Tavhid

Gönderen Konu: "REGÂİB KANDİLİ" VE "REGÂİB NAMAZI"  (Okunma sayısı 1305 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 205
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
"REGÂİB KANDİLİ" VE "REGÂİB NAMAZI"
« : 07.03.2019, 03:11 »
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

"Regâib Kandili" ile alâkalı bilgi "Kandil Geceleri Hakkında" ve "Regaip Kandili Hakkında" ayrıca  "Bidat İbadetler/Kandiller Hakkında Menheci Uyarılar" başlıklı yazılarda verilmişti. Regâib Namazı'na gelince, İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) kendisine Regâib Namazı hakkında sorulduğunda şu fetvâları vermiştir*:

Reğâib Namazı1

Reğâib namazına gelince, bunun aslı yoktur; bilakis bu bir bid’attir. Ne cemaat olarak ne de tek başına kılmak müstehaptır. Sahîh-i Müslim’de sabit olduğuna göre “Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem), özel olarak Cuma gecesinde kıyam yapmayı veya özel olarak Cuma günü oruç tutmayı yasaklamıştır.” Bu konuda zikredilen eser, âlimlerin ittifakıyla yalan bir uydurmadır. Onu, seleften ve imamlardan kimse asla rivayet etmemiştir. Orta geceye gelince, onun fazileti konusunda hadisler ve eserler rivayet edilmiştir. Seleften bir grubun da onda namaz kıldığı nakledilmiştir. Tek başına namaz kılan bir kimsenin, bu konuda onun selefi önceden geçmiştir ve onun bir hücceti vardır. Böyle yapan birine karşı çıkılmaz. O gecede topluca namaz kılmaya gelince; bu, itaatler ve ibadetler konusunda var olan genel bir kaide üzerine mebnidir. iki çeşittir:

Birincisi: Râtib bir sünnettir. İster vacip olsun ister müstehap. Beş vakit, Cuma ve bayram namazları, kusûf, istiska ve teravih namazları gibi. Bu, muhafaza edilmesi ve ona devam edilmesi gereken râtib bir sünnettir.

İkincisi: Râtib bir sünnet olmayandır. Örneğin nâfile bir namaz için toplanmak. Gece namazı, Kur’an okumak, Allah’ın zikri veya dua gibi. Şüphesiz ki Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem), bazen cemaatle nâfile namaz kılmıştır ve zikredilenden başka ona devam etmemiştir. Ashabı da, toplandıkları zaman aralarından birine okumasını emrederlerdi ve diğerleri onu dinlerdi. Ömer b. el-Hattâb da, Ebu Mûsa’ya dedi ki: “Bize Rabbimizi hatırlat.” Bunun üzerine okurdu ve onlar da dinlerdi. Rivayet edildiğine göre “Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem), aralarından biri okurken suffe ehlinin yanına çıktı. Bunun üzerine onlarla birlikte oturdu.” Zikir meclislerine tâbi olan gezici melekler hakkında bilindik hadis de rivayet edilmiştir. Bir topluluk, bazı gecelerde nâfile bir namaz için toplanıp da bunu, râtibe sünnete benzeyen bir râtib âdet edinmezse, mekruh olmaz. Ancak vaktin dönmesiyle var olagelen bir âdet olarak edinilirse, içinde şeriatı değiştirmek ve meşru olanı, meşru olmayana benzetmek var olduğu için mekruhtur. Bu câiz olursa, duha vaktinde veya öğle ile ikindi arasında başka bir namaz yapılması veya Şaban’da terâvih ya da iki bayramda ezan veya Beyt-i Makdis’teki kayaya yapılan bir hac da câiz olmuş olur. Bu, Allah’ın dinini değiştirmek ve dönüştürmektir. “Mevlid gecesi” ile başkaları hakkındaki söz de böyledir. Mekruh olan bid’atler, şeriatta müstehap olmaz. O da, Allah’ın izin vermediği şeyin meşru kılınmasıdır. Allah’ın bir teşri’i olmadan bir şeyi din ve yakınlık vesilesi kılan kimse, sapık bir bid’atçidir. Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem), onu şu sözüyle anlamlandırmıştır: “Her bid’at sapıklıktır.”2 Bid’at, şeriata karşıdır. Şeriat ise, Allah’ın ve Rasulü’nün, icâb emri veya istihbab emri olsun emrettiği şeylerdir. O’nun döneminde yapılmasa da; terâvihte bir imamın arkasında toplanmak ve Kur’an’ı, bir mushaf da cem etmek, riddet ehlini ve haricileri öldürmek ve buna yakın şeyler gibi. Allah ve Rasulü’nün teşri’ kılmadığı ise bid’at ve sapıklıktır. Örneğin Şâri’in, namaz vakitlerini, Cuma ve Bayram günlerini, Mekke’nin saygınlığını, üç mescidi ve her birine kendisine göre onun içinde teşri’ ettiği namazlar ve ibadet çeşitleri ile diğer mescidleri özel kıldığı gibi, bir ibadet yapmak amacıyla toplanmak için bir yeri veya bir zamanı tahsis etmek gibi. Bu açıklama ile, nass ve icmâlardan oluşan şer’î deliller arasını birleştirmek açıklığa kavuşmaktadır. Şüphesiz ki bid’attan kasıt, şeriata karşı olmasıdır. O da, dinde teşri’ kılınmayan şeydir. Ne zaman ki bir nass veya icmâ ile bir fiilin, Allah’ın ve Rasulü’nün sevdiklerinden olduğu sabit olursa, onunla bid’at olmaktan çıkar. Büyük kaidelerden bir büyük kaidede bunu genişçe anlattım.

