Tavhid

Gönderen Konu: 5 ORUÇ KİTABI UMDET'UL FIKH  (Okunma sayısı 2521 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1104
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
5 ORUÇ KİTABI UMDET'UL FIKH
« : 14.06.2015, 08:52 »
İndeks

5- Oruç Kitâbı (Giriş)

5.1 Ramazân’da Oruç Tutmaktan Muaf Tutulanların Hükümleri Bâbı

5.2 Orucu Bozan Şeyler Bâbı

5.3 Nâfile Oruçlar Bâbı

5.4 İ’tikâf Bâbı



كِتَابُ الصِّيَامِ

5- Oruç Kitâbı (Giriş)


Bâliğ, âkil ve oruç tutmaya güç yetiren her müslümana Ramazân’da o-ruç tutmak, vâcib’tir. Oruç tutmaya tâkat getirebildiğinde, çocuğa da tut-ması emredilir.1

Şu üç şeyden birinin olması ile oruç vâcib olur:2 Şabân’ın (otuza) tamamlanması, Ramazân hilâlinin görülmesi ve Şabân’ın otuzuncu gecesi hilâli görmeye mâni olacak şekilde havanın bulutlu veya tozlu (sisli vb.) olması.3

Hilâli, tek başına gören kişi oruç tutar. Bu kimse âdil biriyse, insanlar o-nun sözüyle oruç tutar ve iki âdil kişinin (hilâli gördüklerine dâir) şehâdeti olmadıkça da orucu bozmazlar (bayram etmezler).4 Tek başına Şevvâl hilâlini gören ise orucunu bozmaz.5

İki kişinin şehâdeti ile otuz gün oruç tuttuysalar, (otuz gün sonunda hilâli görmeseler de) orucu bozarlar, eğer buluttan dolayı yahut bir kişinin sözü ile (hilâli görmeden Ramazân’a) başladıysalar bu durumda (hilâli) görünceye kadar ya da süreyi (Şabân ve Ramazân’ın otuzar günlük sürelerini) tamamlayıncaya kadar orucu bozmazlar.6

Esîr (tutuklu kimse) aylar hakkında şüphedeyse, soruşturur (ictihâd ederek zamanı belirler) ve orucunu tutar. Eğer (tutuklunun ictihâd ederek hesaplama yoluyla tuttuğu) orucu Ramazân ayına veya sonrasına denk ge-lirse geçerlidir, ama öncesine denk geldiyse geçerli olmaz. [Zîrâ o yılın Ramazân’ı için hâlâ zaman vardır. (Mütercim)



Alıntı
Dipnotlar: Oruç Kitâbı (Giriş)

1- Hirakî Rahimehullâh bunu: “Çocuk on yaşına geldiğinde eğer oruca gücü yetiyorsa oruç tutması gerekir.” şeklinde ifâde etmiştir. (Muhtasar, sf 51) Ancak bu husûsta râcih olan, -Umde şarihi Makdisî Rahimehullâh’ın da beyân ettiği gibi- bunun vücûbiyet anlamında değil, müstehabblık manâsında olmasıdır. Her ne kadar namazı terk etmesinde olduğu gibi orucu terk etmesinden dolayı çocuk dövülse de bu vâcib olduğunu göstermez. [Dövülmesi edeplendirme babındandır. (Mütercim)] Bahâ’uddîn el-Makdisî Rahimehullâh, bu meyanda orucun farz olma şartlarını şu şekilde özetlemiştir:

a) İslam: Buna göre gerek aslî kâfirlere, gerekse mürtedlere oruç farz değildir. [Müslüman olduktan sonra da kazâ etmeleri gerekmez. (Mütercim)]

b) Akıl: Deliye oruç farz değildir.

c) Buluğ: Çocuğa (yukarıda ifâde edildiği gibi) oruç farz olmaz. Bu vasıflara hâiz olan birisi eğer güç yetirebiliyorsa (iyileşme ümîdi olmayan hasta, yaşlı vb. değilse) oruç tutması vâcib’tir. (el-Udde, 1/213)

2- Hirakî Rahimehullâh oruca niyetle alâkalı şöyle demiştir: “Farz olan oruca (imsâk vaktinden yani fecirden önce) gecenin herhangi bir sâatinde niyet edilmezse o oruç câiz olmaz. Oruca geceden niyet edip de imsâktan önce bayılan kişi güneş batana kadar ayılmazsa o gün tuttuğu oruç geçerli olmaz. Her kim bir şey yemeden gündüzün (herhangi bir vaktinde) nâfile oruca niyet ederse bu oruç geçerlidir.” (Muhtasar, sf 49)

