Tavhid

Gönderen Konu: Zilhicce, Arefe ve Bayram Günleri  (Okunma sayısı 3616 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1115
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Zilhicce, Arefe ve Bayram Günleri
« : 15.09.2015, 00:53 »
Zilhicce, Arefe ve Bayram Günleri

Bismillahirrahmanirrahim,

Allah Te’ala bazı günleri, geceleri diğerlerinden üstün ve mübarek kılmıştır. Fecr Suresi’nin ikinci ayetinde
وَلَيَالٍ عَشْرٍ ‘Ve on geceye’ (el-Fecr 89/2) buyurulmuştur. İbni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain), Zübeyr (radiyallahu anh), Mücahid ayrıca Selef ve Haleften pekçok kişi burada kasdolunanın ‘Zilhicce'nin on gecesi’ olduğunu belirtmiştir. Her ne kadar Ramazan’ın son on günü yahut Muharrem’in ilk on günü kasdedildiği nakledilmişse de genel kabul gören kanaat Zilhicce'nin on gecesi olduğu yönündedir. (İbni Kesir, Tefsir; Kurtubi, Tefsir)

İslam’ın tekrar o eski garipliğine döndüğü bugünlerde; Zilhicce ayının ilk on günü, Arefe Günü ve Bayram Günleri ile alakalı birtakım hadisleri derleyerek fıkhi bilgiler ile birlikte sunmak suretiyle Sünnet’in ihyasını amaçladık. Zira Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den şöyle rivayet olunmuştur:

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Bilal ibni Haris’e: “Bil bakalım! buyurdu. Bunun üzerine Bilal (radiyallahu anh): Neyi bileyim? Ey Allah’ın Rasulü! dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:


اعْلَمْ يَا بِلاَلُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَا أَعْلَمُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ أَنَّهُ مَنْ أَحْيَا سُنَّةً مِنْ سُنَّتِي قَدْ أُمِيتَتْ بَعْدِي فَإِنَّ لَهُ مِنَ الأَجْرِ مِثْلَ مَنْ عَمِلَ بِهَا مِنْ غَيْرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أُجُورِهِمْ شَيْئًا

“Benden sonra sünnetimden kaldırılan bir sünneti kim ihya edip ortaya çıkarırsa ona, o sünnetle amel edenler kadar sevap vardır. Amel edenlerin sevapları da hiç eksiltilmez.” (Tirmizi, Hadis no: 2677)

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Enes ibni Malik (radıyallahu anh)’a şöyle buyurmuştur:


يَا بُنَىَّ إِنْ قَدَرْتَ أَنْ تُصْبِحَ وَتُمْسِيَ لَيْسَ فِي قَلْبِكَ غِشٌّ لأَحَدٍ فَافْعَلْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ لِي ‏"‏ يَا بُنَىَّ وَذَلِكَ مِنْ سُنَّتِي وَمَنْ أَحْيَا سُنَّتِي فَقَدْ أَحَبَّنِي ‏.‏ وَمَنْ أَحَبَّنِي كَانَ مَعِي فِي الْجَنَّةِ

“Yavrucuğum! Hiçbir kimseye karşı kalbinde bir hile ve kin beslemeksizin sabahlamaya ve akşamlamaya gücün yeterse bunu mutlaka yap. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sonra şöyle devam etti: Yavrum! İşte benim sünnetim budur. Kim benim sünnetimi yaşatırsa beni sevmiş olur. Beni seven de Cennet’te benimle birlikte olacaktır.” (Tirmizi, 2678)

Zilhicce

Zilhicce ayının fazileti ile alakalı olarak İbni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain)’den rivayet olunduğuna göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:


مَا الْعَمَلُ فِي أَيَّامِ الْعَشْرِ أَفْضَلَ مِنَ الْعَمَلِ فِي هَذِهِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا وَلاَ الْجِهَادُ قَالَ ‏"‏ وَلاَ الْجِهَادُ، إِلاَّ رَجُلٌ خَرَجَ يُخَاطِرُ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فَلَمْ يَرْجِعْ بِشَىْءٍ

"On günlerdeki iyi ameller, bu günlerdekinden, yani teşrik günlerindekilerden daha faziletli değildir, buyurdu. Sahabiler: Cihad da mı (daha faziletli değil)? dediler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Cihad da; meğer ki bir kimse (Allah yolunda cihada) çıkıp canını ve malını tehlikeye atar da hiçbir şeyi geri getiremez olursa. (Buhari, Hadis no: 969; Ebu Davud, Hadis no: 2438)

Zilhicce ayında oruç tutmak  Sünnettir. İlk dokuz gün oruç tutulup onuncu gün kesilen kurban ile oruç açılması şeklinde olan Zilhicce oruçları esasında toplamda dokuz gün oruç tutulmasına karşın on gün olarak nitelenmiştir. (Nevevi, Müslim Şerhi, Hadis no: 1176)

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hanımlarından birisinin (Ümmü Seleme radiyallahu anha) şöyle dediği rivayet edilmiştir:


كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ تِسْعَ ذِي الْحِجَّةِ وَيَوْمَ عَاشُورَاءَ وَثَلاَثَةَ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ أَوَّلَ اثْنَيْنِ مِنَ الشَّهْرِ وَالْخَمِيسَ

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Zilhiccenin dokuz günü, aşure günü ve her ay ayın ilk pazartesi ve perşembe günleri (olmak üzere) üç gün oruç tutardı." (Ebu Davud, Hadis no: 2437; Nesai, Siyam, Hadis no: 83; Ahmed, Müsned, Hadis no: 2189)

Ebu Hureyre (radiyallahu anh)’dan rivayete göre Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) yine şöyle buyurmaktadır:


مَا مِنْ أَيَّامٍ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ أَنْ يُتَعَبَّدَ لَهُ فِيهَا مِنْ عَشْرِ ذِي الْحِجَّةِ يَعْدِلُ صِيَامُ كُلِّ يَوْمٍ مِنْهَا بِصِيَامِ سَنَةٍ وَقِيَامُ كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْهَا بِقِيَامِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ

"Salih amellerin Allah'a en ziyade sevgili olduğu günler bu on gündür! Ondaki her bir günün orucu bir yıllık oruca (sevapça) eşittir. Ondaki bir gece kıyamı (ibadetle ihya edilmesi) Kadir Gecesi'nin kıyamına (ihyasına) eşittir." (Tirmizi, Savm, Hadis no: 52; İbn Mace, Siyam, Hadis no: 39)

