Tavhid

Gönderen Konu: BİR VAHDETİ VÜCUTÇUNUN HEZEYANLARI!  (Okunma sayısı 248 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1743
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
BİR VAHDETİ VÜCUTÇUNUN HEZEYANLARI!
« : 15.03.2019, 17:34 »
Bismillah. Yıllar önce yaşadığımız ibretlik bir yazışmayı önemine binaen tekrar yayınlıyoruz...

Alıntı
Sitene girdim.admin sensin.ben insanogluyum herseyden önce benim bir fırkaya
kaydıma gerek yok.levhada kayıtlıyım.mevlana .yunus emre.şems daha bunun
gibisi dünyanın ilim irfan sahıbı erdem sahıbı insanlarına ,agza alınmayacak
kelimeler kullanmışssın.cünkü sen onları anlayamassın zaten,senin ilmin
yetmez .bir insanı eleştirmek istiyorsan ilk önce onun düzeyine gelmen
gerekir. Arifin dini olmaz anladın.hicr 99 ayetine oku yakın gelene kadar
ibadet et diyor.oda alalhın bilgisi onlar senin benim düzeyinde ruhlar
degil.yaptıgın iftiralara dikkat et.sen hicsın dünyada boş bir arazı,inanan
degil,iman eden olman gerekir,imanlı bir insan olsaydın zaten bu kelimelere
düşmanına bile yazmassın ve sen bu şahsiyetleri hic tanımıyorsun,senin adına
üzüldüm.sana bunları uyarmak icin yazıyorum bu konuda şanslısın aynaya bak
ikiligi birlik yap ve ilmini tekrar gözden gecir,sana cok seyler yazmak
isterim ama anlamassın ve icinden dısından küfre girersin.istedigin kadar
gece gündüz namaz kıl iman olmayınca ask olmayınca düşüncelerin boş, şekilde
kalma bu yol cetin ,zorlu yol edep ahlak takva ister,tek nefsten aynıyız
hersey an'da baslar an'da biter,

Pek cokları abdest alıp namaza gider,pek cokları oruc tutup zekat verir,pek
cokları ilimle ugraşır ve baskalarına va'z verir,ama hepsinin sonu allah
katında kötüdür.
Çünkü bedeni temizlerler,kalbi degil;agızla aglarlar kalple degil;etlerden
uzak dururlar,kendilerine günahlarla doyururlar;kendilerine iyi densin diye
başkalarına kendileri için iyi olmayan şeyler verirler;işe yarasın diye
degil.konuşmayı bilmek için ilimle ugraşırlar,kendilerinin tersine
yaptıkları şeyleri başklarına ögütlerler.ve böylece kendi dilleriyle
kendilerini mahkum ederler. Allah sag ve diridir ki bunlar allahı
kalpleriyle tanımazlar;çünkü tanımış olsalardı severlerdi;ve insan madem ki
sahip oldugu herşeyi allahtan almıştır,öylede herşeyi allahın sevgisi
ugrunda harcamalıdır.hoşcakal güzel kardeşim bir daha yazmam sana, yön aynı
ama yollar farklı uyan..........

Bismillah,

Hidayete tabi olanlara selam olsun,

Bugün mail adresimize gelen bir mesajı ibret amacıyla paylaşmak istedik. Görüldüğü üzere kainattaki her şeyin –haşa- Allah olduğuna inanan vahdeti vücud akidesine sahip bazı kimseler, bu habis akidenin önderleri olan Mevlana, Yunus Emre, Şems-i Tebrizi gibi tağutlar hakkında yayınladığımız yazılardan rahatsız olmuşlar. Yalnız bu yazıda kullanılan sevecen usluba aldanmayın. Bu şahıs birkaç gün önce şu şekilde gelmişti:


Alıntı
Recipient   darultavhid@mail.md 

Date   Tue 18:09

sen nebicim bir insanoglusun cahil köhne herif.tutarsız bir müslüman böyle laflar yaprmı .bilgisizci islama agzına alma .allahın gazabı üzerinde olsun sana nalet ediyorum

Biz bu şahsı tanımayız etmeyiz. Bunları yazmasının sebebinin ne olduğunu sorguladığımızda da bize yukardaki mesajı gönderdi. Aklı başında olan herkes tasavvufçuların dillerinden düşürmedikleri sevgi, kardeşlik, hoşgörü gibi söylemlerin tevhid ve sünnet ehli hakkında geçerli olmadığını, onların hoşgörüsünün ancak dünyada ne kadar İslam düşmanı dinsiz varsa onlara yönelik olduğunu bilir. Bu yazılanlar da bunun bir göstergesidir.

