Tavhid

Gönderen Konu: GAZETECİ MURAT ALANA YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ!  (Okunma sayısı 239 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 709
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Bismillah. Yeni Akit Gazetesi Haber Müdürü Murat Alan halkına silah sıkan, savaş uçakları ile halka bomba yağdıran din düşmanı ve aynı zamanda korkudan menfezlere saklanan korkaklar hakkında söylediği sözler nedeni ile saldırıya uğradı. Bu saldırıyı yapanlar kimliklerini gizleyerek, taşıdıkları tasmaların kimin elinde olduğunu halktan korktuğu için saklayarak üstü örtülü tehdit mesajı veren aşağılık kimselerdir. Gözü dönmüş pislikler küçük bir çocuğun önünde babaya saldırdılar. O gözü dönmüş din düşmanı teröristlerin eylemlerini şiddetle kınıyor ve her ne kadarda o gazeteci ile aynı akideye mensup olmasakta kendime yapılmış bir saldırı gibi kabul ediyorum. Bu saldırının merkezi Ankaradır. Onlara diyorum öyle gizli kapaklı eskiden olduğu gibi faili meçhul cinayetler işlediğiniz gibi kendinizi gizleyerek değil her kimseniz üniformanızda nasılsa onu giyin öyle beyzbol sopaları ile sağa sola saldırıp göz dağı verinki halkta bilsin kimin kime mesaj verdiğini. Halka parmak sallayan kim olursa olsun artık o parmak kırılacaktır inşaAllah bu böyle bilinsin.

Birde islamcılara sesleniyorum. Ahlaksız herifler karınız kızınız sultanbeylide, bağcılarda, bahçeşehirde vs sözde islamın kalesi olan yerlerde kapitalizme teslim olmuş vaziyette en iğrenç kıyafetleri giyerek kafelerde her haltı yiyorlar. Sizler ne zaman adam olup Allah'ın dinine döneceksiniz. Hani mücahiddiniz!!! Hani hizbullahtınız!! Kemalizme teslim olarak ancak put bekçiliği yaparsınız siz. Siz kim düşmanla mücadele etmek kim. Şu an bu olaydan dolayı yer yerinden oynamalıydı ve hükümeti bile düşürmeliydiniz. O Süleyman soyludan bunun hesabını çoktan sormalıydınız. Ama nerde sizde o duruş. Devlet mesele ot böcek oldumu herkese laf yetiştiriyor ama iş kendi içerisinde koydukları kanunları bile hiçe sayan eşkiyaların eylemlerine sıra geldimi sus pus oluyor. Devleti hızaya çekecek asil bir millet gerek. Onuda inanmış Muvahhid müslümanlardan başka kimse yapamaz. Bir oy için her puta selam çakan dümeni olmayan insanların liderliğinden kimseye bir fayda gelmez. Sizler dönün geçmişteki müslüman türk liderlerin geçmişlerine bakın ve utanın utanın. Halkı kucaklıyacakmışlar hangi halkı. Halkınızın yediği haltların bini bin para sizde oradan nemalanıyorsunuz. Öyle oluncada din düşmanı teşkilatların her zaman hedefi oluyorsunuz.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 709
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: GAZETECİ MURAT ALANA YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ!
« Yanıtla #1 : 16.06.2019, 14:49 »
Alıntı
Bugünkü köşesinde Yeni Akit Yayın Kurulu Üyesi ve Haber Müdürü Murat Alan'a yönelik saldırıyı kaleme alan Milat Gazetesi Yazarı Serdar Arseven, "Nereden gelirse gelsin ve kime yönelirse yönelsin bütün şiddet eylemlerini lanetliyoruz." dedi. Arseven, Murat Alan'a yapılan saldırı ile verilmek istenen mesajı şöyle anlattı:

"Saldırılar furyası Yeni Akit Yayın Kurulu Üyesi ve Haber Müdürü Sayın Murat Alan'la devam etti. Ankara-İstanbul hattındaki eylemin "karanlık bir araçla" ve özellikle de "Cuma Namazı" yolunda gerçekleştirilmesinin mesajları var! 28 Şubat’ı yaşayanlar o mesajları anında almışlardır. "Bir oradan bir buradan" meselesi de bir şeye uyuyor; onu da 12 Eylül’den hatırlarsınız!."

