Tavhid

Gönderen Konu: HANİF KAVRAMI HAKKINDA - ŞEYH'UL İSLÂM İBNU TEYMİYYE (RAHİMEHULLÂH)  (Okunma sayısı 339 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 137
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
Hanif'in Anlamı*

"Hanif" kelimesi Kur'an'ı Kerim'de birçok kez tekrarlanmıştır. Cenabı Hakk insanlara "Hanifler" olmalarını farz kılmıştır. Bunu Ehl-i kitaba farz kıldığı gibi sonra da ümmeti Muhammed'e farz kılmış ve Hanif olan İbrahim milletine uymayı emretmiştir. Hakk Teala ehl-i kitaba şöyle emretti:

"Dini yalnız kendisine has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri namaz kılmaları, zekat vermeleri için ancak onlar müslüman olmaları emrolundu. İşte sağlam din odur." (Beyyine: 98/5)

Bu emir, ehl-i kitab ve diğer tüm insanlara yöneliktir. Ve yine şöyle buyurdu:

"Yahudiler ve hristiyanlar müslümanlara "yahudi ya da hristiyan olun ki" doğru yolu bulasınız." dediler. De ki: "Bilakis biz hanif olarak yaşamış İbrahim'in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi" (Bakara: 2/135)

Ve İbrahim için şöyle buyurdu:

"İbrahim, ne yahudi, ne de hristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi" (Al-i İmran: 3/67)

"De ki O Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbrahim'in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi" (Al-i İmran: 3/95)

"İşlerinde doğru olarak kendini Allah'a veren ve İbrahim'in, Allah'ı bir tanıyan dinine tabi olan kimseden dince daha güzel kim vardır? Allah İbrahimi dost edinmiştir" (Nisa: 4/125)

"De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah'ı birleyen İbrahim'in dinine iletti. O, ortak koşanlardan değildi" (En'am: 6/161)

"Gerçekten İbrahim, Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önderdi. Allah'a ortak koşanlardan değildi." (Nahl: 16/120)

"Durum böyle. Her kim, Allah'ın emir ve yasaklarına saygı gösterirse, bu, Rabbinin katında kendisi için daha hayırlıdır. (Dine, haram olduğu) size okunanların dışında kalan hayvanlar size helal kılındı. O halde, pislikten, putlardan sakının; yalan sözden sakının. Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanifleri (olun)." (Hacc: 22/30-31)

"Sen yüzünü "hanif" olarak dine, yani, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise o fıtrata çevir. Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler. Hepiniz O'na yönelerek O'na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın" (Rum: 30/30-31)

Kur'an'ın tamamı hanifliğin İbrahim'in milleti olduğuna, sadece Allah'a ibadet etmek ve şirkten beraat olduğuna delalet etmektedir.

Allah'a ibadet ise O'nun bize emir ve meşru kıldığı ölçüler içinde olur ki bu da hanifliğe dahildir. Yahudi ve hristiyanlar gibi, insanların kendi uydurdukları ibadetler ise hanifliğe dahil değildir. Musa, İsa ve İsrailoğullarının tüm peygamberleri ve ona tabi olanlar, sonradan dinlerini değiştirip "Haniflikten çıkanların aksine, onların tamamı Hanifdiler.

Cenabı Hakk ehli kitabı ve başkalarını dini yalnız kendisine has kılarak ve hanifler olarak ibadet etmelerini emretti. Fakat onlar kendilerine Hak geldikten sonra Allah'ın dinini değiştirip saptırdılar.

Selefin ve lügatçilerin sözleri de, ifadeleri çeşitli olsada, buna delalat etmektedir.

İbn Ebi Hatim'den, Osman b. Ata el-Horasani'den1 malum isnadı ile "hanifen müslimen"2 kavli ilahisi ile ilgili şöyle rivayet edildi: "Muhlisen müslimen"3

İbn Ebi Hatim şöyle dedi: Mukatil b. Hayyan'dan4 da bunun benzeri rivayet edildi.

Hasif5 de şöyle dedi: Hanif: Muhlis demektir6.

