu’cemü Mesta’cem, 3/754; Merasıdu’I-Ittıla, 2/736.
32Ben, bu isnadı Zahid el-Kevserî’nin eI-Alim ve’I-Müteallim’e yazdığı mukaddimeden öğrendim.
33Tacu’t-Teracim, s. 59; eI-Cevahiru'I-Mudıyye, 3/360; eI-Fevaidu’I-Behiyye, s. 195.
34Yakut eI-Hamevi, şöyle der: "Cuzcanan ve Cuzcan denir. Horasan sınırlarındaki Belh’in kasabalarından olan büyük bir kasabanın adıdır. Merv ve Belh arasında kalır. el-Enbar ve Karyab onun beldelerindendir." Mu'cemu’I-Buldan, 2/182.
35el-Cevahiru'l-Mudıyye, 1/144;el-Fevaidu’l-Behiyye
36el-Cerh ve’t-Ta’dil, 8/145; Tarihu Bağdad, 13/36-38
37Biyografîsi daha önce geçti
38Biyografîsi daha önce geçti
39Biyografîsi daha önce geçti
40el-Mizan, 1/558; eI-Lisan, 2/323.
41eI-Medhal iIe’s-Sahih, s. 130-131.
42eI-Mecruhîn, 1/256; eI-Mizan, 1/5'57; eI-Lisan, 2/322.
43eI-Lisan, 2/323
44ed-Duafa, s. 57.
45eI-Mecruhîn, 1/256
46Şerhu ileli't-Tirmizî, 1/79.
47ibn Hibban, eI-Mecruhîn, 1/256.
48eI-Mizan, 1/557; el-Lisan, 2/223.
49Sahihu Müslim, 1/ 17.
50el-Mecruhîn, 1/64.
51Şerhu ileli’t-Tirmizî, s. 1 15..
52el-Kâmil fid-Duafa, 2/800
53'İlelu't-Tîrmizî (Sünen'in içinde), 3/743; Bkz: İbn Receb, Şerhu’l-’İlel, s. 79.
54el-Halilî, el-İrşad, 3/975.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 655
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
İkinci Nüshanın isnadı:

Bu isnada el-Mekkî’nin Menakıbu Ebi Hanîfe’sinde55  rastladım. Bu isnad zinciri şöyledir: el-Muvaffak el-Mekkî -> Ebû Hafs Ömer İbn Muhammed en-Nesefî -> İmam Ca’fer İbn Muhammed el-Müstağfirî en-Nesefî -> Ebû Ömer ve Muhammed en-Nesefî -> İmam Ebû Muhammed el-Harisî el-Buharî -> Muhammed İbn Yezid -> el-Hasen İbn Salih -> Ebû Mukatil -> Ebû Hanîfe.
 
Bu nüshanın senedindeki kişilerin biyografisi şöyledir:

1- El-Muvaffak El-Mekkî:

el-Muvaffak İbn Ahmed İbn Muhammed el-Mekkî Ebu’l-Müeyyed. el-Fasî, onun hakkında şöyle der: “Büyük bir âlimdir. Harzem hatibidir. Kültürlü, açık ve düzgün konuşan biriydi. Uzun zaman Harzem’de56  hatiplik yaptı.” H. 568’de vefat etti.57

2- Ebû Hafs Ömer İbn Muhammed en-Nesefî:


Ömer İbn Muhammed İbn İsmail en-Nesefî es-Semerkandî. esSem’anî, onun hakkında şöyle demiştir: “ Büyük bir âlim, erdemli ve mut kin/işini sağlam yapan biriydi. Hem tefsir hem de hadis alanında eserler vermiştir. ” Sem’anî, sözlerinin sonunda şöyle diyor: “Semerkand’a58  geldiğim zaman tasnif ettiği kitapları ödünç istedim. Gördüm ki içlerinde vehme dayalı haddinden fazla şey var. Anladım ki o, hadisi çok sevdiği halde onu anlamaktan nasibi olmayan bir kimsedir.”