"Murat Alan özellikle gazetecilik camiasının yakından tanıdığı, terörle mücadeleye tam destek veren bir gazetecidir." diyen Arseven, Alan'ın canlı yayında söylediği sözlerinin kırpıldığına dikkat çekerek, şunları ifade etti:

"Meslektaşımız Murat Alan’ın Canlı Yayın’da, hararetin yükseldiği bir anda, "28 Şubat Zihniyeti"ne cevap vermek için kullandığı ve "kırpma" oyunlarıyla genele teşmil edilen ifadeleri üzerinden böylesine "derin provokasyon"un gerçekleştirilmiş olması, hayli vakittir sürekli olarak "ikazlarda bulunmamızın" sebebini ortaya koyuyor.

Murat Alan, haberleriyle, köşe yazılarıyla terörle mücadele eden güvenlik güçlerimize katkıda bulunan, onlara moral veren yerli ve milli bir isimdir. Murat Alan’ın canlı yayın sırasında söylediklerinin maksadı  bellidir ve kullandığı bir kelimenin maksadını çok aşan bir şekilde sunulmasıyla ortaya konulmak istenen algı kesinlikle Murat Alan’la ilgili değildir."

Saldırganların sadece 'kullanılan" kişiler olduğunu belirten Arseven, yazısına şu uyarılarla devam etti:

"Şuna dikkat çekelim ki;

28 Şubat Zihniyeti’nin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (....) aleni hakaretleri görmezden geliniyor ama Murat’lardan birinin tek kelimesi üzerinden fırtınalar kopartılıyor. Bu hep böyle, birileri her dönemde “beyaz” birileri de her dönemde “zenci”!..

Murat Alan’ın o andaki söylem tarzını eleştirmek normaldir ama işi böylesine insan hayatını tehdit edecek noktalara vardırmak bambaşka bir şeydir. Şimdiki meselemiz, Murat Alan’a yönelik saldırının “kodlarının” iyice çözülmesi meselesidir. Saldırganların bu işte sadece birer “kullanılan” olduğu, arka plânda başka “yapıların”  yer aldığı çok açıktır. (Hasan Karakaya’ya kurulan tezgâhta kullanılanlardan bazıları, bunu “28 Şubatçılar” adına yaptıklarını uzun yıllar sonra ifşa etmişlerdi malûm.) Evet: Bir senaryo icra edilmektedir, çok boyutlu ve ustalıklı bir senaryo. Ya da… “Yeni ve daha da şedit bir Yeni 28 Şubat” arayışı!.. Bu “yöndeki”  erken uyarılarımız malûmunuzdur.

Türkiye'nin yeni bir 28 Şubat dönemine sürüklenmek istediği uyarısını yapan Serdar Arseven, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kültürel İktidar-Siyasal İktidar” farkına sık sık dikkat çektiğimizi bilirsiniz… Yapıyı iyice kuşatan “ezik ruh haline”… Eğitim, kültür ve gençliğin ihmal edilmesine ne denli tepki gösterdiğimizi bilirsiniz…

Ortamın gerginliğini daha da arttıracak söylemlerden uzak durmak için elden geldiğince gayret gösterdiğimizi, sürekli olarak “Hilm ve Teenni” çağrılarında bulunduğumuzu da bilirsiniz. Ne kadar duyuldu, ne kadar dikkate alındı, bizi aşan mevzu! Mesele, neyin olup neyin bittiğini ve işlerin nereye götürülmek istendiğini görebilme meselesi. Görürsen ona göre tavır belirlemeye çalışırsın. Türkiye yeniden 28 Şubat dönemine sürüklenmek isteniyor, çok daha yaman bir sürecin içine atılmak isteniyor.