Salebi ve başkaları Mukatil b. Süleyman'dan isnadı ile Ebu Kuteybe el-Basri "Naim b. Sabit"7 den O da, Ebu Kalebe8 den şöyle rivayet etti: "Hanif: tüm peygamberlere iman edendir"9

Muhammed b. Ka'b da şöyle dedi: "Hanif, mustakim demektir."10

Maruf isnadı ile Süfyan es-Sevri'den, o da İbn Ebi Necih'den o'da Mücahid'den: Hanifen yani mütbean (tabi olan) demektir. "Hanefiyye" ise, "İbahim'e tabi olmaktır"; Mücahid'in bu sözünü bir grup müfessir rivayet ettiler. Buna benzer bir sözü de Rebi b. Enes'den rivayet edildi.11

Ve yine Mücahid şöyle dedi: "Haniflik, getirdiği şeriat ölçüleri içinde İbrahim'e uymaktır ki, o bununla insanlara imam oldu"12

İbn Ebu Talha'da İbn Abbas'dan naklen şöyle dedi: "Hanifen" yani "Haccen/Hacı olarak, demektir."

İbn Ebu Hatim şöyle dedi: "Hasan, Dahhak, Atiyye ve Suddi'den de buna benzer sözler rivayet edildi."13

Bir grup insan da Dahhak'dan şöyle dediğini naklettiler:

"Hanif kelimesi ile beraber müslim kelimesi geçerse, o "hacı" manasında gelir. Tek başına "Hanif" kelimesi ise, "müslüman" anlamındadır."14

Salebi ve Beğavi gibi o'na tabi olanlar İbn Abbas'dan şöyle rivayet ettiler: "Hanif, diğer dinlerden islam dinine meyledendir" ve şöyle dediler: Bu kelimenin aslı meyl ve ayaktaki eğrilik olan "hanf" kelimesidir."15

Ahnaf b. Kays'ın16 bu ismi almasının nedeni de budur. Çünkü O'nun ayağında eğrilik vardır.

Ben (İbn Teymiyye) derim ki: Allah (celle celaluhu)'nun Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in lisanı üzere farz kılmasıyla da hacc, "hanif"liğin içindedir "haniflik" onunla tamama ulaşır ve o, İbrahim'in milletindendir.

İbrahim (aleyhis selam)'ın döneminden itibaren meşru kılınmıştır. Musa, Yunus ve diğer birçok peygamber haccetmişlerdir.

İslam'ın da başlangıcından itibaren meşru olan hacc, Medine'de son dönemlerde farz kılınmıştır.

Doğrusu H. 10. veya 9. yılında farz kılındığıdır. H. 6. yılda farz kılındığı görüşü doğru değildir.

Hakk Teala, Muhammed'e ve ümmetine hanifler olmasını emrederek, Mekki olan Nahl suresinde şöyle buyurdu:

"Sonra da sana, "hanif olarak İbrahim'in dinine uy, zira o müşriklerden değildi" diye vahyettik." (Nahl: 16/123)

Farz kılıncaya kadar hac, vacib olarak değil istihbab ve kemal olarak Hanifliğe dahil idi.

Üzerlerine hacc farz olmamakla beraber Cenabı Hak ehli kitaba da hanif olmalarını emretti.

İbn Ebu Hatim, Rebi b. Enes'den, o'da Ebu Aliye'den şöyle rivayet etti: "Hanif, namaz için Allah'ın evine dönen ve imkan bulduğu takdirde haccı üzerine farz gören kimsedir"17

Hanif'in bu şekildeki tefsiri, kıblenin Ka'be'ye çevrilmesi ve haccın farz kılınmasından sonradır.

Yoksa Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ona tabi olanlar, hiç kuşkusuz bundan önce Mekke'de de hanifdiler. Onlar daha önce kendilerine emredildiği şekilde Beytül Makdis'e yönelerek namaz kılmaktaydılar.

Kıble Kabe'ye ancak Medine'de hicretin 2. yılında çevrildi.

