Tavhid

Gönderen Konu: Ehl-i Beyt'te Ömer (radiyallahu anh) Sevgisi  (Okunma sayısı 1560 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1029
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ehl-i Beyt'te Ömer (radiyallahu anh) Sevgisi
« : 05 Eylül 2015, 06:45 »
Ehl-i Beyt'te Ömer (radiyallahu anh) Sevgisi*

Ehl-i Bey’tin, Ömer (radiyallahu anh) Hakkındaki Görüşleri ve Düşünceleri

Ehl-i Beyt’in, Ömer (radiyallahu anh) ile ilgili olarak da methiyeleri vardır.

Sahih bir rivayete göre Ali (radiyallahu anh), Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den ve Ebu Bekir (radiyallahu anh)’dan sonra bu ümmetin en hayırlısının Ömer (radiyallahu anh) olduğunu şu ifadelerle dile getirmektedir: “Size Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra bu ümmetin en hayırlısını haber vereyim mi? O, Ebu Bekir’dir. Ebu Bekir’den sonra en hayırlı olanı haber vereyim mi? O, Ömer’dir.” (Ahmed, Müsned; Hakim, el-Müstedrek ala’s Sahihayn; Hadisin isnadı sahihtir)1

Ali (radiyallahu anh), bir konuşmasında Ömer (radiyallahu anh)’ın yanlışlıkları düzelttiğini, hastaları tedavi ettiğini, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yolundan ayrılmadığını, fitneyi ortadan kaldırdığını, hakkında kınanacak herhangi bir şey olmaksızın Rabbine kavuştuğunu, Müslümanlar arasında meydana gelen katil ve kıtal hadiselerine bulaşmadığını, Allah’a itaat edip isyan etmediğini, hukukullaha riayet hususunda Allah’tan korktuğunu, bu hususta kusur işlemediğini ve zulmetmediğini ilan etmiştir. (İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 94)

Ali (radiyallahu anh), hilafeti döneminde hutbelerinde Ebu Bekir (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh)’ı hayırla yad eder, onları “Raşit Halifeler” ve “İslam’ın önderleri” olarak vasıflandırırdı. Nitekim Haşimoğullarından bir genç Sıffin’den dönen Ali (radiyallahu anh)’a şunları söylemişti: “Ey Mü’minlerin Emiri! Senin bir cuma hutbesinde “Ey Rabbim! Raşit halifeleri ıslah ettiğin konularda bizi de ıslah et ve bize onlara bahşetmiş olduğun faziletleri de bahşet!” diye dua ettiğini duydum. Raşit halifeler dediğin kimlerdir?” diye sordum. Bunun üzerine gözleri yaşla dolan Ali (radiyallahu anh) şöyle buyurdu: “Raşit halifeler Ebu Bekir (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh)’dır. Onlar İslam’ın önderleri ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra kendilerine uyulan kişilerdir. Onlara tabi olanlar dosdoğru bir yola girmiş, bu ikisine yapışanlar Allah’ın hizbine dahil olmuş olurlar. Allah’ın hizbine dahil olanlar ise kurtuluşa ermiş demektir”. (Kandehlevi, Hayat’us Sahabe, 4/221)2

Ali (radiyallahu anh) bir hutbesinde Allah’a hamd ve sena ettikten sonra şunları söylemiştir: “İçinizden bazı kimselerin beni Ebu Bekir (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh)’dan üstün tuttuklarını duydum. Eğer daha önce sizi bu konuda uyarmış olsaydım bu kişileri cezalandırırdım. Ben, hakkında uyarıda bulunmadığım konularda sizi cezalandırmayı hoş karşılamıyorum. Ancak şu andan itibaren kim böyle bir şey söyleyecek olursa ona iftira cezası vereceğim. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra insanların en hayırlısı Ebu Bekir (radiyallahu anh), ondan sonra da Ömer (radiyallahu anh)’dır... (Kandehlevi, Hayat’us Sahabe, 4/220)3

