Tavhid

Gönderen Konu: ALLAHU TEALANIN SIFATLARININ TAKSİMATI  (Okunma sayısı 1045 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Selefii

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 39
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
ALLAHU TEALANIN SIFATLARININ TAKSİMATI
« : 16.01.2019, 10:49 »
 
       ALLAH'U TE'ALA'NIN SIFATLARININ TAKSİMATI


Bismillahirrahmanirrahim.

İki vahyin nasları ve seleften gelen eselerden anlaşılmaktadır ki, Allahu tealanın sıfatları ‘’Müsbet’’ (ki buna subuti sıfatlar denir) ve ‘’Menfi’’ (buna da selbi sıfatlar denir) olmak üzere iki kısımdır. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: ''Aziz, Hakim olan Allah sana da, senden öncekilere de böyle vahyeder. Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. O, Aliyy'dir, Azim'dir. Nerede ise gökler tepelerinden çatlayacaklar. Melekler de Rabblerini hamd ile tesbih ediyorlar; yeryüzünde bulunanlar için O'ndan bağışlanma diliyorlar. İyi bilin ki; Allah, muhakkak Gafur ve Rahim olandır. Ondan başka veliler edinenlere gelince; Allah, onların üzerinde daima gözetleyicidir. Sen, onların üzerinde vekil değilsin. Şehirlerin anasını ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve hakkında hiç bir şüphe bulunmayan o toplanma günüyle korkutman için, sana böyle arabça bir Kur'an vahyettik. Bir fırka cennette, bir fırka da çılgın alevli cehennemdedir. Şayet Allah dileseydi; hepsini tek bir ümmet yapardı. Ama O; dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere gelince; onlar için ne bir veli vardır, ne de bir yardımcı. Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? İşte Allah; O'dur veli olan. Ölüleri O, diriltir. Ve O, her şeye kadirdir. İhtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm Allah'ındır. İşte Rabbim olan Allah budur. Ben, O'na tevekkül ettim ve yalnız O'na yöneldim. Göklerin ve yerin yaratanı, size kendinizden eşler yarattı. Davarlardan da çiftler. Bu suretle çoğalmanızı sağlıyor. O'nun benzeri hiç bir şey yoktur. Ve O; Semi'dir, Basir'dir.’’ (Şura 3-11)

Allahu Teala bu ayetlerde tafsili olarak hem zati hemde fiili bir çok sıfatını ısbat ettikten sonra icmali olarakta ''O'nun benzeri hiç bir şey yoktur.’’ buyurarak, denklik, benzerlik, ortaklık ifade eden sıfatlardan da zatını tenzih etmiştir. Buda Allah hakkındaki sıfatların müsbet ve menfi olmak üzere iki kısım olduğunu gösterir.

Müsbet sıfatlar kendi içerisinde ‘’zati’’ ve ‘’fiili’’ olmak üzere iki kısma ayrılır. Bu iki kısım da kendi içerisinde ‘’manevi’’ ve ‘’haberi’’ olmak üzere iki kısma ayrılırken, bunun yanı sıra fiili olan sıfatlar ‘’sebebi malum’’ ve ‘’sebebi meçhul’’ olmak üzere  kendi içerisinde yine iki kısma ayrılır.  Allah subhenehu ve tealanın izni ve yardımı ile bu yazıda önemi ve faydası sebebi ile burada bahsedilen bu taksimatın hakikatini izah edecez. Tevfik Allah Azze ve Celle’dendir.

Çevrimdışı Selefii

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 39
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: ALLAHU TEALANIN SIFATLARININ TAKSİMATI
« Yanıtla #1 : 10.02.2019, 08:14 »
Sıfatların taksimatı konusuna geçmeden önce sıfatlarla alakalı şu zikredeceğimiz genel kaideler göz önünde bulundurulmalıdır.

Bilinmelidir ki; Allahu Te’ala’nın sahip olduğu sıfatlarının tamamı, tam ve kamil olan sıfatlardır. Bu bakımdan Allahu Te’ala’nın sahip olduğu sıfatlar da bir misli ve şeriki olması asla mümkün değildir. Çünkü mutlak kemaliyet Allahu Te’ala’ya has bir sıfattır. Mahlukatın ise bundan hiç bir nasibi yoktur. Mahlukatın kemaliyeti kayıtlı olup, sonradan meydana gelmiş/yaratılmış ve varlığını da Allahu Te’ala’dan alır. Allah’u Te’ala’nın kemaliyeti ise zatından olup, ezelden beri söz konusu kemaliyet ile muttasıftır. Durum böyle olunca Allahu Te’ala’nın  –gerek Kur’an da olsun ve gerekse de sünnette olsun- zatı hakkında haber verdiği sıfatları kabul etmek ve Allah’u Te’ala’nın o sıfatlarla muttasıf olduğuna itikad etmek, asla teşbih ve temsil olmaz. Zira Allah’u Te’alanın bütün sıfatları mutlak kamal ve celal sıfatlarıdır. Mahlukatın sahib olduğu sıfatlar ise (her ne kadar isim benzerliği olsa da) noksandır, yaratılmıştır ve kayıtlıdır. Bu nedenle de iki vahyin naslarında geçen sıfatların tamamını hakiki anlamda kabul ve tasdik etmek gerekir. Zira Allahu Te’ala şöyle buyurmuştur: ‘’Ey iman edenler; Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim, Allah'ı, meleklerini, kitablarını, peygamberlerini, ve ahiret gününü inkar ederse; şüphesiz derin bir sapıklığa düşmüştür.’’ (Nisa 136)