Zehebî de onun hakkında şöyle demiştir: “Vehme dayalı pek çok hatası vardır.” Hicri 537’de vefat etmiştir.59

3- Ebû AIi el-Hasen İbn Abdulmelik en-Nesefî:


et-Tabakatu’s-Seniyye’de el-Hasen İbn Abdullah en-Nesefî Ebû Ali el-Kadî diye geçer. Ebu’l-Abbas Cafer İbn Muhammed el Müstağfirî’ye öğrencilik yapmıştır. Biyografisini yazanlar vefat tarihini zikretmemişlerdir.60 

4- Cafer ibn Muhammed el-Müstağfirî:


Cafer İbn Muhammed el-Mu’tez en-Nesefî eI-Müstağfirî’dir. Zehebî onun hakkında şöyle demiştir: “Hafız, allame, hadis âlimi... Pek çok eserin sahibi. . . Kendisi sadûktur/çok doğrudur; ancak çeşitli konularda mevzu/uydurma şeyler rivayet eder; fakat onların zayıf olduğunu belirtmezdi. ”

Zahir İbn Ahmed es-Serahsî ve İbrahim İbn Lokman’dan rivayette bulunmuş, ondan da el-Hasen İbn Ahmed es-Semerkandî ve başkaları rivayet etmiştir. Hicri 432’de vefat etmiştir.61
 
5- Ebû Ömer ve Muhammed en-Neselî:


Ebû Ömer’in kim olduğunu bilmiyorum. Muhammed en-Nesefî’ye gelince muhtemeldir ki o, Kadı Muhammed İbn Ahmed İbn Mahmud Ebû Cafer en-Nesefî’dir. es-Safedî onun hakkında şöyle der: “İleri gelen fakihlerdendi. Ta’lkatun fî’l-Hilaf isimli eseri meşhurdur. Kendisi zahid, takva sahibi, iffetli, fakir ve kanaatkâr bir kimsedir.”

Ebû Bekir Ahmed İbn Ali el-Cessas er-Razî’den ve Ubeydullah el-Bezzaz el-Bağdadî’den rivayette bulunmuş, ondan da Ebû Hacıb İstirabazî ve Ebû Nasr eş-Şirazî rivayet etmiştir.
Hicri 414’te vefat etmiştir.62

6- Ebû Muhammed eI-Harisi eI-Buharî:


Fakih Abdullah İbn Yakub el-Harisî el-Buharî’dir. İbnu’l-Cevzî der ki: “Ebû Said er-Ravvas şöyle dedi: O, hadis uydurmakla itham edilmiştir.” Hamza es-Sehmî de şöyle der: “Ebû Zur’a er-Razî’ye sordum: Zayıftır, dedi.”

el-Hatib de şöyle der: “Tuhaf , acayip, garip ve münker rivayetlerin sahibiydi. Delil olacak birisi değildir.” Hicri 345’te vefat etti. İmam Ebû Hanîfe’nin Müsned ’ini derleyen kişi de budur.63

8- el-Hasen ibn Salih:


Muhtemelen Hasen İbn Salih İbn Hay el-Hemedanî es-Sevrî’dir. İbn Hacer onun hakkında şöyle der: “Sikadır/güvenilirdir, abiddîr, Şiîlikle itham edilmiştir. Yedinci tabakadandır. Hicri 199 yılında vefat etmiştir. Doğumu H. 100’dür.”64

9- Ebû Mukatil:


Biyografisi daha önce geçmişti.

Alıntı

551/84-97. Bkz. el-Kevserî'nin el-Alim ve’I-Müteallim’e yazdığı mukaddime, s. 4.
56Harzem: Yakut el-Hamevî, bunun bir şehir ismi değil bir bölgenin tamamının ismi olduğunu söyler. Bkz: Mu'cemu’l-Bûldan, 2/395.
57Bkz: eI-lkdu’s-Semin, 7/310; eI-Cevahiru'I-Mudıyye, 3/523.
58Semerkand: Arapçada Semeran denilir. Maveraunnehir’de bilinen meşhur bir şehirdir. Zülkarneyn'in yapıtlarından olduğu da söylenir. Bkz: Mucemu'I-Buldan, 3/452.
59Bkz: el-’Iber, 4/452; Lisanu'I-Mizan, 4/327.
60Bkz: eI-Cevahiru'I-Mudıyye, 2/68; et-Tabakatu’s-Seniyye, 3/74
61Bkz: Tezkiratu'I-Huffaz, 3/1 102; eI-Iber, 2/266; Şezeratu'z-Zeheb, 3/249.
62Bkz: eI-Vafl bi’I-Vefeyat, 2/74; eI-Muntazam, 7/15; en-Nucûmu'z-Zahira, 4/259
63Bkz: İbnu'I-Cevzi, Kltabu'd-Duafa, 2/141; Tarihu Bağdad, 10/126; Mizanu‘l-İ‘tidal. 2/496 Lisanu’I-Mizan, 3/348-349; el-Muğnî’ fi’d-Duafa, 1/355.
64Bkz: Takribu't-Tehzib, 1/ 167; Tehzibu’t-Tehzib, 2/285.
 