İbnu Kudâme Rahimehullâh bu ibârenin şerhinde şunları söylemektedir: “Niyetin manâsı bir şeye kasdetmek, yönelmek ve herhangi bir tereddüd olmaksızın kalbin bir şeye i’tikâd etmesi demektir. Bu bakımdan niyetin kesinlik taşıması gerekir. Bu sebeble -meselâ Şabân’ın otuzuncu günü- eğer yarın Ramazân ise oruçluyum şeklindeki bir niyetle tutulan oruç sahîh olmaz. Çünkü Ramazân’ın başlangıcı ya hilâli görmekle, ya Şabân’ı otuza tamamlamakla veyahut da Hanbelîler nezdinde Şabân’ın son akşamı havanın kapalı olmasıyla sâbit olur. Bu şer’î delîllerin hiç biri olmadan oruca niyet etmek geçerli olmaz. Kezâ müneccimlerin veyahut da astronomî ilmi ile uğraşanların hesaplamalarından yola çıkarak oruç tutan kişinin de orucu sahîh olmaz. Hesaplamaları sık sık isâbet de etse böyledir.” (el-Muğnî, 4/337-338)


3- Hanbelîlerin bu husûstaki delîli İbnu Ömer Radiyallâhu Anhuma’nın uygula-masıdır. Zîrâ o, Şabân’ın yirmi dokuzuncu gününün akşamı hilâli gözlemek için adam gönderir; eğer ki hava açık olduğu hâlde göremezse ertesi gün oruç tutmaz fakat hava kapalı olursa ertesi gün oruç tutardı. Bunu Ebû Dâvud Rahimehullâh rivâyet etmiştir.

İbnu Ömer Radiyallâhu Anhuma şöyle rivâyet etmiştir:


صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا لَهُ ثَلاَثِينَ


“Hilâli gördüğünüzde oruç tutunuz, yine onu gördüğünüzde iftâr ediniz. Hava size kapalı olursa onu otuz olarak takdîr ediniz.” (Yakın lafızlarla Buhârî, Hadîs no: 1906; Müslim, Hadîs no: 1080)


İbnu Kudâme Rahimehullâh hadîsi en iyi ravisinin tefsîr edeceğini söyleyerek bu görüşü tercîh etmiştir. Ancak diğer üç mezhep âlimleri ve müctehidlerin ekserîsi bunu kabûl etmemiştir. Zîrâ hadîsin başka lafızlarında açık olarak şöyle buyrulmuştur:

صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَإِنْ غُبِّيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا عِدَّةَ شَعْبَانَ ثَلاَثِينَ

“Hilâlin görünmesiyle oruç tutunuz, yine onun görünmesiyle iftâr ediniz. Hava size kapalı, sisli olursa Şabân’ı otuz olarak tamamlayın.” (Buhârî, Hadîs no: 1909)


Bu yüzden cumhûra göre hilâl görülemediği takdirde herhangi bir hesaba veya başka bir uygulamaya başvurulmadan Şabân otuza tamamlanır. Bu görüş İmam Ahmed Rahimehullâh’dan da rivâyet edilmiştir. (Tafsîlâtı için el-Muğnî, 4/330-333)

Meselenin hakîkatini İbnu Teymiyye Rahimehullâh şöyle açıklamıştır: “Eğer Şabân’ın son gününün akşamı bulut, sis gibi hilâlin görülmesine mâni olan bir şey mevcûtsa ertesi gün oruç tutmak ne vâcib’tir, ne de harâm’dır bilakis câizdir. Bu, selef ve haleften bir tâifenin görüşüdür. Ebû Hanîfe’nin de görüşü budur. İmam Ahmed’den bugünde oruç tutmaya dâir nakledilen yaygın rivâyetler de buna delâlet eder. Gerek onun gerekse sahâbeden herhangi birisinin sözlerinde bunun vâcib olduğuna delâlet eden bir şey yoktur.” (el-Fetâvâ’ul Kubrâ, 5/375)

Er-Ravz’ul Murbi’ adlı eserde de beyân edildiği gibi eğer insanlar Şabân’ın otuzun(un akşamın)da hava bulutsuz (açık) olmasına rağmen hilâli görmediyseler, bu durumda o gün oruç tutmaya başlamazlar. O gün oruç tutmak mekrûh’tur çünkü o gün “Şek Günü”dür ve o gün (oruç tutmak) yasaklanmıştır. (Behûtî, er-Ravz’ul Murbi’, 1/225)

4- Zîrâ İbnu Ömer Radiyallâhu Anhuma’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem tek kişinin şehâdetiyle Ramazân’a başladığı hâlde Ramazân’ın sonunda ancak iki kişinin şehâdetini kabûl ederdi. Âlimlerin ekserîyetinin kanâati de bu doğrultudadır. Bu husûsta (Ramazân’ın sonunda) kadınların şâhitlikleri kabûl edilmez. (el-Muğnî, 4/419-420)