Ayette bahsedilen Allaha iman emri, onun zatı hakkında haber verdiği her şeye iman etmeyi de kasar. Yine Onun Peygamberine imanda, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Rabbi hakkında haber verdiği tüm sıfatlara imanı da kapsar. Yine Allahu Te’alanın kitaplarına imanda, ilahi kitapların Allah hakkında bildirdiği bütün sıfatlara imanı da kapsar. Bu bakımdan her kim Allah’u te’la’nın indirdiği kitaplarında ve peygamberlerinin (Allahu Te’ala’nın selamı hepsinin üzerine olsun) diliyle kendisi hakkında ısbat ettiği sıfatları, haber verildiği şekil üzere kabul edip tasdik etmezse, Allaha, peygamberine ve indirmiş olduğu kitablara iman etmiş olmaz ve ilhada düşmüş olur.

Hatta akıl dahi Allah’u Te’ala’nın sıfatlarını kabul etmeyi gerektirir. Çünkü söz konusu sıfatları kendisi hakkında ısbat eden Allahu Te’ala’dır. Allahu Te’ala ise kendi zatını herkesten daha çok iyi bilir. Yine onun sözü ve haberi de başkalarının sözünden ve haberinden daha doğru ve daha sağlamdır. Durum böyle olunca Allah’u Te’ala’nın zatı hakkında haber verdiği bütün sıfatlara itikad etmek ve tasdik etmek aklen de zorunlu olur. Çünkü verilen bir haber de tereddüt etmek, ancak şu sebeblerden meydana gelir.

-Ya haber veren yalan söylüyordur,
-Ya haber veren cahildir, ne dediğini bilmiyordur,
-Yada haber veren, derdini ve maksadını anlatamayan biridir.

Bütün bu olası şeyler ise, Allahu Te’ala hakkında muhaldir/imkansızdır. Yine bu olası şeyler Peygamberler ve ilahi kitaplar hakkında da muhaldir. Nitekim Allahu Te’ala şöyle buyurmuştur:’’Senin izzet sahibi olan Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yüce ve münezzehtir. Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun!'' (Saffat 180-182)

İbni Ebul İzz rahimehullah şöyle demiştir:’’Yüce Allah bu ayette önce kafirlerin kendisini vasfetmelerinden zatını tenzih etmiş, sonra da Rasullerine selam etmiştir. Bunun sebebi; Çünkü Rasullerin onun hakkında (haber ve) beyan ettikleri sıfatların hepsi, her türlü noksandan uzak olmasıdır. Arkasından da kemal derecesinde hamde layık olduğunu ortaya koyan sıfatlara yalnızca kendisi sahip olduğundan dolayı, hamdin kendisine mahsus olduğunu belirtmektedir.’’(Şerhu Akidetut Tahaviye s:63)

O halde nasıl ki vahiy ilahi sıfatları kabul etmeyi kullara lazım/gerekli kılıyorsa, aynı şekilde akıl ve fıtratta bunu böylece kullara lazım kılar. Sıfatlar hakkında bu umumi bilgilerin beyanından sonra Allah’u Te’ala’nın sıfatlarının taksimatına geçebiliriz.


Çevrimdışı Selefii

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 39
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: ALLAHU TEALANIN SIFATLARININ TAKSİMATI
« Yanıtla #2 : 10.02.2019, 22:29 »
1-) Subuti Sıfatlar

Subut lafzı, kat’i bir şekilde sabit olma, var olma gibi anlamlara gelir. Sıfat lafzı ise; bir şeyin üzerinde bulunduğu, hal, şekil/keyfiyet ve taşıdığı niteliklerdir.'' (Müfredat s:1161) Dolayısıyla sıfat-ı subutiye: Yani bir varlığın nefsiyle/zatiyla kaim olan sıfatlardır.