Şimdi bu gibi zavallıların zihniyetini anlamak istiyorsanız şu ifadelere dikkat edin:

“Arifin dini olmaz anladın.hicr 99 ayetine oku yakın gelene kadar ibadet et diyor.”

Arifin dini olmazmış! Size göre dinsizlik, bir insanın ulaşabileceği en üstün mertebe öyle mi? Yani –iddialarına göre- fena fillah mertebesine ulaşıp haşa Allahla bütünleşmiş olan bir insan-ı kamil –ki buna şeytan-ı kamil dense daha yerinde olur- artık şeriata, dine ihtiyaç duymaz! Bu kimse ne yahudidir, ne Hristiyandır, ne müslüman; çünkü bunların hepsinin üstüne çıkmıştır. Adam haşa subhanehu Allah olduğunu iddia ediyor, bir de kendi kendine ibadet mi etsin? “Yakin gelinceye kadar ibadet et” ayetini aldınız, biz artık yakin mertebesine ulaştık, dolayısıyla ibadet etmemize gerek kalmadı, öyle mi? Bunlar kendilerini Allah rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’den daha mı yakin sahibi görüyorlar ki Allah rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) son nefese kadar ibadete devam etti, hatta Ona (sallallahu aleyhi ve sellem) gelmiş gelecek bütün günahları bağışlandığı halde neden ibadet için kendisini bu kadar yorduğu sorulduğunda “Şükreden bir kul olmayayım mı” cevabını verdi. Bütün bunlar gösteriyor ki ayetteki yakinden kasdedilen şey “ölüm”dür. İnsanın amacı hakkı aramak olursa ayetlerin manasını çok kolay idrak eder, ama insanın amacı şeriatın mükellefiyetlerinden sıyrılıp haramın helalin, farzın sünnetin olmadığı başıboş bir hayat yaşamak olursa elbetteki ayetleri bu şekilde hevasına göre tefsir eder. Sanırım Mevlana, Şems gibi tağutlarınız kendilerini yakin mertebesine ulaşmış gördüklerinden dolayı her tür sapıklığı, ahlaksızlığı meşru sayıp kitaplarına aldılar. Bakın vahdeti vücud düşüncesinin önderlerinden Tilmisani ne diyor:

“Size göre madem ki hepsi bir, kişinin zevcesi ile yabancı bir kadın veya kendi kız kardeşi arasında ne fark var?’’ diye sorulduğunda şöyle cevab verdi : ‘’bizim yanımızda bunlar arasında hiç fark yok. şu hakikat yoksunu perdeliler(İslam alimleri) bunun haram olduğuna itikad ediyorlar.bizde diyoruz ki :’’bu onlara göre haram.bizim yanımızda ise ortalıkta haram diye bir şey yok!’’Diye cevab verdi.

Zaten sapık fırkaların birçoğunun da hedefi şeriatın mükellefiyetlerinden sıyrılıp çıkmak, İslamın hükümlerini gevşetmek, her tür haram ve küfrü meşrulaştırmak değil midir? Biz bu sitede ve gerçek alemde gerek kendi nefsimizle gerekse de başkalarıyla yıllardır neyin mücadelesini veriyoruz? Çünkü Kitap ve Sünnet çizgisinde istikamet üzere yaşamak Allaha teslim olmamış nefislere ağır gelmektedir. Bundan dolayı Allahu Teala mealen şöyle buyurmaktadır:

“Sabır ve namazla (Allah'a sığınıp) yardım isteyin; bu Rablerine kavuşacaklarını ve Ona döneceklerini umanlar ve huşu duyanlardan başkasına elbette ağır gelir.” (Bakara: 45-46)