Şiilerden bir grup kendi halifeliği döneminde Ali (radiyallahu anh)’ın, Ebu Bekir (radiyallahu anh) ve Ömer (radiyallahu anh) hakkında kötü düşündüğünü ve bu düşüncelerini gizleyip açığa vurmadığını zannederek bu iki halife aleyhinde ileri geri konuşuyorlardı. Bunu duyan Ali (radiyallahu anh), onlar hakkında geçmişteki iyi düşüncelerini aynen muhafaza ettiğini, bu hususta kötü bir şey düşünmekten Allah’a sığındığını ifade ederek, “Allah onlara karşı iyilikten başka bir şey düşünenlere lanet etsin. Bunlar, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kardeşleri, arkadaşları ve vezirleridir. Allah her ikisine de rahmet etsin” dedi ve ağlamaya başladı. Arkasından, mescide girdi, minbere çıktı ve Ebu Bekir (radiyallahu anh)’ın ve Ömer (radiyallahu anh)’ın Kureyş’in efendileri ve Müslümanların ataları olduğunu, onların aleyhinde konuşanlarla ilgisinin bulunmadığını, onlar hakkında kötü konuşanları cezalandıracağını ilan etti ve sözlerine şunları ekledi: “O ikisini mü’min ve takva ehli olandan başkası sevmez. Facir ve aşağılık olandan başkası da onlara buğzetmez... Dikkat edin, beni sevenler onları da sevsinler. Onları sevmeyen bana buğzetmiş demektir ki ben ondan beriyim... (Lalekai, Şerhu Usuli İ’tikadı Ehl’is Sunne ve’l Cema'a, 4/1295-1296, #4456)4 

“Onlar, hidayet önderleri, İslam büyükleri ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra kendilerine tabi olunan iki kişidir. Kim onlara tabi olursa (hatalardan) korunmuştur.” (İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 101)

Onun içindir ki Ali (radiyallahu anh), Ebu Bekir (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh)’ın uygulamalarını değiştirmekten haya ettiğini ifade etmiştir. (İbni Ebi’l Hadid, Şerh-ü Nehc’il Belağa, 4/94; İhsan İlahi Zahir eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 89)5

Yine Ömer (radiyallahu anh) vefat edip kefenlendikten sonra Ali (radiyallahu anh) yanına girmiş ve şöyle demiştir: “Amel defteriyle Allah’a kavuşanlar (Allah Te'ala’nın sahifesini dürdüğü kimseler) arasında hiç kimse bana şu kefenine sarılan zattan daha sevimli değildi.” (İbni Sa’d, Ebu Abdillah Muhammed, Kitab’ut Tabakat’ul Kebir, 3/343; İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 100-101)

Hasan (radiyallahu anh) da babası hakkında şunu söylemiştir: “Ali (radiyallahu anh)’ın Ömer (radiyallahu anh)’a muhalefet ettiğini bilmiyorum. Kufe’ye geldiğinde onun yaptıklarından hiçbir şeyi değiştirmedi.” (Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 2/341; İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 99)

Görüldüğü gibi Ali (radiyallahu anh), Ebu Bekir (radiyallahu anh)’ın ve Ömer (radiyallahu anh)’ın yolunu takip etmekte, onlar hakkında iyi düşünmeyenlere lanet okumakta ve kendisini sevenlerin bu iki zatı da sevmeleri gerektiğini ifade etmektedir. Yaralandığı zaman Ömer (radiyallahu anh), “Allah beni affetmezse vay geldi başıma” diye korkuya ve endişeye kapılmış, Ehl-i Beyt’in büyüklerinden Abdullah İbni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain), “Niçin feryat ediyorsun ey Mü’minlerin emiri? Vallahi, Senin Müslümanlığın izzet, emirliğin ise iftihar vesilesi olmuştur. Yeryüzü de adaletle dolmuştur” diyerek onu teselli etmiştir. (İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 99-100)