Nevevî Rahimehullâh ise bu husûsta şunları zikretmektedir: Ramazân hilâli hâricinde gerek Şevvâl hilâli gerekse de diğer ayların hilâli iki tane hür, erkek, âdil şâhidin şehâdeti hâricinde sâbit olmaz. Nevevî ardından Ebû Sevr Rahimehullâh hâricindeki bütün âlimlerin bunu böyle kabûl ettiklerini dile getirmekte ve muhâlif görüşleri zikrederek bütün bu muhâlif görüşlerin “şazz” ve “zayıf” olduğunu beyân etmektedir. (el-Mecmû’ Şerh’ul Muhezzeb, 6/281)

5- Çünkü bu kişinin yanılmış olması mümkündür. Nitekim Ömer Radiyallâhu Anh -hilâfeti döneminde- hilâli gördüğünü iddiâ eden bir adama gözlerini silmesini emretmiş ve gözünü sildikten sonra adam hilâli görememiştir. Ancak iki âdil şâhit hilâli görürse velev ki kadı nezdinde kabûl edilmemiş olsa da insanlar onların sözü ile bayram edebilirler. (el-Muğnî, 4/421)

6- İbnu Teymiyye Rahimehullâh bu ibârenin şerhinde şöyle demektedir: “Bir kişinin şâhitliği ile otuz gün oruç tutmuşlarsa ta ki en az iki kişinin şâhitlik etmesi sûretiyle hilâli görünceye yahut Şabân ve Ramazân aylarının ikisini de otuzar gün olarak (toplam altmış gün olarak) hesaplayıp bu süreyi tamamlamadıkları müddetçe bayram etmezler. Zîrâ Ramazân’ın başlangıcında oruç ihtiyâta binâen tek kişinin şâhitliğiyle başlatılmıştı. [Yoksa kâmil anlamda ayın başlangıcı tesbît edildiğinden dolayı değil. (Mütercim)]” (İbnu Teymiyye, Şerh’ul Umde, 4/151)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1104
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: 5 ORUÇ KİTABI UMDET'UL FIKH
« Yanıtla #1 : 14.06.2015, 08:58 »
بَابُ أحْكَامِ الْمُفْطِرِينَ فِي رَمَضَانِ

5.1 Ramazân’da Oruç Tutmaktan Muaf Tutulanların Hükümleri Bâbı


Ramazân’da oruç tutmamak şu dört sınıf için mübâh’tır:

İlki; orucun kendisine zarar vereceği hasta ve namazı kısaltacak kadar uzun bir mesâfeye giden yolcu. (Hasta ve yolcudan müteşekkil) bu iki sınıf için orucu yemek daha efdaldır ve bunlar (oruç tutmadıkları günler sayısınca) kazâ ederler. (Hasta ve yolcu olmasına rağmen orucu yemez de) oruç tutarlarsa, (oruçları) geçerlidir.

İkincisi; hayızlı ile nifâslı kadındır. Orucu yerler ve (daha sonra) kazâ ederler. Eğer oruç tutarlarsa, (oruçları) geçersizdir.

Üçüncüsü; hâmile ile emzikli kadın. Eğer kendileri için korkarlarsa, orucu yerler ve (daha sonra) kazâ ederler. Eğer (henüz doğmamış veya anne sütü ile beslenen) bebekleri için korkarlarsa, orucu yerler, (daha sonra) kazâ ederler ve (oruç tutmadıkları) her gün için bir miskîni doyururlar. 1

Dördüncüsü; yaşlılıktan veya iyileşme ümîdi bulunmayan (çaresi bu-lunmayan) bir hastalıktan dolayı, (oruç tutmaktan) âciz olanlar. Böyle olan birisi ise (oruç tutmadığı) her gün için bir miskîni doyurur.

Oruç yiyenlerin üzerinde (oruç yedikleri bütün günler için) kazâ etmelerinden başka bir şey yoktur. Fercden cim⒠ederek (sünnet yerinden cinsel ilişkiye girerek) orucunu bozan kimse bundan müstesnâdır. Bu durumda olan birisinin ise, orucu kazâ etmesi ve ek olarak da bir köle âzâd etmesi gerekir, eğer bunu yapamazsa iki ay aralıksız oruç tutması gerekir bunu da yapamazsa altmış miskîni doyurmalıdır bunu da yapamazsa üzerinden yükümlülük sâkıt olur (düşer). Eğer cim⒠ettiyse ve henüz keffâret ödemediyse ardından ikinci defa cim⒠ettiyse bu durumda onun için bir keffâret vardır; eğer keffâreti ödeyip ikinci defa cim⒠ettiyse bu durumda onun için ikinci keffâret vardır. Ramazân’da imsâk etmesi (orucu bozan şeylerden sakınması) gereken herkese (meselâ o günün Ramazân olduğunu gün ortasında öğrenen kişi gibi), cim⒠ettiğinde (cinsel ilişkiye girdiğinde) keffâret vardır.

