Tavhid

Gönderen Konu: İSTİKÂMET ÜZERE OLMAK!  (Okunma sayısı 434 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ahmed bin Hanbel

  • Newbie
  • *
  • İleti: 11
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
İSTİKÂMET ÜZERE OLMAK!
« : 09 Ekim 2018, 00:35 »
بسم الله الرحمن الرحيم

İSTİKAMET ÜZERE OLMAK


FUSSİLET SURESİ 30. ÂYETİN TEFSİRİ HAKKINDA…


     Allah (Subhanehu ve Teâla) şöyle buyurmaktadır:

إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ ﴿٣٠﴾

      “Şüphesiz, ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip, sonra dosdoğru yolda (istikâmet üzere) yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara, ‘Korkmayın, üzülmeyin; size vâdolunan cennetle sevinin!’ derler.” (57/el-Hadîd: 25)

     Şeyhu’l-İslam İbn-i Teymiyye (rah.) dedi ki:

     “Yüce Allah: “Şüphesiz, ‘Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru yolda (istikamet üzere) yürüyenlerin …” buyurmaktadır. Ebu Bekir es-Sıddık (radıyallâhu anh) o yoldan sağa sola dönüp bakmayanlar diye açıklamıştır. Böylelikler kalpleri ile ne sevgi, ne korku, ne ümit, ne dilekte bulunmak ve ne de ona tevekkül etmek suretiyle O’ndan başkasına iltifat etmeyenler… Aksine yalnızca Allah’ı (Subhanehu) seven, onunla birlikte başka ortakları sevmeyen, bir menfaat istemek için olsun bir zararı önlemek için olsun, O’ndan başkasını sevmeyenler, kim olursa olsun yalnız O’ndan korkanlar, O’ndan başkasından dilekte bulunmayanlar, kalpleriyle O’ndan başkasına yönelmeyen kimseler demektir.” (Mecmu’ul Fetâvâ, c.10, s.12-13)



     İmam Ebu Abdullah el-Kurtubî (rah.) ayet hakkında şunları söylemiştir:

     “Muhakkak Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanların…” buyruğu ile ilgili olarak Ata, İbn Abbas’tan şöyle dediğini rivayet etmektedir: ‘Bu âyet-i kerime Ebu Bekir es-Sıddîk (radiyallahu anh) hakkında inmiştir. Şöyle ki; müşrikler: ‘Rabbimiz Allah’tır, melekler onların kızlarıdır ve onlar Allah’ın katında bizim şefaatçilerimizdir.’ dediler ve böylelikle onlar “dosdoğru” olmadılar.
     Ebu Bekir ise şöyle demişti: ‘Rabbimiz Allah’tır. O bir ve tektir, O’nun hiçbir ortağı yoktur. Muhammed (Sallallahu Aleyhi veSellem) da O’nun kulu ve Rasûlüdür. Böylece o da “dosdoğru” olmuştur.

     Tirmizî’de Enes b. Malik’ten gelen rivayete göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Muhakkak Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra dosdoğru olanların... ” buyruğunu okuyup, şöyle demiştir: “İnsanlar bunu söylemişler, fakat sonradan onların çoğu kâfir olmuştur. Kim bu söz üzere ölürse, o dosdoğru olanlardandır.” (Tirmizî) dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bu âyet-i kerime ile ilgili olarak Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’dan Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali’den rivayete göre “dosdoğru olanlar”ın anlamına dair açıklamalar rivayet edilmiştir. (Tirmizi, V, 376)

     Müslim’in, Sahih’inde Süfyan b. Abdullah es-Sakafî’den şöyle dediği kaydedilmektedir: “Ey Allah’ın Rasûlü! İslâm hakkında bana öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden sonra -bir rivayette de, senden başka kimseye- soru sormayayım. Peygamber şöyle buyurdu: “Allah’a iman ettim de, sonra da dosdoğru ol.” (Müslim, I, 65; Müsned, III, 413)

     Tirmizî ayrıca şunu da kaydetmektedir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Benim için en çok korktuğun şey nedir? diye sordum. O kendi dilini tutarak: “Bu” diye buyurdu.” (Tirmizi, IV, 607; Darimi, II, 386; İbn Mace, II, 1314; Müsned, III, 413, IV, 384.)