Zilhicce ayının girmesiyle birlikte Teşrik Tekbirleri’nin getirilmesi de Sünnet’dir. Allah Te’ala şöyle buyurmaktadır:


وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

(...) sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz. (el-Bakara 2/185);

لِّيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ فِي أَيَّامٍ مَّعْلُومَاتٍ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّن بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ

Kendileri için bir takım yararlara şahid olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (kurban adarken) Allah'ın adını ansınlar. (el-Hacc 22/28)

İbni Ömer (radiyallahu anhuma ecmain)’den rivayet edildiği üzere, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:


ما من أيام أعظم عند الله ولا أحب إليه العمل فيهن من هذه الأيام العشر ، فأكثروا فيهن من التهليل والتكبير والتحميد

"Allah Teala nezdinde içerisinde salih amel işlenen bu on günden sevabı daha büyük ve O'nun daha çok hoşuna giden başka günler yoktur.O halde, bu günlerde bol bol tehlil (La ilahe illallah), tekbir (Allahu Ekber) ve tahmid (Elhamdulillah) getirin." (İmam Ahmed, Müsned, 7/224; Taberani, el-Mu'cem’ul Kebir)
 
Kurban kesmek isteyen kimselerin Zilhicce ayının girmesiyle ta ki kurbanını kesene kadar saç ve sakallarından, vücudundaki kıllarından ve tırnaklarından birşey almaması da rivayetlerde bildirilmiştir. Bu konuda yeralan hadisleri İmam Müslim birçok yoldan nakletmiştir. Ayrıca Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İbni Mace ve Darimi gibi Sünen sahipleri ile Ahmed, Müsned’de bu rivayetlere yer vermiştir. Bu konudaki hadisler Ümmü Seleme (radiyallahu anha) ile Sa’id ibni Müseyyeb (rahimahullah) yoluyla rivayet edilmiştir.

Ümmü Seleme (radiyalalhu anha)’dan rivayete göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

إِذَا دَخَلَتِ الْعَشْرُ وَأَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَمَسَّ مِنْ شَعَرِهِ وَبَشَرِهِ شَيْئًا

Malum on gün girdi de biriniz kurban kesmek istedi mi artık (kendi) saçından ve cildinden hiç bir şeye dokunmasın!

Yine Ümmü Seleme (radiyalalhu anha)’dan diğer bir rivayete göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:


إِذَا دَخَلَ الْعَشْرُ وَعِنْدَهُ أُضْحِيَّةٌ يُرِيدُ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَأْخُذَنَّ شَعْرًا وَلاَ يَقْلِمَنَّ ظُفُرًا

Malum on gün girdiği vakit elinde kurbanı olup kurban kesmek isteyen  kimse  (bedeninden)  asla  bir kıl almasın, tek bir tırnak kesmesin.

Ümmü Seleme (radiyalalhu anha)’nın Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den naklettiğine göre, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:


إِذَا رَأَيْتُمْ هِلاَلَ ذِي الْحِجَّةِ وَأَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يُضَحِّيَ فَلْيُمْسِكْ عَنْ شَعْرِهِ وَأَظْفَارِهِ

Zilhicce hilalini gördüğünüz vakit biriniz kurban kesmek isterse, saçlarına ve tırnaklarına dokunmaktan kendini tutsun!..

Yine Ümmü Seleme (radiyalalhu anha) yoluyla rivayet olunan bir hadisde kurban kesilinceye kadar bunlardan uzak durulması buyurulmuştur:


مَنْ كَانَ لَهُ ذِبْحٌ يَذْبَحُهُ فَإِذَا أُهِلَّ هِلاَلُ ذِي الْحِجَّةِ فَلاَ يَأْخُذَنَّ مِنْ شَعْرِهِ وَلاَ مِنْ أَظْفَارِهِ شَيْئًا حَتَّى يُضَحِّيَ

Kimin kesecek bir hayvanı varsa Zilhicce'nin hilali yenilendiği vakit ta kurbanını kesinceye kadar saçından ve tırnaklarından asla bir şey almasın!

Amr ibni Müslim ibni Ammar el-Leysi rivayet etti. (Dedi ki):


حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُسْلِمِ بْنِ عَمَّارٍ اللَّيْثِيُّ، قَالَ كُنَّا فِي الْحَمَّامِ قُبَيْلَ الأَضْحَى فَاطَّلَى فِيهِ نَاسٌ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْحَمَّامِ إِنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ يَكْرَهُ هَذَا أَوْ يَنْهَى عَنْهُ فَلَقِيتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ يَا ابْنَ أَخِي هَذَا حَدِيثٌ قَدْ نُسِيَ وَتُرِكَ حَدَّثَتْنِي أُمُّ سَلَمَةَ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ مُعَاذٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو

Kurban Bayramı’nın öncesinde hamamda idik. Orada bazı kimseler kasık kıllarını temizlediler de hamam sahiplerinden biri: Sa’id ibni Müseyyeb bunu mekruh görüyor; yahut yasak ediyor, dedi. Az sonra ben Sa’id ibni Müseyyeb'e rastlayarak bunu kendisine andım. Sa’id: Be kardeşim oğlu! Bu unutulmuş ve terkedilmiş bir hadistir. Bana Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme (radiyallahu anha) rivayet etti. (Dedi ki): Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): buyurdular. Ravi, Mu’az'ın Muhammed ibni Amr'dan naklettiği hadis manasında rivayette bulunmuştur. (Müslim, Hadis no: 1977)

Zilhicce’nin ilk on gününde Mü’minler hacc, oruç, sadaka vb., birçok ibadeti aynı anda yapabilme imkanına sahip olmaktadırlar. Bu fırsat başka bir zamanda sözkonusu değildir. Zilhicce ayının üstün kılınması sebebiyle; bu ay içerisinde, bolca tevbe istiğfar etmek, nafileleri çoğaltmak, dua etmek, gece namazlarını kaçırmamak, tasadukkta bulunmak, sılai rahimde bulunmak, çokça Kur’an okumak, tefekkürde bulunmak, iyiliği emredip kötülükten yasaklamak bu mübarek günler sebebiyle oluşmuş manevi duygu yoğunluğu ile kişi hayatından büyük değişikliklere yolaçacak hamleler yapmalı, tesbih ve zikirlere devam etmelidir. Unutulmamalı ki, salih ameller; arınmaya ve amellerin Allah tarafından kabul edilmesine yolaçacak vesilelerdir.