Ayrıca İbni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain), Ömer (radiyallahu anh) hakkında şunları söylemiştir: “Ebu Hafs’a Allah rahmet etsin. Vallahi o, İslam’a gönül veren, yetimleri himaye eden, iyilikte zirvede olan, imanın mahalli, zayıfların sığınağı, haniflerin (muvahhitlerin) kalesiydi. O, sabrederek ve rahmetini ümit ederek Allah’ın hakkını yerine getirmiş, dini izah etmiş, ülkeleri fethetmiş ve Allah’ın kullarına güven vermişti.” (İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 103)

Ali (radiyallahu anh)’ın neslinden gelen ve Şia’nın imam olarak kabul ettiği kişiler de ilk iki halife hakkında övgü dolu sözler söylemişlerdir. Onların halifeliklerini itiraf ve ikrar etmişlerdir. Onlara hakaret edilmesine ve sövülmesine karşı çıkmışlardır.

Nitekim Hasan (radiyallahu anh)’ın oğlu Abdullah’a Ebu Bekir (radiyallahu anh)’dan ve Ömer (radiyallahu anh)’dan sorulduğunda şöyle demiştir:

“Her ikisini de başkalarına tercih ediyor ve her ikisine de mağfiret diliyorum.” Bunun muhtemelen takiye olduğu söylendiğinde ise, “Şayet kalbimde olanın hilafını söylersem Muhammed’in şefaati bana ulaşmaz!..” (Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/60) “Allah onlara salat (rahmet) eylesin. Onlara dua etmeyene ise Allah salat eylemesin” şeklinde görüş beyan etmiştir.” (Lalekai, Şerhu Usuli İ’tikadı Ehl’is Sunne ve’l Cema'a, 41382, #6471; Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/60)
 
Ayrıca, “Vallahi, Allah azze ve celle, Ebu Bekir (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh)’dan teberri eden bir kulun tövbesini kabul etmez...” (Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 53) diyerek onları sevmenin gereğini vurgulamıştır.

Ali (radiyallahu anh)’ın torunu Hasan İbni Muhammed İbni el-Hanefiyye bir gün Kufelilere hitap ederek şunları söylemiştir: “Ey Kufeliler! Allah azze ve celle’den korkun ve Ebu Bekir (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh) için hak etmedikleri sözler söylemeyin. Şüphe yok ki Ebu Bekir (radiyallahu anh) mağarada ikinin ikincisi Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraberdi. Ömer (radiyallahu anh) ile de Allah bu dini aziz kıldı.” (Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 53)

İbni Sa’d’ın rivayet ettiğine göre sahabilerden Cabir İbni Abdillah (radiyallahu anh), Şia'nın beşinci imam olarak kabul ettiği Hüseyin (radiyallahu anh)’ın torunu Muhammed Bakır’a (Ebu Ca’fer Muhammed İbni Ali), “Siz Ehl-i Beyt’ten, Ebu Bekir (radiyallahu anh)’ı ve Ömer (radiyallahu anh)’ı lanetleyen kimse var mıdır?” diye sormuştur. O, “Hayır, aksine her biri onları sevmiş, onlara güvenmiş ve dua etmiştir” cevabını vermiştir. (İbni Sa’d, Kitab’ut Tabakat’ul Kebir, 7/315)6

Ayrıca Muhammed Bakır, “Ebu Bekir (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh)’ın faziletini bilmeyen, Sünneti de bilmez”, “Onlar hakkında şüphesi olan Sünnetten şüphe eden kimse gibidir” diyerek ilk iki halife hakkındaki kanaatini dile getirmiştir. Ayrıca, “Ben o ikisine dost olur, onlar için mağfiret talebinde bulunurum. Ehl-i Beyt’imden hiç kimse yoktur ki bu ikisini dost edinmiş olmasın” diyerek Ehl-i Beyt’in bütün bireylerinin, onlara karşı sevgi beslediğini vurgulamıştır. Hatta onlara buğzetmenin münafıklık olduğunu, onlara söven kimselerin dinden çıktıklarını ifade etmiştir. (Muhibbuddin et Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/58)7