Geçerli bir mazeret ile (tutamadığı orucu) kazâ etmeyi bir sonraki Ramazân’a kadar erteleyene, kazâ etmesinden başka bir yükümlülük yoktur. Eğer ihmâlkârlıktan dolayı bunu yaptıysa bu durumda (tutamadığı orucu) kazâ etmenin yanında her gün için bir miskîni doyurur.

Eğer kazâ etmeyi ölene kadar geçerli bir mazeretten dolayı terk ettiyse, ona hiçbir şey gerekmez. Eğer mazeretsiz olarak bunu yaptıysa (öldükten sonra) onun adına (oruç yediği) her gün için bir miskîn doyurulur. Ancak (borçlu olduğu) oruç nezirden dolayıysa (adak orucuysa) bu durumda onun adına birisinin oruç tutması gerekir. Bütün taâtler için yapılan nezirlerde (namaz, sadaka, kurbân ve diğer adaklarda) hüküm aynıdır.




Alıntı
Dipnotlar:Ramazân’da Oruç Tutmaktan Muaf Tutulanların Hükümleri Bâbı

1- İbnu Kudâme Rahimehullâh’ın el-Muğnî’de ifâde ettiği gibi bu tıpkı cim⒠keffâretinde olduğu gibi her miskîne bir müd (çeyrek sa’; yaklaşık yarım kilo ve fazlası) buğday ya da yarım sa’ (yaklaşık bir kg. ve daha fazlası) hurma veya arpa (veyahut da fitre olarak verilmesi câiz olan yiyeceklerden) vermek sûretiyle olur. (el-Muğnî, 4/395)

Hirakî Rahimehullâh ise şöyle demiştir: “Hayızlı ve nifâslı kadın imkânı olduğu hâlde ölene kadar orucunu kazâ etmezse, öldükten sonra (yakınları) oruç tutmadığı her gün için bir miskîni doyurur.” (Muhtasar, sf 50)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1104
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: 5 ORUÇ KİTABI UMDET'UL FIKH
« Yanıtla #2 : 14.06.2015, 09:04 »
بَابُ مَا يُفْسِدُ الصَّوْمَ

5.2 Orucu Bozan Şeyler Bâbı


Her kim; yer, içer1 veya burnuna bir şey çekerse yahut hangi yoldan olursa olsun midesine herhangi bir şey ulaşırsa veya kusmaya çalışır da kusarsa (kasıtlı olarak kusarsa), istimnâ yaparsa (kendi isteğiyle menî getirirse), (şehvet sebebiyle) öper yahut dokunur da bunun sonucu olarak menî ya da mezî boşalırsa, bakışı tekrarlayıp bunun netîcesinde boşalırsa, ya da hacâmat yaptırırsa2; bütün bunları kasıtlı olarak ve orucu hatırında olduğu hâlde yaptığı takdirde orucu bozulur.3 Bunları unutarak yahut ikrâh altındayken yaptıysa orucu bozulmaz.

Eğer boğazına/yutağına sinek veya toz kaçarsa, ya da mazmaza (ağza su verme) veya istinşak (buruna su çekme) yaparken boğazına/yutağına su ulaşırsa, ya da (şehevî şeyleri) düşünür ve ardından (düşünme dışında başka bir eylemde bulunmaksızın) boşalırsa ya da idrâr yoluna (ilaç vb.) bir şey damlatırsa yahut ihtilâm olursa veya kasıtsız (istem dışı) kusarsa, orucu bozulmaz.4

Eğer, akşam olduğunu zannederek yer ve daha sonra gündüz olduğu ortaya çıkarsa, (o günün orucunu) kazâ eder. Eğer fecirin başlangıç zamanı husûsunda şüpheli (olarak) yediyse orucu ifsâd olmamıştır ancak güneşin battığından şüpheli bir şekilde yediyse, (orucu) kazâ eder.5




Alıntı
Dipnotlar: Orucu Bozan Şeyler Bâbı

1- El-Umde şarihi Makdisî Rahimehullâh’ın beyân ettiği gibi (geçerli) bir mazeret olmaksızın yiyip içilen şey, gıda türünden olsun veya çakıl taşı, toz gibi gıda ihtivâ etmeyen bir şey olsun fark etmez hepsi orucu bozar. (el-Udde, 1/221)

2- El-Umde şerhi el-Udde’de bu ifâdeye ilâveten “yahut başkasına hacâmat yaparsa” denilmiştir. Hacâmat yoluyla kan aldıran kişinin orucunun bozulacağı görüşünü İshâk, İbn’ul Munzir, İbnu Huzeyme, Atâ ve Abdurrahman bin Mehdi gibi bazı müctehidler dile getirmiştir. Dayanakları şu hadîstir:


أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ

“Hacamât yapan da yaptıran da orucunu bozmuştur.” (Ebû Dâvud, Hadîs no: 2367-2371; Tirmizî, Hadîs no: 774; İbnu Mâce, Hadîs no: 1679-1681)
Diğer üç mezhepte ise hacâmatın orucu bozan bir fiil olduğu görüşü kabûl edilmemiştir. Bunlar, Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in oruçlu iken kan aldırdığına dâir rivâyetlere istinâd etmişler ve diğer hadîsleri ise değişik şekillerde îzâh etmişlerdir. (el-Muğnî, 4/350-352)

Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye Rahimehullâh, bu meseleyi ele alarak, Basra ehlinin Ramazân başlayınca hacamât dükkanlarını kapattığını, hacamât yapanın da hacamât yaptıranın da orucunun bozulduğu yönündeki görüşün Ahmed bin Hanbel, İshâk bin Râheveyh, İbnu Huzeyme ve İbn’ul Munzir’in de aralarında bulunduğu hadîscilerin (Ehl’ul Hadîs’in) fakîhlerinin çoğunluğunun mezhebi (görüşü) olduğu-nu söylemiş, ve muhâlif görüşlere delîllerle cevâp vererek hacamâtın; hem hacamât yapanın hem de hacamât yaptıranın orucunu bozduğunu söylemiştir. (İbnu Teymiyye, Mecmu’ul Fetevâ, 25/251-258’den özetle)

3- Hirakî Rahimehullâh bunlara ilâveten şöyle demiştir: “İslâm’dan irtidâd eden kişi de o andan itibâren orucunu bozmuş olur. Orucunu bozmaya niyetlenen kişi, niyet ettiği andan itibâren orucunu bozmuştur.” (Muhtasar, sf 49)

İbnu Kudâme Rahimehullâh ise nâfile oruçla alâkalı olarak; kişi orucu bozmaya niyetlenir fakat sonra tekrar oruca niyet ederse orucu bozulmaz, demiştir. (el-Muğnî, 4/371)

Yine Hirakî Rahimehullâh’ın söylediği gibi; “bunları yapan kişiye keffâret ol-maksızın sadece (bir gün) kazâ gerekir. [Keffâret ise yalnızca cinsî temâsla orucunu bozana gerekir. (Mütercim)] Sadece vâcib (farz) olan oruçlarda kazâ gerekir. [Nâ-file oruçların kazâ edilmesi gerekmez. (Mütercim)].” (Muhtasar, sf 49)

4- İbnu Kudâme Rahimehullâh orucu bozmayan bu husûslara ilâveten el-Muğnî’de şunları zikretmiştir:

“Tükürük yutmak -velev ki ağzında toplayıp yutsa da- orucu bozmaz. Oruçlu-nun banyo yapmasında da bir sakınca yoktur. Dişlerinin arasında atılması mümkün olmayacak kadar küçük bir parça yiyecek kalan kimse bunu yutsa orucu bozulmaz. Ancak yuttuğu parça dışarı atılması mümkün olan büyük bir parça ise orucu bozulur. Eğer ihtiyâç varsa oruçlu kimse yemeğin tadına bakabilir, ama ihtiyâç yoksa yemekten tatması mekrûh’tur. Eğer yemeğin tadını boğazında hissederse orucu bozulur.” (İbnu Kudâme, el-Muğnî, 4/354-360)


5- İbnu Kudâme Rahimehullâh bu husûsta şöyle demiştir: “Yemek yediği esnâda fecrin doğduğu kesinse kazâ gerekir. Ancak fecrin doğduğu şüpheliyse ta ki fecrin doğduğu kesinleşene kadar yiyip içebilir bundan dolayı bir şey gerekmez. Akşam ise güneşin battığı şüpheli olsa bile kazâ gerekir. Zîrâ aslolan ne ise onun hükmü devam eder. Fecirden önce aslolan gecenin devam etmesi olduğundan dolayı fecrin doğuşunu kesin bilene kadar gece devam ediyor sayılır. Güneş batmadan önce ise aslolan gündüzün devam etmesidir. O yüzden güneşin battığı kesin bir şekilde bilinene kadar oruç açılamaz.” (el-Muğnî, 4/389-391)

Ayrıca Hirakî Rahimehullâh’ın beyân ettiği gibi “Efdal olan sahûru geciktirmek, iftârı acele etmektir.” (Muhtasar, sf 51)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1104
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: 5 ORUÇ KİTABI UMDET'UL FIKH
« Yanıtla #3 : 14.06.2015, 09:09 »
بَابُ صِيَامِ التَّطَوُّعِ

5.3 Nâfile Oruçlar Bâbı


أَفْضَلُ الصِّيَامِ صِيَامُ دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلَامُ، كَانَ يَصُومُ يَوْمًا وَيُفْطِرُ يَوْمًا
“En efdal (üstün, nâfile) oruç Dâvud Aleyh’is Selâm’ın orucudur. O, bir gün oruç tutar bir gün yerdi.”1

وَأَفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ، شَهْرُ اللهِ الَّذِي يَدْعُونَهُ الْمُحَرَّمَ
“Ramazân ayından sonra en efdal oruç, Muharrem olarak adlan-dırdıkları Allâh’ın ayında tutulan oruçtur.”2

وَمَا مِنْ أيّام الْعَمَلُ الصَّالِحُ فِيهِنَّ أحَبُّ إلَى اللهِ مِنْ عَشْرِ ذِي الْحِجَّةِ
“Allâh’a; sâlih amellerin, Zi’l Hicce’nin (ilk) on gününden daha se-vimli olduğu gün yoktur.”3

وَمَنْ صَامَ رَمَضَانَ وَأتْبَعَهُ بِسِتٍّ مِنْ شَوَّالٍ فَكَأنَّمَا صَامَ الدَّهْرَ كُلَّهُ
“Ramazân orucunu tutan ve sonrasında Şevvâl’den altı gün oruç tutan, bütün sene oruç tutmuş gibidir.”4

صِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ كَفَّارَةُ سَنَةٍ
“Âşûrâ (Muharrem’in onuncu) Günü5 oruç tutmak bir yılın keffâretidir.”6

صِيَامُ يَوْمِ عَرَفَةَ كَفَّارَةُ سَنَتَيْنِ
“Arafe Günü oruç tutmak ise iki yılın keffâretidir.”7

Arafe günü) Arafat’da olanın oruç tutması ise müstehabb değildir.8 Eyyam-ı Bîd’de9 oruç tutmak müstehabb’tır, Pazartesi ve Perşembe günü de (oruç tutmak müstehabb’tır).

الصَّائِمُ الْمُتَطَوِّعُ أَمِيرُ نَفْسِهِ، إِنْ شَاءَ صَامَ، وَإِنْ شَاءَ أَفْطَرَ
“Tetavvu’ (nâfile) oruç tutan kendi nefsinin emiridir; dilerse oruç tutar ve (orucunu bozmayı) dilerse yer.”10

Böyle bir kimsenin (orucunu) kazâ etmesi gerekmez. Kezâ bütün tetavvu’lar da (nâfile ibâdetler) böyledir, hacc ve umre dışında ki; bunların tamamlanması vâcib’tir, hac ve umreden her ne ifsâd edildiyse onun kazâsı yapılır.

نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ صَوْمِ يَوْمَيْنِ: يَوْمُ الْفِطْرِ، وَيَوْمُ الْأَضْحَى
“Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem iki günde oruç tutmayı nehyetmiştir; Ramazân Bayramı Günü ve Kurbân Bayramı Günü.”11

نَهَى عَنْ صَوْمِ أَيَّامِ التَّشْرِيقِ
“(Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Teşrîk Günleri’nde12 oruç tutmayı nehyetmiştir.”13

إلَّا أنَّهُ رَخَّصَ فِي صَوْمِهَا لِلْمُتَمَتِّعِ إذَا لَمْ يَجِدِ الْهَدْيَ
“Ancak, Temettu’ (haccı)14 yapan ve hedy (kurbânlık) bulamayan kimseye bu günlerde oruç tutması için ruhsat (izin) vermiştir.”15

Kadîr Gecesi, Ramâzan’ın son on gününün tek gecelerindedir.16



Alıntı yapılan: Dipnotlar
Dipnotlar: Nâfile Oruçlar Bâbı

1- Nesâî, Hadîs no: 2388 aynı anlamda; Buhârî; Hadîs no: 1131; Müslim, Hadîs no: 1159, Abdullâh İbnu Amr İbn’ul Âs Radiyallâhu Anhuma’dan.

2- Az farkla; Müsned-i Ahmed, Hadîs no: 8488; yakın lafızlarla Müslim, Hadîs no: 1163, Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh’dan.

3- Yakın lafızlarla; Müsned-i Tayâlisî, Hadîs no: 2397, Abdullâh İbnu Amr İbn’ul Âs Radiyallâhu Anhuma’dan ve Hadîs’in bir benzeri; Tirmizî, Hadîs no: 758, Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh’dan. Tirmizî, hadîsin “garîb” olduğunu söylemiştir. Buhârî’nin bazı nüshalarında bunun bir benzeri yer almıştır. Buhârî, Hadîs no: 969 ve açıklamalarına müracâat ediniz.

4- Yakın lafızlarla; Müslim, Hadîs no: 1164, Ebû Eyyûb el-Ensâri Radiyallâhu Anh’dan.