Bir ıstılah olarak ise; Allahu Te’ala’nın haber verdiği ve zatında var olan müsbet sıfatlardır. Mesela hayat, kudret, ilim, işitme, görme, göz, irade, meşiet, kelam, rıza, gazab istiva, nuzul, yüz, el vb sıfatlar gibi. Subuti sıfatlar: medh, sena, mükemmellik ve celal bildiren sıfatlardır. Dolayısıyla bu sıfatların sayısı ve çeşidi arttıkça, bu sıfatlarla muttasıf olan zatın mükemmeliği de o derece ortaya çıkar ve anlaşılır. Bu sebeble Allahu Te’alanın kendi zatı hakkında haber verdiği müsbet sıfatlar, selbi sıfatlardan çok daha fazladır. Çünkü mücerred olarak menfi/selbi olan sıfatlarda bir övgü yoktur. Bu konuda;

İbni Ebul İzz rahimehullah şöyle der:’’Yüce Allahın kitabında sıfatların ısbatı tafsili olarak, nefiy ise mücmel olarak gelmiştir. Buda yerilmiş kelam ehlinin yolunun zıddınadır. Çünkü onlar etraflı bir şekilde nefyi söz konusu ederken, mücmel olarakta isbattan söz ederler ve şöyle derler: O cisim değildir, şahıs değildir, beden değildir, suret değildir, et değildir, kan değildir…ilh. Bu şekilde mücerred nefiy ifadelerinde bir övgü yoktur. Bilakis edebin sınırlarını aşan ifadeler vardır. Çünkü bir kimse sultana: ‘’Sen çöpçü değilsin, odun kıran değilsin, hacamat yapan değilsin, dokumacı değilsin’’ diyecek olursa her ne kadar bu sözleri doğru ise de sultan böyle diyen kimseyi bu nitelendirmeleri dolayısıyla te’dib eder. Ancak nefyi özlü/icmali bir şekilde bir araya getirerek: ‘’Sen yönettiklerindn hiç kimseye benzemiyorsun. Sen onlardan daha üstün, daha şerefli ve daha değerlisin’’ diyecek olursa hem nefyi toparlayıp bir araya getirmiş olur, hemde edebi korumuş olur.’’(Akidetut Tahaviye Şerhi s:104-105)

Selbi sıfatlar ise Kur’anda şu üç durumda zikredilir.

Birincisi: Allahu Te’alanın mükemmelliğinin kapsamlı olduğunu ifade etmek için. Şu ayet de olduğu gibi:’’Onun misli hiç birşey yoktur. O her şeyi işiten ve görendir.’’(Şura 11)

İbni Ebul İzz rahimehullah şöyle demiştir:’’Bu buyrukta nefyin manasını da ortaya koyan bir isbat vardır. Böylece bu buyruktan Yüce Allah’ınkastının şu olduğu anlaşılmaktadır: Kemal sıfatlarına tek başına sadece O sahiptir. (Akidetut Tahaviye Şerhi s:105)

İkincisi: Allahu Te’ala hakkında iddia edilen asılsız yalan ve iftiraları reddetmek için. Şu ayette olduğu gibi:"Rahman evlât edindi" dediler. Andolsun ki; ortaya çok kötü bir şey attınız. Neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp göçecekti; Rahman'a çocuk isnad etmelerinden ötürü. Oysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz.’’ (Meryem 89-92)

İmam Kurtubi rahimehullah şöyle demiştir:’’Bu buyruk ile yüce Allah kendi zatının çocuk sahibi olmasını nefyetmektedir. Çünkü çocuğun babasının cinsinden olmasını ve sonradan meydana gelmiş olmayı gerektirir. Yani böyle bir şey yüce Allah'a yakışmaz. O bununla nitelendirilemez ve O'nun hakkında böyle bir şey mümkün değildir. Çünkü çocuk mutlaka bir babadan olur ve babası olur, aslı olur. Şanı yüce Allah ise bundan pek yüce ve pek mukaddestir.’’(Kurtubi Tefsiri)


Üçüncüsü: Belli bir konuda Allahu Te’alanın mükemmelliği hakkında oluşabilecek noksanlık vehmini ortadan kaldırmak için. Şu ayette olduğu gibi:’’Andolsun ki; Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık. Ve Bize hiç bir yorgunluk da dokunmadı.’’ (Kaf 38)

Katade ve el-Kelbi dediler ki; Bu âyet-i kerime Medine yahudileri hakkında inmiştir. Onlar yüce Allah'ın gökleri ve yeri altı günde yarattığını, bu altı günün başının pazar, sonuncusunun da cuma günü olduğunu, cumartesi günü de dinlenmeye çekildiğini iddia etmişler ve böylelikle (yahudiler) bu günü dinlenmeye ayırmışlardır. Yüce Allah bu hususta onları yalanlamaktadır.’’(Kurtubi Tefsiri)

Sonuç olarak: Allahu Te’aladan nefyedilen sıfatlar çoktur. Ancak onun hakkında ısbat edilenler daha çoktur. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi subuti sıfatların hepsi:medh, sena, mükemmellik ve celal bildiren sıfatlardır. Bu türden sıfatlar çoğaldıkça ve çeşitlendikçe mevsufun kemali, mükemmelliği ve kusursuzluğu daha çok ortaya çıkar.