Tağutlardan beri olma, müşrikleri tekfir edip onlardan uzaklaşma, Müslümanlarla kardeş olma, harama helale dikkat etme gibi konularda ortaya atılan bütün şüpheler İslamı yaşamak kendilerine ağır gelen birtakım insanlar tarafından dile getirilmektedir. İşte bunu anlayan kişi bu şüpheleri kale almaz, istikametine devam eder. Fakat bu şüpheciler gibi sapmak isteyen kimse onlara kulak verir ve birgün bakmış ki o sapıklardan birisi olmuş. Bizim burada yapmaya çalıştığımız ise sadece bu sapmış nifak ehlinin gireceği delikleri tıkayıp onları köşeye sıkıştırmaktan ibarettir.

Sözü çok fazla uzatmak istemiyoruz. Bütün bu cerbezeli, süslü felsefi lafların arkasında yatan şey halis küfürden ve Allahın emirlerinden sıyrılıp şeytana kul olmaktan başka bir şey değildir. Siz kendinizi fazla yormayın, zaten masonlar sizin yerinize çalışıyorlar; filimler, müzikler, kitaplar, felsefeler, dinler arası diyalog toplantıları ve başka türlü yollarla vahdeti vücud felsefesini bütün dünyaya empoze ediyorlar. Şu an nerdeyse vahdeti vücud dünyanın ortak dini haline geldi. “Demokrasi” adı altında aynı sizin hedeflediğiniz şekilde bütün haramların helal olduğu, bütün dinlerin ortadan kalktığı yeni dünya düzenini tesis etmek için var güçleriyle çalışıyorlar. Eğer o zamana yetişirseniz Mesih Deccal zuhur edip ilahlığını iddia ettiğinde aynı “Enel Hakk” deyip ilahlık iddia eden Hallac’a, İbn Arabi’ye tazim ettiğiniz gibi ona da insan-ı kamil deyip tabi olursunuz herhalde? Ama hiç kimse unutmasın ki kafirlerin bir tuzağı varsa Alemlerin Rabbi’nin de tuzağı vardır. Ve o “tuzak kuranların en hayırlısıdır”

Velhasıl Allah sizin gibilere hidayet etsin. Şerrinizden ve fitnenizden korusun. Amin. Velhamdulillahi rabbil alemin.


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1743
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: BİR VAHDETİ VÜCUTÇUNUN HEZEYANLARI!
« Yanıtla #1 : 15.03.2019, 17:39 »
Alıntı
Sana yazmıycan dedim ama;
derler ya bir dünya dolusu kitap okudum,ama o kitapları eşşekler gibi
okumussun,siteni inceledim ögle sizleri fazla kaideye alıp yorum yazanda
yok,85.25.248.87 almanyada yaşıyorsun okadar süslü laflar yapıyorsun ki bir
yazdıgın bir yazdıgını tutmuyor,sende kişilik kaybı var senin kişiligin
olusmamış daha sen neyin peşinde koştugunu bile bilmiyorsun.
Bence kuranı kerimi bile dogru düzgün okumamışsın sen, kin nefret
söyleminden baska partal yok.bana zavallı demişsin
Asıl zavallı sensin yazıda mason diyorsun,ama orada onların ekmegini suyunu
icip
Millete ahkam kesiyorsun.almanyada yasadıgını seni kimse bilmiyor ama,ayrıca
ibn teymiyye şunu dedi bunu dedi,ne sacmalıyorsun sen.ben senin gibi degilim
senin yaptıgın gibi ben teymiyye iftira atmam
Herkesin allahın yanında ayrı yeri vardır.günahıyla sevabıyla,.insanların
düşüncelerinden sana ne,senin yanlışlarını herkes dogru görmek
zorundamı.yazılarımı siteye koymuşssun hic önemli degil bence güzel olmuş
aklı olan insan zaten kimin dogru söyledigini anlar.ve ben sana yakın
geldigi zaman ibadet edilmeyecek diye bir cümle kullandın mı ne kadar sacma
sacma konusuyorsun ancak orda bir kurnazlık yapmışsın,bana bilader ne
ayaksın yazmışsın,onu niye koymadın oraya ,cünkü senin ic dünyanı ele verir
diye korktun degilmi.lafın sonunda kırk ayak gelir.sitene üye kaydı
olunmuyor,alta yorum yazılmıyor,evet sence böyle daha güzel degilmi
istedigini yaz istedigini sil gelecek yorumlardan korkuyorsun cünkü
Arkadaş adam dedinmi sapına kadar olur,yapacagın işi adam gibi yap kıvırma
kendince herşeye acık ol.sitenin basına hakkımız bölümüne
doldurmuşssun,birde gözüme bir kelime ilişti bizi sapık sanıyorlar ne demek
bu sen eflatun okuyormusun.
O bilinc altı senin kendi düşüncen.