Yine Muhammed Bakır’dan nakledildiğine göre “Biz onların göğüslerindeki kini ve düşmanlığı söküp aldık. Artık onlar karşılıklı tahtlar üzerinde kardeşler olarak (sohbet ederler).” (el-Hicr, 15/47) mealindeki ayet, Teym oğulları, Adiy oğulları ve Haşim oğulları hakkında nazil olmuştur. Dolayısıyla bu ayet bu kabilelere mensup olan Ebu Bekir (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh) ve Ali (radiyallahu anh) hakkında indirilmiştir. Bu şahıslar ya da kabileler Müslüman olduktan sonra Allah Te'ala bunların gönlündeki kini ve düşmanlığı söküp almış ve bunlar İslam nimeti sayesinde birbirleriyle kardeş olmuşlardır. (Muhibbuddin et Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/58; Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 52)

Muhammed Bakır’ın oğlu ve on iki imamın altıncısı Cafer-i Sadık ise şöyle demiştir: “Ebu Bekir (radiyallahu anh)’ı ve Ömer (radiyallahu anh)’ı hayırla anmayan kimseden uzağım (beriyim)”. (Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 54)8

“Belki de sen bunu takiye yapmak (sakınmak ve korunmak) için söylüyorsun” diyenlere de, “O zaman ben, müşriklerden olurum ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şefaati bana ulaşmaz” şeklinde karşılık vermiştir. (Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 54)9

Ebu Bekir (radiyallahu anh)’a ve Ömer (radiyallahu anh)’a dost olmadığı ve onlara düşman olanlardan uzak durmadığı takdirde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şefaatine nail olamayacağını söyleyen de İmam Ca’fer’dir. (Lalekai, Şerhu Usuli İ’tikadı Ehl’is Sunne ve’l Cema'a, 4/1379-1380, #2465; er Riyadu’n-Nadıra fi Menakıbi’l-Aşra, 1/58)

O, hastalığında bile şöyle demiştir: “Allah’ım! Şüphesiz ki ben, Ebu Bekir (radiyallahu anh)’ı ve Ömer (radiyallahu anh)’ı seviyorum. Şayet gönlümde bundan başka bir duygu bulunacak olsa Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şefaati bana ulaşmaz.” (Lalekai, Şerhu Usuli İ’tikadı Ehl’is Sunne ve’l Cema'a, 4/1379-1380, #2466; Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/60; Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 51)

Ebu Bekir (radiyallahu anh) ve Ömer (radiyallahu anh) hakkındaki görüşünü soran bir kişiye ise, “Cennet meyvelerinden yiyen iki kişiyi mi soruyorsun?” (Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/60), “Onlar, iki adil imamdır, ikisi de hak üzere idiler ve hak üzere vefat ettiler. Kıyamet Günü’nde Allah’ın rahmeti onların üzerine olsun” şeklinde karşılık vermiştir. (İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 56)

Onun içindir ki Kufe’nin büyük alimlerinden Leys İbni Ebi Selim şöyle demiştir: “İlk Şiileri gördüm. Onlar Ebu Bekir (radiyallahu anh)’a ve Ömer (radiyallahu anh)’ya hiç kimseyi tercih etmiyorlardı.” (Lalekai, Şerhu Usuli İ’tikadı Ehl’is Sunne ve’l Cema'a, 4/1302, #2471; 4/1382, #6471)