Aynı şekilde Musa ve ona tabi olanlar, İsa ve tabiileri de hanifdiler, ve Beytül makdis'e yönelerek namaz kıldılar. İbn Ebu Hatim ve başkaları İbn Ebu Urube'nin tefsirinde Katade'den şöyle rivayet ettiler: "Hanefiyye: Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmektir ki, anaların, kızların, kızkardeşlerin, teyzelerin, halaların tahrimi, Allah'ın diğer yasakları ve sünnet de buna dahildir. Müşrik Araplar şirklerine rağmen, yakın akrabalarla evlenmemek, hac ve hac menasikleri gibi hanefiyye'nin bazı gereklerine riayet etmekteydiler."18

Katade, hanefiyye'nin tevhid ve Allah'ın haram kıldıklarına ve sünnete riayet ederek İbrahim'in milletine uymak olduğunu ve müşriklerin şirklerine rağmen yakın akrabalarla evliliği haram kabul ettiklerini, hac yaptıklarını ve sünnet olduklarını zikretmektedir. Müşrikler İbrahim'in dinin temeli olan tevhidi bozmalarına rağmen onun dininden olan diğer bazı hükümleri muhafaza etmişlerdir.

Müşrik araplarla mecusiler haram tanımayanlar ve hristiyanlar ve diğer milletler arasındaki fark, İbrahim'in dininden muhafaza ettikleri bu hususlardı.

Ebu'l Hasan el-Ahfeş de böyle dedi: "Hanif, müslüman, demektir."

Başkaları ise: "Hanif kelimesi ile beraber müslim kelimesi zikredilirse bu, hacı manasındadır."

Ebu'l Hasan el-Ahfeş şöyle dedi: "Cahiliye döneminde sünnet olan ve hac yapanlara Hanif denilirdi. Çünkü Araplar İbrahim'in dininden sadece bu iki şeyi muhafaza edebilmişlerdi. İslam geldiği zaman gerçek hanifliği geri getirdi."

Asmai de19 şöyle dedi: "Araplara göre kim Yahudi veya Hristiyan dininden dönerse o haniftir."

Ben derim ki: Ehli kitaptan bazı Hristiyanların kitaplarında Hanifliği kötüleyici ifadelerin bulunması bu nedenledir.

Onlar bunun ile hac yapan, sünnet olan arap müşrikleri kastediyorlardı. Çünkü Hristiyanlar hac etmez, sünnet olmaz ve sünneti ibadet kabul etmezler.

Bazıları Sabiiler ve Hanifleri birbiriyle karıştırmaktadırlar ki, müşrik sabilerin aksine gerçek hanifler, İbrahim milletine tabi olan ve sadece Allah'a ibadet eden muvahhidlerdirler.

Sabiiler iki kısımdır: Hanif olan sabiiler ki, Kur'an onlardan övgü ile bahsetmektedir20 ve müşrik sabiiler, Mecusiler ve diğer müşrikler ise kesinlikle hanif değillerdir.

Ebu Bekr Furek21 ve diğer başka kelamcılar, Zerdüşt,22 Mazdak23 ve Bahanzil24 gibi nübüvvet iddia eden farslıların İbrahim'in milleti üzerine olduklarını ve o'nun dinine davet ettiklerini iddia etmişlerdir.

İbn Furek Nübüvveti inkar eden Hindilere karşı cevaben yazdığı bir kitabında şöyle diyor:

İbn Furek şöyle devam ediyor: "Eğer şöyle sorulsa: Peygamberlerin gönderilmesinin caiz olduğuna ikna oldum. Pekala, Allah'ın kullarına gönderdiği peygamberlerin, başkaları değil de sadece sizin belirttiğiniz kimseler olmasının delili nedir?"

Ona şöyle cevap verilir: Bunun delli şudur: bize muhtelif cihetlerden gelen ve yalanı mümkün olmayan haberlerden kesin olarak anlaşılmaktadır ki peygamberler adetin olanın ötesinde denizi yarmak, asayı yılana çevirmek, ölüleri diriltmek, anadan doğma kör ve sağırları iyileştirmek, ayı yarmak gibi olağanüstü mucizeler göstermişlerdir. Onların gösterdikleri bu mucizeleri, nübüvvet iddiasında bulunan yalancı peygamberler gösterememişlerdir. Bu durum nübüvvet iddia eden, herkesin değil, sadece onların peygamber olduklarını gösterir.

