Tavhid

Gönderen Konu: Maide 44  (Okunma sayısı 167 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tevhid12

  • Newbie
  • *
  • İleti: 1
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Maide 44
« : 05.09.2019, 08:21 »
Selamın aleykum
Ben yeni yeni bu akideye girdim bütün şüphelerim allaha hamd olsun giderildi biri hariç oda maide sureai 44. Ayeteki ibni abbas(r.a) ın kufrun dune kufur meselesi. Bunuda bana şöyle açıkladılar buradaki kasıt allahın bütün hükümleriyle değil sadece bir hükmünü uygulamayan kişi için olduğunu söylediler delil istediğimde kayda değer birşey söyleyemiyorlar eğer varsa bunun izahını bana yapabilirmisiniz.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1770
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: Maide 44
« Yanıtla #1 : 06.09.2019, 23:05 »
Ve aleykum. Bismillahirrahmanirrahim. Akideye yeni girmekten kasdınız nedir bilmiyoruz. Lakin akide denince akla gelmesi gereken şey "La ilahe illallah" kelimesidir, demokrasi oy vs güncel bazı başlıkları kabul etmek akideye girmek demek değildir. La ilahe illallah kelimesini anlayan birisi ise teşri ve hakimiyet konusunu zaten çözer. Bunların şirk olduğunun delili "Allahın indirdiğiyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir" mealindeki Maide 44. ayeti kerimesi değildir. Delil Allahtan başka ilah olmadığıdır. Bunu kabul eden kimse Allahtan başka hiç kimsenin kanun ve hüküm koyma hakkı olmadığını, böyle bir hak iddia eden kimsenin ilahlık iddiasında bulunarak tağutlaşmış olacağını da kabul etmiş olur. Çünkü insanların kendisine mutlak manada uymakla yükümlü olduğu kanun ve nizamı belirlemek ancak Rabbin hakkıdır. Maide 44 bu hususta ancak ek delil olabilir. O da doğru anlaşıldığı takdirde delil olur. İbnu Abbas radiyallahu anhuma'nın bu ayetteki küfür, küfrün altında bir küfürdür sözünün manası sadece 1 meseleyle alakalı değildir. Esas itibariyle İslam şeriatıyla hükmettiği halde bazı meselelerde haktan sapan Müslüman bir hakim isterse 1000 tane meselede hata etsin kafir olmaz. Böyle bir hakimin kafir olması ancak Allahın hükmüne aykırı teşride bulunması veya böyle yapılmış teşrilere uyması halinde sözkonusu olur. Yoksa yeni bir kanun ihdas etme durumu olmadan, birtakım meselelerde nefsine uyarak İslama zıt hükümler vermesi kadıyı kafir yapmaz. Günümüz hakimlerinin durumu ise farklıdır. Zira onlar tamamen beşeri şirk kanunlarıyla hükmetmektedirler. İbnu Abbas bu sözü bunlarla alakalı değil, kendi zamanındaki yöneticilerle alakalı söylemiştir. Asrımızdaki laik demokratik yöneticilerin verdiği hükümlerin hepsi şeriata uygun olsa bile Allahtan başkasının hakimiyetini kabul edip ona dayalı hüküm verdikleri için kafir olmaktan kurtulamazlar. Biz bu konuyu daha önce müstakil bir risalede ayrıntılı ele almıştık. Oraya müracaat edebilirsiniz. http://tavhid.org/tr/forum/index.php?topic=845.0 Bu tarz sorularınız olduğunda öncelikle site içi arama yaparsanız cevabınıza daha rahat ulaşabilirsiniz. Ayrıca bu meselelerden önce tevhidin asıllarına dair ilmi sahih kaynaklardan öğrendiğiniz takdirde bu tarz müşkilatların bir çoğu Allahın izniyle ortadan kalkacaktır. Şu adresteki tavsiyelere uymanızı öneriyoruz. http://tavhid.org/tr/forum/index.php?topic=69.0 Vallahu a'lem.