Bunun için her türlü kışkırtma sergileniyor. Efendim…

“Tuzaklar” ne kadar yaman olurlarsa olsunlar, Yüce Allah tuzakları bozandır, amenna. Kaderde ne varsa o olacaktır. Bununla birlikte mümkün olduğunca dikkatli ve tedbirli olmak da kaderdendir. Şimdi… Heyecanlı, gayretli, yürekli, ısrarlı, kararlı bir ruh haliyle… Yapılanların hesabını hukuki yollardan sormak için elden gelen her türlü gayreti göstererek…
Bunları yaparken de, her hal ve hareketten “projeye yarar” malzeme çıkartmaya çalışanların ellerine ‘koz’ vermemek için azami özen göstererek… Değerlerimizi bir çırpıda silmeyi telkin eden “şer odaklarına” ve “ezik ruh haline” prim vermeyerek… Memleket için iyi olan, güzel olan ne varsa onu arayıp bulmanın ve desteklemenin gayreti içinde olmaya devam etmeliyiz. Ortam çok karışık, her kafadan bir ses çıkıyor ama… Elimizde önemli “veriler” var. Meşhurdur… İmam-ı Şafi'ye sordular:

“Fitne zamanı Hakk’ı tutanları nasıl anlarız?” Dedi ki: "Düşman okunu takip ediniz, o sizi Hak Ehli’ne götürür." Düşman oklarının yöneldiği hedefte eksiklikler ve yanlışlar  yok mu?.. Elbette var ve elbette olacak.

Mesele, bu eksikler ve yanlışlıklara dair  “ikaz” görevlerini yerine getirirken, ülkenin nereye götürülmek istendiğini görebilme ve buna göre davranabilme meselesi… Bir de çok önemli: “Psikolojik üstünlüğü ele alma!” meselesi."
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 709
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: GAZETECİ MURAT ALANA YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ!
« Yanıtla #2 : 16.06.2019, 14:54 »
Bu ezik gazetecide fiili işleyen faillerin adresini gayet iyi biliyor ama kükreyeceğine sakin olup beşeri ilahlara ibadet ederek bizzat fiili işleten batıl ilahlardan suçluların cezalandırılmalarını isteyecek. Bizde diyoruz bekleyin keçi ne zaman süt verirse bu batıl ilahlarda tetikçilerini belki cezalandırır. Suudi arabistan devletinin yaptığını gör kendi yaptıklarına kör sağır ol. Dikkat edin devletten tık yok. Niye! Halka bomba yağarken subaylar düğün dernek kurup eyleniyorlardı düşünün.O çok savundukları devletten ve memurlarından haberi olmayan yetkililer. Devlete bak hızaya gel. Biz fetonun tuvalete bile izinsiz gidemeyeceğini çok iyi bilenleriz dolayısı ile feto meto maskesinin arkasında kimler olduğunu gayet iyi biliyoruz. O fetonun askerleride ahmaktılar derin devletin gazına sazına geldiler kendilerini hapiste buldular. Kemalistlerle yola çıktılar yolda satıldılar. Kemalistler bir taşla iki kuş vurdu kısaca.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 709
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: GAZETECİ MURAT ALANA YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ!
« Yanıtla #3 : 16.06.2019, 19:31 »
Alıntı

Zekeriya Say

Yayın hayatına atıldığımız 12 Eylül 1993’ten bu yana gazetemizin başına çok şeyler geldi...

Gazetemize ilk saldırı, Aksaray Küçük Langa Caddesi’ndeki mütevazı binamızı çevreleyen “korkuluk”lara bir “el bombası” asılarak yapıldı.

Oradan taşınıp Bağcılar Göztepe’ye geldik.

Saldırılar burada daha da şiddetlendi.

Binamızı Kaleşnikof’la taradılar.

Panzerler ve keskin nişancılar eşliğinde 400 polisin baskınına maruz kaldık.