Bu şeyhler din adamları muhanmed'in s.a.v. gösterdigi yol üzerinde yol
kesiciler gibidirler.bunlar din evine iceriden kemirip harap ederler ama
allah erleri ise bu fareleri ortadan kaldıran kedi gibidirler.yüz tane fare
bir araya gelse kediye bakmaya cesaret edemezler.zaten kedinin korkusu
onların bir araya gelmelerine engeldir.kedi ise kendi icinde toplu bir güce
sahiptir.fareler bir araya gelebilseler,iş birligi yapıp,canları
pahasına,kedi ile mücadeleye girişirler.kedi birisini yakalayıp meşgul iken
ötekiler kedinin gözüne saldırabilir ancak kediye öldüremezler.anlaşılıyor
ki kedinin korkusu onları engelliyor.kedi ise tek başına toplu bir güce
sahiptir,kur'an'da söylendigi gibi( görmüyorlar mı ki etraflarında bulunan
insanlara saldırılırken,can güvenlikleri yokken biz mekkeyi güvenli ve emin
bir yer yaptık).

Evet muhatbetimizin sonuna geldik,arkadaşım sözlerime hıc kırılıp
darılma,ben müslümanım diyorsan benim bu yazdıklarıma aynısı hic silmeden
sitene koy altına eleştiri yapa bilirsin.elbette sana akıl verdigim kadar
benimde akla ihtiyacım vardır.

Hidayete tabi olanlara selam olsun,

Bu yazılanlara hiç cevap vermemek veya özelden cevap yazmak da mümkündü ama sırf birilerine malzeme olmaması için –şahsımıza yönelik hakaretler içermesine rağmen- “kötü söz sahibine aittir” diyor ve yazıyı olduğu gibi yayınlıyoruz.

Şimdi bu şahıs, hangi yöntemle başarmışsa (!) bizim Almanyada yaşadığımızı tesbit etmiş. Halbuki biz şu an Sakaryadayız ve de hayatımızda yurtdışına çıkmış değiliz. Velev ki çıkmış olsak ne farkeder. Biz size gavur İzmir’den yazıyorsunuz diye bir şey diyor muyuz? Bir insan masonların diyarında yaşadı diye mason olmaz. Sanki Türkiye’nin çok mu farkı var Almanyadan, İslam dünyası adı verilen coğrafyada mason localarının serbest olduğu bildiğim kadarıyla dört ülkeden birisidir Türkiye (diğerleri Fas, Lübnan ve işgal sonrası Irak) ve anayasasında din maddesi olmayan, resmen dinsiz olan tek sözde İslam ülkesidir. Dolayısıyla bir insanın itikadı Türkiye’de veya Almanya’da yaşamasına göre tesbit edilemez. (İnsanın yaşadığı ülkenin onun inancı üzerinde etkisi vardır elbette, Allahu teala bu yüzden hicreti farz kılmıştır fakat bu tek başına belirleyici değildir o anlamda söylüyorum) Fakat bir insan seçkin zümreler için dinin gerekli olmadığına, insanın –haşa- ilah olduğuna, bütün dinlerin aynı olduğuna inanıyorsa bu kimse masonlarla aynı felsefeye sahip demektir ve bu kişi, velev ki kayıtlı mason olmasa da masonların tabiriyle “önlüksüz mason”dur.