5- İbnu Kudâme Rahimehullâh el-Muğnî’de diyor ki: Ahmed ve İshâk’a göre Muharrem’in dokuz ve onuncu günleri oruç tutmak müstehabb’tır. Nitekim Atâ’dan (İbnu Abbâs Radiyallâhu Anh kanalıyla) yapılan rivâyete göre, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:


صُومُوا التَّاسِعَ وَالْعَاشِرَ وَخَالِفُوا الْيَهُودَ

“(Muharrem’in) dokuz ve onuncu günleri oruç tutun, Yahûdilere muhâlefet edin!” (Beyhekî, es-Sünen’ul Kubrâ, Hadîs no: 8404)

İmâm Ahmed Rahimehullâh şöyle demiştir: “Âşûrâ orucunu tutmak isteyen kimse, ayın başlangıcı konusunda müşkilat olduğunda üç gün oruç tutsun.” (İbnu Kudâme, el-Muğnî, 4/441)

İbn’ul Kayyim Rahimehullâh ise şöyle demiştir: “Âşûrâ orucu (fazilet bakımın-dan) üç mertebedir. En iyisi, hem bir gün öncesinde hem de bir gün sonrasında (toplam üç gün) oruç tutmaktır. Bunun ardından (efdallıkta) dokuzuncu ve onuncu günde (iki gün) oruç tutulması gelmektedir ve de hadîslerin çoğu böyle yapılmasına delâlet etmektedir. (Efdallıkta) bundan sonra da sadece onuncu gün oruç tutulması gelmektedir.” (İbn’ul Kayyim, Zâd’ul Meâd, 2/72)

6- Yakın lafızlarla Müslim, Hadîs no: 1162, Ebû Katâde Radiyallâhu Anh’dan.

7- Fâkihî, Ahbâru Mekke, 2768’de Abdulkerîm Ebû Umeyye’nin sözü olarak nakletmiştir. Bu rivâyette “gelecek senenin ve geçmiş senenin günâhlarına” şeklinde açıklama vardır. Müslim, Hadîs no: 1162’de bir benzeri nakledilmiştir.

8- Hirakî’nin işâret ettiği gibi, Arafât’ta bulunan kişinin -du’â (ibâdet) için daha kuvvetli olabilmesi amacıyla- oruç tutması müstehabb değildir. (Muhtasar, sf 51)

9- Eyyam-ı Bîd: “Beyaz Günler” demektir, sahîh kavle göre Kamerî ayın ortasındaki günler olan on üç, on dört ve on beşi gündüz güneşle gece de dolunayla aydınlanarak yirmi dört saati aydınlık olduğundan bu şekilde isimlendirilmişlerdir. (Bu minvâlde açıklamalar için bkz. El-Mutli’, 188)

10- Müsned-i Ahmed, Hadîs no: 26893; yakın lafızlarla Tirmizî, Hadîs no: 732, Ümmü Hânî Radiyallâhu Anha’dan. Tirmizî şöyle demiştir: Hadîsin isnâdı hakkında (olumsuz yönde) konuşulmuştur. Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in ashâbından ve başkalarından bir kısım ilim ehli bununla (hadîsin muktezâsıyla) amel etmiştir.

11- Müstahracu Ebî Avâne, no: 3133 ve yakın lafızlarla; Buhârî, Hadîs no: 1990; Müslim, Hadîs no: 1137. Ömer Radiyallâhu Anh’dan.

12- Teşrîk Günleri: Zi’l Hicce ayının on bir, on iki ve on üçüncü yani Kurbân Bayramı’nı takip eden ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerdir. (Bu minvâlde açıklamalar için bkz. El-Mutli’, 138)

13- Müsned-i Ahmed, Hadîs no: 16706, Yûnus bin Şeddâd Radiyallâhu Anh’dan. Ayrıca; Müslim, Hadîs no: 1141’de “Teşrîk günleri, yeme içme günleridir.” lafzıyla.

14- Temettu’ Haccı: Bir hac mevsimi içerisinde ayrı niyet ve ihrâmlar ile umre ve hac yapmaktır.

15- Aynı manâda Buhârî, Hadîs no: 1997-1998, Âişe Radiyallâhu Anha’dan ve İbnu Ömer Radiyallâhu Anhuma’dan.

16- Haccâvî Rahimehullâh’ın söylediği gibi, Kadîr Gecesi çok büyük ihtimalle Ramâzan’ın yirmi yedinci gecesidir. (Zâd’ul Mustaknî’, sf 84)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1104
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: 5 ORUÇ KİTABI UMDET'UL FIKH
« Yanıtla #4 : 23.07.2015, 21:02 »
بَابُ الْاِعْتِكَافِ

5.4 İ’tikâf Bâbı

İ’tikâf, Allâhu Teâlâ’ya orada taâtte bulunmak için mescide çekilmektir. İ’tikâf, nezr (adanmış) olması durumu hâriç, sünnet’tir, nezr olduğunda ise (yapılması adanan i’tikâfın) yerine getirilmesi lâzımdır (vâcib’tir).

