Tavhid

Gönderen Konu: ŞEYHULİSLAM İBN TEYMİYYE SİZE ÜÇ YIL SÜRE VERİYOR!  (Okunma sayısı 366 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 707
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ


EY CEHENNEM DAVETÇİLERİ !

ŞEYHULİSLAM İBN TEYMİYYE SİZE ÜÇ YIL SÜRE VERİYOR!

HADİ DELİLLERİNİZİ GETİRİN.


Bana muhalefet eden herkese üç yıl süreyle mühlet veriyorum:

Seleften, zikrettiğime aykırı olarak bana tek bir harf dahi bulup getirirse, gerçekten benim aleyhime delil bulmuş olduğunu kabul edeceğim. Bu konuda ben de uğraştıkça uğraştım. Benim karşı görüşümü savunanlar da kitapları araştırıp durmaya devam ettiler. Nihayet Beyhakî'nin «el-Esmâ ve's-Sıfât» adlı eserinde yüce Allah'ın: «Doğu da Batı da Allah'ındır. Her nereye yönelirseniz Allah'ın yüzü oradadır» âyeti ile ilgili söylediklerini ele geçirdiler.  Orada şunu zikreder:«Mücâhid  ve  Şafii 'den burada «Allah'ın yüzü» ile maksadın, Allah'ın kıblesi olduğunu söylemişlerdir.»İkinci toplantımızda onların ileri gelenlerinden birisi şöyle söyledi:

 «Ben seleften bunun te'vil edileceğine dair bir nakil getirmiş bulunuyorum.»
Ben onun neyi hazırlamış olabileceğini içimden geçirdim ve şunları söyledim :

—  Herhalde sen onun:«Doğu da Batı da Allah'ındır. Her nereye yönelirseniz Allah'ın yüzü oradadır» âyetiyle ilgili söylediklerini kasdediyor olmalısın.
—  Evet, dedi.
—  Burada maksat Allah'ın kıblesidir, deyince şöyle dedi:
—  Bu âyeti  Mücâhid  ve  Şafii  te'vil etmiştir. Bunların ikisi de seleftendir.
 

Ancak bu sözler benim sorumun cevabını teşkil etmiyordu. Benimle tartıştıkları konuda «vech»in sıfat olması ve bu sıfatın Allah için olduğunun belirtilmesi söz konusu olmuyordu. Bunlar benim söylediğim sözleri temel özellikleriyle ele almışlardı. Fakat cevaplarda da bu görüldüğü gibi, benim sözüm kayıtlayıcı idi. Böylelikle bu konuda onların hakkı söyledikleri görüşünü kabul etmedim. Aksine şunları söyledim: «Bu âyet kesinlikle sıfat âyetlerinden değildir. Ve hiçbir zaman sıfat âyetleri te'vil edilmez diyen kimselerin sözlerinin genel kapsamı içerisine girmez.»
 
Bana şunları söyledi:

—  Peki, bu âyette «vech»ten sözedilmiyor mu? Ben:
—  Burada maksat Allah'ın kıblesidir, deyince şunları söyledi:
—  Bu sıfat âyetlerinden değil midir? Şu cevabı verdim :
—  Hayır. Dolayısıyla bu âyet-i kerime anlaşmazlık konularından değildir. Ben burada «vech- ile ancak kıblenin kasdedildiğini kabul edebilirim.


Çünkü «vech» Arap dilinde, cihet ve yön anlamına gelmektedir. «Ben şu vech'i kasdettim» denirken, şu tarafa doğru gittim, denilmek istenir. Yine  «şu vech'e doğru yolculuk yaptım» denirse, şu cihete yolculuk yaptım, denilmek istenir. Bu gibi örnekler pek çoktur ve bilinen şeylerdir. O halde «vech», cihet, yani yön demektir. Nitekim sânı yüce Allah: «Herkesin (her ümmetin) yüzünü kendine  döndürdüğü bir yönü   (kıblesi)   vardır»(24)  buyurmaktadır. Yani herkesin yöneldiği bir cihet vardır. Burada yüce Allah'ın: «Kendisine yöneldiği bir kıblesi (viche)» buyruğu,  «Her nereye yönelirseniz, Allah'ın yüzü oradadır»   buyruğuna benzemektedir.  Her iki âyet de lâfız ve mânâ itibariyle biribirine oldukça yakındır; her ikisi de kıble ile ilgilidir. Vech ve cihet her iki âyette de şu anlamda zikredilmiştir: Nereye yönelirse yönelsin biz onun karşısında, yani kiblesindeyiz.
 