Hasan (radiyallahu anh)’ın torunu Abdullah İbni Hasan İbni Hasan’ın şu ifadeleri de Ehl-i Beyt’in Ömer (radiyallahu anh)’a olan güvenini ve sevgisini ortaya koyması bakımından kayda değerdir. Abdullah İbni Hasan’a, “Sen mest üzerine mesh eder misin? diye soruldu. O, bu soruyu soran kişiye ‘Mesh ediyorum. Çünkü Ömer (radiyallahu anh) mesh etmiştir.’ dedi. Bu sefer soruyu soran kişi, ‘Ben sana, sen mesh ediyor musun etmiyor musun, diye soruyorum.’ dedim. Abdullah, ‘...Ben sana Ömer (radiyallahu anh)’dan bahsediyorum, sen bana benim görüşümü soruyorsun. Ömer (radiyallahu anh) benden de, benim gibi yeryüzü dolusu insandan da daha hayırlıdır.’ dedi. Bunun üzerine ona ‘Bu, takiye (zarardan korunma) icabı olsa gerek’ dendi.10 Abdullah bunu söyleyene şu karşılığı verdi: ‘...Allah’a and olsun ki benim gizlide ve açıkta söylediğim söz budur. Artık benden (bu sözlerimi dinledikten) sonra hiç kimsenin sözüne kulak verme...” (Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 50)

İmamiyye’nin dördüncü imam olarak kabul ettiği Zeyn'el Abidin Ali’nin oğlu Zeyd İbni Ali’ye (Zeyd İbni Zeyn'el Abidin) Kufelilerden bir grup, Ebu Bekir (radiyallahu anh) ve Ömer (radiyallahu anh) hakkında fikrini sorduklarında Zeyd, “Allah ikisine de merhamet etsin ve onları bağışlasın. Ehl-i Beyt’imden hiç kimsenin onlar hakkında hayırdan başka bir şey söylediklerini duymadım.” (İbn’ul Esir, el-Kamil fi’t Tarih, 5/242)11 “Onlar bize ve bizim dışımızda hiç kimseye zulmetmemiş, Allah’ın kitabı ve Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sünneti ile amel etmişlerdir” diye cevap vermiştir. (İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 59)

Şu ifadeler de Zeyd İbni Ali’ye aittir: “Şeyhayn’dan (Ebu Bekir’den ve Ömer’den) teberri etmek, Ali (radiyallahu anh)’dan teberri etmektir (ilişkiyi kesmektir)...” (Lalekai, Şerhu Usuli İ’tikadı Ehl’is Sunne ve’l Cema'a, 4/1381, #2469; Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/59; Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 51) “Her kim Ebu Bekir (radiyallahu anh)’a ve Ömer (radiyallahu anh)’a söverse Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olsun.” (Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyadu’n-Nadıra fi Menakıbi’l Aşra, 1/59)

Kaldı ki Zeyd İbni Ali, Ebu Bekir (radiyallahu anh)’dan ve Ömer (radiyallahu anh)’dan uzaklaşması durumunda kendisine biat edeceklerini söyleyen Şiilerin bu tekliflerini reddetmiş, onları “Rafıza” diye vasıflandırmış (Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 51; Muhibbuddin et-Taberi, er Riyadu’n-Nadıra fi Menakıbi’l-Aşra, 1/59) ve onlara beddua etmiştir. (Muhibbuddin et-Taberi, er Riyadu’n-Nadıra fi Menakıbi’l-Aşra, 1/59)

Bütün bu rivayetler, Ehl-i Beyt’teki Ömer (radiyallahu anh) sevgisini ortaya koyması bakımından büyük önem arz etmektedir.

Ömer (radiyallahu anh) ile Ehl-i Beyt Arasındaki Hısımlık İlişkileri

Ebu Bekir (radiyallahu anh) ile Ehl-i Beyt fertleri arasında evlilikler yoluyla gerçekleşen akrabalık bağları Ömer (radiyallahu anh) için de söz konusudur. Bilindiği gibi Ömer (radiyallahu anh)’ın kızı Hafsa (radiyallahu anha), Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hanımı idi.