Yayın Kurulu üyelerimiz gözaltına alınıp, günlerce keyfi olarak nezarethanelerde tutuldular.

Dünyada eşi-benzeri olmayan bir dâvâyla, 312 General tarafından açılan trilyonluk tazminat dâvâsıyla “ekonomik” olarak “linç” edilmek istendik.

İftiralara uğradık.

Gazetemizin bahçesine parça tesirli iki bomba atıldı.

Muhabirlerimiz defaatle şiddete maruz kaldılar.

Sabah namazından sonra gazete dağıtmak niyetiyle evinden çıkan dağıtıcımız darp edildi.

Ardından, şimdiki binamıza taşındık.

Saldırılar burada da devam etti.

Yeni Şafak gazetesiyle eş zamanlı olarak sol tandanslı terör örgütlerinin silahlı ve molotoflu saldırısına uğradık.

Gazetemizin binası taşlandı, avlusundaki araçlar hasar gördü.

Yapılan protesto eylemlerinden ve bize edilen küfürlerden bahsetmiyorum bile.

*

Lakin tüm bu saldırıların ve linç girişimlerinin hiçbiri, önceki gün Cuma namazına giderken cami avlusunda darp edilen Haber Müdürümüz Murat Alan’a yapılan alçak saldırı kadar bizlere ağır gelmedi.

Zira, bir “gazeteci”den ziyade bir baba olarak Murat Alan’ın, 6 yaşındaki oğlunun gözü önünde darp edilmesi, şerefsizliğin bile şerefini ayaklar altına almıştır.

*

Birisi gözcü olmak üzere beş kişinin iki gün boyunca Alan’ın evinin etrafına pusu kurup, sonunda Murat Alan’ı 6 yaşındaki çocuğunun gözü önünde beyzbol sopaları ile hastanelik etmesi asla “magandalık” nitelemesiyle geçiştirilemez…

Zaten,

Yakalanan iki saldırgandan birinin, emniyette yapılan teşhis sırasında özellikle öne atılarak aynalı camın arkasında kendisini teşhis etmeye çalışan kişiyi bakışlarıyla tehdit etmesi dahi, bu saldırının “mesaj” vermek amacıyla yapıldığını açıklıyor.

*

Peki gerçekte bu saldırıyı kimler hangi maksatla yapmış olabilirler?

Saldırganların ifadeleri henüz elimize ulaşmadı ama muhtemelen OdaTV, Sözcü ve Yeniçağ gibi gazeteler ve troller tarafından çarpıtılan Murat Alan’ın sözlerine yönelik “tepki” amaçlı bir saldırı düzenlediklerini öne sürerek bu işten kolayca sıyrılmayı deneyecekler.

Böylece,

Tam da Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’in, Akit TV ve Murat Alan hakkında 100 bin TL’lik tazminat davası açtığı haberinin ajanslara düştüğü sırada Murat Alan’ın darp edilmesi bir “tesadüf” olarak tarihin karanlık raflarındaki yerini alacak.

*

Öncelikle ifade etmek gerekirse;

Murat Alan’a karşı yapılan bu hain saldırının altından bir “derin” yapıdan ziyade birkaç kendini bilmez zibidinin çıkması en büyük temennimdir.

Zira, aksi bir durum Türkiye’de derin yapıların yeniden harekete geçtiğini ifade eder ki, inanın bu hepimiz için tehlike çanlarının çalmaya başlaması demektir.

*

Öte yandan!..

Murat’a saldıranların, saldırı esnasında;

“Senin de senin siyasi iradenin de hakkından geleceğiz, merak etme” demesi ve bu saldırının Murat Alan’ın ikametgâh adresinde gerçekleşmesi, saldırının 3-5 zibidi tarafından değil de “derin yapılar” tarafından kurgulanmış olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu da maalesef, “Eski Türkiye”ye dönüş başladı demektir.

 

*

Peki böyle bir “dönüş” yani “derin yapılar”ın yeniden hortlaması mümkün müdür?