Subuti sıfatlar hakkın da önemli olan bir husus daha vardır ki, oda şudur; İki vahyin nasların da geçen müsbet sıfatlar mutlak ve mukayyed olmak üzere iki kısımdır. Mutlak sıfatlar: İsimlerden türetilen ve Allahu Te’ala için sabit olan her sıfattır. Mesela işitme, görme, hayat, kudret ve mütekellim olmak gibi. Mukayyed sıfatlar ise: İki vahyin naslarında kayıtlı olarak Allaha izafe edilen sıfatlardır. Mesela mekr/tuzak, istihza/alay, hile gibi.

Bu sıfatları mutlak olarak Allaha izafe etmek caiz değildir. Çünkü Kuran, bu sıfatları mutlak almamda değil, mukayyed anlamda kullanmıştır. Mesela Allahu Te’ala’nın ‘’Gerçekte, Allah onlarla (münafıklarla) istihza/alay eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir’’ (Bakara 15) ‘’Münafıklar Allaha hile yapmaya çalışırlar. Allah da onlara hile yapar’’ (Nisa 142) vb ayetleri gibi. Dolayısıyla bu sıfatlar Allahu te’alaya izafe edildiğinde kayıtlı bir şekilde ‘’tuzak kuranlara tuzak kuran, alaycılarla istihza eden, kafir ve münafıkların hilelerine karşı hile yapan’’ şekilde Allaha izafe edilir.


Çevrimdışı Selefii

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 39
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: ALLAHU TEALANIN SIFATLARININ TAKSİMATI
« Yanıtla #3 : 27.06.2019, 03:54 »
SUBUTİ SIFATLARIN KISIMLARI

Subuti sıfatlar  -daha öncede belirtildiği üzere-  kendi içerisinde zati ve fiili olmak üzere iki kısma ayrılır. Nitekim İmam Ebu Hanife rahimehullah bunu belirterek şöyle demiştir:’’Onun sıfatları zati ve fiili’dir. Zati sıfatlar: hayat, kudret, ilim, kelam, işitme, görme ve iradedir. Fiil sıfatları ise yaratmak, rızık vermek, yoktan ve eşsiz bir şekilde var etmek vb gibi fiilleri’dir. Yüce Allah, isim ve sıfatlarıyla ezeli ve ebedidir.’’ (Fıkhul Ekber) O halde ehli sünnet nezdinde sıfatlar zati ve fiili olmak üzere iki kısımdır. Zati ve fiili sıfatlar da ‘’manevi’’ ve ‘’haberi’’ zati ve fiili sıfatlar olmak üzere iki kısımdır.

1-ZATİ SIFATLAR

Zati sıfatlar, Allah’u Te’ala’nın zatıyla kaim olan ve meşietine/iradesine bağlı olmayan, ezelen ve ebeden Allahu Teala ile kaim olan  kemal sıfatlardır. Mesela; hayat, ilim, kudret, işitme ve görme gibi. Bu sıfatların, bir an dahi olsa Allahu Tealadan zail olması asla mümkün değildir. Çünkü bu bir noksanlıktır. Allahu Teala ise bundan münezzehtir. Rabbimiz (azze ve celle) şöyle buyurmuştur: ‘’Onun üzerindeki her şey fanidir. Ancak celal ve ikram sahibi olan Rabbinin vechi ise bakidir.’’(Rahman 26-27)

Allahu Teala bu ayetlerde zatını, beka ile vasfetmiştir. Bu da ebediyet demektir. Allah’u Teala’nın zatının ebedi olması, sahip olduğu isimlerle ve sıfatlarla ebedi olması anlamına gelir. Bu bakımdan Allahu Te’ala, ezelen ve ebeden kamil sıfatlarla muttasıftır. Bu da delalet ediyor ki, Allahu Telanın sıfatlarının onda yok olması, son bulması veya sonradan meydana gelmiş olması, bir an dahi olsa asla ve kat’a söz konusu değildir.

-İmam Tahavi rahimehullah şöyle demiştir:’’O, başlangıçsız olarak kadim(Evvel) sonsuz olarak daim (Ahir)’dir. Ne yok olur, ne de son bulur.’’