Ehl-i Beyt ile Ömer (radiyallahu anh) arasındaki dostluğu ve samimiyeti gösteren delillerden biri de Ali (radiyallahu anh)’ın, hicretin 17. yılında kızı Ümmü Gülsüm’ü Ömer (radiyallahu anh) ile evlendirmesidir. Neseben Ehl-i Beyt’ten olmayan Ömer ve, Ehli Beyt’e karşı özel bir sevgi beslediğinden sebeben/kız alma yoluyla, Ehl-i Beyt’le ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’le bir akrabalık bağı kurmak istemiştir. Bu sebeple Ali (radiyallahu anh)’ın Fatıma (radiyallahu anha)’dan olan kızı Ümmü Gülsüm’e talip olmuş, Ali (radiyallahu anh) da onun bu talebini olumlu karşılamış ve kızını ona vermiştir.

Ömer (radiyallahu anh) Ümmü Gülsüm ile evlenmek istemesinin sebebini şöyle açıklamıştır: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, ‘Kıyamet Günü’nde benim sebebim ve nesebim dışında her sebep (kız tarafından akrabalık bağları) ve nesep (soy bağları) kesilir.’ buyurduğunu işitmiştim. Benimle Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) arasında bir sebep (kız alma yoluyla akrabalık bağı) olsun istedim. (İbni Sa’d, Kitab’ut Tabakat’ul Kebir, 9/430; Ya’kubi, Tarih’ul Ya’kubi, 2/40; İbni Hacer, el-İsabe fi Temyiz’is Sahabe, 8/275; Kandehlevi, Hayat’us Sahabe, 2/94; 3/33; İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 104)12

Daha önce kızı Hafsa (radiyallahu anha)’yı vermek suretiyle Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’le bir yakınlık kuran Ömer (radiyallahu anh), böylece Ümmü Gülsüm ile de evlenmiş ve bir kez daha Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile akrabalık bağı kurmaktan duyduğu mutluluğu belirterek evliliğini ilan etmiştir. (İbni Sa’d, Kitab’ut Tabakat’ul Kebir, 9/430; İbni Hacer, el-İsabe fi Temyiz’is Sahabe, 8/275; Kandehlevi, Hayat’us Sahabe, 3/233)

Ümmü Gülsüm’ün Ömer (radiyallahu anh)’dan Rukiye isminde bir kızı Zeyd isminde de bir oğlu olmuştur. (İbni Sa’d, Kitab’ut Tabakat’ul Kebir, 9/429; İbni Hacer, el-İsabe fi Temyiz’is Sahabe, 8/275)

Onun içindir ki Cafer-i Sadık, “Ebu Bekir (radiyallahu anh), benim atam, Ömer (radiyallahu anh) ise eniştemdir...” demiştir. (Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/60)

Bu evlilikler, Ali (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh) arasındaki sağlam ilişkileri ve Ömer (radiyallahu anh)’ın Ehl-i Beyt’e duyduğu sevgiyi ve saygıyı ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir.

Ömer (radiyallahu anh) döneminde Sasaniler ile yapılan savaşlarda İran Kisrası Yezdicerd İbni Şehriyar’ın üç kızı esir alınmıştı. Ali (radiyallahu anh) bunları cariye olarak almış ve bedellerini ödedikten sonra birini oğlu Hüseyin (radiyallahu anh)’a, birini Ebu Bekir (radiyallahu anh)’ın oğlu Muhammed (radiyallahu anh)’a, birini de Ömer (radiyallahu anh)’ın oğlu Abdullah (radiyallahu anh)’a vermişti. (İbni Hallikan, Vefeyat’ul A’yan ve Enbau Ebna’iz Zaman, 3/267; Yüksel, “Dört Halife Dönemi Olayları Karşısında Abdullah b. Ömer,” İSTEM: İslam San’at, Tarih, Edebiyat ve Musikisi Dergisi, yıl, 3, sayı: 6, 2005, s. 63)

Bu hadise de, Ehl-i Beyt’in ve özellikle de Ali (radiyallahu anh)’ın Ebu Bekir (radiyallahu anh)’a ve Ömer (radiyallahu anh)’ya olan ilgisini ve sevgisini göstermesi bakımından calib-i dikkattir.

