Tavhid

Gönderen Konu: KÜFRÜN RÜKÜNLERİ / DİREKLERİ - İBN KAYYİM EL-CEVZİYYE  (Okunma sayısı 176 defa)

Faruk ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Teymullah

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 26
  • Değerlendirme Puanı: +1/-0
  • تَيْمُ الله اَلسَّلَفِي
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

فصل أَرْكَان الْكفْر


KÜFRÜN RÜKÜNLERİ / DİREKLERİ


İbn Kayyim el-Cevziyye Rahimehullâhi Teâlâ


(el-Fevâid, sf. 157-159, Dâru’l Kutubu’l İlmiyye, Beyrût)

(el-Fevâid, sf. 278-280, Türkçe Baskı, Polen Yayınları)



Küfrün rükünleri dörttür: Kibir, haset, gazap ve şehvet.

Kibir, boyun eğmeyi engeller. Haset de nasihati kabul etmeyi ve nasihati gerçekleştirmeyi engeller. Gazap da adaleti engeller. Şehvet de ibadet yapmayı engeller. Şayet kibrin rüknü/direği yıkılacak olursa, kulun boyun eğmesi kolaylaşır. Hasedin direği yıkılırsa, kulun nasihati kabul etmesi ve gerçekleştirmesi kolay olur. Gazap direği yıkılacak olursa, kula adalet ve tevazunun yerleşmesi kolaylaşır. Şehvet direği yıkılırsa, sabır, iffet ve ibadet o kul için kolaylaşır.

Şu var ki köklerinden sökülüp yok edilmesi, kendilerine dûçar olduktan sonra bu dört hasletin yok olmasından daha kolaydır. Özellikle bu hasletler kökleşmiş, sabitleşmiş ve sıfatlaşmışlarsa... Çünkü bu takdirde -bunları bulundurmasıyla- elbette ki ameli doğru dürüst olmaz. Bu amelleri yerine getirmesi bir yana, nefsi tezkiye de olmaz. Kendisi her bir amele giriştiği zaman bu dört haslet o ameli ifsad ediverir. Nitekim bütün afetler bunlardan türemiştir. Bunlar kalpte hakim duruma geçtiklerinde, bâtılı hak sûretinde, hakkı da bâtıl sûretinde, iyiyi kötü sûretinde, kötüyü de iyi sûretinde görür. Dünya ona yakınlaşır, âhiret ise uzaklaşır. Ümmetlerin/önceki kavimlerin küfrünü düşündüğün zaman göreceksin ki, onların küfre girmeleri hep bu dört haslet sebebiyle olmuştur. Azap da bunlarla olmuştur. Azabın hafifliği de şiddeti de hep bunların hafifliğine ve şiddetine göre olmuştur.

Dolayısıyla her kim bu hasletler için nefsine geçiş yolu açarsa, o takdirde er geç bütün şer kapılarını açmış demektir. Kim de bunları nefsine karşı kilitlemiş, geçiş yolu kapatmışsa, o takdirde bütün şer kapılarını da kapatmış demektir. Kuşkusuz bu hasletler Allah’a boyun eğmeyi, ihlâsı, tevbeyi, O’na yakın olmayı, hakkı kabul etmeyi, müslümanlara nasihat etmeyi, Allah için tevazu sahibi olmayı ve yaratmış olduklarına karşı mütevazı olmayı engellemektedir. Bu dört hasletin ortaya çıkması, kişinin cehaletinden kaynaklanır. Çünkü kul, Rabbini kemal ve yüce sıfatlarıyla bilmiş olsaydı, kendi nefsinin ne kadar eksik ve nakıs olduğunu, nefsinin afetlerle dolu olduğunu bilirdi. Böylece kibirli olmaz ve nefsi buğzetmezdi. Allah’ın kendilerine bahşettiği kimselere haset etmezdi. Çünkü haset; gerçekte Allah’a düşman olmaktan bir parçadır. Nitekim bu kimse -Allah (celle celaluhu) nimetiyle sevindirdiği hâlde- o kula Allah’ın nimet vermesini istemez, o nimeti çekemez. Allah ise hasetçinin bu durumunu sevmez. Kuşkusuz hasetçi kimse, gerek Allah’ın kazası, kaderi, sevmesi ve gerekse istememesi konularında Allah’a karşı çıkmaktadır. Zaten bundan dolayıdır ki, İblis (Allah’ın laneti üzerine olsun) gerçekten Allah’ın düşmanıdır. Çünkü onun günahı, kibir ve hasetten kaynaklanmıştır. Şüphesiz bu iki hasletin nefisten sökülüp atılması ancak Allah’ı bilmek, O’nu birlemek, O’ndan razı olmak ve O’nun için razı olmak ve O’na yakın olmakla olur.

Gazabın nefisten sökülüp atılması ise, kişinin nefsini bilmesiyle olur. Nefsin gazaplanmayı hak etmediğini, intikam almaya hak sahibi olmadığını bilmekle olur. Kuşkusuz haset; nefis için rızayı seçmek, yaratanına karşı da gazap etmek anlamını taşır. Bu afetin kendisini yönlendirdiği en büyük şey, afetlerin, Allah’a buğzetmek ve O’ndan razı olma hususlarında dönüp dolaşmasıdır. Afete her defasında gazaptan bir şey dahil oluyorsa, Allah’a olan rızası bu afetten çıkar.

Şehvetlere gelince; bunun ilacı ise, sağlıklı ilimdir. Şöyle ki, şehvetlerin gitmesi ve mahrum olunmanın en büyük sebebi hakkında sağlıklı bilgi ve marifeti elde etmek gerekir. Kuşkusuz şehvetleri ablukaya almak bu bilgilerle olur. Dolayısıyla sen her şehvet kapısını her defasında açtıkça (şehvetin zararlarını sana aktaracak) sağlıklı bilgiyi elde etmekten mahrum olmaya devam edersin. Bu kapıyı da her defasında kapattıkça, en eksiksiz biçimde sen bu sağlıklı bilgiyi ve sağlıklı marifeti elde edersin ve bu yolda devam edersin.

Gazaba gelince; gazap yırtıcı hayvan gibidir. Birisi onu kurtaracak olsa onu yemeye kalkışır. Şehvet ise ateş gibidir. Kişi onu söndürmeye kalkıştığında, ateş onu yakmaya çalışır. Kibir ise, kralın, kölesiyle tartışması gibidir. Kölesini öldürmese bile onu yanından kovar. Haset ise, senden kadri yüksek bir kimseye karşı olman demektir. Muhakkak ki, şehvetine karşı galip olan ve gazabını yenen kimseyi şeytan kendi gölgesinden ayırır. Her kime de şehveti galip gelecek ve gazabı da kendisini yenecek olursa, o kimseyi de hayalinden ayırır (kendi gölgesinden onu eksik etmez).



 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
1500 Gösterim
Son İleti 23 Mart 2016, 13:21
Gönderen: Uhey
2 Yanıt
3265 Gösterim
Son İleti 18 Ağustos 2018, 04:38
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1156 Gösterim
Son İleti 06 Ekim 2016, 12:38
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
212 Gösterim
Son İleti 30 Kasım 2018, 20:16
Gönderen: Teymullah
0 Yanıt
220 Gösterim
Son İleti 01 Aralık 2018, 16:27
Gönderen: Teymullah