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 655
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
4- RİSALETU'L-İMAM EBÛ HANİFE İLA OSMAN EL-BETTÎ65

Bu, küçük bir risaledir. Denildiğîne göre İmam Ebu Hanîfe, bu risaleyi kendisine mektup gönderen Basra kadısı Osman el-Betti’ye cevap olarak yazmıştır. Basra kadısı Osman el-Betti’ye İmam Ebu Hanîfe’nin Mürciî görüşte olduğu haberi ulaşınca o, buna üzülmüş ve ona bir mektup yazmıştır. Ebü Hanîfe de bu risaleyi Mürcîî olmadığını beyan etmek için yazmış ve ona göndermiştir.

Bu Risale’den söz eden yazarlar şunlardır:

1- İbnu’n-Nedim, el-Fihrist, s. 256.

2- Ali İbn Muhammed el-Pezdevî, Kenzu’l-Usul, 1/8.

3- Alauddin Abdulaziz ibni Ahmed el-Buharî, Keşfu’I-Esrar, 1/8.

4- Ebu’l-Muzaffer el-İsferayinî, Kitabu’t-Tebsîr fî’d-Din, s. 114.

5- el-Beyazî, İşarâtu’l-Merâm, s. 21.

6- ez-Zebidî, İthafu’s-Sâdeti’I-Muttekin, 2/13-14.

7- İsmail el-Bağdadî, Hediyyetu’I-Arifîn, 2/495.

8- Hacı Halife, Keşfu’z-Zunân, 1/842.


Bu Eserin İsnadının İncelenmesi:

Ben, bu eserin isnadında Medine Arif Hikmet Kütüphanesinde 234 numarada kayıtlı mecmuanın içinde yer alan yazma nüshada rastladım. Bu nüshadaki senedin rivayet zinciri şöyledir: Husamûddin Hüseyin İbn Ali İbn el-Haccac es-Siğnakî -Hafızuddin Muhammed İbn Muhammed İbn Nasr el-Buharî -> Şemsu’l-Eîmme Muhammed İbn Abdussettar el-Kerderi -> Burhanüddin el-Merğinanî -> Zıyauddin İbn el-Hüseyin İbn Nasıruddin en-Nevsuhî -> Alauddin İbn Ebi Bekir Muhammed İbn Ahmed es-Semerkandî -> Ebu’l-Muîn en-Nesefî » Ebû Zekeriya Yahya İbn Mutarrıf el-Belhî  -> Ebû Salih Muhammed İbn el-Hüseyin es-Semerkandî -> Ebu Said Muhammed İbn Bekir el-Bustî -> Ebu’l-Hasen Ali İbn Ahmed el-Fâris -> Nasr İbn Yahya el-Belhî -> Muhammed İbn Sema et-Temimî -> Ebu Yusuf -> İmam Ebû Hanîfe.

Bu isnattaki kişilerin biyografileri şöyledir:


1- Husamuddin es-Siğnakî:

el-Hüseyin İbn Ali İbn el-Haccac İbn Ali Husamuddin es-Sığnakî’dir. Bir Türkistan beldesi olan Siğnak’a nispetle bu lakapla anılmıştır. Muhammed İbn Muhammed İbn Nasr el-Buharî’derı fıkıh öğrenmiş, Celaluddin el-Kirlanî de kendisinden fıkıh öğrenmiştir. en-Nihaye fî Şerhi’I-Hidaye ve eI-Kafî fi Şerhi Usuli’I-Pezdevî gibi eserleri vardır. Ebu’l-Ayn en-Nesefî’nin (h. 508) et-Temhid’ini et-Tesdid fî Şerhi’tTemhid adıyla şerh etmiştir.66

2- Hafızuddin Muhammed eI-Buharî:

Muhammed İbn Muhammed İbn Nasr el-Buhârî Ebu’l-Fadl’dır. H. 615’lerde Buhara’da67doğdu. Muhammed İbn Abdûssettar elKerderî’den ve Muhammed İbn el-Hasen et-Tahirî’den fıkıh öğrenmiş, Ubeydullah İbn İbrahim el-Mahbubî ve Ebu’l-Ala el-Buhari’ye fıkıh öğretmiştir. H. 693’te vefat etmiştir.68

3- Muhammed İbn Abdûssettar el-Kerderî:

Muhammed İbn Abdûssettar İbn Muhamrhed el-İmadî el Kerderî’dir. Harzem bölgesindeki Kerder’e69  nispetle Kerderî diye anılır. Zehebî, en-Nucamu ’z-Zahira’da onun hakkında şöyle demiştir: “Büyük âlimlerin hocasıdır. ilmini almak için her yöreden akın akın kendisine gelinen bîr kimseydi. Çeşitli ilimlerde uzmandı. Kendi döneminde Hanefîlerin lideriydi.” Hicri 642’de vefat etmiştir.70