Bu bize yazan kişi, daha önce yazdıklarıyla kişiliğini yeterince ele vermiş. Lanet ve hakaret dolu yazısına cevaben “sen ne ayaksın” diye karşılık vermek normal şartlar altında o yazdıklarına nisbeten daha kibar bir hitap olmuş ama yine de Rabbimizden bize Nebevi ahlakı nasip edip bu tür şeylere dahi tevessül etmemeyi ilham etmesini diliyoruz. Sitede üye yorumlarına müsaade edilmemesi işte şu gördüğünüz seviyesiz yazışmaların yaşanmaması ve bu tür küfür ve ilhad ehline fırsat verilmemesi içindir. Biz sizin gibi 72 milletin bir olduğuna inananlardan değiliz ki her tür batıla sitemizde müsaade edelim! Bu yazıyı da sırf ibret amacıyla yayınladık ta ki birileri hevasına tabi olmanın insanı nerelere kadar götüreceğini daha iyi görsün. Görüldüğü gibi her batıl ehli kendisine Kuran ve Sünnetten delil getiriyor fakat getirilen delilin gerçekten iddia edilen şeye delil olup olmadığı tahkik edilmezse her türlü batıla dinden dayanak bulunur. Ama deliller gerçekten ilmi bir şekilde tahkik edilir ve bilhassa da selefin tartışılan konu hakkındaki kanaati tesbit edilirse insan dalalete düşmekten kendisini muhafaza eder biiznillah.

“Arifin dini olmaz” ibaresi kendi sözü olduğu halde ve delil verdiği “Yakin gelinceye kadar ibadet et” ayetini hangi zihniyetteki insanların dayanak yaptığı belli olduğu halde çark edip, “yakın geldigi zaman ibadet edilmeyecek diye bir cümle kullandın mı” diyor. Bunu kasdetmediysen o zaman neyi kasdettin, arifin dini olmaz, ne demek kekelemeden açıklayabilecek misin?

“birde gözüme bir kelime ilişti bizi sapık sanıyorlar ne demek bu sen eflatun okuyormusun. O bilinc altı senin kendi düşüncen.” Bu ifade nerde geçiyor bilmiyorum ama kullanmışsak bile burada kasdımız itikadi sapıklık anlamındadır. Bu da tarih boyunca bütün tevhid davetçilerine yapılmış bir ithamdır. Mutaffifin suresinin son taraflarında kafirlerin şöyle dediği nakledilir:

“Onlar, müminleri gördükleri zaman işte bunlar sapmış kimselerdir (daalluun) derlerdi”

Bizi antik Yunan’ın hakikaten sapık olan filozoflarının ne dediği ilgilendirmez. Bizim hedefimiz baldıran zehri içmek değil, Cennetteki Kevser havuzundan yudumlamaktır. Kedi- fare vs böyle hikayelerle bizi meşgul edeceğine Allah ve Rasulu ne demiş onu öğren, ondan haber ver. Böyle fuzuli laf kalpazanlıklarıyla daha fazla vakit öldürmek istemediğimden dolayı burada kesiyorum. Allah sizin gibilere hidayet etsin. Amin. Velhamdulillahi rabbil alemin.


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1743
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: BİR VAHDETİ VÜCUTÇUNUN HEZEYANLARI!
« Yanıtla #2 : 15.03.2019, 17:40 »
Alıntı
(...) yakın anlamı
ölüm demişssin o kaynağı gösterde bende okuyayım,yakın allahın bilgisidir
heryerdede bu böyledir,atıp tutma lütfen.