Bilindiği gibi, 15 Temmuz alçak darbe kalkışmasından sonra “Balyoz” ve “Ergenekon” davalarına ismi karışan ordu mensuplarının hepsi aklandı ve birçoğu pirüpak bir vaziyette görevlerine geri döndü.

Bu isimlerin arasında elbette masum olanlar ve FETÖ tarafından mağdur edilenler vardır.

Fakat!

“İrtica Eylem Planı” adı altında internet siteleri kurdurup, Müslümanları “şeriatçı” diye fişleyen andıççı paşalar da bu süreçte davalardan yırttılar.

Bu isimler aynı zamanda “BÇG” ve “CÇG’nin de mimarlarıydı…

TSK’nın içindeki CÇG’nin yani Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun ne tür eylemler yaptığını bilmeyenler veya unutanlar için yeniden hatırlatayım:

“Gazetem Akit’in elektriklerini kesip, baskısını durdurmak ve personelini darp etmek” gibi legal ve illegal eylemler planlamak.

Yanlış duymadınız…

TSK’da görevli bazı isimler geçmişte oturup, gazetem Akit’i susturmak için “legal” ve “illegal” bazı planlar yapmışlardı.

*

Ezcümle:

Bir dönem faili meçhul cinayetlerle adından sıkça söz ettiren Jitem için; “ben kurdum” itirafında bulunmakta bir beis görmeyenler…

Ya da;

“Benim zamanımda, ben de bir-iki kritik noktaya bomba attırdım!... Hizaya gelsinler diye, evlerine yakın iki yere bomba attırdım!.. “Diyerek, Doğu ve Güneydoğu’da yerleşim yerleri arasına bomba attırdıkları itirafında bulunanlar.

Veyahut da,

Kuvayı Milliye Derneği'nin çatısı altında silah üzerine, "ölme-öldürme" yeminleri edenler, yeniden TSK içerisinde palazlanmaya başlamış olabilirler.

Olmaz olmaz demeyin!..

Burası Türkiye, her an her şey olabilir.

Kim bilir birileri, ısrarla; “Her şey çok güzel olacak” derken, belki de eskiye dönüşü haber veriyordur.

*

Peki bu dönüş mümkün müdür?

15 Temmuz alçak darbe girişiminden sadece 11 gün önce, yani 4 Temmuz 2016’da yazar Roni Margulies şöyle demişti:

“Veli Küçük'ün serbest olduğu bir ülkede ben hiç rahat edemem!..”

Evet!..

Galiba Roni Margulies haklı çıkıyor.

Zira, Murat Alan;

Silivri ve Sincan cezaevinde yatan FET֒cü subayları kastettiği halde, sözleri çarpıtılarak TSK’mızın şerefli subaylarına hakaret etmiş gibi gösterildi.

Geçmişte, CHP’li Süheyl Batum’un “kâğıttan kaplan” ve Bekir Coşkun’un “paşa” adlı ordumuza açıkça hakaret eden sözlerine sessiz kalanlar, ıslarla algı haberleri yaparak komutanlarımızı Murat Alan’a karşı kışkırtmaya çalışıyorlar.

*

Bu abartılı ve manipülatif haberler…

Bazı üst düzey isimlerin fevri çıkışları…

Murat Alan’ın darp edilmesi…

Ve son olarak;

Ak Parti Grup Toplantısı’nda konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, TSK’dan emekli olmuş bazı kişilerin, bazı mahrem bilgileri birilerine sufle etmesi…

Türkiye’de bir şeylerin rayından çıkarılmaya çalışıldığını açıklamaya yetiyor.

*

Özetle, zor günler bizi bekliyor.

Hakkımızda hayırlısı!..
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1432 Gösterim
Son İleti 05.07.2016, 06:41
Gönderen: Uhey
2 Yanıt
1530 Gösterim
Son İleti 18.08.2015, 03:32
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
421 Gösterim
Son İleti 19.01.2019, 07:22
Gönderen: İbn Teymiyye