4- Burhanuddin el-Merğinanî:


Ali İbn Ebi Bekir İbn Abdulcelil el-Ferğanî Burhanuddîn elMerğinanî’dir. Merğînan71  şehrine nispetle bu isimle anılmıştır. Merğinan, Fergana72  şehirlerindendir. el-Kuraşî onun hakkında şöyle der: “Büyük ve araştırmacı bir âlimdir. eI-Hidaye isimli eserin sahibidir. Çağdaşları, onun faziletini ve öncülüğünü kabul etmişlerdir.” Ömer İbn Muhammed en-Nesefî’den, Husamuddin Ömer İbn Abdulaziz İbn Maze ve daha başkalarından fıkıh öğrenmiş ve Muhammed İbn Abdûssettar el-Kerderî’ye fıkıh öğretmiştir. H. 593’te vefat etmiştir.73

5- Dıyauddin Muhammed İbn eI-Hüseyin en-Nevsûhî:

Muhammed İbn el-Hüseyin İbn Nasr İbn Abdulaziz en-Nevsûhî’dir. Fergana beldelerinden Nevsuh beldesine nispet edilir. Lakabı Diyauddin’dir. İmam Alauddin Ebu Bekir Muhammed İbn Muhammed İbn Ahmed es-Semerkandî’den fıkıh öğrenmiş, Ali İbn el-Fergani’ye fıkıh öğretmiştir. Ali İbn el-Fergani şöyle der: '“Merv’de h. 545 yılında ağzından işitilen bütün ilimler için bana icâzet verdi.”74

6.Alauddin Ebû Bekir Muhammed İbn Ahmed es Semerkandî :

Biyografisi daha önce geçti.

7- Ebu'I-Muîn en-Nesefî:

Biyografisi daha önce geçti.

8- Yahya ibn Mutarrif eI-Belhî:

Biyografisini bulamadım.

9- Muhammed İbn Bekir el-Büstî:

Hakkında bir bilgi bulamadım.

10- Ali İbn Ahmed eI-Fâris:

Hakkında bir bilgi bulamadım.

11- Nasr İbn Yahya el-Belhî:

Biyografisi daha önce geçti.

12- Muhammed İbn Semâa et-Temimî:

Muhammed İbn Semâa İbn Ubeydullah İbn Hilal İbn Vekî İbn Bişr et-Temimî Ebü Abdullah el-Kûfî’dir. Ebû Yusuf’tan, Muhammed İbn el-Hasen’den ve el-Leys İbn Sa’d’darı rivayette bulunmuştur. Muhammed İbn Anber ve Muhammed İbn İmran ed-Dabbî de ondan rivayeti olanlardandır.

İbn Hacer, onun hakkında şöyle der: “Sadûktur, onuncu tabakadandır. ” H. 233 yılında vefat etmiştir. Bir görüşe göre h. 236’da vefat etmiştir.75 

13- Ebû Yusuf:

Yakub İbn İbrahim’dir. Biyografisi daha önce geçmişti
.