     Ebu Bekir es-Sıddîk (radiyallahu anh)’dan: “Sonra dosdoğru olanların” buyruğunu Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayanlar...” diye açıkladığı rivayet edilmiştir.
el-Esved b. Hilal’in ondan rivayet ettiğine göre arkadaşlarına şöyle sormuş: “Şu, 'Muhakkak Rabbiniz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanların...' âyeti ile 'İman edenler ve imanlarına da zulüm karıştırmayanlar.' (el-En’am, 6/82) âyetleri hakkında ne diyorsunuz?” Arkadaşları: “ ‘Dosdoğru olanlar’, günah işlemeyenler; ‘imanlarına zulüm karıştırmayanlar’ da imanlarına hiçbir günah bulaştırmayanlar, demektir” dediler. Bunun üzerine Ebu Bekir şöyle buyurdu: “Andolsun siz bu âyeti olmadık şekilde yorumladınız. “Muhakkak Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra dosdoğru olanlar”, ‘başka hiçbir ilâha iltifat etmeyenler, yönelmeyenler’ demektir. “İmanlarına zulüm karıştırmayanlar” ise ‘imanlarına şirk karıştırmayanlar’ demektir. “İşte onlaradır güvenlik ve onlardır hidayete ermiş olanlar.” (el-En’am, 6/82)

     Ömer (radiyallahu anh)’dan da minber üzerinde hutbe irad ederken şöyle dediği rivayet edilmektedir: “Muhakkak Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanlar” buyruğu hakkında dedi ki: “Allah’a yemin ederim O’na itaat için dosdoğru yol üzerinde gidenler, sonra da tilkilerin sağa sola kıvrılıp gittikleri gibi kaçışmayanlar demektir.” (Bunu Zuhrî rivayet etmiştir. Bkz. Ahmed bin Hanbel, Kitâbu’z Zühd, c.2, #600)

     Osman (radiyallahu anh) da: “Sonra Allah için amellerini ihlâs ile yapanlar” diye açıklamıştır.

     Ali (radiyallahu anh)’ın da: “Sonra farzları edâ edenler...” diye açıkladığı rivayet edilmiştir.

     Tabiînden gelen açıklamalar da bu anlamdadır...

     İbn Zeyd ve Katade dedi ki: “Allah’a itaat üzere dosdoğru olanlar.”

     el-Hasen; “Allah’ın emri üzere dosdoğru yürüyerek O’na itaat olan işleri yapıp O’na masiyet olan işlerden kaçınanlar demektir.”diye açıklamıştır.

     Mücahid ve İkrime de şöyle demişlerdir; “Ölünceye kadar Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur, şehadeti üzerinde dosdoğru gidenler demektir.”

     Süfyan es-Sevrî de; “söylediklerine uygun olarak amelde bulunanlar” diye açıklamıştır.

     er-Rabî’ dedi ki: “Allah’tan başkasından yüz çevirenler” diye açıklarken, el-Fudayl b. İyad da şöyle demiştir: “Fani olana rağbet etmediler, ebedi olana yöneldiler.”

     Bunun; İkrarları ile dosdoğru oldukları gibi gizli hallerinde de dosdoğru olanlar anlamında olduğu söylenmiştir. Yine; Sözleriyle dosdoğru oldukları gibi, fiilleriyle de dosdoğru yürümüşlerdir, diye de açıklanmıştır. Enes de şöyle demektedir: ‘Bu âyet-i kerime nazil olunca, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kabe’nin Rabbine yemin ederim ki bunlar benim ümmetimdir” diye buyurmuştur.

     İmam İbn Furek de şöyle demiştir: Buradaki (“dosdoğru olanlar” anlamındaki: “istekamu” lafzında bulunan) “sin” harf-i taleb anlamındadır. “İsteska: su istedi, aradı” kelimesindeki “sin” gibidir, yani yüce Allah’tan kendilerine din üzere sebat vermesini istediler, demektir. el-Hasen de bu âyet-i kerimeyi okudu mu; Allah’ım, sen bizim Rabbimizsin! İstikameti bize ihsan et, diyordu.

     Derim ki: Bu görüşler her ne kadar biri diğerini kapsıyor ise de şöyle özetlenebilir: Onlar Allah’a itaat üzerinde itikaden sözleriyle ve fiilleriyle mutedil olanlar, dengede olanlar ve böylece devam edenlerdir. (El-Câmi’u li-Ahkâmi’l Kur’ân)


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2276 Gösterim
Son İleti 25 Aralık 2015, 00:42
Gönderen: Tavhid.org
0 Yanıt
1848 Gösterim
Son İleti 10 Haziran 2015, 22:43
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
2563 Gösterim
Son İleti 10 Şubat 2016, 23:02
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1863 Gösterim
Son İleti 22 Aralık 2016, 23:14
Gönderen: Leys b. Sad
0 Yanıt
507 Gösterim
Son İleti 27 Eylül 2018, 15:35
Gönderen: Hubeyb