Arefe Günü

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den Arefe Günü’nün faziletleri ile alakalı birçok rivayet bulunmaktadır.


أَفْضَلُ الدُّعَاءِ دُعَاءُ يَوْمِ عَرَفَةَ وَأَفْضَلُ مَا قُلْتُ أَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْلِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ

"Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O'nun ortağı da yoktur) sözüdür." (Tirmizi, Da'avat, Hadis no: 133, Hadis no: 3579; Malik, Muvatta, Hacc, Hadis no: 246)

Aişe (radiyallahu anha)’dan rivayet edildiğine göre:


مَا مِنْ يَوْمٍ أَكْثَرَ مِنْ أَنْ يُعْتِقَ اللَّهُ فِيهِ عَبْدًا مِنَ النَّارِ مِنْ يَوْمِ عَرَفَةَ وَإِنَّهُ لَيَدْنُو ثُمَّ يُبَاهِي بِهِمُ الْمَلاَئِكَةَ فَيَقُولُ مَا أَرَادَ هَؤُلاَءِ

"Allah, hiçbir günde, Arefe Günü’ndeki kadar bir kulu ateşten çok azat etmez. Allah mahlukata yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve: "Bunlar ne istiyorlar?" der." (Müslim, Hadis no: 1348)

Ebu Katade radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e arefe günü tutulan orucun fazileti soruldu; o da şöyle buyurdu:


صِيَامُ يَوْمِ عَرَفَةَ أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ وَالسَّنَةَ الَّتِي بَعْدَهُ وَصِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ

“Arefe günü tutulacak orucun önceki ve sonraki senenin günahlarına keffaret olacağını Allah’tan ümit ediyorum. Keza Aşura günü tutulacak orucun da önceki senenin günahlarına keffaret olacağını Allah’tan ümit ediyorum”
 
Hadisin diğer bir versiyonunda ise şöyle geçmektedir:


قَالَ وَسُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ فَقَالَ ‏"‏ يُكَفِّرُ السَّنَةَ الْمَاضِيَةَ وَالْبَاقِيَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَسُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ فَقَالَ ‏"‏ يُكَفِّرُ السَّنَةَ الْمَاضِيَةَ

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e Arafe Günü oruç tutmanın hükmü de soruldu, Rasulullah şöyle buyurdu: Bu oruç geçen sene ile gelecek  senenin   günahlarına   keffaret olur. Aşura Günü oruç tutmanın hükmü dahi soruldu. Rasulullah şöyle buyurdu: Bu oruç geçen senenin günahlarına keffaret olur. (Müslim, Siyam, Hadis no: 196-197, Hadisno: 1162; Tirmizi, Savm, Hadis no: 46/48, Hadis no: 749; İbn Mace, Siyam, Hadis no: 40; Ebu Davud, Savm, Hadis no: 54)

İmam Nevevi, bu hadis hakkında şunları söylemiştir:

Arafe Günü’nde oruç tutmak bütün küçük günahlara keffaret olur diğer bir deyişle (Arafe Günü oruç tutmak) büyük günahlar dışındaki bütün günahların bağışlanmasına vesile olur. Arafe Günü’nde oruç tutmak iki yıl (günahları) için keffaret olur, Aşura Günü ise bir yıl için kefarettir, ve (yine bunun gibi) bir kimsenin Amin (deyiş)i meleklerinkine denk düşerse daha önceden işlemiş olduğu (küçük) günahları affolunur. Bahsi geçen hususlardan her biri, kefarete vesile olabilir. Eğer kişi, küçük günaha keffaret olabilecek birşey yaparsa (bu ameli) ona keffaret olur; eğer (bir kişinin) ne küçük ne de büyük günahı yoksa (bu durumda bu amelin karşılığı olarak) kişiye salih amel olarak yazılır ve bu sebeple kişinin (dünyada ve ahirette Allah nezdindeki) derecesi artar. Eğer bir kimsenin hiç küçük günahı yoksa ve bir yada daha fazla büyük günahı varsa, bunun o kişinin büyük günahını azaltmasını umarız.” (Nevevi, el-Mecmu Şerh’ul Muhazzeb)

Bayram Günleri


Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Allah katında en önemli günlerden bahis ederek şöyle buyurmuştur:

إِنَّ أَعْظَمَ الأَيَّامِ عِنْدَ اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى يَوْمُ النَّحْرِ ثُمَّ يَوْمُ الْقَرِّ

Allah katında en önemli günler Kurban bayramının ilk günü ve onu takip eden gündür. (Ebu Davud, Hadis no: 1765)

Allah Te’ala, kişinin bu dönemde elde edebileceği hayırlardan biri olan kurban kesimi ile alakalı olarak şöyle buyurmaktadır:


إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ

"Biz gerçekten sana kevseri verdik. Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!" (el-Kevser 108/1-2)

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُم مِّن بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ

"Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk ki Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları keserken O'nun adını ansınlar..." (el-Hacc 22/34)

لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى

Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah'a ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır. (el-Hacc 22/37)

Bera ibni Azib (radiyallahu anh)’dan Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bayram hutbesinde şöyle buyurduğunu işittiği rivayet etmiştir:


إِنَّ أَوَّلَ مَا نَبْدَأُ مِنْ يَوْمِنَا هَذَا أَنْ نُصَلِّيَ، ثُمَّ نَرْجِعَ فَنَنْحَرَ، فَمَنْ فَعَلَ فَقَدْ أَصَابَ سُنَّتَنَا

"Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmamızdır. Ondan sonra (evlerimize) dönmemiz ve kurban kesmemizdir. Her kim böyle yaparsa muhakkak bizim sünnetimize uygun iş yapmış olur." (Buhari, Hadis no: 951)

Aişe (radiyallahu anha), Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:


مَا عَمِلَ آدَمِيٌّ مِنْ عَمَلٍ يَوْمَ النَّحْرِ أَحَبَّ إِلَى اللَّهِ مِنْ إِهْرَاقِ الدَّمِ إِنَّهَا لَتَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِقُرُونِهَا وَأَشْعَارِهَا وَأَظْلاَفِهَا وَإِنَّ الدَّمَ لَيَقَعُ مِنَ اللَّهِ بِمَكَانٍ قَبْلَ أَنْ يَقَعَ مِنَ الأَرْضِ فَطِيبُوا بِهَا نَفْسًا

