Tavhid

Gönderen Konu: TEVHİD'İ HAYKIRMAK "BEŞİNCİ MEZHEB" DEMEK DEĞİLDİR!  (Okunma sayısı 160 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Sırât-ı Müstakîm

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 19
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ


Abdullatif b. Abdurrahman’dan, değerli kardeş Şeyh Muhammed b. Süleyman Âlu Abdulkerim el-Bağdâdî’ye...

(Ed-Duraru’s-Seniyye fi’l-Ecvibeti’n-Necdiyye, (1/507-509), Türkçe Baskı, Varakat Yayınları)


          Abdullatif b. Abdurrahman’dan, değerli kardeş Şeyh Muhammed b. Süleyman Alu Abdulkerim el-Bağdâdî’ye... Allah onu kendisine iman etmeye ve kendisinden sakınmaya muvaffak kılsın. Tevfîkini ve hidayetini arayanların üzerine tevfîkinin ve hidayetinin dolunayını assın. Selamun aleykum ve rahmetullâhi ve berekâtuh.

          Bundan sonra: Ben, kendisinden başka ilah olmayan Allah’a hamd ettiğimi sana bildiriyorum. O hamde layık olandır, her şeye kadirdir. Değerli mektubun bana ulaştı. Allah seni rızasına ulaştırsın. Seçkin kullarının ve dostlarının yoluna koysun. Senin adına çok mutlu oldum ve gözlerimi sana verilen nimete tekrar tekrar çevirip baktım. Allah’ın senin üzerindeki lütfundan ve seni ilettiği şeyden, nimetlerin en büyüğü, bağışların en değerlisi ve parlağı, arzu edilenlerin en şereflisi olan; İslam dinini bilmek, onunla amel etmek, çoğu kimsenin içine düştüğü ölülere ve gaipte olan kimselere dua etme, onlardan sıkıntıların giderilmesi, talep edilen şeylere ulaşılması, rağbet edilen şeylerin hâsıl olması için onları âlemlerin Rabbine denk tutarak istiğâsede bulunma gibi açık şirk ve küfürlerden berî olmak gibi nimetlerinden dolayı Allah’a hamd ettim.

          Halis kulluk sevgisi ve âlemlerin Rabbine karşı duyulması gereken saygı niddlere, şerîklere, aracılara ve şefaatçilere yöneltilmiştir. Hatta diğer dînî ibadetler bile puthane konumunda olan türbelere, şirk yuvası olan tapınaklara yöneltilmiştir. İbadetlerini bunlara yönelten kimselerin dilleri de bunu açıkça söylemekte, gönülleri kabullenmektedir, azaları da bunun gereğini yerine getirmektedir. Diğer beldelerde bu tür şirklerden ancak seçkin, garip ve yalnız kimseler kurtulabilmiştir. Bu durum da doğru sözlü Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in “İslam garip olarak başladı, yine başladığı gibi garip bir hale dönecektir.” buyruğunu doğrulamaktadır. Uzun zaman önce yaşamış fazilet ehli bir zat şöyle demiştir: “Günümüzde İslam, ilk zuhur ettiği zamankinden daha gariptir.”

          Derim ki: Bu sözün manası şudur: İslam’ın ilk zuhuru zamanında, kafirler ve ona karşı çıkanlar onun ne anlama geldiğini biliyorlardı. Nitekim Allah (subhânehû ve teâlâ), kâfirlerin “Bütün ilahları tek bir ilah mı yaptı? Gerçekten bu şaşılacak bir şeydir.” (Sad, 5) dediklerini nakletmiştir. Yaşadığımız zamanda kendilerini İslam’a nispet eden kimselerin çoğu ise, İslam’ın, salihlere itikat etmek, onlara dua edip onlardan istiğâsede bulunmak; kurban kesme, adak adama ve yemin etme gibi farklı ibadet çeşitleriyle onlara yakınlaşmaya çalışmak olduğunu zannetmektedir. Bu böyledir, çünkü onların küçüğü bu itikadın hakim olduğu bir çevre içerisinde dünyaya gelmiş, büyükleri de yine bu itikat üzere yaşlanmıştır. Tabiatları bunu yadırgamamıştır. Onları, tevhidin savunulduğu zaman “Bu beşinci mezheptir” derken duyarsın. Çünkü onlar içerisinde doğup büyüdükleri ve adet haline getirdikleri şeyden başka bir şey bilmezler. Özellikle de adetleri, âlim ve dindar olduklarını söyleyen kimselere aldanma desteklediği zaman... âlim ve dindar olduklarını söyleyen bu kimseler Allah katında cahillerden ve müşriklerden addedilir. Bu gibi kimseler avamın çoğunluğu ile Kitap ve Sünnet’in nasları arasındaki, bu ikisinde beyan edilen dinin ve hidayetin arasındaki en büyük perdedir.

