Tavhid

Gönderen Konu: MENFA’AT ÜZERİNE YAPILAN AKİTLER KİTÂBI  (Okunma sayısı 1632 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1115
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
MENFA’AT ÜZERİNE YAPILAN AKİTLER KİTÂBI

Menfa’at Üzerine Yapılan Akitler Kitâbı (Giriş)

Gasb Bâbı

Şuf’a (Ön Alım Hakkı) Bâbı

كِتَابُ الْإجَارَةِ

Menfa’at Üzerine Yapılan Akitler
-İşe Alma ve Kiralama- Kitâbı


كِتَابُ الْإجَارَةِ

Menfa’at Üzerine Yapılan Akitler -İşe Alma ve Kiralama- Kitâbı (Giriş)

İcâre (kira) menfa’atler üzerine yapılan akittir. İki taraf hakkında da bağlayıcıdır ve her iki tarafın da bu akdi feshetme yetkisi yoktur; tarafların ölümüyle ya da aklının yitirilmesiyle de fesholunmaz. Akde tâbi olan malın telef olmasıyla veya işlevini yitirmesiyle icâre akdi fesholur. Kiracı, maldaki ayıp (kusur) sebebiyle -kusur eski olsun yeni olsun fark etmez- akdi feshedebilir. İcâre akdi; ancak ya bir evde oturulması gibi örfen yahut belirli bir kıyâfetin dikilmesi veya duvar bina etmek (örmek) ya da bir şeyi belirli bir yere götürmekte olduğu gibi vasfedilme yoluyla bilinen bir fayda üzerine yapılırsa sahîh (geçerli) olur. Bu ise vasıfları yoluyla ya da ücretini bilerek zabt altına alınır. Akit belli bir şey üzerine yapılıyorsa, mutlaka mâhiyetinin bilinmesi gerekir.

Birşeyi kiralayanın, (kendisinden kiralayarak) yerine geçen kimseden, ödediği kira bedelini veya -(kira bedelinin) misli ya da daha azı olması durumunda- kira bedelinden başka birşeyi (kira bedeli olarak) alma hakkı vardır. (Belirli bir ürünü) zirâat yapmak için arâzî kiralayan, (arâzîyi ilk başta ekmeyi düşündüğü şeyden vazgeçip) daha az zarara sokacak birşeyi ekip biçebilir. Arâzîde, daha çok zararı olanı ekip biçerse veyahut da ikisinin zararı muhtelif yönlerden olur ise kiralama ücretini misliyle öder. Belirli bir yere gitmek için bir şey kiralayıp (daha önceden düşündüğü yerin) ötesine geçerse veya bir şey taşımak için bir binek kiralar sonra (taşıyacağı şeyi) artırırsa, kiralama ücretini artıştan dolayı misliyle ödemekle yükümlüdür. Mal telef olduğu takdirde tazmînle de yükümlüdür. Ancak kiracı, kendisinden kaynaklanmayan bir sebepten dolayı gerçekleşen teleften sorumlu tutulmaz.

Belirli bir müddet için kiralanan işçiye ihmâli dışında kendi elinde telef olandan sorumluluk yoktur. Hacâmatcıya, sünnetçiye ve doktora, yaptığı işte iyi olduğu bilindiği ve elleriyle hasâra yol açmadıkça, (oluşacak zarardan dolayı) sorumluluk yoktur ve (başkalarının) hakk(ın)a girmedikçe çobana da bir sorumluluk yoktur. Çamaşırcıya, terziye ve diğer zanâat sâhiblerine gelince; ellerinde emânet tuttukları eşyadan telef olan dışında, yaptıkları işten dolayı telef olandan sorumlu tutulurlar.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1115
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: MENFA’AT ÜZERİNE YAPILAN AKİTLER KİTÂBI
« Yanıtla #1 : 18.08.2015, 03:24 »
بَابُ الْغَصْبِ

Gasb Bâbı

Gasb bir insanın hakkı olmayan bir malı ele geçirmesidir. Birşeyi gasb-edenin gasbettiğini sâhibine iâde etmesi ve -eğer ücrete tâbi olan bir mal ise- elinde tuttuğu müddet için, benzeri hakkında, ödenmesi gereken ücretini (kirasını sâhibine) ödemesi gerekir. Eğer (gasbedilen malda) bir noksanlık meydana getirmişse onu da tazmîn etmesi îcâb eder.