"Hiçbir kul, kurban günü, Allah indinde, kurban kanı ak‎ıtmaktan daha sevimli bir i‏ş yapamaz. Zira kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlar‎ıyla, kı‎lları‎yla tırnakları‎yla gelecektir. Kesilen kurbanın kanı‎ yere düş‏meden önce Allah nezdinde yüce bir mevkiye ulaşı‏‎r. O halde, gönül hoşluğu ile kurbanlarınızı kesin." (Tirmizi; Edahi, Hadis no: 1, Hadis no: 1493)

İbni Kudame şöyle demiştir:


وَإِنْ ذَبَحَهَا بِيَدِهِ كَانَ أَفْضَلَ ؛ لِأَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَحَّى بِكَبْشَيْنِ أَقْرَنَيْنِ أَمْلَحَيْنِ ، ذَبَحَهُمَا بِيَدِهِ ، وَسَمَّى وَكَبَّرَ ، وَوَضَعَ رِجْلَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا . وَنَحَرَ مِنْ الْبُدْنِ الَّتِي سَاقَهَا فِي حِجَّتِهِ ثَلَاثًا وَسِتِّينَ بَدَنَةً بِيَدِهِ .
فَإِنْ اسْتَنَابَ فِيهَا ، جَازَ ؛ لِأَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اسْتَنَابَ مَنْ نَحَرَ بَاقِيَ بُدْنِهِ بَعْدَ ثَلَاثٍ وَسِتِّينَ . وَهَذَا لَا خلاف فِيهِ . وَيُسْتَحَبُّ أَنْ يَحْضُرَ ذَبْحَهَ


Eğer kendi eliyle kurbanını keserse bu Efdaldir çünkü Nebi sallallahu aleyhi ve sellem siyah benekli iki boynuzlu koçu kendi eliyle kesmiştir. Onları, kendi eliyle kesmiş, Bismillah Allahu ekber demiş, ayağını boyunlarının üzerine koymuş ve Hacc için getirdiği develerden altmışüç tanesini kendi eliyle kesmiştir. Eğer başka birini kendi adına kurbanını kesmesi için tayin ederse bu da Ca’izdir çünki nebi sallallahu aleyhi ve sellem, altmışüç deveyi kestikten sonra geriye kalanları kesmesi için başkasını tayin etmiştir. Bu hususta hiçbir hilaf (görüş ayrılığı) yoktur. Kurban kesilirken orada hazır bulunmak Müstehabb’dır. (İbni Kudame, el-Muğni, 13/389-390)

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bayram günlerinin yeme içme günü olduğunu bildirmiştir bu günlerde oruç tutmak yasaktır.

İbni Hacer dedi ki:


أن إظهار السرور في الأعياد من شعائر الدين

İyd (bayram) günlerinde neşeyi ve sevinci göstermek Din’in şiarlarındandır. (İbni Hacer, Feth’ul Bari, 2/514)

يَوْمُ عَرَفَةَ وَيَوْمُ النَّحْرِ وَأَيَّامُ التَّشْرِيقِ عِيدُنَا أَهْلَ الإِسْلاَمِ وَهِيَ أَيَّامُ أَكْلٍ وَشُرْبٍ

"Arafe Günü, Nahr Günü (kurbanın birinci günü) ve Teşrik Günleri (kurbanın 2, 3 ve 4. günleri) biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme ve içme günleridir." (Ebu Davud, Savm, Hadis no: 49, Hadis no: 2419; Tirmizi; Savm, Hadis no: 59, Hadis no: 773; Nesai, Menasik, Hadis no: 195; Darimi, Savm, Hadis no: 47; Ahmed, Müsned, 4/152; Hakim, Müstedrek, 1/434; Beyheki, es-Sünen'ül Kübra, 4/298)

Ümmü Hani'nin azatlısı Ebu Mürre'den rivayet edildiğine göre Abdullah ibni Amr ibn’ul As (radiyallahu anhuma ecmain) ile birlikte Abdullah'ın babası Amr ibn’ul As (radiyallahu anh)'ın huzuruna girmiş. Amr ibn’ul As (radiyallahu anh) onlara yemek getirip:


فَقَالَ كُلْ ‏.‏ فَقَالَ إِنِّي صَائِمٌ ‏.‏ فَقَالَ عَمْرٌو كُلْ فَهَذِهِ الأَيَّامُ الَّتِي كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُنَا بِإِفْطَارِهَا وَيَنْهَانَا عَنْ صِيَامِهَ

Ye! demiş. Abdullah: Ben oruçluyum deyince Amr ona şöyle demiş: Ye, bugünler Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in bize oruç tutmamayı emredip, tutmayı men'ettiği günlerdir. Ravi Malik dedi ki; O günler teşrik günleridir. (Ebu Davud, Hadis no: 2418; Malik, Muvatta, Hacc, Hadis no: 137; Hakim, Müstedrek, 1/435)

İbni Ezher'in azatlısı Ebu Ubeyd'den naklen rivayet edildiğine göre o şöyle dedi:


مَوْلَى ابْنِ أَزْهَرَ قَالَ شَهِدْتُ الْعِيدَ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ فَقَالَ هَذَانِ يَوْمَانِ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صِيَامِهِمَا يَوْمُ فِطْرِكُمْ مِنْ صِيَامِكُمْ، وَالْيَوْمُ الآخَرُ تَأْكُلُونَ فِيهِ مِنْ نُسُكِكُمْ‏

Ömer ibn’ul Hattab (radiyallahu anh) ile beraber bayramda bulundum. Ömer gelerek bayram namazını kıldırdı. Sonra namazdan çıkıp cemaata hutbe okudu ve: Şüphesiz bu iki günde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) oruç tutmayı yasaklamıştır. Bunlar orucunuzu bitirip oruç açtığınız gün ile kurbanlıklarınızdan yediğiniz gündür. (Buhari, Hadis no: 1990; Müslim, Hadis no: 5070-5072; Ebu Davud, Hadis no: 2416; Tirmizi, Hadis no: 771; İbni Mace, Hadis no: 1722)

Metinlerine yer verdiğimiz Amr ibn’ul As (radiyallahu anh) ile Ömer ibn’ul Hattab (radiyallahu anh) hadisleri dışında, Müslim iligili bab’da (Ramazan ve Kurban Bayamı Günlerinde Oruç Tutmakten Nehiy Babı) ayrıca Ebu Hureyre (radiyallahu anh), Ebu Sa’id (radiyallahu anh), İbni Ömer (radiyallahu anhuma ecmain), Aişe (radiyalalhu anha)’dan da bayram günlerinde oruç tutmanın yasaklanmış olduğunu rivayet etmiştir.

