Tavhid

Gönderen Konu: ADAM ÖLDÜRME GİBİ GÜNAHLARIN DİNDEN ÇIKARTMAMASI HAKKINDA  (Okunma sayısı 1545 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AbdulAzim

  • Ziyaretçi
Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye Rahimehullah'a, teammüdden/kasıtlı olarak adam öldürmenin hükmü soruldu.

Mute’ammiden/kasıtlı olarak öldürmek nedir? Malından dolayı öldürürse mi kasıtlı olur? Yoksa kininden dolayı öldürürse mi olur? Yoksa hangi sebep olursa olsun bu kasıtlı olarak adam öldürmek midir? Bir kimse derse ki: Malından dolayı öldürürse mi kasıtlı olur ? Yoksa kininden yahut borcundan dolayı öldürürse mi kasıtlı sayılır? Kısacası teammüdden yani kasıtlı olarak Adam öldürmek ne demektir? (Bu kimse) Dedi ki: Bir kişi birini İslam dininden dolayı öldürdüyse, katil Müslüman olamaz.

Şeyh’ul İslam İbn Teymiyye Rahimehullah cevap olarak şunları zikreder:

Hamd Allah’a aittir. Birinin birisini İslam dini için öldürmesine gelirsek; bu kişi tıpkı Müslümanlara dinlerinden dolayı karşı savaş açan Nasraniye benzer. Bu kafir kendisiyle ahid yapılmış olan kafirden daha şerlidir. Muhakkak ki bu Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabıyla savaşan kafirlerin derecesinde olan muhareb (savaşılan) bir kafirdir.Tıpkı diğer kafirlerin cehennemde kalması gibi, bunlar cehennemde ebedi kalacaklardır.

Birinin haram bir cana kıymasına gelince; bu (öldürme) kebairden (büyük günahlardan) olup,  düşmanlık, mal ve ya husumet gibi benzeri şeyler için olur. Bir kişi mücerred olarak bu fiili işlediğinden dolayı ehli sünnet ve’l-cemaat nezdinde tekfir edilmez. Ancak bu gibi kimseler hariciler tarafından tekfir edilir. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in nezdinde tevhid ehlinden olan hiç kimse ateşte ebedi olarak bırakılmaz. Bu görüş “Fasık topluluğu cehennemde ebedidir” diyen Mu’tezilenin görüşüne muhaliftir.

Bunlar bazen Allah’u Teala’nın şu kavlini delil olarak öne sürerler:

“Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.“[Nisa: 4/93]

Onlara karşı verilecek cevap şudur:

Bu ayet bir kişinin başka bir kimseyi imanından dolayı kasten öldürmesine hamledilmiştir. Fakat insanların çoğu bu tarz bir açıklamaya hamletmemişlerdir. Bilakis şöyle demişlerdir; “Bu mutlak (genel) bir tehdittir. Allah’u Teala kendi sözünde bunu tefsir etmiştir; ”Şüphesiz Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun altındakileri dilediğine bağışlar”[Nisa: 4/48] 
 
Bu konuya ilişkin Ehli Sünnet’ten bazılarından şöyle bir hikaye nakledilmiştir. Ehli Sünnet’ten olan bazı kimseler, Mu’tezile’nin şeyhi olan Amr b. Ubeyd’in olduğu bir mecliste idiler. Amr sözü alarak dedi ki: “Kıyamet günü ben getirilirim ve bana şöyle denilir: ‘Ey Amr sen benim katili bağışlamayacağımı nereden çıkarttın?’ Bunun üzerine bende ‘Sen dedin ey Rabb(im).! Her kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası içinde sürekli kalacağı cehennemdir.’

Ehli Sünnet müntesibi olanlar dedi ki: Bunun üzerine bende ona şayet Allah sana şöyle derse ne olacak? “Ben ‘Şüphesiz Allah şirk koşulmasını asla affetmez, bunun altındakini dilediği kimse için bağışlar.’ Demiştim. O halde sen benim onu affetmeyi dilemediğimi nereden öğrendin ?” Bunun üzerine Amr b. Ubeyd sustu... [Mecmu'u'l-Fetava, 34/136]

Çevrimiçi Sırât-ı Müstakîm

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 19
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

İbni Hacer el-Askalânî rahimehullah

Fethu'l-Bârî, Polen Yayınları 1.cilt sayfa: 113-115


Şayet Mü'minlerden İki Grup Birbiri İle Savaşırlarsa Aralarını Düzeltin

بَاب{وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنْ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا}


