Tavhid

Gönderen Konu: ZAYIF HADİSLE HANGİ DURUMLARDA AMEL EDİLEBİLİR?  (Okunma sayısı 1111 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1772
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
AHMED B. HANBELİN "HELAL VE HARAM İFADE EDEN HADİSLERİN İSNADLARINI İYİCE İNCELERDİK" SÖZÜ HAKKINDA

İBN TEYMİYE KÜLLİYATI 9. CİLT

 

 
Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir:

"Bir hadis helal veya haram gibi bir hüküm bildiriyorsa, onun isnadını iyice incelerdik. Teşvik ve sakındırma / tergîb ve terhîb hakkındaki hadislerin isnadlarında ise müsamahalı davranırdık."

Amellerin faziletleri konusunda zayıf hadis ile amel eden âlimlerin bu şekilde davranması, hüccet olmayan hadislerle müstehab hükmü verdikleri anlamına gelmez.

Zira müstehaplık şer'i bir hükümdür ve şer'î bir hüküm ancak şer'i bir delil ile sabit olur. Kim şer'i bir delil olmadan Allah'ın herhangi bir ameli sevdiğini haber verirse, Allah'ın izni olmadan dinde bir kanun koymuş olur. Bu da aynı vaciplik yahut haramlık hükmü koymak gibidir.

Bu yüzden âlimler başka şeylerde olduğu gibi müstehap hükümlerinde de ihtilaf etmişlerdir. Bilakis onun dinde meşru bir aslı bulunmalıdır.

Bu sözle kastettikleri şudur:


Kur'an okumak, Allah'ı tesbih etmek, O'na dua etmek, sadaka vermek, köle azat etmek, insanlara iyilik yapmak gibi güzel olan, yalan konuşmak, ihanet etmek ve benzerleri gibi kötü olan ve Allah'ın sevdiği ya da sevmediği, bir delil veya icma ile sabit olan amellerdir.

Eğer müstehap veya mekruh amellerden birinin fazileti veya cezası, sevabının ve cezasının takdiri ve çeşitleri hakkında bir hadis rivayet edilirse, hadisin de uydurma olmadığı bilinirse, o hadisi rivayet etmek ve onunla amel etmek caiz olur. Yani nefis bundan sevap umar ve bunun cezasından da korkar. Tıpkı ticaretin kâr getirdiğini bilen bir kimseye daha çok kazanacağı haberi ulaşsa, bu haber doğruysa faydasını görür, yalansa zarar etmez.

İsrâilî bilgilerle, rüyalarla, selef âlimlerinin sözleriyle ve âlimlerin menkıbeleriyle iyiliğe teşvik etmek ve kötülükten sakındırmak da böyledir. Fakat bunlarla ne müstehaplık ve ne de başka bir şer'i hüküm sabit olur. Sadece teşvik etmek ve sakındırmak için bunların zikredilmesi caizdir.

Şer'î deliller ile güzel veya çirkin olduğu bilinen şeylerde eğer yapılan iş fayda verirse ve zarar da söz konusu olmazsa, esasında onun hak veya batıl olması birdir. Onun batıl ve uydurma olduğu öğrenildiği zaman ona yönelmek caiz değildir. Eğer yalansa hiçbir şey ifade etmez. Ama sahih olduğu sabit olursa onunla şer'i hüküm de sabit olur. Eğer iki ihtimal bulunursa o zaman hadisin tasdik edilerek rivayet edilmesi mümkündür ve yalanlanması hadise zarar vermez.

İmam Ahmed sadece şöyle demiştir:

"Teşvik ve sakındırma hakkında gelen hadislerin isnadlarında müsamaha gösterirdik."

Bunun anlamı şudur:


İsnadlarında bulunan raviler, kendileriyle hüccet getirilmeyen kimseler ise, bunlar ile amellerin faziletleri konusunda amel edilir diyenlerin görüşü bu şekildedir. Bu rivayetlerde geçen Kur'an okumak ve zikir gibi salih ameller ile amel edilir ve kötü amellerden de uzak durulur.

Bunun benzeri, Buhârî'nin Abdullah b. Amr'dan rivayet ettiği Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu sözüdür:

"Bir ayet dahi olsa benden rivayet edin. İsrailoğullarından rivayet etmenizde ise bir sakınca yoktur. Kim benim adıma kasten yalan söylerse kendisini cehenneme hazırlasın." (Buhârî, Enbiya 50)


Yine sahih bir hadiste geldiği üzere Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

"Ehl-i Kitap size rivayette bulunduğu zaman onları ne tasdik edin, ne de yalanlayın." (Ahmed b. Hanbel, IV, 136)

Şüphesiz onlardan rivayet etmeye ruhsat vardır, bununla beraber onları tasdik etmek ve yalanlamak da yasaklanmıştır.

Şayet onlardan mutlak olarak rivayet etmekte bir fayda olmasaydı, buna ruhsat verilip onlardan rivayette bulunmaya izin verilmezdi. İsrailoğullarının mücerret olarak verdikleri haberleri tasdik etmek caiz olsaydı, onları tasdik etmek yasaklanmazdı. Nefislerin, doğru olduğunu zannettiği şeylerden zaman zaman faydalanması mümkündür.

Faziletler hakkındaki zayıf hadisler, muayyen bir vakit belirlemek, belirli bir kıraat tespit etmek veya belli bir şekil ortaya koymak gibi, bir takdir ve sınırlamayı gerektiriyorsa, bu hadislerle amel etmek caiz değildir. Zira belirli bir şekli tayin ederek müstehap kılmak ancak şer'i bir delil ile olur.

"Kim çarşıya girerken La ilahe illallah derse ona şöyle şöyle şeyler vardır,"
gibi rivayetler böyle değildir. (Bu tür hadisler için bkz. Dârünî, İsti'zân 57; Tirmizî, Daavât, 36.)

Zira şüphesiz çarşıya girerken Allah'ı anmaktan gafil olanlar gibi olmamak için Allah'ı zikretmek müstehaptır. Nitekim meşhur bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

"Gafiller arasında Allah'ı zikreden kişi, kuru dallar arasındaki yaş dal gibidir."


Fakat hadiste, yapılacak şeyin sevabı belirtiliyorsa bunun sabit olup olmaması Tirmizî'nin rivayet ettiği şu hadiste olduğu gibi, kişiye zarar vermez:

"Kime Allah'tan faziletli bir şey ulaşır da onunla amel ederse, bu gerçekte öyle olmasa bile Allah'ın ona bu fazileti bağışlaması umulur." (Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdat, VIII, 296; İbnu'l-Cevzî, Mevzuat, 1,258. )

Sonuç olarak;

Bu konuda rivayet edilenlerle tergîb ve terhîb konusunda amel edilir.

Fakat bunlarla müstahaplık hükmü tespit edilemez.

Hadisin gerektirdiği sevap veya ceza takdiri gibi şeyler ise ancak şer'i bir delile bağlıdır.
 

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
3450 Gösterim
Son İleti 15.03.2016, 20:00
Gönderen: İslam davetcisi
0 Yanıt
1814 Gösterim
Son İleti 23.03.2017, 23:02
Gönderen: Leys b. Sad
0 Yanıt
2030 Gösterim
Son İleti 22.06.2017, 07:08
Gönderen: İbn Teymiyye
6 Yanıt
3926 Gösterim
Son İleti 03.02.2019, 23:26
Gönderen: İbn Umer
2 Yanıt
1691 Gösterim
Son İleti 31.05.2018, 19:53
Gönderen: abdullah