İbni Receb el-Hanbeli, bayram günlerinde süslenme ve güzel giyinmenin Müstehabb olması hususunda şunları söylemiştir:


وهذا التزين في العيد يستوي فيه الخارج إلى الصلاة، والجالس في بيته ، حتى النساء ، والأطفال

İyd günlerinde süslenme (bayram) namaz(ı) için dışarıya çıkan, evde kalan hatta kadınlar ve küçük çocuklar içindir. (İbni Receb, Feth'ul Bari, 6/72)

Bayram günlerinde ziyaretleşme hususunda İbni Hacer şunları söylemiştir:


ليزور أقاربه الأحياء والأموات ، وقيل : ليصل رحمه

Denildiğine göre böyle yapmanın (Bayram Namazlarında eve farklı yoldan dönmenin) hikmeti şudur ki, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşayan ve ölmüş olan akrabalarını ziyaret etmek maksadıyla farklı yollardan gidip gelmiştir. Denildiğine göre (Rasulullah) bunu sılai rahim sebebiyle yapmıştır. (İbni Receb, Feth'ul Bari, 2/473)

Bayramda tebrikleşme ve tebrik ifadesi olarak ''Takabbelallah minna ve minkum (Allah bizden ve sizden kabul etsin)" sözünün kullanılmasına gelince. Bu hususta çok zayıf birkaç nakil dışında Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sahih bir nakil yoktur. Lakin bu tebrikleşme sahabelerden nakledilmiştir. Bu tebrikleşmenin Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sabit olmaması sebebiyle bu şekilde tebrikleşmenin bir ibadet ve sünnet olarak algılanmasının yanlış olduğunu belirtmekte fayda vardır. Bu şekilde tebrikleşme (ibadet ve sünnet kasdıyla değil de, sahabelerin birbirlerini tebrik ettiği biçimde tebrikleşme) olarak yapılmasında da bir sakınca yoktur Allahu A’lem.

İbni Hacer, hasen olduğunu belirterek, Cübeyr İbni Nufeyr (radiyallahu anh)’dan şöyle dediğini nakleder:


كَانَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا اِلْتَقَوْا يَوْمَ الْعِيدِ يَقُولُ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ : تَقَبَّلَ اللَّهُ مِنَّا وَمِنْك

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sahabeleri, bayram günlerinde birbirlerine rastladıklarında ''Takabbelallah minna ve minkum" derlerdi. (İbni Hacer, Feth’ul Bari, 2/446, Hadis no: 952)

İmam Ahmed (rahimahullah)’ın bunda bir beis görmediği nakledilmiştir:


وَلا بَأْسَ أَنْ يَقُولَ الرَّجُل لِلرَّجُلِ يَوْمَ الْعِيدِ : تَقَبَّلَ اللَّهُ مِنَّا وَمِنْك

Bayram gününde bir kimsenin diğerine "Takabbelallah minna ve minkum" demesinde bir beis yoktur. (İbni Kudame, Muğni)

İbni Kudame el-Muğni'de, şöyle der: İbni Akil, tebrikleşmeyle alakalı rivayetlere yer vermiştir. Bunlardan biri İbni Ziyad'ın şöyle demesidir: Ben, Ebu Umame el-Bahili ile ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in diğer başka sahabeleri ile birlikteydim. Bayramda karşılaştıklarında birbirlerine "Takabbelallah minna ve minkum" derlerdi. Ahmed Ebu Umame rivayeti ceyyid'dir demiştir. (İbni Kudame el-Muğni, 2/259; 3/294-295, 313 nolu dipnot)

İmam Malik (rahimehullah)’a soruldu:


أيُكره للرجل أن يقول لأخيه إذا انصرف من العيد : تقبل الله منا ومنك ، وغفر الله لنا ولك ، ويرد عليه أخوه مثل ذلك ؟ قال : لا يكره

Bir kimsenin bayram namazını kıldıktan sonra (din) kardeşine, Tekaballahu minna ve minke ve ğaferallahu lena ve leke (Allah bizden ve sizden kabul buyursun, Allah bizi ve seni bağışlasın)!.. demesi ve (din) kardeşinin de ona benzeriyle karşılık vermesi Mekruh mudur? (İmam Malik) dedi ki: Hayır, Mekruh değildir. (el-Munteka Şerh'ul Muvatta, 1/322)

İbni Teymiyye kendisine yöneltilen bir soruya verdiği cevabta şöyle der:


أَمَّا التَّهْنِئَةُ يَوْمَ الْعِيدِ يَقُولُ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ إذَا لَقِيَهُ بَعْدَ صَلاةِ الْعِيدِ : تَقَبَّلَ اللَّهُ مِنَّا وَمِنْكُمْ , وَأَحَالَهُ اللَّهُ عَلَيْك , وَنَحْوُ ذَلِكَ , فَهَذَا قَدْ رُوِيَ عَنْ طَائِفَةٍ مِنْ الصَّحَابَةِ أَنَّهُمْ كَانُوا يَفْعَلُونَهُ وَرَخَّصَ فِيهِ , الأَئِمَّةُ , كَأَحْمَدَ وَغَيْرِهِ . لَكِنْ قَالَ أَحْمَدُ : أَنَا لا أَبْتَدِئُ أَحَدًا , فَإِنْ ابْتَدَأَنِي أَحَدٌ أَجَبْته , وَذَلِكَ لأَنَّ جَوَابَ التَّحِيَّةِ وَاجِبٌ , وَأَمَّا الابْتِدَاءُ بِالتَّهْنِئَةِ فَلَيْسَ سُنَّةً مَأْمُورًا بِهَا , وَلا هُوَ أَيْضًا مَا نُهِيَ عَنْهُ , فَمَنْ فَعَلَهُ فَلَهُ قُدْوَةٌ , وَمَنْ تَرَكَهُ فَلَهُ قُدْوَةٌ . وَاَللَّهُ أَعْلَمُ