Dedim ki: Zaten ifadelerin akışı da buna işaret etmektedir. Çünkü yüce Allah: *Her nereye yönelirseniz» diye buyurmuştur. Buradaki «nereye» ( = eyne) zarftır. Yönelmek anlamında kullanılan kelime ise «tevelli» kökündendir. Buna göre anlam şöyle olur: Her nereye yönelirseniz, Allah'ın yüzü oradadır. Bu şekilde «Allah'ın yüzü», kendisine yönelinen yerdedir diye ifade edilmiştir. Bu ifade ise yüce Allah'ın: «Doğu da Batı da Allah'ındır^ anlamındaki buyruktan sonra yer alır ve bunlar bütün yönleri kapsamaktadır. Nitekim bir başka âyette de şöyle Duyurulur: «De ki: Doğu da Batı da yalnız Allah'ındır. O dilediği kimseyi dosdoğru yola kavuşturur»'(25).
 
Bu şekilde Allah, bütün cihetlerin yalnız kendisinin olduğunu haber vermiş oluyor. Böylelikle buradaki izafetin, bir tahsis ve bir teşrif izafesi olmuş olduğunun delili oluyor. Sanki («Allah'ın ciheti ve Allah'ın kıblesi» anlamında): «Cihetullah ve Kıbletullah» denilmiş gibidir. Fakat insanlardan bazı kimseler bundan muradın Allah'ın ciheti, yani kıblesi olduğunu kabul etmekle birlikte, şöyle der: Bu âyet, sıfatın delilidir ve aynı şekilde kulun Rabbine doğru yöneldiğini de göstermektedir. Nitekim hadis-i şerifteki şu ifade de buna benziyor: "Sizden herhangi biriniz namaza kalktığı zaman şunu bilsin ki Allah onun yüzünü döndürdüğü taraftadır»-(26). Tine şöyle buyurulmuştur: «Kul kendisine doğru yüzüyle yönelmiş olduğu sürece, Allah da ona doğru yönelir. Bundan vazgeçip yüzünü çevirecek olursa (Allah da) yüzünü ondan çevirir» ve sözlerini, «bu âyet her iki mânâya da delâlet etmektedir» diyerek sürdürür. Bu başka bir konu olduğu için, açıklamasını burada yapmıyoruz.
 
-«İşte Allah'ın kıblesi oradadır- denildiği takdirde, kesinlikle bu, üzerinde anlaşmazlık çıkacak ve sıfat âyetlerinin te'vil edilmesini kabul etmeyenlerin reddedeceği türden bir te'vil olmayacaktır. Bu sıfatları kabul edenlerin öbürlerine karşı delil olarak getirebilecekleri türden de bir buyruk değildir. Bu mânâ, özü itibariyle doğrudur ve âyet-i kerime ona delâlet etmektedir. Bununla birlikte eğer bir sıfatın sübûtunun delili de oluyorsa, başka bir konudur. Geriye onların: «Allah'ın yüzü oradadır» sözünün anlamı, Allah'ın kıblesi oradadır, şeklindeki sözleri kalır. Acaba «cihet» ve «vech» aynı şey olduğu için, kıbleye «vech» denilmesi türünden midir, yoksa Allah'ın vechine yönelmiş olan kimse, Allah'ın kıblesine yönelmiş demek mi olur, konusuna gelince bununla ilgili olarak genişçe ele alınacak hususlar vardır ki, onların da yeri burası değildir.

===DİPNOTLAR===

(24)    2 Bakara 148.

(25)    2 Bakara 142.
(26)   îbn Mâce, İkâme, 61, Mesâcid, 14.

Not: Her ne kadar Şeyhulislam İbn Teymiye (radiyallahu anh) sıfatlar konusunda selefin görüşlerine muhalif bir görüşü olduğunu iddia edenlere üç yıl süre tanımışsada biz bu çağrıyı günümüzde imamın hata ettiğini iddia eden herkese yapıyor ve onlara bizde üç yıl süre veriyoruz. Haydi ! doğru sözlülerden iseniz ağzınızda bir şeyler gevelemeyin delillerinizi getirin. İmamdan önce yaşamış olsa bile hangi alim olursa olsun selefe muhalefeti caiz değildir. Muhalif olunan konu ne olursa olsun ve selefe ne kadar alim muhalefet ederse etsin bu muhalefete itibar edilmez. İtibar edilecek şey selefin üzerinde bulunduğu yoladır.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 707
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Defalarca şunu söyledim:

Ben dedim, bana bu konuda en ufak bir itirazı olana üç yıl süre verdim. Eğer bana Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in;

"Nesillerin en hayırlısı peygamber olduğum nesildir, sonra onları takib edenler, sonra onları takib edenler"
(Tirmizî, Fiten, 45; Şehâdet, 4; Buhârî, Şehâdet, 9) buyurarak övdüğü üç neslin herhangi bir mensubundan söylediklerime ters bir şey getirirse ben ondan dönerim (dedim).