Gasbedilmiş bir köle; ister efendisine isterse de yabancı birine karşı olsun suç işlerse, işlediği suça karşılık verilecek olan diyeti karşılamak gasbeden kişiye âittir. Yabancı birisi, gasbedilmiş bir köleye karşı bir suç işlerse, gasbedilmiş kölenin (aslî) efendisi zararını; gasbeden veya suç işleyenin ikisi arasından dilediğinden tazmîn eder.

Gasbedilmiş malda artış olursa -ziyâde (artış) muttasıl (mala bitişik) ol-sun veya munfasıl (maldan ayrılabilir) olsun fark etmez- gasbeden artmış hâliyle iâde eder. Artar veya eksilirse, artmış hâliyle iâde eder ve eksilen kısmı da tazmîn eder. Artış onun kendi amelinden olsun veya olmasın fark etmez.

Gasbettiği tahta parçasını işleyerek kapı yapar veya demirden iğneler yaparsa, bunları artmış olan hâlleriyle iâde eder, eğer noksanlık meydana geldiyse onları da tazmîn eder. Pamuk gasbeder ve onu dokursa ya da iplik gasbeder ve onu örerse veya elbise gasbeder ve onu kısaltırsa yahut parçalara ayırıp dikerse, tohum gasbeder ve ürün verirse ya da hurma çekirdeği gasbeder ve büyüyüp ağaç olursa veya yumurta gasbeder ve tavuk olursa bunlar da (hükmen) bunun gibidir. Bir köle gasbeder, köle bedenen veya ta’lîmle gelişir sonra bu gelişkinliği giderse, gasbeden hem köleyi hem de gelişmesinin kıymetini iâde eder.

Gasbedilen mal telef olursa veya (başka bir sebepten) iâde edilemiyor-sa, ölçülebilen veya tartılabilen bir eşyaysa, gasbeden mislini vermekle; yok eğer böyle değilse de kıymetini vermekle mükelleftir. Sonradan iâde etme imkânına kavuşursa iâde eder ve kıymetini (geri) alır.

Gasbedilmiş malı, aynı cinsten birbirlerinden ayırt edilemeyecek şeylerle karıştırırsa, bu karışımdan mislini iâde etmekle mükelleftir. Farklı cinsten şeylerle karıştırırsa dilediği yerden mislini iâde etmekle mükelleftir.

Arâzîyi gasbeder, ağaç dikerse; diktiklerini kökünden söküp çıkarması, arâzîyi iâde etmesi, değer kaybını ve (kiralama) ücretini ödemesi gerekir. Zirâat yapar (ekip biçer) ve gasbeden kişi ürünü toplarsa, arâzîyi iâde eder ve (kiralama) ücretini öder. Hasâttan önce arâzî sâhibi (kendi arâzîsinde) zirâat yapıldığını fark ederse; bununla (ürünü gaspçıya bırakıp kiralama ücretini almakla), kıymetini ödeyip ürünü almak arasında dilediğini seçmekte muhayyerdir.

Câriyeyi gasbedip onunla cinsel ilişkiye girer, ondan çocuk edinirse ona had cezâsı gerekir. Câriyeyi ve çocuğunu (câriyenin) sâhibine -câriyenin misline verilmesi gereken kadar mehir vererek, değerinin düşmesini telâfî ederek ve benzeri bir köleyi kiralama ücretini vererek- iâde etmesi gerekir. Gasbeden câriyeyi satar, alan da -onun gasbedilmiş bir câriye olduğunu bilmeksizin- onunla ilişkiye girerse, satın alan; onun mehrini, çocuk doğurduysa çocuğunun ücretini ve onun benzeri bir köleyi kiralama ücretini vermesi gerekir ki bunların tümünü gasbedenden geri isteyebilir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1115
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: MENFA’AT ÜZERİNE YAPILAN AKİTLER KİTÂBI
« Yanıtla #2 : 18.08.2015, 03:32 »
بَابُ الشُّفْعَةِ

Şuf’a (Ön Alım Hakkı) Bâbı

Şuf’a insanın, ortağının payını müşterînin elinden alma hakkıdır. Yedi şart olmadığında (yerine getirilmediğinde, şuf’a) vâcib olmaz:

Birincisi: Satış (olmalı). Hibe edilmiş şeye, vakfedilmiş şeye, hul’ (boşama) tazmînâtına ve mehire şuf’a vâcib olmaz.

İkincisi: Taşınmaz (arâzî) olmalı veya ona binâ ile ve tarımla bağlantılı olmalı.