İbn Kesir (rh.a) tefsirinde Hicr: 99 ayeti hakkında şu açıklamalar yapılmıştır:

وَقَوْلُهُ: {وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ} قَالَ الْبُخَارِيُّ: قَالَ سَالِمٌ: الْمَوْتُ
وَسَالِمٌ هَذَا هُوَ: سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، كَمَا قَالَ ابْنُ جَرِيرٍ:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي طَارِقُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ: {وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ} قَالَ: الْمَوْتُ
وَهَكَذَا قَالَ مُجَاهِدٌ، وَالْحَسَنُ، وَقَتَادَةَ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، وَغَيْرُهُ
وَالدَّلِيلُ عَلَى ذَلِكَ قَوْلُهُ تَعَالَى إِخْبَارًا عَنْ أَهْلِ النَّارِ أَنَّهُمْ قَالُوا: {لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ} [الْمُدَّثِّرِ: 43-47]
وَفِي الصَّحِيحِ  مِنْ حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أُمِّ الْعَلَاءِ -امْرَأَةٍ مِنَ الْأَنْصَارِ -أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَمَّا دَخَلَ عَلَى عُثْمَانَ بْنِ مَظْعُونٍ -وَقَدْ مَاتَ -قُلْتُ: رَحْمَةُ اللَّهِ عَلَيْكَ أَبَا السَّائِبِ، فَشَهَادَتِي عَلَيْكَ لَقَدْ أَكْرَمَكَ اللَّهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "وَمَا يُدْرِيكِ أَنَّ الله أكرمه؟ "
فَقُلْتُ: بِأَبِي وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَمَنْ؟ فَقَالَ: "أَمَّا هُوَ فَقَدْ جَاءَهُ الْيَقِينُ، وَإِنِّي لَأَرْجُو لَهُ الْخَيْرَ"
وَيُسْتَدَلُّ مِنْ هَذِهِ الْآيَةِ الْكَرِيمَةِ وَهِيَ قَوْلُهُ: {وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ} -عَلَى أَنَّ الْعِبَادَةَ كَالصَّلَاةِ وَنَحْوِهَا وَاجِبَةٌ عَلَى الْإِنْسَانِ مَا دَامَ عَقْلُهُ ثَابِتًا فَيُصَلِّي بِحَسَبِ حَالِهِ، كَمَا ثَبَتَ فِي صَحِيحِ الْبُخَارِيِّ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: "صَلِّ قَائِمًا، فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ فَقَاعِدًا، فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ فَعَلَى جَنْب"
وَيُسْتَدَلُّ بِهَا  عَلَى تَخْطِئَةِ مَنْ ذَهَبَ مِنَ الْمَلَاحِدَةِ إِلَى أَنَّ الْمُرَادَ بِالْيَقِينِ الْمُعْرِفَةُ، فَمَتَى وَصَلَ أَحَدُهُمْ إِلَى الْمَعْرِفَةِ سَقَطَ عَنْهُ التَّكْلِيفُ عِنْدَهُمْ. وَهَذَا كُفْرٌ وَضَلَالٌ وَجَهْلٌ، فَإِنَّ الْأَنْبِيَاءَ، عَلَيْهِمُ السَّلَامُ، كَانُوا هُمْ وَأَصْحَابُهُمْ أَعْلَمَ النَّاسِ بِاللَّهِ وَأَعْرَفَهُمْ بِحُقُوقِهِ وَصِفَاتِهِ، وَمَا يَسْتَحِقُّ مِنَ التَّعْظِيمِ، وَكَانُوا مَعَ هَذَا أَعْبَدَ النَّاسِ وَأَكْثَرَ النَّاسِ عِبَادَةً وَمُوَاظَبَةً عَلَى فِعْلِ الْخَيْرَاتِ إِلَى حِينِ الْوَفَاةِ. وَإِنَّمَا الْمُرَادُ بِالْيَقِينِ هَاهُنَا الْمَوْتُ، كَمَا قَدَّمْنَاهُ. وَلِلَّهِ الْحَمْدُ وَالْمِنَّةُ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى الْهِدَايَةِ، وعليه الاستعانة والتوكل، وهو المسؤول أَنْ يَتَوَفَّانَا عَلَى أَكْمَلِ الْأَحْوَالِ وَأَحْسَنِهَا [فَإِنَّهُ جواد كريم
]