“Reğâib namazı”, din imamlarının ittifakıyla bir bid’attir. Ne Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ne halifelerinden biri ne de din imamlarından biri -Mâlik, Şafiî, Ahmed, Ebu Hanîfe, Sevrî, Evzâi, Leys ve başkaları gibi- bunu sünnet kılmıştır. Bu konuda rivayet edilen hadis de, hadis konusunda marifet ehli olan kimselerin icmâsıyla yalandır. Receb ayının ilk Cuma gecesi hakkında zikredilen namaz, mi’râc gecesinde kılınan namaz, Şaban ayının ortasında kılınan “elfiyye” namazı, pazar, pazartesi günü ve haftanın günlerinden birinde kılınan namaz da böyledir. Musanniflerden bir grup rakâikte zikretmiş olsa da, hadis hakkında marifet ehli olan kimseler arasında, bütün bunların mevzu olduğu konusunda bir ihtilaf yoktur. Din imamlarından hiç kimse de bunu müstehap görmemiştir. Sahîh-i Müslim’de Ebu Hureyre’nin, Nebi’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) rivayet ettiğine göre, O dedi ki: “Cuma gecesini kıyamla tahsis etmeyin (/geçirmeyin). Cuma gününü de oruçla tahsis etmeyin.”3 Cuma günü ve iki bayram gecesinde oruç tutmak hakkında zikredilen hadisler de, Nebi’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) üzerine atılmış bir yalandır. Allah en iyi bilendir.

Reğâib namazı hakkında soruldu: Müstehap mıdır yoksa değil midir?4

Şöyle cevap verdi: Bu namazı, Allah Rasulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) kılmamıştır. Ne sahabeden herhangi bir kimse ne tabiin ne de müslümanların imamlarından herhangi bir kimse kılmıştır. Allah Rasulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ne seleften bir kimse ne de imamlar, buna teşvik etmiştir. Ne de bu geceye has bir fazilet zikretmişlerdir. Bu konuda Nebi’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) rivayet edilen hadis de, bu konudaki marifet ehlinin ittifakıyla yalan ve mevzudur. Bu yüzden muhakkikler dedi ki: “Bu mekruhtur, müstehap değildir.” Allah en iyi bilendir.


Alıntı
Dipnotlar:

* Namaz Fetvaları, Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye, Polen Yayınları, sayfa no. 463-465

1- İbn Teymiyye, Mecmuu’l-Fetava, (23/132-135).

2- Müslim: Kitâbu’l-Cum’a, Namazı hafifleştirme ve hutbe bâb’ı, hadis (43).

3- Müslim: Kitâbu’s-Siyâm, Yalnızca Cuma günü oruç tutmanın kerâhiyeti bâb’ı, hadis (148).

4- İbn Teymiyye, Mecmuu’1-Fetava, (23/135).
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
4528 Gösterim
Son İleti 09.06.2015, 01:35
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
4890 Gösterim
Son İleti 19.06.2015, 02:34
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
5369 Gösterim
Son İleti 01.09.2019, 12:54
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
0 Yanıt
4356 Gösterim
Son İleti 11.11.2015, 17:15
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1908 Gösterim
Son İleti 03.03.2018, 16:28
Gönderen: AbdulAzim