Üçüncüsü: Bölünmemiş müşterek mülk olmalı. Sınırları taksîm edilmiş arâzîye gelince, Câbîr Radiyallâhu Anh’ın kavli gereğince onda şuf’a (hakkı) yoktur:


قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالشُّفْعَةِ فِي كُلِّ مَا لَمْ يُقْسَمْ، فَإِذَا وَقَعَتِ الحُدُودُ، وَصُرِّفَتْ الطُّرُقُ فَلاَ شُفْعَةَ
“Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem taksîm olunmamış her şeyde şuf’a (hakkı) ile hükmetti. Sınırlar konulup yollar ta’yîn edildiği zaman artık şuf’a (hakkı) yoktur.”330

Dördüncüsü: Taksîm edilebilir (bölünebilir) olmalı. Taksîm edilemez arâzîye gelince, onda şuf’a (hakkı) yoktur.

Beşincisi: Şuf’a yapanın arâzînin tamamını alması. Yalnızca bir kısmını almak isterse (bu durumda) şuf’a (hakkı) düşer. Şuf’a yapabilecek iki kişi varsa, şuf’a (hakkı) -hisseleri oranında- ikisindedir. Biri şuf’ayı terk ederse (yapmazsa), diğerinin ya tamamını almak ya da terk etmek (hiç almamak) dışında tercîh hakkı yoktur.

Altıncısı: Fiyatı ödeme imkânı. Şuf’a yapan kişi ücreti ödemekten veya bir kısmını ödemekten âcizse şuf’a (hakkı) düşer. Ücret misliyle karşılanabilecek türdense, (bu durumda) mislini (ederini) öder; misliyle karşılanabilir cinsten değilse, kıymetini öder. İki taraf değeri husûsunda ihtilâf ederse (anlaşmazlığa düşerse), her ikisinin de delîli yoksa -yemîn etmesi şartıyla- müşterînin sözü geçerlidir.

Yedincisi: Şuf’a (hakkı) sâhibinin satışı öğrendiği anda hemen tâlib olması. Geciktirmesi durumunda -orada bulunmaması, hapsedilmiş olması ve ya hasta olması ya da (yaşça) küçük olması gibi sebeplerden dolayı tâlib olmaktan âciz olması müstesnâ- şuf’a (hakkı) ibtâl olur. Buna kadîr olduğu zaman şuf’a (hakkı) devam eder. Talebine dâir şâhid gösterme imkânı varken şâhid göstermezse (bu durumda) yine şuf’a (hakkı) ibtâl olur. Satışı ta ki, üç ya da daha çok kişi tarafından birbirlerinden alınıp birbirlerine satıldığı zamana kadar bilmiyorsa (bu durumda) dilediğinden talebte bulunabilir. Arâzîyi satın alanların ilkinden arâzîyi alacak olursa ikinci birincinin kendisinden arâzî karşılığında aldığını ve üçüncü de ikincinin kendisinden arâzî karşılığında aldığını geri alır. Arâzîyi alır ve üzerinde tarla varsa ya da müşterîye âid binâ varsa, şuf’a yapanın -müşterînin zarar vermeden sökmeyi tercîh etmesi hâli müstesnâ- kıymetini ona ödemesi gerekir. Üzerinde yeşermeye başlamış ürün veya meyveler varsa müşterîye âittir, hasâda ve ya toplanma zamanına kadar bırakılır. Kişi tek akitle arâzî ve bir kılıç alırsa, şuf’a yapanın kendi hissesinden yalnızca arâzîyi alma hakkı vardır.331



Alıntı
Dipnotlar:

330 Buhârî, Hadîs no: 2257.

331 Hirakî Rahimehullâh bunlara ek olarak kâfirin müslüman üzerinde şuf’a hakkının olmadığını da zikreder. (Muhtasar, sf 78)


ooo Menfa’at Üzerine Yapılan Akitler -İşe Alma ve Kiralama- Kitâbı’nın Sonu ooo
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1773 Gösterim
Son İleti 10.06.2015, 01:45
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1470 Gösterim
Son İleti 05.07.2016, 06:41
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
1769 Gösterim
Son İleti 25.07.2017, 16:05
Gönderen: AbdulAzim
0 Yanıt
456 Gösterim
Son İleti 19.01.2019, 07:22
Gönderen: İbn Teymiyye
3 Yanıt
325 Gösterim
Son İleti 16.06.2019, 19:31
Gönderen: İbn Teymiyye