          Onların çoğu ölçüyü iyice kaçırmış, Allah’a rabliğinde şirk koşma denizinde boğulmuşlardır. Bu şirkin içerisinde ayrıca Allah (subhânehû ve teâlâ)’ya ilahlığında şirk koşma da bulunmaktadır. Tutmuşlar, velilerin ve salihlerin kâinattaki işleri çekip çevirme ve kâinata tesir etme konusunda ortaklıklarının bulunduğunu, hatta yazılan kaderlerin gerçekleşmesi konusunda bile ortaklıklarının bulunduğunu iddia etmişlerdir. Lanet İblis onlara sokulup, bunun salihler hakkındaki en güzel itikat olduğunu ve Allah’ın mukarreb dostlarına hürmet etmek anlamına geldiğini vahyetmiştir. Allah, zalimlerin söylediklerinden çok yücedir, müşrik düşmanlarının attıkları iftiralardan münezzehtir. "Arş’ın Rabbi olan Allah onların yakıştırmalarından münezzehtir." (Enbiya, 22)

          Allah sana hidayeti ve hak dini bilme nimetini bahşetti de insanların üzerinde bulunduğu açık şirki gördün. O halde üzerindeki bu en büyük nimeti itiraf et ve bu nimetin şükrünü eda et. Rabbine çok çok hamd ü senada bulun. Allah Teâlâ’ya ve O’nun yoluna davet etmede öncü olmaya, hakkı deliliyle bilmeye gayret göster. Zira bu Allah dostlarının ve O’nun seçkin kullarının bulunacağı en yüksek mertebedir. Hayatının her anını ganimet bil ey kardeşim! Umulur ki bu hayatında yaptıklarınla ebedi mutluluğu; yüksek bahçelerde nebilerle, sıddıklarla, şehidlerle, salihlerle arkadaşlığı kazanırsın.

          Kasîm’deki talebe kardeşlerinin yanında bulunan; Allah’a basiret üzere davet eden İslam âlimlerinin risalelerini okuyup üzerinde düşün. Kardeşlerle müzakere etmeye, gerek bu konuda gerekse diğer ilimlerde onlarla beraber araştırmalarda bulunmaya özen göster. Çünkü onlar şu zamanda insan türünün en seçkinleri ve kâinatın cevherleri konumundadırlar. Allah onları muvaffak etsin ve kalplerindeki imanı arttırsın.

          Mektupta ayrıca bize kavuşmaya ve bizimle bir araya gelmeye duyduğun özlemi belirtmişsin. Bil ki biz Allah yolundaki kardeşlerimize kavuşmaya daha çok özlem duyuyoruz. Umulur ki Allah bizi birbirimize kavuşturarak lütufta bulunur, aramızdaki uzaklığı ve ayrılığı ortadan kaldırır.
Muhammed bin Abdulvehhab (rahimehullah) şöyle der: Muvahhidlerin avamından olan bir kimse bu müşriklerin âlimlerinden bin tanesine galip gelir! Tıpkı Yüce Allah’ın şöyle buyurduğu gibi: «Bizim ordularımız kesinlikle galip gelecektir.»  (Saffat: 173) Yüce Allah’ın ordusu, kılıç ve mızraklar ile galip oldukları gibi hüccet ve lisan ile de galiptirler. Asıl korkması gereken kişi, bu yolda yürüdüğü halde beraberinde (ilimden) bir silahı olmayan muvahhiddir. (Cevahiru’l Mudiyye Sayfa:35, Muvahhid Yayınları)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
3072 Gösterim
Son İleti 09 Haziran 2015, 01:35
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
2981 Gösterim
Son İleti 19 Haziran 2015, 02:34
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1462 Gösterim
Son İleti 03 Ağustos 2015, 00:18
Gönderen: İbn Teymiyye
1 Yanıt
3114 Gösterim
Son İleti 17 Eylül 2018, 16:09
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
332 Gösterim
Son İleti 11 Ekim 2018, 21:12
Gönderen: İbn Teymiyye