Bütün bu rivayetler, gerek Ali (radiyallahu anh)’ın, gerekse Şia’nın imam olarak kabul ettiği kişilerin Ebu Bekir (radiyallahu anh) ve Ömer (radiyallahu anh)’a karşı beslediği iyi niyet, sevgi ve vefa duygusunun göstergeleridir. Fakat Şiilerin bir kısmı bu konuda imamları ile aynı duyguları ve düşünceleri paylaşmamaktadır.

Ehl-i Beyt Mensuplarının, Çocuklarına “Ömer” İsmini Vermeleri

Ehli Beyt, Ömer (radiyallahu anh)’ı seviyor ve çocuklarına onun ismini vermek suretiyle ona olan sevgilerini ve bağlılıklarını ifade ediyorlardı. Onun ismini çocuklarına ilk veren kişi Ali (radiyallahu anh) olmuştur. O, Ümmü Habib bint Rebia el-Bekriyye’den dünyaya gelen erkek çocuğuna Ömer ismini vermiştir. (İbni Sad, Kitab’ut Tabakat’ul Kebir, 3/18; Yakubi, Tarih’ul Ya’kubi, 2/120; Mes’udi, Müruc’uz Zeheb ve Me’adin’ul Cevher, 3/73; Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 3/207; İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt,  128)13

Ebu Sa’id el-Hudri (radiyallahu anh) anlatıyor: “Ali İbni Ebi Talib (radiyallahu anh)’ın yanında oturan ve kendisinden daha güzel ne bir erkek çocuğu ne de kız çocuğu gördüğümü bilmediğim çok güzel bir çocuk gördüm. Ali (radiyallahu anh)’a, “Allah sana afiyetler ihsan etsin, yanındaki bu genç kimdir?” diye sordum. “Bu, Osman İbni Ali’dir. Ona Osman İbni Affan (radiyallahu anh)’ın adını verdim. Ömer (radiyallahu anh)’ın, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in amcası Abbas (radiyallahu anh)’ın ve mahlukatın efendisi Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in adını da çocuklarıma verdim. Hasan, Hüseyin ve Muhsin’in adlarını ise Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) vermişti... (Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 3/44)

Ali (radiyallahu anh)’dan sonra Hasan (radiyallahu anh)’ın, (Ya’kubi, Tarih’ul Ya’kubi, 2/137; İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 129) Hüseyin (radiyallahu anh)’ın, oğlu Zeyn’el Abidin Ali’nin ve İsnaaşeriyye’nin yedinci imamı Musa Kazım’ın da oğullarından birine Ömer ismini vermeleri (İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 129-131) Ali (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh) arasındaki sıkı dostluğu ve muhabbeti ve Ehli Beyt’teki Ömer (radiyallahu anh) sevgisini göstermesi bakımından oldukça anlamlıdır.

Öyle anlaşılıyor ki, Ehli Beyt, Ebu Bekir (radiyallahu anh) ile Ömer (radiyallahu anh)’a saygı, sevgi ve samimi duygular beslemekle kalmamakta, aynı zamanda vefa duygusuyla hareket etmekte ve vefatlarından sonra çocuklarını onların isimleriyle isimlendirerek onların ismini yaşatmak istemektedirler.


Alıntı
* EHL-İ BEYT’TE HZ. EBU BEKİR, HZ. ÖMER VE HZ. OSMAN SEVGİSİ isimli bir makaleden cuzi bir tasarrufla alıntılanmıştır.