فَسَمَّاهُمْ الْمُؤْمِنِينَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْمُبَارَكِ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ وَيُونُسُ عَنْ الْحَسَنِ عَنْ الْأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ قَالَ ذَهَبْتُ لِأَنْصُرَ هَذَا الرَّجُلَ فَلَقِيَنِي أَبُو بَكْرَةَ فَقَالَ أَيْنَ تُرِيدُ قُلْتُ أَنْصُرُ هَذَا الرَّجُلَ قَالَ ارْجِعْ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ إِذَا الْتَقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا فَالْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ فِي النَّارِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا الْقَاتِلُ فَمَا بَالُ الْمَقْتُولِ قَالَ إِنَّهُ كَانَ حَرِيصًا عَلَى قَتْلِ صَاحِبِهِ


31- Ahnef b. Kays'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:

Şu adama (Hz. Ali'ye) yardım etme niyeti İle çıktım. Ebû Bekre ile karşılaştım. Bana: "Nereye gidiyorsun?" diye sordu. "Şu adama yardım etmeye gidiyorum" dedim. O "Geri dön. Çünkü ben Allah Resulû'nün sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dediğini duydum:

'İki Müslüman kılıç kılıca karşılaştıklarında öldüren de öldürülen de ateştedir.'

Hz. Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem sordum: 'Öldüreni anladım da ya şu öldürülen niçin ateştedir ey Allah'ın elçisi?'

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Çünkü o da arkadaşını öldürmek istiyordu."

Açıklama

"Şirk dışında" yani, bir farzı terk etmek veya haramı işlemekten kaynaklanan her günah cahiliye ahlâkındandır. Şirk en büyük günah olduğundan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu istisna etmiştir.

Konudan anlaşılan şudur: Buhârî, inkâr anlamında değil de nimete karşı nankörlük etmek anlamında, günahlara da mecazen küfür denilebileceği konusunu önceki bölümde ele almış, daha sonra günah işleyenleri tekfir eden haricîlerin görüşünün aksine, bunların insanı dinden çıkarmadığını açıklamak istemiştir. Kur'an'ın şu açık ifadesi de onların görüşünü reddetmektedir: "Bunun dışındakileri dilediği kimse için bağışlar". Yüce Allah, şirk dışındaki günahların bağışlanmasının mümkün olduğunu beyan etmiştir. Bu âyetteki şirkten kasıt, inkarcılıktır. Çünkü mesela Hz. Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellem peygamberliğini inkâr eden kişi, Allah'tan başka ilah edinmemiş olsa bile kâfir olur. Onun bağışlanmayacağı konusunda görüş ayrılığı yoktur. Bazen şirk kelimesi inkârdan daha özel anlamda kullanılır. Nitekim "Kitap ehli ve müşriklerden kâfir olanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar üzerinde bulundukları yolu terk edecek değillerdi." (Beyyine 98/1) âyetindeki şirk bu anlamdadır.

İbn Battal şöyle demiştir: Buhârî'nin amacı, Haricîler gibi günah işlemenin insanı küfre düşürdüğünü ve bu şekilde ölenin sonsuza kadar cehennemde kalacağını savunanları reddetmektir. Oysa konu başında verilen âyet de bunu reddetmektedir. Çünkü âyetteki "bunun dışındakileri dilediği kimse için bağışlar" İfadesinin anlamı, şirk dışındaki tüm günahları işleyenleri kapsar.

Kirmanı şöyle demiştir: "Buhârî'nin Ebû Zer'in rivayet ettiği 'Onu anasından dolayı ayıplıyor musun?' sözünü buna delil olarak getirmesi tartışılır. Çünkü ayıplamak büyük günah değildir. Haricîler küçük günahlar sebebiyle İnsanları tekfir etmemektedirler." Ben (İbn Hacer) derim ki: "Buhârî'nin âyeti onlar aleyhine delil getirmesi açıktır. Bu sebeple İbn Battal da bununla yetinmiştir. Ebû Zer olayı ise, kendisinde şirk dışında küçük olsun büyük olsun cahiliye özelliklerinden biri bulunan kişinin bu özellik sebebiyle İmandan çıkmamasına delil olarak zikredilmiştir. Bu olayın delil getirilmesi açıktır."