Peygamberlerin sıdk ve doğruluklarına delalet eden bir diğer husus da, onların her birinin kendi zamanlarında insanları şehvetlerden, hevaya uymaktan nehyetmeleri, kötülüklere engel olmaya çalışmaları ve bu yolda başlarına gelen musibet ve belalara sabretmeleridir.

Bu herkesin yapacağı bir şey değildir. Peygamberler nübüvvet iddialarını ve davalarını açık burhan ve mucizeler ile ispat etmeseler bu durumda onlara iman vacip olmuştur.

Ayrıca aradan geçen asır ve nesiller boyunca insanların onlara karşı sevgi, itaat ve özlem duymaları da onların, Allah (celle celaluhu) tarafından açık mucizelerle insanlara gönderilmiş hak peygamber olduklarına ayrı bir kanıttır."

İbn Furek şöyle devam ediyor:

Eğer birisi şöyle dese: Dünyada nice iftiracı ve bidatçı kişilerin çıkıp, etraflarına tıpkı peygamberler gibi büyük cemaatler topladıklarını görüyoruz.

Biz bu sözü söyleyene sorarız: Kim bunlar? Bunlar ancak Zerdüşt, Mazdek, Mani25 ve Bahayizid'in adarını verebilirler.26

Ona şu cevabı veririz: Zerdüşt, Mazdek ve Bahayezid, bunların her üçü de kendi zamanlarında İbrahim'in dini üzere olduklarını ilan ettiler ve o'nun şeriatına aykırı davranmaktan kaçınarak etraflarına cemaat topladılar.

Yoksa siyaset ve saltanat ile değil. Bu üçünden hiçbiri yeni bir din getirmeyip, bulundukları zaman için de İbrahim'in şeriatını temsil ettiklerini iddia ettiler ve her biri ibrahim'in dinini kendi zaman ve kavimlerinin dillerine tercüme ettiler."

İbn Furek şöyle devam ediyor: "Mani'ye gelince, İbrahim'in doğru yolu'üzerine olan Mesih'in öğrencisi olduğunu, kendisi dışındaki hristiyanların yoldan çıktıklarını ve İsa'ya indirilen gerçek İncil'in kendi elinde olduğunu iddia etti. Ayrıca İsa'nın göğe yükseldiği zaman kendisinin de o'nun yanına yükseldiğini ve yaptığı her şeyi İsa'nın talimatıyla yaptığını iddia etti."27

Ben (İbn Teymiyye) derim ki: İbrahim'e düşman olup, onun düşmanı Nemrud'u destekleyen Türk, çin vesaire müşrikler günümüzde de mevcuttur.

Bu kavimler Nemrud'un küçüklü büyüklü putlarını yaparak o'na tapar ve işlerine onun ismiyle başlarlar ve o'nu: Sübhane Nemrud, subhane Nemrud diye tesbih ederler.

İbrahim (Allah'ın salat ve selamı o'nun üzerine olsun) kendisinden sonraki insanlar için imam kılınmıştır ve hiçbir mümin ve iman izhar eden münafık yoktur ki, İbrahim'i yüceltmiş olmasın. Allah kitabı ve nübüvveti o'nun zürriyetine nasip etmiştir. Ondan sonra gelen peygamberler hep onun zürriyerindendir ve peygamberlere inanan herkes o'na da iman etmiştir. Allah'ın dinine çağıran ve şirkten men eden hiç kimse yoktur ki İbrahim'i yüceltmiş olmasın.

