Tavhid

Gönderen Konu: ŞİRKİN HAKİKATİ - İBN KAYYİM EL-CEVZİYYE  (Okunma sayısı 214 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Teymullah

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 26
  • Değerlendirme Puanı: +1/-0
  • تَيْمُ الله اَلسَّلَفِي
ŞİRKİN HAKİKATİ - İBN KAYYİM EL-CEVZİYYE
« : 30 Kasım 2018, 20:16 »
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

فَصْلٌ حَقِيقَةُ الشِّرْكِ


Şirkin Hakikati Hakkında Bir Fasıl


İbn Kayyim el-Cevziyye Rahimehullâhi Teâlâ


(Ed-Dâu Ve’d-Devâ, sf. 136-138, Dâru’l-Mâ'rife)

(Kalbin İlacı, sf. 234-238, Polen Yayınları)




Şirkin hakikati, yaratılanı Yaratan’a teşbih (benzetmek)tir. Hakikatte teşbih işte budur, yani Allah’ın kendisini nitelediği ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in de Allah’ı vasfettiği kemal sıfatları ispat etmemektir. Ancak Allah’ın kalplerini çevirip basiretini kör ettiği kimseler işi ters yüz etmiş, tevhidi teşbihe çevirmiş, teşbihi tazim ve taat saymıştır. İşte müşrik, ilahlık vasıflarında yaratılanı Yaratan’a benzeten kişidir.

Zarar ve fayda vermeye, ihsan etmeye ve vermeyerek engellemeye yegâne güç yetirir olmak, ilahlık vasıflarındandır. Bu; dua, korku, ümit ve tevekkülün yalnızca Allah’a bağlanmasını gerektirir. Bunları mahlûkattan birine bağlayan kimse onu Yaratan’a benzetmiş olur. O, başkaları bir yana kendisi için dahi herhangi bir zarar, faydaya malik olmayan, ölüm, hayat ve yeniden diriltmeye güç yetiremeyen bir varlığı; emrin tamamı kendisine ait olan bir zâta benzetmiş olur. Her şey O’nun kontrolündedir, bütün işler O’na döner, dilediği gerçekleşir, dilemediği gerçekleşmez, verdiğine engel olacak, engel olduğunu da verecek kimse yoktur, kul için rahmet kapılarını açtığında kimse O’nu tutamaz, rahmetini engellediğinde kimse O’nu gönderemez.

İşte en çirkin benzetme, bizâtihi aciz ve fakir olanı, bizâtihi kadir ve zengin olana benzetmektir.

İlahlık vasıflarından biri de hiçbir yönden bir eksiklik bulunmaması, her yönden mutlak bir mükemmelliktir. Bu, bütünüyle ibadetin; tazim etme, yüceltme, korku, dua, ümit, yönelme, tevbe, tevekkül, yardım isteme, çok büyük bir sevgi ile birlikte büyük bir zilletin, bunların hepsinin aklen, şer’an ve fıtraten yalnızca Allah’a ait olmasını gerektirir. Aklen, şer’an ve fıtraten, bunların Allah’tan başkasına ait olmasına imkan yoktur.

Bunlardan herhangi birini Allah’tan başkası için yapan, onu benzeri ve dengi olmayan Allah’a benzetmiş olur. Bu da en çirkin ve batıl bir benzetmedir. Allah subhanehu, kendi üzerine rahmeti yazmış olmasına rağmen, çok çirkin olması ve büyük bir zulmü içermesi dolayısıyla bunu bağışlamayacağını haber vermiştir.

İlahlık vasıflarından biri de, büyük bir alçalma ve zillet ile büyük bir sevgi üzerine kurulu olan ve bunlar olmadan ayakta duramayan kulluktur. Bu, kulluğun kemalidir. Kulların mertebeleri, bu iki esas (zillet ve sevgi) bakımından bulundukları makama göre değişir.

Kim sevgisini ve zilletini Allah’tan başka birine yöneltirse, yalnızca Allah’ın hakkı olan bir mevzuda başkasını O’na benzetmiş olur. Herhangi bir şeriatin bunu getirmesi imkân dahilinde değildir. Bunun çirkin oluşu bütün akıl ve fıtratlara yerleştirilmiş bir şeydir; ne var ki şeytanlar kulların birçoğunun fıtratlarını ve akıllarını değiştirmiş, bozmuş ve insanları selim fıtrat ve akıldan saptırmıştır.

Allah’tan kendilerine bir güzelliğin geçtiği kimseler ise ilk fıtratları üzere kalmışlardır. Allah da onlara, fıtrat ve akıllarına uygun olan peygamberlerini göndermiş, kitaplarını indirmiştir. Böylece nurlarının üstüne nur katmışlardır.