"İnsanların bayram namazından sonra birbirlerini "Takabbelallah minna ve minkum" diyerek selamlamaları hususunda; rivayetlere göre bazı sahabe bunu yapmış ve alimler buna cevaz vermiştir. Ancak İmam Ahmed: Ben hiç kimseye bu sözü söyleyerek onu tebrik etmem ama birisi beni bu şekilde tebrik ederse onu aynı şekilde tebrik ederim. Bunun sebebi, selama karşılık vermenin zorunlu olması ama selama ilk başlama, sünnet olmadığı gibi yasaklanmamıştır da. Herkim bu şekilde tebrikleşirse (seleften bu şekilde tebrikleşmenin) örneği vardır, bunu yapmayan kimsenin de öncekilerden bir örneği vardır demiştir." (Mecmu’ul Feteva, 24/253; Feteva el-Kübra, 2/228)

Bundan sonra, İbni Kudame’nin el-Umde isimli eserinden Bayram Namazları Babı ile Kurbanlıklar Babı’nı alıntılayarak yazıya son vermiş olacağız inşallah.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1115
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: Zilhicce, Arefe ve Bayram Günleri
« Yanıtla #1 : 15.09.2015, 00:56 »
باب صلاة العيدين

Bab'u Salat'il İydeyn (Bayram Namazları Babı)

وهي فرض على الكفاية، إذا قام بها أربعون من أهل المصر سقطت عن سائرهم

ووقتها من ارتفاع الشمس إلى الزوال، والسنة فعلها في المصلى، وتعجيل الأضحى، وتأخير الفطر، والفطر في الفطر خاصة قبل الصلاة، ويسن أن يغتسل ويتنظف ويتطيب

فإذا حلت الصلاة تقدم الإمام فصلى بهم ركعتين بلا أذان ولا إقامة، يكبر في الأولى سبعاً بتكبيرة الإحرام، وفي الثانية خمساً سوى تكبيرة القيام، ويرفع يديه مع كل تكبيرة، ويحمد الله ويصلي على النبي صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بين كل تكبيرتين، ثم يقرأ الفاتحة وسورة يجهر فيهما بالقراءة، فإذا سلم خطب بهم خطبتين، فإن كان فطراً حثهم على الصدقة وبين لهم حكمها، وإن كان أضحى بين لهم حكم الأضحية. والتكبيرات الزوائد والخطبتان سنة. ولا يتنفل قبل صلاة العيد ولا بعدها في موضعها

ومن أدرك الإمام قبل سلامه أتمها على صفتها، ومن فاتته فلا قضاء عليه، فإن أحب صلاها تطوعاً، إن شاء ركعتين، وإن شاء أربعاً، وإن شاء صلاها على صفتها

ويستحب التكبير في ليلتي العيدين، ويكبر في الأضحى عقيب الفرائض في الجماعة من صلاة الفجر يوم عرفة إلى العصر من آخر أيام التشريق، إلا المحرم فإنه يكبر من صلاة الظهر يوم النحر إلي العصر من آخر أيام التثريق، وصفة التكبير شفعاً: الله أكبر الله أكبر، لا إله إلا الله، والله أكبر الله أكبر، ولله الحمد


Hükmü:

Bayram namazları farzı kifayedir ve eğer şehir ahalisinden kırk kişi kılarsa diğerlerinden sakıt olur.

Vakti:

Vakti güneşin yükselmesinden zevale (öğle vaktine) kadar olan süredir.

Sünnetleri:

Sünnetleri; musallada (açık arazide namaz için tayin edilen yerde) kılmak. Kurban Bayramı’nda (namaz için) acele etmek Ramazan Bayramı’nda (namazı) geciktirmek. Ramazan Bayramı’nda namazdan önce kahvaltı etmek.1 Gusl etmek, temizlenmek (temiz elbise giymek) ve güzel koku sürünmek.2

Kılınış Şekli:

Namaz vakti olduğunda; imam öne çıkar, ezansız ve ikametsiz, iki rek’at namaz kıldırır. İlk rek’atte; (başlangıç tekbiri ile birlikte) yedi ihram tekbiri getirir. İkinci rek’atte; (secdeden kıyama kalkarken getirdiği) kıyam tekbiri dışında beş tekbir getirir. Her tekbirde ellerini kaldırır.3 Her iki tekbir arasında, Allah’a hamd eder ve Nebi
sallallahu aleyhi ve sellem’e salat gönderir. Sonra, Fatiha (suresini) ve başka bir sureyi cehren (açıktan ve yüksek sesle) okur.4 Selam verdikten sonra iki bölümden oluşan bir hutbe verir. Eğer İyd'ul Fitr (Ramazan Bayramı) ise; sadaka vermeye teşvik eder ve ahkamını açıklar. İyd'ul Adha (Kurban Bayramı) ise kurban ahkamını açıklar.5 (Hutbede) tekbirleri çoğaltmak ve iki hutbe irad etmek Sünnettir. Musallada bayram namazından ne önce ne de sonra nafile (namaz) kılınmaz.6

Namaza imam selam vermeden yetişen, namazı tarif edildiği gibi tamamlar. Yetişemeyenin ise kaza etmesi gerekmez. Nafile olarak kılmak isterse; ister iki rek’at kılar, isterse dört rek’at kılar, isterse tarif edildiği gibi (tekbirleri ile) kılar.

Bayram gecelerinde ve Kurban Bayramı’nda; Arefe Günü, sabah namazından başlayarak Teşrik Günleri’nin sonuncu günü (dördüncü günde) ikindi namazına kadar -ihrama giren dışında ki o; kurban bayramı günü öğle namazından, Teşrik Günleri’nin sonuncu günü ikindi namazına kadar tekbir getirir- cema’at ile kılınan farz namazlardan sonra tekbir getirmek müstehabtır.7 Tekbir lafzı (aynı ezandaki gibi) ikişer defa tekrarlanarak söylenir:


الله أكبر الله أكبر، لا إله إلا الله، والله أكبر الله أكبر، ولله الحمد
"Allah en büyüktür! Allah en büyüktür! Allah’tan başka -tapılmaya layık hak- ilah yoktur! Allah en büyüktür! Allah en büyüktür! Hamd Allah’a mahsustur!"


Alıntı
Dipnotlar: Bayram Namazları Babı

1- Zad’ul Mustakni adlı eserde şöyle denmiştir: "Kurban Bayramı’nda kurbanlıklar varsa bunun tersi yapılır (yani namazdan sonra kurban etinden yenerek kahvaltı yapılır)."