Her ne kadar İbrahim'e tabi olduklarını söyleyenler arasında, o'nun getirdiği mesajlara aykırı davrananlar bulunmakta ise de İbrahim onların bu yaptıklarından beridir. Zürriyeti içinde muhsinler bulunduğu gibi, Arap müşrikleri gibi kendilerine zulmedenler de bulunmaktadır. İbrahim gönderildiği zaman, şirk tüm yeryüzünü istila etmişti. İşte böylesi olumsuz bir duruma rağmen o tevhidi ilan edip, insanları ona çağırdı. Şirke ve müşriklere cephe aldı ve Allah o'nu müşriklere galip getirdi.

Kur'an birçok yerde İbrahim'in hanif olduğunu beyan etti ve hanifliği o'nun ayrılmaz bir vasfı kıldı. Hatta "hanif kelimesi muzafi ileyh'den hal olarak nasb edilmiştir. "Kul bel millete İbrahim'e hanife" "De ki: Bilakis biz, hanif olarak yaşamış İbrahim'in dinine uyarız" (Bakara: 2/135)

"En ettebiu millete İbrahim'e hanife" "Hanif olarak İbrahim'in dinine uy" (Nahl: 16/123) Misallerinde olduğu gibi. Küfeliler bu durumu, lafızda sıfat olmayıp kesilmesi nedeniyle "Kafi üzerine nasb" olarak adlandırırlar.

Basralılar ise "hal üzere nasb" olarak isimlendirirler."28 Bazı nahivciler ise, muzaf ve muzafun ileyh, tek birşey konumunda olmadıkça hal'ın muzafı ileyhe intisab'ının caiz olmadığını söylediler.29 Şu misallerde olduğu gibi:

"Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?" (Hucurat: 49/12)

Bu "Eh"den haldir. Çünkü "Lahme ehihi" (kardeş ve et) kelimesi: aynı şeydir.

"Kul bel millete İbrahime Hanife"'de böyledir. Çünkü millet, ondan bazısı yerindedir.

Aynı Adiyy b. Hatem'in30 müslüman oluş kıssasında olduğu gibi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) O'na islamı anlatınca Adiy: Yani, dinimin oğulları"31 demiştir. O sanki "Onların soyundan" demek istemiştir. Bu nedenle, "Ama Zeyd, ilmi ve dini" denilerek bu ikisini Zeyd'den bedel kılınması caizdir. Allah daha iyi bilir.


Alıntı
Dipnotlar:

* İbni Teymiyye, Müşkil Ayetlerin Tefsiri, Tevhid Yayınları sayfa no. 205-215

1- Osman b. Ata b. Ebi Müslim el-Horasani zayıftır. 155 yılında öldü.

2- Al-i İmran: 3/68

3- Bkz. Tefsiru ibn Ebi Hatim sh. 326

4- Mukatil b. Hayyani imam, alim ve muhaddis. Sika'dır. 150 yılında vefat etti.

5- Hasif b. Abdirrahman el-Hadrani Salih bir adamdır ancak hadisi zayıftır. Ezberi kötüdür ve rivayetleri birbirine karıştırır. 137 yılında vefat etti.

6- Bkz. Tefsiru ibn Ebu Hatim sh, 326.

7- Naim b. Sabit Ebu Kuteybe el, Basri Takrib'de "Makbul"dür denildi.

8- Abdullah b. Zeyd b. Amr, (Amir el- Basri Ebül Kalaba'de denildi) Sikadır. İrsal yapar. 104 yılında vefat etti.

9- Salebi'nin rivayeti kendi tefsirinde bulunmamıştır. Bu rivayeti ibn Ebu Hatim kendi tefsirinde (sh. 325) zayıf bir isnad ile tahric etmiştir.

10- Bkz. Tefsiru ibn Ebu Hatim, sh, 324-325

11- Bkz: Tefsiru ibn Ebu Hatim, (1/398).

12- Mealimut Tenzil'de Beğavi Mücahid'den zikretti. (1/119).

13- Bkz. Tefsiru ibn Ebu Hatim 1/397.

14- Nakledenler es, Salebi (el-keşfu ve'l Beyan') 157 el-Beğavi (Mealimu't Tenzil 1/119).

15- Bkz. el-Keşf ve'l Beyan 1/157.