“Allah dilediğini kendi nuruna iletir.” (Nur, 35)

Bu anlaşıldıktan sonra, deriz ki secde de ilahlık vasıflarından biridir. Allah’tan başkasına secde eden kişi, yaratılanı O’na benzetmiş olur.

Tevekkül de bu vasıflardandır. Allah’tan başka birine tevekkül eden, o kişiyi Allah’a benzetmiş olur.

Tevbe edilme de ilahlık vasıflarındandır. Allah’tan başkasına tevbe eden, onu Allah’a benzetmiştir.

Yine, O’nu tazim etme ve yüceltme olarak ismi üzerine yemin etme de ilahlık vasıflarındandır. Allah’tan başkasının ismini kullanarak yemin eden kimse, o kişiyi Allah’a benzetmiş olur.

Buraya kadar anlatılanlar mahlûku Allah’a benzetme kapsamındaydı.

Kulun kendisini Allah’a benzetmesine gelince, her kim büyüklenir, kibirlenir, insanları kendisini övmeye, methetmeye, tazim etmeye, karşısında zilletle boyun eğmeye, kendisinden ümit etmeye; kalplerini korku ve ümitle, sığınarak ve yardım isteyerek kendisine bağlamaya çağırırsa kendisini Allah’a benzetmiş; rubûbiyet ve ulûhiyetinde O’nunla mücadeleye girişmiş olur. Bu kimse, Allah’ın kendisini en kötü şekilde rezil ve zelil etmesini, kullarının ayaklarının altında kılmasını hak etmiştir.

Sahih-i Müslim’de geçen bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Allah azze ve celle şöyle der: ‘Azamet benim izarımdır, Kibriya ridamdır. Kim bunlardan birinde benimle mücadele ederse ona azap ederim.” (Müslim, 2620)

Kendi elleriyle sûret (ruhu olan varlıkların resim ve heykellerini) yapanlar, sırf yaratmada Allah’ı taklit etmeleri sebebiyle kıyamet günü en büyük azaba çarptırılacak kimseler olduğuna göre, rubûbiyet ve ulûhiyet konusunda Allah’ı taklit edenlerin hali nasıl olur?

Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü en şiddetli azap edilecek olanlar sûret yapanlardır. Onlara: ‘Yarattığınız şeylere can verin.’ denilecektir.” (Buhari, 5607; Müslim, 2108)

Buhari ve Müslim, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: “Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: ‘Benim gibi yaratmaya çalışandan daha zalim kimdir? Haydi, bir zerre yaratsınlar, bir tohum yaratsınlar veya bir arpa tanesi yaratsınlar.” (Buhari, 7120; Müslim, 2111) Allah Teâlâ burada zerre ve arpa tanesi diyerek, bunlardan daha büyük şeylere dikkat çekmektedir.

Burada anlatılmak istenen şudur: Yaratışında Allah Teâlâ’yı taklit edenin hali böyleyse, rubûbiyet ve ulûhiyet niteliklerinde O’nu taklit edenin hali nasıl olur?

Allah’tan başkasına yaraşmayan hükümdarlar hükümdarı ve hâkimler hâkimi gibi isimlerde O’na benzemek de böyledir.

Buhari ve Müslim’de rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah katında en hakir isim şahlar şahı, yani hükümdarlar hükümdarıdır. Allah’tan başka hükümdar yoktur.” (Buhari, 5253; Müslim, 2143)

Hadisin başka bir rivayetinde şöyle geçmektedir: “Allah’ın gazabını en çok çeken kimse, kendisine hükümdarlar hükümdarı denen kişidir.” (Müslim, 2143)

Allah’ın bu öfke ve gazabı, kendisinden başkasına yaraşmayan isminde kendisini taklit eden kimse üzerinedir. Yegâne hükümdarlar hükümdarı, hâkimler hâkimi O’dur. Hükümdarların hepsi üzerinde hüküm verecek olan, onları yargılayacak olan ancak Allah’tır.



 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2399 Gösterim
Son İleti 25 Kasım 2015, 13:51
Gönderen: İbn Umer
1 Yanıt
1537 Gösterim
Son İleti 26 Kasım 2015, 13:28
Gönderen: İbn Umer
1 Yanıt
1501 Gösterim
Son İleti 23 Mart 2016, 13:21
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
222 Gösterim
Son İleti 01 Aralık 2018, 16:27
Gönderen: Teymullah
0 Yanıt
177 Gösterim
Son İleti 02 Aralık 2018, 19:24
Gönderen: Teymullah