2- Hiraki şöyle demiştir: "İnsanlar sabah erkenden tekbirler getirerek  musallaya (mescidin haricinde bayram namazı kılınan açık alana) doğru yola çıkarlar." İbni Kudame bu ibarenin şerhinde şöyle demiştir: "Bu imamın dışındakiler içindir. İmam ise ta ki Bayram Namazı vakti girinceye kadar tekbir getirmez ve namaza en son gelir veya musallaya gelmiş olsa bile insanlardan gizlenir. Zira imam insanları beklemez, insanlar onu beklerler. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de böyle yapmıştır." (el-Muğni, 3/261)

3- Başlangıç tekbirinden sonra İftiftah Dua'sı okunur. Daha sonra tekbirlere geçilir. Tekbirler bittikten sonra İstiaze, Besmele ve ardından kıraat başlar. (el-Muğni, 3/273) Hiraki ise şöyle demiştir: "İftitah Duası'nın ardından Allah'a hamd-u sena edip, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e de salat-u selam getirir ve her tekbirin arasında bunu tekrar eder. Eğer dilerse (tekbir aralarında) şu duayı okuyabilir:

اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا، وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا، وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهُ وَسَلَّمَ
"Allah en büyüktür, Allah'a çokça hamd-u senalar olsun. Sabah akşam Allah'ı tesbih ederim. Ümmi peygambere, aline ve ashabına salat-u selam olsun."

Dilerse bundan başka tesbih ve zikirleri de söyleyebilir."

4- Müslim, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Cuma ve Bayram namazlarında birinci rekatta el-A’la, ikinci rekatte el-Gaşiye Sureleri'ni okuduğunu rivayet etmiştir. O yüzden İmam Ahmed bunu müstehabb görmüştür. (el-Muğni, 3/269)

5- Zad’ul Mustakni adlı eserde şöyle denmiştir: "Hutbelerin ilkine dokuz tekbir ile ikincisine ise yedi tekbir ile başlar."

6- Hiraki şöyle demiştir: "Bayram namazına sabah hangi yoldan geldiyse evine başka bir yoldan döner."

7- Bir kavle göre kadınlar da Teşrik Tekbiri getirir. Ancak bunu, erkeklerin duymayacağı şekilde kısık sesle yapmaları gerekir. İmam Ahmed'den gelen başka bir rivayete göre ise tekbirde aslolan sesi yükseltmek olduğu için kadınların tekbir getirmesi müstehabb olmaz. Kişi namazdan sonra tekbir getirmeyi unutsa dahi hatırladığında tekrar oturup tekbir getirir. Bunun haricinde de bütün Teşrik günlerinde hatta Zilhicce'nin ilk on gününde çarşıda, pazarda, mescidde ve sair yerlerde yükses sesle tekbir getirilmesi Mendub'dur. Bayram günleri "Tekeballahu minna ve minkum (Allah bizlerden ve sizlerden kabul buyursun)!" demekte bir beis yoktur bunun gibi, bu şekilde söyleyen birine aynı şekilde mukabelede bulunmakta da bir beis yoktur. (el-Muğni, 3/291-195)

باب الهدي والأضحية

Bab'ul Hedy ve'l Udhiye (el-Hediy ve Udhiye Kurbanları Babı)

والهدي والأضحية سنة لا تجب إلا بالنذر، والتضحية أفضل من الصدقة بثمنها، والأفضل فيهما الإبل ثم البقر ثم الغنم، ويستحب استحسانها واستسمانها

ولا يجزئ إلا الجذع من الضأن والثني مما سواه، وثني المعز ما له سنة، وثني الإبل ما كمل له خمس سنين، ومن البقر ما له سنتان

وتجزئ الشاة عن واحد، والبدنة والبقرة عن سبعة ولا تجزئ العوراء البين عورها، ولا العجفاء التي لا تنقى، ولا العرجاء البين ظلعها، ولا المريضة البين مرضها، ولا العضباء التي ذهب أكثر قرنها أو أذنها، وتجزئ الجماء والبتراء والخصي وما شقت أذنها أو خرقت أو قطع أقل من نصفها

والسنة نحر الإبل قائمة معقولة يدها اليسرى، وذبح البقر والغنم على صفاحها، ويقول عند ذلك: باسم الله والله أكبر، اللهم هذا منك ولك

ولا يستحب أن يذبحها إلا مسلم، وإن ذبحها صاحبها فهو أفضل

ووقت الذبح يوم العيد بعد صلاة العيد إلى آخر يومين من أيام التشريق

وتتعين الأضحية بقوله: هذه أضحية، والهدي بقوله: هذا هدي، وإشعاره وتقليده مع النية

ولا يعطى الجزار بأجرته شيئًا منها. والسنة أن يأكل ثلث أضحيته، ويهدي ثلثها، ويتصدق بثلثه، وإن أكل أكثر جاز، وله أن ينتفع بجلدها ولا يبيعه ولا شيئا منها، فأما الهدي -إن كان تطوعا- استحب له الأكل منه، لأن النبي صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أمر من كل جزور ببضعة فطبخت، فأكل من لحمها، وحسا من مرقها. ولا يأكل من واجب إلا من هدي المتعة والقران. و قال النبي صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: من أراد أن يضهي فدخل العشر فلا يأخذ من شعره ولا من بشرته شيئا حتى يضحي


(Kabe’ye hediye olarak kesilen) Hediy ve (Kurban Bayramı’nda kesilen) Udhiye Sünnet’dir, nezir (adak) olmadıkça vacib değildirler. Kurban kesmek, ücretini tasadduk etmekten, efdaldir. Kurbanlıklardan efdal olanları; develer sonra sığırlar sonra da (koyun ve keçi gibi) davar türünden olanlardır. Kurbanlık olarak en iyisini ve en besili-yağlı olanını seçmek müstehabdır.

Koyunda cez’eden (altı ayını doldurup yedinci ayına girenden) aşağısı diğerlerinde ise seniden (kesici diş; kesici dişi kaybetme yaşına ulaşmış hayvandan) aşağısı (kurban olarak kesmek) caiz değildir. Keçi için seni, bir yaş; deve için de beş yaş; sığır için, iki yaştır.

Bir şat (koyun veya keçi) bir kişi; bir deve ve bir sığır yedi kişi için yeterlidir. Şunlar kurban olarak kesilmez:

Tek gözlü oluşu aşikar olan; tek gözlü hayvan, acfa (kemiğinde ilik kalmayacak kadar zayıf olan bir deri bir kemik kalmış) hayvan, topallaması aşikar olan topal hayvan, hastalığı aşikar olan hasta hayvan, kırık boynuzlu yahut kulağı kesik olup boynuzunun veya kulağının büyük kısmını kaybetmiş hayvan.