İbni Ebil İzz rahimehullah bu ifade hakkında şöyle demiştir:’’Bu, yüce Allahın bekasının devamlılığını ifade etmektedir. Nitekim yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:’’Onun üzerindeki her şey fanidir. Celal ve ikram sahibi Rabbinin vechi ise bakidir.’’ (Rahman 26-27).  Fena (yok olmak) ve beyd (son bulmak) mana itibariyle birbirine yakın kelimelerdir. Bu şekilde onların bir arada zikredilmeleri te’kid içindir. Bu da Şeyhin (Tahavinin) ‘’O, sonsuz olarak daimdir’’ sözünü desteklemektedir.’’(Akidetut Tahaviye Şerhi s:111)*

-Yine İmam Tahavi rahimehullah şöyle demiştir:’’O, mahlukatı yaratmadan önce de sıfatları ile kadim idi. Onları var etmekle önceden sahip olmadığı bir sıfata sahip olmuş değildir. O, sıfatları ile ezeli olduğu gibi, aynı sıfatlara sahip olarak ebedidir de.’’

İbni Ebil İzz rahimehullah bu ifade hakkın da şöyle demiştir:’’Yüce Allah, gerek zati, gerek fiili sıfatları itibariyle ezeli ve ebedi olarak kemal sıfatlarına sahiptir. Allahu Teala’nın daha önceden (yani evvelde) sahip değilken, sonradan herhangi bir sıfata sahip olduğuna itikad etmek caiz değildir. Çünkü onun sıfatları, kemal sıfatlardır. Bu sıfatların olmayışı ise bir eksikliktir. Bu bakımdan daha önce zıddı ile muttasıfken (yani noksan iken), sonradan kemali elde etmesi düşünülemez.’’(A.g.e,  s:122)

Böylece Allahu Te’ala’nın gerek zati olsun ve gerekse de fili olsun, ezelen ve ebeden kamil sıfatlara sahip olduğu anlaşılmış oldu. Bu açıdan fiili sıfatlar da Allahu Te’ala’nın zati sıfatlarındandır. Çünkü fiili sıfatlar da ezelen ve ebeden Allah’u Te’ala’nın sahip olduğu sıfatlardır. Ancak fiili sıfatlarda tek farklılık, bu sıfatların Allah’u Te’ala’nın meşietine (dilemesine) bağlı olmasıdır. Bu bakımdan bu tür meşiete bağlı sıfatlar fiili sıfatlar diye isimlendirilmiştir ki, bunun tafsilatı fiili sıfatlar bahsinde gelecektir.


2-FİİLİ SIFATLAR

Fiili sıfatlar ise; Allah’u Te’ala’nın zatıyla kaim olan ancak meşietine bağlı olan sıfatlardır. Mesela; yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek, rıza, gazab, kelam, nüzul ve istiva gibi. Bu bakımdan Allah’u Te’ala dilediği zaman yaratır, dilediği zaman yaratmaz; dilediğine hayat verir, dilediğini de öldürür; dilediğini rızıklandırır, dilediğini de rızıktan mahrum eder…ilh. Kur’ani Kerim Allahu Te’alanın fiili sıfatlarını anlatan ayetlerle doludur. Mesela şu ayetler gibi:

“Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer; seçim onlara ait değildir…” (Kasas Suresi, 68)

‘’De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin. "Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.’’(Ali İmran 26-27)

‘’Ey insanlar; sizi de, sizden öncekileri de yaratan Rabbınıza ibadet edin, ta ki, takva sahibi olasınız. O ki; yeryüzünü sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirip onunla türlü türlü meyvelerden sizin için rızık çıkardı. O halde bile bile Allah'a eşler koşmayınız.’’ (Bakara 21-22)

‘’Rahmân, Arş'a istivâ etmiştir.’’(Taha 5)

Kur’ani Kerim ve Sünneti Seniyye bunun gibi fiili sıfatlardan haber veren naslarla doludur. Selef (Allahu Teala hepsine rahmet etsin) Allahu Te’alanın fiili sıfatlarını  -bilhassa da haberi fiili sıfatlarını bidat ehlini aksine-  isbat etmiş ve kabul etmiştir. Çünkü bidat ehli  -selefin aksine- fiili sıfatları, hulul’ul havadis (Allahın zatına sonradan olan şeylerin dahil olması) gibi gerekçelerle nefyetmiş ve selefin yolundan ayrılmışlardır. Selef ise fiili sıfatları ısbat etmiştir. Bu hususta:

İmam Evzai rahimehullah şöyle demiştir:’’Şüphesiz ki, Aziz ve Celil olan Allah, Arşının üstündedir. Biz sünnette Onun sıfatlarına dair gelmiş haberlere de iman ederiz.’’(Zehebi, Uluv s:164)

Abdulaziz b. Muğire rivayet ediyor: Bize Hammad b. Seleme, Aziz ve Celil olan Rabbin nuzulü ile ilgili hadisi tahdis etti, sonra şunları söyledi: Bunu inkar edeni gördüğünüz kişileri itham ediniz.’’ (A.g.e  s:171)

İmam Malik rahimehullah şöyle demiştir:’’İstiva malumdur, keyfiyeti ise meçhuldur. Ona iman etmek farz, hakkında soru sormak ise bidattır.’’ (A.g.e  s:168)