“Allah Teâlâ : «Ve sana yakîn gelinceye kadar Rabbına ibâdet et.» buyurmuştur. Buhârî'nin ifâdesine göre; Salim, âyetteki «yakîn» i ölümle tefsir etmiştir. Bu Salim; Salim îbn Abdullah İbn Ömer'dir. Nitekim îbn Cerir'in Muhammed İbn Beşşâr kanalıyla... Salim İbn Abdullah'tan rivayetinde o, «Ve sana yakîn gelinceye kadar Rabbına ibâdet et.» âyetindeki «yakîn» in, ölüm olduğunu söylemiştir. Mücâhid, Hasan, Katâde, Abdurrahmân İbn Zeyd İbn Eşlem ve başkaları da böyle söylemişlerdir. Buna delilleri, Allah Teâlâ'nın da haber verdiği üzere cehennem halkının şöyle demiş olmalarıdır : «Biz, namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. Bâtıla dalanlarla birlikte dalardık. Ve biz din gününü yalanlardık. Sonunda yakin –yani ölüm- bize gelip çattı.» (Müddessir, 43-47).

Zührî'nin Hârice İbn Zeyd İbn Sâbit'den, onun Ansâr'dan bir kadın olan Ümnıü Alâ'dan rivayet etmiş olduğu sahîh bir hadîse göre; o, Allah Rasûlü (s.a.) Osman İbn Maz'ûn'un cenazesi yanına girdiğinde, olanları şöyle anlatmış : Ben : Ey Ebu Saîd Allah sana rahmet eylesin. Benim senin hakkındaki şehâdetim odur ki Allah Teâlâ sana mutlaka ikramda bulunmuştur, dedim. Allah Rasûlü (s.a.) : Allah'ın ona ikramda bulunduğunu nereden biliyorsun? buyurdu. Ben; Ey Allah'ın elçisi, anam babam sana feda olsun, ya kim (e ikram edecek) ? dedim de, şöyle buyurdu : Ona gelince; muhakkak ki ona yakîn (Ölüm) gelmiştir. Muhakkak ben onun için hayır umarım”

Namaz ve benzeri ibâdetlerin insana, aklı başında olduğu sürece vâcib olduğuna, «Ve sana yakîn gelinceye kadar Rabbına ibâdet et.» âyeti delil getirilir. însan, durumu ölçüsünce ve aklı başında olduğu sürece namazını kılar. Nitekim Buhârî'nin Sahîh'inde İmrân İbn Husayn (radiyallahu anh) dan rivayetle sabit olan bir hadîste Allah Rasûlü (s.a.) : Ayakta durarak namaz kıl. Güç yetiremez isen oturarak, buna da güç yetiremezsen yanın üzere, buyurmuştur. Yakînden maksadın, ma'rifet olduğunu ileri süren mülhidlerin de hatalı olduklarına bu âyet delil getirilir. Onlara göre, bir kimse ma'rifete ulaştığı zaman; ondan teklîf düşer. Muhakkak ki bu; bir küfür, bir sapıklık ve bilgisizliktir. Zîrâ peygamberler ve onların ashabı; insanlar içinde Allah'ı en iyi bilen, Allah'ın haklarını ve sıfatlarını, O'nun müstehak olduğu ta'zîmi en iyi bilen kimselerdi. Bununla birlikte onlar insanların en çok ibâdet edenleri, ölümlerine kadar hayır işlerine en fazla devam edenleridir. O halde burada yakînden maksad, yukarda söylediğimiz gibi ancak ölüm olabilir. Hamd ve minnet Allah'adır. Hidâyet bahşettiği için Allah'a hamdederiz. O'ndan yardım diler ve O*na tevekkül ederiz. Durumların en mükemmeli ve güzeli üzere bizi öldürmesi de elbette O'ndan istenilir.”


Bu nakiller üzerinde düşün. Geri kalan hakaret dolu sözlerin için şu ayetten başka diyecek bir şey bulamıyorum:

“Selam olsun size, biz cahillerle ilgilenmeyiz” (Kasas: 55)

Allah sana ve senin gibilere hidayet etsin. Sizin gibilerle uğraşacak vaktimiz yoktur. Vesselamu ala men’ittebea’l huda.



 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
11 Yanıt
933 Gösterim
Son İleti 31.10.2018, 05:42
Gönderen: İbn Teymiyye