İster Hanefî, ister Maliki, ister Şafiî, ister Hanbelî, ister Eş'arî, ister hadîsçi, ister sûfî, isterse başkası olsun ilk üç neslin hepsinden söylediklerime muvafakat eden nakiller getirmek düşer.


Başka meclislerde şunu da söyledim.
Dedim ki:

İmam Ahmed'e başkalarından daha çok sünnet ve Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den nakiller ulaştığı, mihnete duçar olduğu, bid'atçıları reddetme durumunda kaldığı için bu konudaki bilgisi ve sözleri başkasından, tabiî olarak daha çok olmuş, sünnette daha belirgin bir sima haline gelmiştir. Böyle değil dersek bile aslında hakikat Mağribli âlim ve sâlihlerden bir zâtın dediği gibidir:

"Mezheb, Mâlik ile Şafii'nin, zuhur (bu mezheb ile sivrilip ortaya çıkma) ise Ahmed b. Hanbel'indir".

Yâni Ahmed'in bulunduğu mezheb bütün İslâm imamlarının üzerinde olduğu mezheb idi. Tabiî ki aralarında ilim, bu ilmi açıklama hakkı ortaya koyup bâtılı reddetme konusunda farklılıklar olacaktır.

“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 707
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Söz bizim "nasıl ki bu ümmet diğer ümmetler içinde orta (vasat) bir ümmetse, aynı şekilde ehl-i sünnet de ümmetin fırkaları içinde vasattır, Allah'ın sıfatları konusunda cehmi ta'tilciler ile temsil ehli olan müşebbihe arasında vasattırlar" şeklindeki ifademize gelince,

"Sen imam Ahmed'in itikadını tasnif ettin"
dediler.

Tâbîsi olan bir mezheb olması sebebiyle münakaşanın kesilmesi amacını güdüyorlardı.

Ben, dedim, bütün selef-i sâlihînin itikadını tahric ettim, bu konuda imam Ahmed'in ayrıcalığı yok.


Üstelik bu akidenin herhangi bir noktasında bana muhalefet edene üç yıl da süre tanımıştım, ilk üç nesilden söylediklerime ters bir tek harf getirse ben söylediğimden vazgeçerim. Bana ise, Hanefî, Şafiî, Mâliki, Hanbelî, Eş'arî, Ehl-i Hadîs ve sair her taifesi ile ilk üç nesilden nakiller getirmek düşer, dedim.

“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 707
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Bu arada şu âna kadar ömrüm boyunca hiç kimseyi dinin esasları konusunda ne Hanbelî, ne de başka bir mezhebe ne davet ettim, ne bunun için çabaladım, ne de böyle bir söz söyledim. Ben ancak ümmetin selefinin ve imamlarının üzerinde birleştikleri şeyleri zikrediyorum, zikrederim.

Kendilerine defalarca şunu söylemişimdir:

Ben, bana muhalefet edene üç yıl mühlet veriyorum. İlk üç asrın imamlarının herhangi birinden, söylediklerime muhalif tek harf getiren olursa ben bunu ikrar ederim. Benim zikrettiklerim, ilk üç asır imamlarından kelimesi kelimesine ve bütün taifelerden onların icmâlarını nakledenlerin ifadeleriyle zikrettiğim şeylerdir.

“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 707
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ona şunu da söyledim:

Ben, hadîsçilerin, tasavvufçuların, kelâmcıların, Hanefî, Mâliki, Şafiî, Hanbelî imamlarının kitabları içinden elliden fazla kitab da getirmiştim, bunlar söylediklerime muvafık idi. Bundan öte ben, dedim, bana muhalefet edenlere, müslüman imamlardan söylediklerime muhalif tek kelime getirebilirlerse getirsinler diye üç yıl süre de tanıdım. Artık daha ne yapayım?
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
34 Yanıt
7262 Gösterim
Son İleti 14.11.2017, 21:24
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
4151 Gösterim
Son İleti 20.06.2015, 14:45
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
2063 Gösterim
Son İleti 06.10.2015, 01:09
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
2036 Gösterim
Son İleti 27.05.2018, 19:19
Gönderen: İbn Teymiyye
2 Yanıt
2925 Gösterim
Son İleti 30.03.2019, 01:39
Gönderen: İbn Kesir