Ebubekr ibn’ul Arabi el-Maliki rahimehullah Tirmizi’nin Sünen’ine yazdığı şerhte şu ifadeyi kullanmaktadır: “Malik (rh.a)’ın mezhebi, bu tarz hadislerin hepsinin manasının bilinmekte olduğu şeklindedir. Bundan dolayıdır ki, kendisine soran kişiye ‘İstiva malumdur, bilinmektedir keyfiyet ise meçhuldür’ demiştir. Evzai ise ‘Rabbimiz dünya semasına iner’ kavlinin manası nedir diye sorulduğunda ‘Allah dilediğini yapar’ demiş ve bunu (yani nüzülü/inmeyi) fiili sıfatlardan kabul etmiştir. Her kim bu tür hadislerin manasını kavramaktan aciz kalırsa onları geldiği gibi rivayet etsin ve o hususta Allah’a teslim olsun. Bununla beraber Onun benzersiz ve keyfiyetsiz bir şekilde var olduğuna da inansın. Bunları kavramaya güç yetiren kimse ise Kur’an’ın Arap dilinde indiği şekle yakın bir şekilde onu okuyup geçsin. Eğer bizim peygamberimiz ve onların peygamberi müşkil, anlaşılmaz bir şeyle gelseydi; onlar, Ona olan düşmanlıkları ve Ona dil uzatmaya olan hırslarından ötürü bu hususta Onu inkara yeltenirler ve ona hücum ederlerdi. Lakin mesele açık ve de mana anlaşılır ve hayranlık uyandıran tarzda olduğu için boyun eğdiler. Biz bu hususu tam bir şekilde Avasım kitabında açıkladık. Başarıya ulaştıran Allah’tır.” (Aridat’ul Ahvezi, 3/166-167)

İşte bu, Malikilerin en büyük fakihlerinden olan İbn’ul Arabi’nin selefin mezhebini itirafıdır. Şeyh (rh.a) her ne kadar kendisi gerek Avasım adlı kitabında gerekse başka yerlerde Eşariliğini izhar etmiş olsa da burada Malik’in ve diğer selef imamlarının mezhebinin sıfatların manasının malum, keyfiyetlerinin ise meçhul olduğu şeklinde olduğunu kabul etmektedir. Hatta fiili sıfatları kabul etmenin Allah’ın zatıyla beraber birtakım hadis, sonradan olma şeylerin var olduğunu kabul etmek anlamına geldiğini ileri sürerek Onun dilemesine bağlı ihtiyari sıfatlarını, mesela nüzül, istiva vb’ni reddeden Eşari akidesine muhalif bir biçimde Evzai’nin nüzülü yani inmeyi fiili sıfat olarak kabul ettiğini de itiraf etmektedir. Böylece anlaşılmaktadır ki selef nezdinde sıfatlar, hem zati ve fiili şeklinde iki kısma ayrılır, hemde fiili sıfatları, bilhassa da nuzul, istiva, kelam gibi fiili sıfatları ısbat etmek hulul’ul havadisi, gerektirmediği de ortaya çıkmış olur.

Bu hususta daha detaylı bilgi için şu adresteki yazılara müracat edilebilir:
http://tavhid.org/tr/forum/index.php?topic=2015.0
http://tavhid.org/tr/forum/index.php?topic=634.0

Zati sıfatlar ile fiili sıfatlar arasındaki farka gelince: Bu husustaki temel fark meşiettir. Zira zati sıfatlar meşiete/dilemeye bağlı değildir. Ancak fiili sıfatlar meşiete bağlıdır. O yüzden Allahu Te’ala’nın dilediği zaman yaptığı ve dilediği zaman yapmadığı sıfatlar fiili sıfatlardır. Her zaman Allahu Te’ala’nın zatıyla kaim olup dilemesine bağlı olmayan sıfatlar da zati sıfatlardır. Bu farkı daha iyi kavramak için şöyle bir örnek verebiliriz. Mesela yaratmak Allah’u Te’ala’nın fiili sıfatıdır. Fiili sıfatlar ise iradeye bağlıdır. Bu bakımdan yüce Allah dilediğinde yaratır, dilediğinde yaratmaz. Yine dilediğinde rızıklandırır, dilediğinde ise rızıktan mahrum eder. Dilediğinde öldürür, dilediğinde hayat verir ilh…. Bu husus bütün fiili sıfatlar da böyle olup, hepsi Allahu Te’alanın meşietine bağlıdır.
Ancak ilim, kudret, işitme, görme vb gibi zati sıfatlara gelince, bunlar meşiete bağlı olmayan ve sürekli olarak Allah’u Te’ala ile kaim olan sıfatlardır. Bu bakımdan fiili sıfatlarda olduğu gibi zati sıfatlarda; Allahu Te’ala, dilediğinde ilim sahibidir, dilediğinde ilim sahibi değildir/cahildir, dilediğinde kadirdir, dilediğinde ise acizdir, dilediğinde işitir, dilediğinde işitmez, dilediğinde görür dilediğinde görmez vs gibi hususlar asla söz konusu olamaz. Çünkü bütün bunlar kemaliyete zıdd olup, birer noksanlık ve kusurdur. Allah’u Te’ala ise sıfatların da ve fiillerin de mutlak kemaliyete sahiptir.