1- Benzer ifadeler için bkz. Ebu Davud, Sünne, 8 #4629; İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 51, 101; Sallabi, IV. Halife Hz. Ali (ra) Hayatı, Şahsiyeti ve Yaşadığı Çağ, 161

2- Benzer ifadeler için bkz. Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 54; İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 51-52

3- Benzer ifadeler için bkz. Lalekai, Şerhu Usuli İ’tikadı Ehli’s Sunne ve’l Cemaa, 4/1295, #4456; Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyadu’n-Nadıra fi Menakıbi’l Aşra, 2/342

4- Benzer ifadeler için bkz. Kandehlevi, Hayat’us Sahabe, 3/18-20, 4/221

5- Benzer ifadeler için bkz. Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 2/341

6- Benzer ifadeler için bkz. Lalekai, Şerhu Usuli İ’tikadı Ehl’is Sunne ve’l Cema'a, 4/1300, #2463; Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 52

7- Bu ve benzeri rivayetler için bkz. Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 52

8- Benzer ifadeleri Muhammed İbni Bakır’ın dile getirmiş olması hakkında bkz. Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/58

9- Benzer ifadeleri Muhammed İbni Bakır’ın dile getirmiş olması hakkında bkz. Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 1/58)

10- Ali (radiyallahu anh) ve takiye konusu için bkz. Heytemi, es-Savaik’ul Muhrika, 54 (dipnot); Öz, Şaban, “Şia’nın Takiyye İnancı Çerçevesinde Hz. Ali’nin İlk İki Halife ile Münasebetleri”, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2010, cilt: VIII, sayı: 15, s. 30-36

11- Benzer ifadelerle bkz. İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 59

12- İhsan İlahi Zahir, bu evliliğin gerçekleştiğini Şii kaynakların da kabul ettiğini söyler, verdiği dipnotlarda bu kaynaklar hakkında detaylı bilgiler sunar ve bu konudaki kaynak sayısının tevatür sınırına ulaştığını kaydeder. Bkz. s. 105 vd.

13- Tağlib kabilesine mensup Ümmü Habib’in asıl ismi Sahba binti Rebia’dır. Halid İbni Velid (radiyallahu anh), Ayn’ut Temr ismindeki mahalde onun kabilesine (Beni Tağlib) baskın düzenlemiş ve esirler almıştı. O da o esirler içinde bulunuyordu. Ali (radiyallahu anh) onu satın almıştı. (İbni Sad, Kitab’ut Tabakat’ul Kebir, 3/18; Muhibbuddin et-Taberi, er-Riyad’un Nadıra fi Menakıb’il Aşera, 3/207)

Oğlu Ömer, seksen beş sene gibi uzun bir ömür yaşamıştır. Kardeşlerinin tamamı Hüseyin (radiyallahu anh) ile birlikte Kerbela’da şehit olduğundan Ali (radiyallahu anh)’ın mirasının yarısına o sahip olmuştur. (İhsan İlahi Zahir, eş-Şia ve Ehl’ül Beyt, 129)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Tavhid.org

  • Ziyaretçi
Ynt: Ehl-i Beyt'te Ömer (radiyallahu anh) Sevgisi
« Yanıtla #1 : 11 Aralık 2015, 23:21 »
EHLİ BEYTTE ÖMER (RADIYALLAHU ANH) SEVGİSİ


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
1621 Gösterim
Son İleti 11 Aralık 2015, 23:23
Gönderen: Tavhid.org
1 Yanıt
1281 Gösterim
Son İleti 11 Aralık 2015, 23:20
Gönderen: Tavhid.org
1 Yanıt
1455 Gösterim
Son İleti 08 Aralık 2015, 22:44
Gönderen: Tavhid.org
1 Yanıt
1732 Gösterim
Son İleti 08 Aralık 2015, 22:43
Gönderen: Tavhid.org
2 Yanıt
1804 Gösterim
Son İleti 12 Kasım 2017, 00:21
Gönderen: Tevhid Ehli