Alıntı

65Osman lbn Müslim el-Bettî: Kalın elbise sattığı için el-Bettî denmiştir. el-Bettî Ebu Amr e|Basri diye de geçmektedir. İbn Hacer onun hakkında şöyle der: Sadûktur. Reyle fetva verdiği içın ayıplanmıştır. Beşinci tabakadandır. H. 143 yılında vefat etmiştir." Bkz: Takribu’t-Tehzib. 2/14; Tehzibu’t-Tehzib, 7/153; Siyeru A'Iami'n-Nubela, 6/148.
66Bkz: el-Fevaidu'l-Behiyye, s. 62; ed-Dûreru’I-Kamine, 2/147; Buğyetu'I-Vuât, 1/537; Taşköprüzade, et-Tabakat, s. 1 19; Keşfu'z-Zünûn, 1/1 12, 403-484.
67Buhara, Maveraunnehir'ın en büyük şehirlerinden biridir. Kuteybe ibn Müslim tarafından fethedilmiştir. Yakut el-Hamevî, şöyle der: "Ben, bu kelimenin kökünün nereden geldiğini ve o şehre niçin bu ismin verildiğini öğrenmek istedim, fakat bir bilgi bulamadım. Şüphesiz eski bir şehirdir, bahçeleri ve meyveleriyle meşhurdur.” Bkz: Mu'cemu’I-Buldan, 1/3253.
68el-Cevahiru’l-Mudıyye, 3/337; eI-Fevaidu’l-Behiyye, s. 199-200.
69Kerder: Harzem bölgelerinden bir bölgedir veya oraya sınır olan bir Türk bölgesidir. Bkz: Mu'cemu’l-Buldan, 4/450.
70Bkz en-Nucumu'z-Zahira, 6/351; eI-Vafîbi’I-Vefeyat, 3/254; Tacu’t-Teracim, s. 64.
71Merğinan: Maveraunnehir'de Fergana bölgesindeki nahiyelerden biridir. Bkz: Mucemu'l Buldan, 5/108.
72Fergana: Maveraunnehir’in Türkistan’a sınır olan geniş bir bölgesidir. el-lstahrî şöyle der: 'Fergana bir bölge ismidir. Şehirlerin ve kasabaların enine uzandığı geniş bir bölgedir. Maveraunnehir'de ondan daha fazla kasabası olan bir yer yoktur." Bkz: Mucemu'I-Büldan, 4/252.
73Bkz: eI-Cevahiru'I-Mudıyye, 1 /628; Tacu't-Teracim, s. 42; el-Fevaldu’I-Behiyye, s. 141-146.
74Bkz: el-Cevahiru'I-Mudıyye, 3/146; eI-Fevdidu’I-Behiyye, 166.
75Bkz: Takribu’t-Tehzib, 2/167; Tehzibu’t-Tehzib, 9/204.
76İthafu's-Sadeti’l-Müttekîn, 2/14.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 655
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
5- VASİYYETU EBÎ HANİFE

İman, kader, Kur'ân ve Allah Teâla’nın kelamının mahlûk olmadığı gibi temel itikadî meseleleri ihtiva eden küçük bir risaledir.

Bu eserden şu iki müellif söz etmiştir:

1- el-Beyadî, İşaratu’l-Meram, s. 21.

2- ez-Zebidî, İthafu ’s-Sâdeti ’I-Müttekîn, 2/13-14.

Zebidî şöyle der: ‘el-Vasıyye’nin tamamını İmam Sârim el Mısrî, Nazmu’I-Cuman’da; müteahhirinden el-Kadî Takıyyuddln et-Temimî, et-Tabakatu’s-Seniyye’de ve el-Kadı Ebu’l-Fadl Muhammed İbn eş-Şehna el-Halebî de Şerhi’l-Hidaye’nin baş tarafında zikretmişlerdir."76 

Bu Eserin İsnadının incelenmesi:


Bu eserin isnadına Medine’deki Arif Hikmet Kütüphanesi’nde 234 numarada kayıtlı mecmuanın içinde muhafaza edilen yazma nüshada rastladım. Bu nüshadaki senedin rivayet zinciri şöyledir: Husamuddin Hüseyin İbn Ali es-Siğnakî -> Muhammed İbn Muhammed İbn Nasr el-Buharî. -> Muhammed İbn Abdüssettar el-Kerderi -> Burhanuddin elMerğinanî -> Muhammed İbn el-Hüseyin en-Nevsühî -> Alauddin Ebu Muhammed İbn Ahmed es-Semerkandî  -> İmam Seyfu’l-Hakk Ebu’l Muîm Meymun İbn Muhammed el-Mekhulî en-Nesefî  -> İmam Ebu Tahir Muhammed İbn el-Mehdî el-Hüseynî -> İshak İbn Mansur el-Misyat‘i -> Ahmed İbn Ali es-Süleymanî  -> Hatem İbn Akil el-Cevheri -> Ebû Abdullah Muhammed et-Temimî -> Ebû Yusuf -> İmam Ebû Hanîfe.

Bu isnattaki kişiler ise şunlardır:

1- Husamuddin es-Siğnakî:


Biyografisi daha önce geçti.

2- Muhammed Buharî:

 Biyografisi daha önce geçti.

3- Muhammed el-Kerderî:

Biyografisi daha önce geçti.

4- Burhanuddin el-Merğinanî:

Biyografisi daha önce geçti


Alıntı


76İthafu's-Sadeti’l-Müttekîn, 2/14.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
2 Yanıt
2109 Gösterim
Son İleti 21 Mayıs 2017, 21:12
Gönderen: huzeyfe
5 Yanıt
1755 Gösterim
Son İleti 13 Ocak 2018, 23:39
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
600 Gösterim
Son İleti 12 Mayıs 2018, 04:49
Gönderen: Uhey
11 Yanıt
1443 Gösterim
Son İleti 13 Ağustos 2018, 04:36
Gönderen: Tevhid Ehli
3 Yanıt
1075 Gösterim
Son İleti 15 Ağustos 2018, 23:29
Gönderen: Tevhid Ehli