16- Ahnef b. Kays b. Muaviye b. Haşin. Büyük emir, alim Ebu Bahr et-Temimi. Yumuşaklığı ve güzel ahlakı darbu mesel olmuştur. İsmi Dahhak veya Sahr'dır. Ayağının eğriliği dolayısıyla Ahnef diye meşhur olmuştur. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatta iken müslüman olmuş ve Ömer'in döneminde Medine'ye gelmiştir. Sika ve emindir. 67'de vefat etti.

17- Bkz. İbn Ebu Hatim, Tefsir 1/398

18- Bkz. Tefsir ibn Ebu Hatim 1/398

19- Abdulmelik b. Karib b. Abdilmelik, Ebu Said el- Asmai Luğat, nahiv alimi. Ahmed b. Hanbel ondan övgü iie bahsetmiştir. Takrib'de de "Saduk ve Sünni'dir" denildi. Garibu'l Kuran, Halkul insan gibi. eserleri vardır. 215 yılında vefat etti.

20- Cenab-ı Hak Bakara suresinin 62. ayetinde şöyle buyurdu: "Şüphesiz iman edenlerle, yahudiler, hristiyanlar ve sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp, salih amel işleyenler için Rableri katında mükafaatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir."

Maide 69'dâ da şöyle buyruldu:

"İman edenlerle yahudiler, sabiiler, hristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur, onlar üzülecek de değillerdir."

21- Ebu Bekr. Muhammed b. Hasan b. Furek el- Esbahani imam, Allame, büyük kelama usulü fıkıh, usuluddin, meanil Kur'an ilimlerinde yüzden fazla eseri vardır. 406 yılında vefat etti.

22- Zerdüşt b. Burşit. Azerbeycanlı. Peygamberlik iddiasında bulundu ve vahiy olduğunu iddia ettiği bir kitap getirdi. Alemi ruhani ve cismani olmak üzere ikiye ayırdı. İnsan hareketlerini de inanç, söz ve amel olmak üzere üç kısma ayırdı.

23- Mazdak b. Namzan. Peygamberlik iddiasında bulundu ve her şeyin mubah olduğunu öne sürdü. Enuşirvan tarafından öldürüldü.

24- Hayatı hakkında bilgi edinilememiştir.

25- Mani b. Fatik peygamberlik iddia etti. Alemi nur ve zulumat olmak üzere ikiye ayırdı. Behram tarafından öldürüldü.

26- Hayatı hakkında bilgi edinilememiştir.

27- İbn Furek'in kelamı burada son bulmaktadır.

28- Bkz. el-Beğavi, Mealimut Tenzil 1/119, Ebu Hayyan, Bahru'l Muhit 1/406, Seminu'l Halebi, Dureru'l masun 2/136-137.

29- Bkz. Durerul-Masun: 2/136.

30- Adiy b. Hatim Sahabi. H.7 yılda peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yanına geldi ve peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona ikramda bulundu ve saygı gösterdi. 67 yılında vefat etti.

31- Adiy b. Hatem'in müslüman oluşu kıssasında bu ibare bulunamamıştır. Ahmed'in müsned (4/377) de rivayet ettiğine göre Adiyy şöyle demiştir. "Ben din sahiplerindenim"

Bu kıssayı, rivayet edenlerden Tirimzi, Kitabu Tefsiri'l Kur'an (5/202) şöyle dedi: Bu hadis Hasen Garib'dir.
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
2464 Gösterim
Son İleti 12 Haziran 2015, 11:24
Gönderen: Tavhid.org
27 Yanıt
6211 Gösterim
Son İleti 21 Kasım 2015, 23:32
Gönderen: İbn Umer
10 Yanıt
4504 Gösterim
Son İleti 12 Aralık 2015, 03:08
Gönderen: İbn Teymiyye
15 Yanıt
3447 Gösterim
Son İleti 27 Kasım 2018, 06:22
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1095 Gösterim
Son İleti 02 Ağustos 2018, 02:15
Gönderen: Tullab'ul Ilm