- Burada şu önemli noktayı belirtmek gerekir ki; gerek zati sıfatlar olsun ve gerekse de fiili sıfatlar olsun, Allah’u Te’ala’nın bütün sıfatları ezelen ve ebeden onun zatıyla kaimdir. Ancak onun zatıyla kaim olan bu sıfatlardan bir kısmı, O’nun meşietine bağlıdır. Buradaki taksimattan kastedilen de budur. Yoksa burada, bidat ehlinin yaptığı gibi sıfatların bir kısmını inkar edip, bir kısmını isbat etmek açısından bir ayrım ve taksimat yapmak asla söz konusu değildir. Bilakis bu hususta hak olan, Rabbimiz Azze ve Celle’nin ’’İlimde yüksek bir makama erişenler ise ‘Ona iman ettik, hepsi Rabbimizin katındandır’ derler’’ (Ali İmran, 7) kavli gereğince, iki vahyin bildirdiği bütün sıfatları kabul ve tasdik etmektir.



- FİİLİ SIFATLARIN KISIMLARI

Fiili sıfatlar  -daha öncede zikrettiğimiz üzere- sebebi malum ve sebebi meçhul olmak üzere iki kısımdır.

1.) Sebebi Malum Olan Fiili Sıfatlar

Sebebi malum olan fiili sıfatlardan maksat: Sebebi bizim tarafımızdan  da bilinen sıfatlardır. Mesela rıza, muhabbet gazab, azab, buğz gibi. Allahu Te’ala’nın rızasına sebeb olacak bir şey olduğunda Allah razı olur. Şu ayetler buna örnektir:

‘’Eğer küfrederseniz; muhakkak ki Allah, sizden müstağnidir. Fakat O, kulları için küfre rıza göstermez. Eğer şükrederseniz; sizden hoşnud olur.’’ (Zümer 7)

‘’Ey iman edenler; yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz? Yapmayacağınızı söylemeniz; Allah katında büyük bir gazaba sebep olur. Muhakkak ki Allah; kendi uğrunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf halinde savaşanları sever.’’(Saff 2-4)

‘’Hani Rabbiniz: Şükrederseniz; andolsun ki, size artırırım, nankörlük ederseniz; bilin ki azabım çok şiddetlidir, diye bildirmişti.’’ (İbrahim 7)

‘’Eğer şükreder ve iman ederseniz Allah size ne diye azab etsin? Şüphesiz Allah Şakir ve Alîm olandır.’’ (Nisa 1447)


2.) Sebebi Meçhul Olan Fiili Sıfatlar

Sebebi meçhul olan fiili sıfatlardan kasıt ise; sebebini bilmediğimiz sıfatlardır. Mesela Allahu T’ala’nın her gece son üçte birinde dünya semasına nuzul etmesi gibi. ‘’Niçin özellikle gecenin son üçte birisi?’’ işte bu hikmeti bizim tarafımızdan bilinmeyen bir durumdur. Bu bakımdan nuzul, sebebi bize meçhul olan fiili bir sıfattır. Bize düşen sadece bu habere teslim olmak ve ilhaddan uzak durmaktır. Bu husuta bazı mülhidler "Allah'ın emri ve rahmeti iner" şeklinde nuzul sıfatını tahrfif etmişlerdir. Ancak selef buna cevap vermiştir. Bu konuda şu adresteki yazıya müracat edilebilir:
http://tavhid.org/tr/forum/index.php?topic=1315.0



3- MANEVİ VE HABERİ SIFATLAR

Zati sıfatlar ve fiili sıfatlar  manevi ve haberi olmak üzere iki kısma ayrılır. Buna sem’i ve akli sıfatlar da denilir.

1.) Manevi/Akli Sıfatlar

Manevi sıfatlardan kasıt, hem akılla hemde nakille bilinebilecek hayat, ilim, kudret, işitme, görme, irade gibi sıfatlardır. Genel anlamda ümmet içerisinde manevi sıfatlar konusunda bir ayrılık söz konusu değildir. Asıl ayrılık ve ihtilaf noktası daha çok haberi sıfatlar hakkında söz konusu olmuştur.