(Şunlar kurban olarak kesilir) yeterlidir: Tamamıyla boynuzsuz olan koyun, kuyruğunun çoğu kesilmiş hayvan, iğdiş edilmiş hayvan, kulağı yarılmış veya delinmiş yahut (kulağının) yarısından azı kesilmiş hayvan.1

Develeri ayakta (boyun ve göğüsün birleştiği noktaya bıçağı saplamak suretiyle) sol ön ayağı bağlı olarak boğazlamak; sığır ve, davarları (keçi ve koyunları) yanları üzere yatırarak kesmek (kurban etmek), Sünnetdir. Kesim sırasında şöyle denir:


باسم الله والله أكبر، اللهم هذا منك ولك
"Allah’ın ismiyle, Allah en büyüktür! Allah’ım bu Sen’dendir ve Sen’in içindir!.."

Müslümandan başkasının kurbanı kesmesi müstehab değildir. Kurbanın sahibi tarafından kesilmesi efdaldir.

Kesim vakti, Bayram Günü, Bayram Namazı sonrasından Teşrik Günleri’nin ikinci gününün sonuna kadardır. Kurban kesecek kişinin: "Bu Udhiye’dir (kurbandır)" demesiyle hayvan Udhiye (kurban) olur. Bunun gibi, hediy olduğunu belirtmek için "Bu hediydir!" der ve niyetle beraber hayvanı işaretler yahut hayvanın boynuna gerdanlık asar.

Kasaba ücret olarak kestiği hayvandan (hiç birşey) verilmez. Kurbanın üçte birini yemek, üçte birini hediye etmek (dağıtmak) ve üçte birini tasadduk etmek (sadaka olarak vermek) Sünnetdir. Üçte birinden fazlasını yediyse bu caizdir. Kurabın derisinden istifade edebilir ancak satamaz ve hatta kurbandan hiç birşeyini satamaz. Hediy tatavvu (nafile) olduğunda, (adına kesilen şahsın) biraz yemesi müstehabdır bu Nebi
sallallahu aleyhi ve sellem’in (kendi adına kestiği ve kestirdiği) her cezur (hediy deve)’den bir parçanın kopartılıp, pişirilmesini emredip; etinden yemesi ve suyundan içmesinden dolayıdır.2 (Hac ile umrenin beraber yapıldığı) temettu ve kıran hediyi olması dışında, hediy vacib olduğunda, adına kesilen şahıs ondan (hiçbir şey; eti, suyu vs.) yiyemez. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

من أراد أن يضهي فدخل العشر فلا يأخذ من شعره ولا من بشرته شيئا حتى يضحي
"Kurban kesecek olan, (Zi’l Hicce’nin) ilk on gün(ü) başladıktan kurban kesene kadar saçından ve tırnaklarından birşey almasın!.."3



Alıntı
Dipnotlar: Hediy ve Udhiye Kurbanları Babı

1- el-Umde’yi şerheden Baha ed-Din el-Makdisi bu ibarenin açıklamasında şöyle demektedir: "Kulağının yarısından azı yırtılmış, dağlanmış veya delinmiş olan hayvan kurban için yeterlidir. Çünkü bu az bir şeydir ve de bundan kaçınmak mümkün değildir. Biz bunun cevazı hususunda bir ihtilaf bilmiyoruz." Ayrıca Sa'id ibni Müseyyeb’ten de boynuzu ve kulağı kesik hayvanı yarısı veya daha fazlası kesik olan diye tefsir ettiği nakledilmiştir. (el-Udde’den ilgili bölüme bkz.)

2- Müslim, Hadis no: 1218, Cabir radiyallahu anh'dan.

3- Müslim, Hadis no: 1977, Ummü Seleme radiyallahu anha'dan.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

AbdulAzim

  • Ziyaretçi
Ynt: Zilhicce, Arefe ve Bayram Günleri
« Yanıtla #2 : 23.08.2017, 21:57 »
Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye Rahimehullahu Teala’ya, Zi’l-Hicce’nin ilk on gününden ve Ramaza’nın son on gününden soruldu. Bunlardan hangisi daha faziletlidir?

Şeyhu’l-İslam cevaben dedi ki:


“Zi’l-Hicce’nin (ilk) on günü, Ramazan’ın (ilk) on gün ve gecelerinden faziletlidir. Ramaza’nın son on günü ise Zi’l-Hicce’nin (ilk) on gününden faziletlidir.” [Mecmu’ul-Fetava 287/25]

Yine Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye Rahimehullahu Teala dediki:

"Zi’l-Hicce’nin (ilk) on gününü, gece ve gündüz ibadet ile geçirmek, kişinin canıyla ve malıyla katılmadığı cihaddan bile daha faziletlidir. Bu günden başka yapılan ibadetler ise; sahih ve meşhur haberlere göre cihad ile denktir…"
[el-Feteva'ul-Kubra 5/342]


Çevrimiçi İbn Umer

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 147
  • Değerlendirme Puanı: +7/-0
Ynt: Zilhicce, Arefe ve Bayram Günleri
« Yanıtla #3 : 01.08.2019, 15:28 »
Bismillahirrahmanirrahim.

Hatırlatma!


Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

من أراد أن يضهي فدخل العشر فلا يأخذ من شعره ولا من بشرته شيئا حتى يضحي
"Kurban kesecek olan, (Zi’l Hicce’nin) ilk on gün(ü) başladıktan kurban kesene kadar saçından ve tırnaklarından birşey almasın!.."
[Müslim, Hadis no: 1977, Ummü Seleme radiyallahu anha'dan.]


Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye Rahimehullahu Teala dediki:

"Zi’l-Hicce’nin (ilk) on gününü, gece ve gündüz ibadet ile geçirmek, kişinin canıyla ve malıyla katılmadığı cihaddan bile daha faziletlidir. Bu günden başka yapılan ibadetler ise; sahih ve meşhur haberlere göre cihad ile denktir…"
[el-Feteva'ul-Kubra 5/342]

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
3532 Gösterim
Son İleti 22.06.2015, 03:05
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
2182 Gösterim
Son İleti 15.11.2015, 19:01
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
2216 Gösterim
Son İleti 05.07.2016, 02:11
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1599 Gösterim
Son İleti 12.08.2019, 00:40
Gönderen: Izhâr'ud Dîn