Kadın için kendi evindeki mescidden başka, bütün mescidlerde i’tikâfa girmesi sahîh’tir. Erkek için ise cemâ’at ile namaz kılınan mescid dışında sahîh değildir ve cuma kılınan mescidde i’tikâfa çekilmesi daha efdaldır.

İ’tikâfa çekilmeyi veya namaz kılmayı belirli bir mescidde yapmayı nezr eden, i’tikâfı başka bir mescidde de yapabilir; ancak üç mescidden birinde (Mekke’deki Mescid-i Harâm, Medîne’deki Mescid-i Nebevî ve Kudüs’deki Mescid-i Aksâ) i’tikâfa çekilmeyi nezr eden müstesnâdır. Eğer, Mescid-i Harâm’da i’tikâfa çekilmeyi nezr ettiyse (adadıysa), orada i’tikâfa çekilmesi gerekir. Eğer Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in Mescid’inde (Mescid-i Nebevî’de) i’tikâfa çekilmeyi nezr ettiyse, Mescid-i Harâm’da da (Ka’be’de) i’tikâfa çekilebilir. Eğer Mescid-i Aksâ’da i’tikâfa çekilmeyi nezrettiyse, (diğer) ikisinden (Ka’be’den ve Mescid-i Nebevî’den) dilediğinde i’tikâfa çekilebilir.

İ’tikâfa çekilen kişinin kendisini, Allâh’a yakınlaştıracak şeylerle meşgûl etmesi ve (buna uymayan) malâyanî, boş söz ve fiillerden sakınması müstehabb’tır. İ’tikâf bunların hiçbirinden dolayı ibtâl olmaz.

(İ’tikâfa girmeden önce) şart koşmuş olması dışında1 (i’tikâfta olan kişi) yapması kaçınılmaz olan birşey için olmaksızın mescidden dışarı çıkamaz.2 Kadına da (şehvetle) yaklaşamaz. Yolu üzerindeki bir hastanın veya bir başkasının durumu hakkında, yanına çıkmaksızın sorarsa bu câizdir.




Alıntı yapılan: Dipnotlar
Dipnotlar: İ’tikâf Bâbı

1- El-Umde şarihi Makdisî Rahimehullâh’ın belirttiği gibi kişi hasta ziyareti, cenâzeye katılma, ailesini ziyâret etme, âlim ve sâlih bir kişinin yanına gitme gibi şeyleri i’tikâftan önce taahhüd ettiyse bu taahhüdünü yerine getirmesi gerekir. (el-Udde, 1/233)

2- Er-Ravz’ul Murbi’ adlı eserde yapılması kaçınılmaz olan şeylere misâl olarak şunlar zikredilmiştir: Getirecek kimse olmadığı için yiyecek ve içecek getirmek; aniden kusmak, tuvalet ihtiyâcı, (gusül, abdest gibi) vâcib tahâretlenmeyi yerine getirme, cünüb olanın gusl etmek için ayrılması, cuma namazına gitmek veya şer’ân gerekli olan şâhidliği yerine getirmek. (Behûtî, er-Ravz’ul Murbi’, 1/245)

İbnu Kudâme Rahimehullâh ise el-Muğnî’de alışveriş yapmasının câiz olmadığını belirtmiştir. Kişinin abdesti bozulmadığı hâlde sırf abdest tazelemek için çıkmasını da i’tikâfı bozan husûslar arasında zikretmiştir. Ellerini yıkaması gerektiğinde bir tasın içinde vs. yıkaması gerektiğini aksi takdirde el yıkamak için çıkmasının câiz olmadığını beyân etmiştir. Mescidin içinde yemek yemesinde, sofra kurmasında, temizlik yapmasında sakınca yoktur. (İbnu Kudâme, el-Muğnî, 4/478-484’den özetle)


ooo Oruç Kitâbı’nın Sonu ooo
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Tullab'ul Ilm

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 197
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 5 ORUÇ KİTABI UMDET'UL FIKH
« Yanıtla #5 : 05.05.2019, 09:40 »
Bismillâh,

Hatırlatma!
Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye (Rahimehullah) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Alim cahili tanır çünkü o da (bir zamanlar) cahildi. Cahil ise alimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman alim olmadı." (Şeyh'ul İslam İbnu Teymiyye, Mecmu'ul Fetava, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
6 Yanıt
3252 Gösterim
Son İleti 24.08.2016, 14:06
Gönderen: AbdulAzim
6 Yanıt
2996 Gösterim
Son İleti 21.08.2016, 13:05
Gönderen: Uhey
2 Yanıt
1559 Gösterim
Son İleti 09.08.2016, 15:20
Gönderen: AbdulAzim
2 Yanıt
1596 Gösterim
Son İleti 07.08.2016, 12:48
Gönderen: AbdulAzim
3 Yanıt
1789 Gösterim
Son İleti 21.08.2016, 00:06
Gönderen: Uhey