2.) Haberi/Sem’i Sıfatlar

Bundan maksad da, ancak vahiyle bilinebilecek olan iki el, iki göz, vech, böğür, ayak, nuzul, istiva, uluv gibi sıfatlardır. Haberi sıfatlarda akla yer yoktur. Burada akla düşen sadece vahyin naslarının, sıfatlar hakkında verdiği bütün haberlere, yine vahyin naslarının belirttiği hakikat üzere teşbihe sapmadan isbat etmek ve ta’tile düşmeden tenzih etmektir. Diğer bir tabirle: Allahu tealanın sıfatları hakkında gelen bütün nasları, kabul ve tasdikle karşılamak, bununla beraber, ta’til, tekyif, temsil ve tahriften de sakınmaktır. Ancak cehmiler, mutezile, eşari ve maturidiler gibi ehli bidatten olanlar, sıfat naslarına teslim olmak yerine, bu hususta çeşitli batıl gerekçeler ve uyduruk esaslarla sıfatları tenzih adı altında, ta’til ve tahrif etmişlerdir. Onların hepsinin üzerinde ittifak ettikleri nokta ise, aklı nakle takdim etmeleridir. Güya akıllarınca Allahu tealanın zatı hakkında haber verdiği haberi sıfatları, hakikati üzere kabul etmek, teşbih ve tecsimdir. Dolayısıyla bu sıfatlar ya inkar edilir ya tevil (tahrif) edilir yada tafviz edilir.  Cehmiye ve mutezile muattıl iken, eşari ve maturidiler ise, muattıl olmanın ötesinde muharriftirler.

- Cehm ve ondan türeme veledleri olan mutezileye göre sıfatların isbatı ‘’Varlığı zorunlu olan varlıkların birden çok olmasını gerektirir’’ Bu sebeble cehmiye ve mutezile sıfatların nefyinde icma etmiştir. Ancak şu kadarı var ki, cehmin ta’tili, mutezileden daha ileri/aşırı derece de idi. Zira mutezile sadece sıfatları inkar ederken, cehm sıfatların inkarı ile beraber isimleri de inkar ediyordu.

- Güya cehm ve mutezileye karşı bir tepki olarak ortaya çıkan eşari ve maturidiler de, sıfatları (cehm ve mutezile gibi külliyen olmasa da) cüz’iyen nefyetmişlerdir. Böylece onlar da ta’til noktasına cehm ve mutezilenin ittifakına dahil olmuşlardır. Bunların ısbat ettikleri sıfatlar 7 ila 21 arasında değişmektedir. Ancak onlar da, isbat ettikleri sıfatların altını, çeşitli batıllarla doldurmuşlardır.  Sonuç olarak anlaşılıyor ki, ümmet nezdinde sıfatlar konusunda var olan ihtilaf daha çok haberi sıfatlar hakkındadır. Günümüzde de Ebu bekir sıfil, hüseyin avni vb daha bir çok belam da cehmin, mutezile ve diğer ehli bidatın yoluna temessük ederek  el, göz, ayak, nuzul, istiva gibi haberi zati ve fiili sıfatları inkar  etmiş ve İbni teymiye üzerinden selefin sıfatlar hakkında akidesine taaruz etmişlerdir. Bu hususta şu adresteki yazıya müracat edilebilir.

http://www.almuwahhid.org/makale.php?id=301


*İmam Tahavi rahimehullah'ın sözünde geçen "el-Kadim" Allah'ın isimlerinden değildir. Bu hususta Tahavi şarihi İbnu Ebi'l İzz rahimehullah yukardaki sözlerinin devamında şöyle demektedir: "Kelâm’cılar Yüce Allah’ın isimleri arasına "el-Kadîm" ismini sokmuşlardır. Halbuki bu Esmâ-i Hüsnâ’dan değildir. Çünkü Kur’ân’ın kendisiyle nâzil olduğu Arap dilinde "el-Kadîm" başkasından daha önce olan hakkında kullanılır. Mesela eski olan bir şeye "bu kadim’dir" denilir. Yeni olan bir şeye de "bu hadis’dir (yenidir)" denilir ve onlar bu ismi ancak kendisinden önce mütekaddim şeyler bulunan varlıklar hakkında kullanırlar. Kendisinden önce (kendisi hakkında) yokluğun söz konusu olmadığı zat hakkında kullanmazlar." (Geniş bilgi için Tahavi Akidesi Şerhinden "Kıdem ve Beka" sıfatları başlıklı bölüme müracaat edilebilir.)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
2 Yanıt
3427 Gösterim
Son İleti 21.05.2017, 21:12
Gönderen: huzeyfe
6 Yanıt
3808 Gösterim
Son İleti 03.02.2019, 23:26
Gönderen: İbn Umer
11 Yanıt
3793 Gösterim
Son İleti 12.07.2018, 02:30
Gönderen: Tevhid Ehli
3 Yanıt
2189 Gösterim
Son İleti 26.07.2018, 03:06
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
1284 Gösterim
Son İleti 26.12.2018, 06:55
Gönderen: Tevhid Ehli