Buhârî bunu şunun için de delil getirmiştir: Mümin bir günah işlediğinde kâfir olmaz, çünkü Allah ona şu âyette mümin adı ile hitap etmiştir: "Müminlerden iki grup birbirleriyle savaşırsa..." Daha sonra ise şöyle demiştir: "Müminler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin..." Yine şu hadisi de delil getirmiştir: "İki Müslüman kılıç kılıca karşılaştıklarında". Bu hadiste Hz. Peygamber bu iki kişiyi cehennem tehdidi ile korkuttuğu halde onlara Müslüman demiştir. Burada savaşın, savaşmanın caiz olduğunu gösteren bir yoruma dayanmaması durumu kasdedilmiştir. Buhârî Ebû Zer'in hadisindeki "Sen kendisinde cahiliye bulunan bir adamsın" sözünü de delil getirmiştir. Oysa Ebû Zer'in imanı zirvedeydi. Derecesinin yüceliğine rağmen onu kınaması böyle bir olayı tekrarlamaktan sakındırmak içindir. Çünkü bir açıdan mazur sayılsa bile, böyle bir şeyin onun gibi yüksek dereceye sahip birinden meydana gelmesi önemsenir.

Ahnef, kavmini Cemel savaşında Hz. Ali ile birlikte savaşmak için götürmek istiyordu. Ebu Bekre ise onu bundan caydırmış, o da görüşünden dönmüştür. Ebû Bekre Hz. Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem hadisini genel anlamda anlayarak bunu birbiri ile savaşan tüm Müslümanlara uygulamıştır. Oysa gerçekte hadiste kasdedilen savaş, daha önce belirttiğimiz gibi savaşmayı caiz kılacak bir yoruma dayanmayan savaştır. Bu, azgınlık edenlerle savaşma konusundaki özel delil ile yukarıdaki hadisin genel anlamını sınırlandırır. Nitekim Ahnef, görüşünden dönerek Hz. Ali'nin daha sonraki savaşlarına katılmıştır.

"Rebeze" Medine'ye üç merhale mesafede çölde bir bölgedir.

"Onu anasından dolayı ayıpladım" sözünde anlatılan durum bana göre Ebû Zer'in bu fiilin haramlığını bilmesinden öncedir. Bu özellik kendisinde cahiliye özelliklerinden biri olarak kaldı. Bu sebeple Buhârî'nin Edeb konusunda rivayet ettiği üzere Ebû Zer şöyle demiştir: "Bu yaşta bende halâ cahiliye ahlâkı mı var?" Bu sözünde bu yaşa kadar kendisinde cahiliye ahlâkı oluşunun gizli kalmasına şaşırdığı anlaşılmaktadır. Kendisine bu özelliğin dinen yerilen bir özellik olduğunu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bildirmiştir. Hadisin lafzı köle sahibinin malından kölesini de yararlandırmasını gerektirmektedir, kölesini kendisine eşit tutmasını değil. Bununla birlikte bu olaydan sonra Ebû Zer ihtiyaten giyim vb. konularda kölesini kendisine eşit tutardı.
Muhammed bin Abdulvehhab (rahimehullah) şöyle der: Muvahhidlerin avamından olan bir kimse bu müşriklerin âlimlerinden bin tanesine galip gelir! Tıpkı Yüce Allah’ın şöyle buyurduğu gibi: «Bizim ordularımız kesinlikle galip gelecektir.»  (Saffat: 173) Yüce Allah’ın ordusu, kılıç ve mızraklar ile galip oldukları gibi hüccet ve lisan ile de galiptirler. Asıl korkması gereken kişi, bu yolda yürüdüğü halde beraberinde (ilimden) bir silahı olmayan muvahhiddir. (Cevahiru’l Mudiyye Sayfa:35, Muvahhid Yayınları)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1838 Gösterim
Son İleti 10 Haziran 2015, 23:42
Gönderen: AbdulAzim
1 Yanıt
2267 Gösterim
Son İleti 31 Ocak 2016, 23:08
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1347 Gösterim
Son İleti 15 Ocak 2017, 23:45
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1594 Gösterim
Son İleti 23 Temmuz 2017, 12:21
Gönderen: AbdulAzim
1 Yanıt
1536 Gösterim
Son İleti 05 Nisan 2017, 03:56
Gönderen: Tevhid Ehli